içinde ,

MuhteşemMuhteşem ÜzgünÜzgün

İşitme Engelli Bireylerin Gözünde Dünya

Bunun olacağını hiç düşünmezdim aslında, bir anda sessizleşiverdi dünya. Ne eskiden şikayet ettiğim kapı gıcırtısı sesi vardı artık ne de çok sevdiğim kuşların o huzur veren şarkıları… O çok gürültülü şehir bir anda ıssız bir yere döndü adeta. Ne oldu anlayamadım önce, herkes konuşuyordu ama tek bir kelime bile yoktu duyabildiğim. Kendimi dünyadan dışlanmış hissettim, kendi sesimi bile duyamıyordum. Hep aynı tartışmalar yaşanmaya başladı sonrasında, ‘’Bersun, beni dinlemiyor musun?’’, ‘’Anlamıyor musun?’’, ‘’Beni umursamıyorsun bile!’’ ve daha niceleri… Hiç aklıma gelmedi kulaklarımın artık duymama ihtimalinin oluşu, kafam dolu dedim, dikkatim dağınık dedim sanki korkulacak bir şeymiş gibi kabullenemedim. Çünkü korkmuştum, ne işaret dili bilirdim ne de işitme engelli bir tanıdığım vardı beni anlayabilecek ve yol gösterebilecek. Duyamadığım sesler de baş ağrıtabilirmiş, bunu öğrendim bu süreçte.

Bir düşünsenize akşam her şeyi duyabiliyorsunuz ama sabah sesler sanki yanınızdaki insandan değil de iki bina öteden geliyor. Ve o kadar ötekileştirilmiş ki işitme engelli bireyler sanki başka bir evrenden gelmişler gibi, kimse işaret dili bile bilmiyor. Duyamıyorum dediğinizde ahlaya vahlaya cevap veriyorlar size, duyamıyorsunuz ama o acıyan gözler adeta kara tahtayı tırnaklarmışçasına bir uğultu saplanıyor beyninize kadar.

Artık tamam deyip kabullenip gidiyorsunuz hastaneye, durumu anlatıyorsunuz ve giriyorsunuz işitme testine. Bir bakıyorsunuz ki o test odasının rahatsız edici sessizliği her yerde sizinle olacak artık. Bir sonraki adım ne olacak, bilemiyorsunuz. İşitme cihazı almanız gerektiği söyleniyor ve onunla duyabileceğiniz anlatılıyor size tane tane. Kabul ediyorsunuz, gürültü dolu bir dünyada sessiz yaşamak sandığınızdan daha zor çünkü, öğreniyorsunuz bunu.

Güç bela ücretini denkleştirdiğiniz işitme cihazınıza kavuşuyorsunuz sonunda. İlk denemeniz hep hatıranızda kalacak bir an olarak kazınıyor aklınıza. Dünyayı ilk defa deneyimleyen bir bebek kadar heyecanla bakıyorsunuz etrafınıza, dinlemeye duymaya çalışıyorsunuz her şeyi. Çok güzel gidiyor her şey, artık duyabiliyorsunuz iletişim kurup hayatınızı sürdürebilecek kadar ama bir sorun var… O cihaz ne kadar küçük olursa olsun acıtıyor, bazen fırlatıp atasınız geliyor ama dışarıdaysanız ne yazık ki tehlikeyi çağırmak demek bu, yapamıyorsunuz.

Sabah uyandığınızda bazen en sevdiğiniz şarkıyı açmak ister ya insan, açamıyorsunuz. Açsanız da duyamıyorsunuz zaten. Eskiden dinlediğiniz şarkıların ritimleri dolanıyor parmak uçlarınızda. Düşünüyorsunuz sadece, ya hiç duymasaydım ne olacaktı? Ya doğuştan duymasaydım, hatırladığım şarkıları bile hiç duymamış olsaydım, kuşları hiç dinlemeseydim…

Ne kadar ütopik geliyor kulağa değil mi? Değil aslında, bunu yaşayan milyonlarca insan var. Eminim ki bunu okurken az da olsa anlayabildiniz bizleri. Çok bir şey yok sizden beklediğimiz aslında. Bizi ötekileştirerek veya yok sayarak daha da zorlaştırmayın hayatımızı. Bizim de sizlerden farkımız olmadığını, herkesin engelli adayı olduğunu unutmadan davranın. İşaret dili öğrenmeye çalışın, bizlerle bağırmadan tane tane konuşun, nasıl iletişim kurmanız gerektiğinizi sorun. Unutmayın ki engelleri aşmanın en kolay yolu birlik olmaktır!

Editör: Sümeyye Vurucu – 23.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Yazar

Nur Bersun Aynur tarafından yazıldı

Liste UstasıMakale YazarıYorumcu

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    1. Başta engel olarak görülmesi zaten sorun bence. Özel bireyler olarak adlandırırsak belki daha hoş olur. Bazı yetiler korelirken bazılarının geliştiği de evrimle de sabit. Onlarin dünyayı bizden farklı algılaması aslında sanatçıların bakış açısını düşündürüyor bana. Bambaşka bir bakış belki bambaşka düşüncelerin kapısını aralayıp ufkumuzu zenginleştirir.

      • Öncelikle yorum yapan herkese hassasiyetleri için teşekkür ediyorum. Elbette ki istediğiniz şekilde adlandırabilirsiniz bizleri ama ”işitme engelli” demek ”özel birey”in tam olarak nerede sorun yaşadığını belirttiği için tercih ediliyor, ben ve benim gibi birçok kişi bu yüzden bu şekilde açıklamayı tercih ediyor. Engel kelimesi ile kusur kesinlikle bir kefede değil. İşitme engelli ile özürlü veya sağır aynı şey değil kesinlikle, bunu işitme kaybı oldukça yüksek olan özel bir birey olarak söylüyorum. İşitme kaybı veya engeli olarak adlandırmanın da bunu kusurdan sayan bir kısmı yok ancak yeniden belirtmek isterim ki bu konuda hassas bireylerin olduğunu görmek, ötekileştirilmeye karşı savaşta yalnız olmadığımızı hissetmek harika.

      • Hassasiyetiniz ben ve benim gibi bireyler için çok büyük bir anlam taşıyor ancak engellilik ile özürlülük, sağırlık veya körlük aynı şeyler değil. İşitme engelli dememizin sebebi işitmemizin kusurlu olduğunu vurgulamak değil, bu konuda karşı tarafın buna göre bizimle kuracağı iletişimi şekillendirebilmesi açısından bir yol çizmesini sağlamak. Özel birey demeyi elbette tercih edebilirsiniz ancak bu çok genel bir tabir (nasıl özel, görme problemi mi yaşanıyor, işitmede bir kayıp mı var, başka bir zorluk mu var vs. belli olması zor olabiliyor)

    Pandemi Döneminde Kız Çocuklarında Erken Ergenlik Arttı

    Samimiyet Ve Göstergeleri