içinde ,

HavalıHavalı MuhteşemMuhteşem

Hüseyin Rahmi Pozitivizmi, Gulyabani ve Diğerleri

Süt Kardeşler filmini izlemiş miydiniz? Hani Şener Şen, Kemal Sunal, Adile Naşit gibi birçok usta oyuncuyu barındıran, zamanında hepimizi korkutan dev gulyabaninin olduğu o film. Hayır cevabını almak zor olsa gerek. Peki yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı ve senaristliğini Hüseyin Rahmi ile birlikte Sadık Şendil’in üstlendiği bu filmin aslında bir uyarlama olduğunu duymuş muydunuz? Edebiyatımızın önemli şahsiyetlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘’Gulyabani’’ adlı eserinden uyarlanan bu filme 7’den 70’e hepimiz aşinayız. Şimdi filmi bir kenara bırakıp kitabın kendisiyle tanışalım.

Süt Kardeşler film setinden bir kare

 

Hüseyin Rahmi, ilk baskısını 1912 yılında verdiği ‘’Gulyabani’’ kitabında bizleri;  periler, cinler ve bir garip yaratıklar ile buluşturuyor.  Kitabı bir okurunun isteği üzerine kaleme alan yazar, kitabı yazarken bu acayip mahlukatlar ile fazlaca meşgul olduğundan ve hatta bu sebepten dolayı bazı akşamlar gürültüler, patırtılar duyduğundan da bahsediyor.  Masalın romana, romanın masala dönüştüğü bu hikayeyi birlikte irdeleyelim…

Gulyabani kitabı ilk baskısı

 

Hikayemiz Muhsine’nin çalıştırılmak üzere Dudullu’da bulunan bir köşke girmesiyle başlıyor.  Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Muhsine, zengin konaklarında hizmetçilik yaparak yaşamını sürdürüyor. Annesinin eski bir ahbabı olan Ayşe Hanım aracılığıyla bulduğu iş ise hayatında büyük değişimlere sebep oluyor. Bu iş için bazı şartlar koyuyor Ayşe Hanım. Çalışırken bir gözün kör bir kulağın sağır olacak, merakına yenik düşmeyeceksin diyerek Yedi Çobanlar Çiftliği’ne gitmek üzere yola çıkıyorlar. Çiftliğin ismi bile Muhsine’nin ürkmesine yetiyor ve gitme konusunda tereddütte kalıyor genç kız. Yol boyunca arabacının anlattıklarının etkisinde kalsa da bu perili köşkte çalışmaktan kaçınamıyor Muhsine.  Köşkün hanımının deli olduğu ve cinlere perilere karıştığı söylentileriyle birlikte, 40 yıldır bu köşkte çalışan ve hanımları gibi cinlerden, perilerden bahseden iki hizmetçi ile birlikte yaşamaya başlıyor genç kız. Her gece ayrı bir korku ile savaşırken bir gün odasına ismi Hasan olan bir erkek peri geliyor ve birbirlerine aşık oluyorlar…

Köşkte günler; perilerden, cinlerden, gulyabaniden kaçınarak geçiyor. Her gece köşkte gariplikler yaşanırken ev halkı batıl inançların, tuhaf geleneklerin öğretileri ile bu doğaüstü varlıklarla başa çıkmaya çalışıyor. Kimi gece yatmadan bir köşeye şerbet, tütsü koyarken; kimi zaman boyunlarındaki muska ve ettikleri dualar ile bu varlıklardan korunmaya çalışıyorlar. Artık bu durumdan sıkılan ve cesaretlenen Muhsine, iyi saatte olsunlara karışmak pahasına bu türlü çeşit varlıklara kafa tutuyor. Köşkte tanışıp aşık olduğu Hasan ile birlikte her şeyi açığa çıkarıyorlar. Hikayenin sonunu az çok tahmin edersiniz tabii…

http://Hüseyin%20Rahmi%20Gürpınar

Batıl inançların, dönemin insanının içi boş değer yargılarının, inanılan hurafelerin ve gelenekçiliğin izinden gidenlerin eleştirildiği güzel bir sonu var hikayenin. Hüseyin Rahmi, bu hikayede de diğer kitaplarında olduğu gibi toplumu, eşitsizliği ve İstanbul insanını ele almış. Yer yer gülüp yer yer gerileceğiniz bu güzel hikayenin; ilmi, feni ve eğitimi savunması okuruna verdiği en önemli ders. Yazar, kitabın ilk sayfalarında yer verdiği cevap mektubunda şöyle demiş: ‘’Hikayeme fenni, ilmi, içtimai nazariyeler karıştırmamamı tavsiye ediyorsunuz. Zaten dev, gulyabani, çarşamba karısı gibi avam muhayyilesinin mahsulü garip varlıklar ilim ve fen sınırlarına dahil edilemez.’’ Bugün, yarın ve daima eğitimin, okumanın ve öğrenmenin arkasında durmamız gerektiği mesajını vermiş Hüseyin Rahmi bu kitabında. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar. 🙂

Editör: Fatih Düz – 15.06.2022

Rapor Et

Yazar

Beyza Nur Oruç tarafından yazıldı

Bu, bir şeyleri anlamlandırmaya çalışan birinin profili.

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Popüler bilimsel içerikli kitap önerileri

    Edebiyatta ne kadar iyisin?