içinde

İnanılmazİnanılmaz MuhteşemMuhteşem HavalıHavalı

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Odasında Modernizm

VİRGİNİA WOOLF’UN KENDİNE AİT BİR ODASINDA MODERNİZM

ÖZ

Birçok sanat alanda gelişme gösteren Modernizm akımı, edebiyat alanında da yerini almıştır. Hem Türk hem de Dünya edebiyatındaki yazarlar, gelenekselliğin dışına çıkmışlardır. Klasik bir yapıyı yıkarak tek düzeliğe son vermişlerdir. modernizm’e ait yeni teknikleri eserlerinde yansıtmışlardır. Modernizm akımının Batı edebiyatındaki önemli temsilcilerinden birisi de Virginia Woolftur. Kendine Ait Bir Oda adlı romanında birey, kadın, kadının toplumdaki yerini, sorgulayışlarını, iç monologlar ve bilinç akışının yanında sembolik bir anlatımla var olma çabasını Modernizm teknikleriyle işlemiştir.

Anahtar kelimeler : Virginia Woolf, Kendine Ait Bir oda, Modernizm, birey, kadın, iç monolog, bilinç akışı

“Para kazanın, Kendinize ait , bir oda ve boş zaman yaratın.

 Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın! ”

                                                                                                    Virginia Woolf

Giriş

Modernizm kavramını, sözlük anlamı ve Terim anlamı bazında incelemek gerekmektedir.

Modernizm; sözlük anlamıyla yeni, hemen, şimdi anlamına gelmektedir. Latince kökünden olup Latincede modernus olarak kullanılmaktadır. Terim olarak çağdaş anlamına gelmektedir. yani eskiyi reddeden gelenekselliğin dışına çıkıp yeniliği savunan bir fikir hareketidir .

Özellikle Avrupa’da, Rönesans ve Reform hareketlerinin yaşandığı bir dönemde 17.yüzyılda varlığını göstermeye başlamıştır. Daha sonra 18.yüzyıldan 20.yüzyıla kadar devam etmiştir. Edebiyat, resim, mimari gibi daha birçok alanda gelişme gösteren bir sanat akımıdır. Modernizm ile ilgili çalışmalar; Kant, Descartes, Jean Jack Rousseau gibi düşünürler tarafından yapılmış olup akımın gelişmesinde önemli katkıları vardır.

Modernizm yazını, Hem Türk hem de Dünya Edebiyatında varlığını gösterip birçok yazar, Modernizm akımından etkilenmişlerdir. Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Yusuf Atılgan Türk edebiyatında Modernizmin temsilcilerindendir. Franz Kafka, James Joyce, Marcel Proust, Virginia Woolf ise Dünya edebiyatında Modernizmin önemli temsilcilerindendir. Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar, Orhan Pamuk’un Kara Kitap, Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi , Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı eserler Modernizm akımının eserleridir. Batı edebiyatında Joyce James’in Ulyses, Virginia Woolf’un Dalloway Kendine Ait Bir Oda, Kafka’nın Dönüşüm adlı eserler Modernizm akımının eserleridir.

Makalede, Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı eserinden örnekler vererek Modernizmin özelliklerini ana hatlarıyla açıklamaya çalışılacaktır.

İç monolog ve bilinç akışı

Modernizm, dış dünyadan daha çok karakterlerin iç dünyasına değinmektedir. Özellikle modernizmin önemli bir unsuru olan iç monologlar ve bilinç akışı teknikleri kullanılır. Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı eserinde de bu tekniklerin kullanımı görülmektedir. Eserde iç monologlar ve bilinç akışı vardır. Örneğin, Eserde karakterin sürekli anda geçmişi yaşaması, savaş dönemine, ağustos 1914 tarihine gitmesi, iki hafta önce bir ekim havasında kadın ve kurmaca hakkında düşünceler içinde kaybolarak nehir kenarında oturmasına kadar gitmesi, oturma odasında otururken karakterin düşünceden düşünceye atlaması “yemek iyi değil demek ya da burada üst katta kendi başımıza yemek yiyemez miydik? ”demek düşer miydi, Fakat eksik olan neydi, farklı olan neydi? Şeklinde kendi kendine sorular sormasıyla birlikte bilinç hiç susmaz. Zaman, romandaki nehir gibi akıp geçmektedir. Hep hareket halindedir. Mary Seton ile birlikteyken konuşmanın bir anlığına kesildiği gibi sohbetler azalıp anlar sürekli kopmaktadır.Şöminenin başında otururken aklına krallar ve asilzadelerin hazineleri toprak altına boşalttıklarını anlatan bir sahne gelmesi karakteri geçmişe götürmüştür. Anda geçmişi yaşamıştır. Oxbridgenin sokaklarında yürürken kafasını hep yormaktadır. Sokaklarda yürürken fakirliğin zihin üstündeki etkilerinin neler olduğuna, zenginliğin zihin üstündeki etkilerin neler olduğuna kafa yorması, sabah gördüğü tuhaf yaşlı adamları düşünmesi gibi otele gidene kadar zihin darmadağındır. Bu durum da iç monolog ve bilinç akışına örnektir. Modern eserlerde yalın bir dünya yoktur. Karmaşık bir dünya vardır. Kendine Ait Bir Oda da insanın, bireyin karmaşık bir dünyası vardır . Karakterler, bu karmaşık dünyada geçmiş ve an’ı iç içe olarak yaşamışlardır. Bundan dolayı eserde zamansal bir sıra gözetilmemektedir. Flash back ( geriye dönüş) dediğimiz bu teknikle geleneksel yani eskinin reddedildiğinin yeninin savunulduğunun bir göstergesidir.

Birey ve varoluşçuluk

17.yüzyılda başlayan Modernizm kuramıyla birlikte yazarlar, artık eserlerinde bireyi, bireyin iç dünyasını ön plana çıkartmışlardır. Önceleri birey yoktur. Hem modernist hem de feminist kuramının önemli temsilcilerinden olan Virginia Woolf da bireyi ön plana çıkartmıştır. Romanlarında birey ön plandadır. Kendine Ait Bir Oda adlı romanında birey, feminist anlamında kadın, ön plandadır. Olaylardan ve toplumdan daha çok bireyin dünyası romana hakimdir . Birey üzerinden toplum ve olaylar anlatılmaktadır. Romanda bireyin sorunları, kadının toplumdaki yerini, toplumla çatışan, yalnızlığı, hayatı sorgulayan bir birey vardır. Daha kitabın ilk başında yazarın tabir ettiği bir şekilde insan, anlaşılmaz bir toplumda yalnız kalmış gibi görünüyordu. Demiştir. Karakterin toplumla çatışırken yaratığı bunalımla kişilik dile getirilmiştir. Virginia Woolf; kadınların neden daha az şiir yazdığını veya neden erkekler kadar yaratıcı olmadığını, kadınlar eğitim görmek için yeterliler miydi yoksa yetersizler miydi, kadınlar hangi koşullarda yaşıyorlar? Şeklinde feminist bir sorgulamayla romanında anlatmıştır. Modernizmde varoluşçuluk önemli bir yere sahiptir. İşte bu sorularla yazar; hayatı, kadının toplumdaki yerini, kendisini Sorgulayarak var olmaya çalışmaktadır. Yaptığı bu sorgulamalarla topluma, ataerkil bir düzene başkaldırı yapmıştır. Kadınların tek başlarına kütüphaneye kabul edilmediğini yalnızca bir kolej üyesi eşliğinde ya da tavsiye mektubu ile kabul edileceklerini, profesörün; kadınları zihinsel, ahlaki, fiziksel olarak aşağılaması bakımından yazar, topluma öfke duymaktadır. Yazarın öfke duymasıyla başkaldırı yapmaktadır. Ataerkil topluma isyancı bir yaklaşım benimsemektedir. Profesör, ataerkil toplumu temsil etmektedir. Yazar; Kadının, kendisinin değerini toplumda bulmaya çalışmıştır. Yazar, bu durumu kadın diliyle anlatmıştır. Kadınların iç dünyasını, kadınların özgürce yazı yazma gerektiğini ve yazmaları için kendilerine ait bir oda olması gerektiğini söylemektedir. Romanda kurmaca diğer bir deyişle yaratıcı bir eserin örümcek ağına benzetilmesi hiçbir kadının, yazı anlamında tek bir kelime bile yazamadıklarını göstermektedir. 18.yüzyılda anlatılan toplum, sakat olduğu için kadın da kendisi sakat olarak göstermektedir. Bedensel ve psikolojik olarak sakattır. Aslında ağlar acı çeken insanların eseridir. İnsanların maddi şeylere bağlı olduklarını simgelemektedir. Yazar bunu İroni bir şekilde anlatmıştır. Rebecca West’in kitaptaki korkunç feminist sözünü söylemesi ironik bir söylemdir. Diğer bir cinsiyete karşı eleştirel olarak protesto edilmiştir. Bunun yanında bireyin iç dünyasını da görmekteyiz. İç monologlar ve bilinç akışı başlığında örneklerin verildiği gibi romanın devamında da bireyin iç dünyasını yazar, okuyucuya gösterip birey ön planda var olmaya devam etmektedir. Örneğin; karakter, ekmeğini ufalayıp, kahvesini karıştırırken, sokaktaki insanlara bakarken toplumdaki kadının yerini, erkeğin kendisi büyük görmezse nasıl karar vereceğini düşünmektedir. Eve giderken bile hâlâ bu düşüncededir. Daha sonra an’a dönerek bu noktadan bir tabur asker sokaktan geçti demiştir. geçmişi ve an’ı iç içe yaşayan bir bireyin acıları parçalanmışlıklarını, iç dünyasını iç monolog ve bilinç akışı tekniğiyle gösterilmektedir. Böylece bireyin ön planda olduğunu görmekteyiz.

İmgesel Anlatım

Modern yazında İmgesel bir anlatım hakimdir. Çağrışımlara yer verilmiştir. Romanda da imgelere rastlanmaktadır. Örneğin; saatin çalması , ıslığın çalması romanda İmge olarak yer almaktadır. Yazar, okuyucuya saatle ıslığı İmgesel anlatımla aktarmıştır. Bunlar hatırlatıcı görevindedir. Saatin çalması romanda öğle yemeğine gitmeyi, ıslığın çalması da yaşlı adamlardan birinin nasıl koşmaya başladığını karaktere hatırlatmıştır. Aslında geçmişten an’a dönüldüğünün, zamanın akıp geçtiğinin bir göstergesidir. Ayrıca Woolf’un; deniz, nehir gibi su imgelerine de dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu imgeler, Woolf’un eserlerinde son derece önemlidir. Kendine Ait Bir Odada nehir, Bayan Dalloway eserinde ise deniz imgesini görmekteyiz. Bu imgeler zamanın sürekliliğini, su gibi zamanın akış halinde olduğunu, düşüncelerin yansımasını ve düşüncelerin bir oradan bir buradan salındığını, ana rahmine dönülmek istenmesini ifade etmektedir. Bununla birlikte romanda çiçekler, kuşlar, çimenler, deniz, nehir sözcükleri eserde birçok kez kullanılmaktadır. Kelime tekrarlarına yer verilmiştir. Bu özellikler de modernizm’in özellikleridir. Saat, ıslık, nehir kavramları nasıl ki zamanı çağrıştıran imgeler olarak kullanılmışsa çiçekler , kuşlar, çimenler de romanda İmge olarak yer almaktadırlar. Çiçekler, koku ve şekil bakımından kadını; kuşlar, kanat yani uçuş özellikleri bakımından özgürlüğü; çimenler ise yeşil renkten dolayı doğayı çağrıştırmaktadır. Ayrıca yeşil, insana güven ve huzur vermektedir. Yeşil renginin umudu simgeleyen bir özelliği de bulunmaktadır. yeniliği, canlanmayı temsil ederek insanların daha canlı hissetmesini sağlamaktadır.

Şiirsel Bir Dil

Modernizm akımını benimseyen yazarlar, eserlerinde Şiirsel bir dil kullanmaktadır. Kendine Ait Bir Oda da Şiirsel bir dilin kullanıldığı görülmektedir. Örneğin, Mary Seton’nun Tennyson’un ezgisini söylemesi

Harika bir gözyaşı düştü

Kapıdaki çarkıfelek çiçeğinden

O geliyor, güvercinim, sevgilim

O geliyor, hayatım, kaderim ;

Kırmızı gül ağlıyor ‘O yakında, o yakında ‘;

Ve beyaz gül gözyaşı döküyor, ‘Duyuyorum, duyuyorum ‘

Ve zambak fısıldıyor, ‘Bekliyorum ‘. Ya da

Kalbim, şarkı söyleyen bir kuş gibi,

Yuvası hareli bir sürgünde ;

Kalbim , bir elma ağacı gibi…

Örneklerinde olduğu gibi romanın birçok yerinde buna benzer şiirler yazılmıştır. Şiirsel bir dil kullanımıyla baladlara yer verilmiştir. Bunun yanında şiirler ile ilgili açıklamalar yapılmaktadır.

Serbest Dolaylı Söylem ve Yapı

Modernist yazarlar, ben kişi zamirini kullanırken bir yandan da ben’in içinde o kişi zamirini kullanmaktadırlar. “Pekâlâ, dedi Mary Seton. “1860 civarında ah fakat sen bu hikayeyi biliyorsun “dedi ya da ”Mary Beton konuşmasına burada son veriyor. Cümlelerinde olduğu gibi Virginia Woolf Kendine Ait Bir Oda adlı romanında ben kişi zamiriyle o kişi zamirini birlikte kullanmaktadır. Daha önce karakter; kendisini bize Mary Seton, Beton olarak tanıtırken veya bana ne derseniz deyin fark etmez demiştir. Böylece çoklu anlatıcının var olduğunu görmekteyiz. Sordum , düşündüm, oturuyorum şeklinde ben kişi zamirini kullanırken daha sonra “dedi” diyerek ben kişi zamirinin içine o kişi zamiri dahil olmaktadır. Böylece romana bazen karakterin bazen de yazarın dahil olduğu görülmektedir . Dolaylı bir söylemle yazar ve karakterler arasındaki düşüncelerin iç içe girdiği görülmektedir. Modernistler, çoklu anlatıcı tekniğiyle gelenekselliğin dışına çıkmışlardır. Modernizm Eserlerin yapısında Belirli bir son yoktur. Son belirsizdir. Eserleri sondan başa doğru okuyabiliriz. Belirli bir biçimde bitmezler. Roman başladığı bir şekilde bitmektedir. Roman; karakterin, nehir kenarında oturup kadın ve kurmaca konusunda düşüncelere kaybolmasıyla başlamıştır. Daha sonra bu düşünceler ışığında kadınların yazmasını, bir boş zaman yaratmaları gerektiğini yazmaları için de kendilerine ait bir oda olmasını söylemiştir. Yine aynı şekilde yazar, okuyucuya kadınların yazması gerektiğini söyleyerek eser bitmiştir . Böylece yazarların klasik bir yapının dışına çıktıklarını, metinlerde anlatıcı içinde anlatıcı olduğunun, tekdüzelikleri kırdıklarını okuyucuya göstermektedirler. Kendine Ait Bir Oda adlı romanda da olay örgüsü bulunmamaktadır . Son yoktur. Yapımbozumculuk vardır. Eseri sondan başa doğru okuyabiliriz. Sondan başa doğru okuduğumuzda eserde yapı olarak bir değişiklik olmayacaktır.

Sonuç

Sonuç olarak Modernizm kuramında iç monologlar ve bilinç akışı tekniği önemi bir yere sahiptir. Kendine Ait Bir Odada bu tekniklerle birey, bireyin karmaşık dünyası, bireyin iç dünyasındaki gelgitliği, geçmiş ile an’ın birlikte yaşanması anlatılmıştır. Bireyin merkezde olduğunu görerek birey toplumdaki yerini sorgulamıştır. Yazar kadın diliyle kadınların yazı yazması gerektiğini, kendileri ait bir oda olması gerektiğini söyleyerek Modernizmin diğer önemli bir özelliği olan bireyi yani kadını ön plana çıkartmıştır. Nehir, deniz gibi kavramlarla anlatım sembolleştirilmiştir. Sembolleştirilmiş anlatım, bireyin ön planda oluşu, dolaylı söylem, iç monolog ile bilinç akışı tekniği, varoluşçuluk, şiirsel bir üslup Modernizmin özellikleri olup modernist yazarlar bu özellikleri kullanarak eserlerinde yansıtmışlardır. Özellikler, yukarıda detaylı bir şekilde eserdeki örneklerle açıklanmıştır.

 

Editör: Fatih Düz – 13.05.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Uzman

Hüsne Sürmelioğlu tarafından yazıldı

Makale YazarıTestçiEmoji BağımlısıYorumcuÖncüVideo YapımcısıÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Tarihin En Gizemli Salgını: Uyku

    Kişisel Gelişim ve Farkındalık İçin 10 Kitap Önerisi