içinde

MuhteşemMuhteşem HavalıHavalı İnanılmazİnanılmaz

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Roman Anlayışı

AHMET HAMDİ TANPINAR’IN ROMAN ANLAYIŞI

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın roman anlayışına bakıldığında çağın roman anlayışından farklıdır.

Çağın roman anlayışından ayıran yönlere baktığımızda ise Ahmet Hamdi Tanpınar, Batıdan etkilenmektedir. Virginia Woolf, James Joyce, Marcel Proust, Valery gibi yazarlardan etkilenmektedir. Batı ve Batı’nın yazarlarından etkilenmesi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Batılı gibi düşünüp sorgulaması ve eserlerinde de Batıyı yansıttığı görülmektedir. Batı’nın yanında Doğunun da bir etkisi olmaktadır. Örneğin; Saatleri Ayarlama Enstitüsünde, Karl Marx ve Friedrich Engels’ten bahsetmektedir. Daha sonra Binbir Gece masallarına değinmektedir. Huzur adlı romanında ise Dede Efendi’nin musikisi görülmektedir. Romanın karakterlerinden Mümtaz ve İhsan , Dede Efendi’nin Ferahfeza musikisini dinlemektedirler. Doğu –  Batı sentezlemiştir. Tanpınar, bireyi işlemeye başlamıştır. Önceleri birey yoktur. Tanpınar, bireyi ön plana çıkartmıştır . Merkezde birey de olunca bireyin sıkıntıları işlenmiş olmaktadır. Örneğin; eserde Doktor Ramiz, okumuş İsviçre’de eğitim görmüştür. Fakat birey olarak yerine oturamamıştır. Doktor olmasına rağmen görevini iyi yapmamıştır. Çünkü birey , sakattır. Bireyin iç dünyasını görmekteyiz. Bunalım içindedir. Bocalayan ne yaptığını bilmeyen bir adamdır. Ben kimim? Diye kendisini sorgulamıştır. Yazar, bize bireyin sıkışmışlığını vermektedir . Doğu – batı arasında sıkışmış bireyler vardır. Birey, Marxtan bahsederken Binbir Gece masallarından, Kaşıkçı Elmastan bahsetmektedir. Hem modern hem de postmodern bir yazar olan Ahmet Hamdi Tanpınar, modernizmin ve postmodernizm ’in bir özelliği olan iç monolog ve bilinç akışı tekniğiyle bireyin iç dünyasına değinmektedir. Huzur adlı romanında iç monolog ve bilinç akışı tekniklerinin kullanıldığı görülmektedir. Örneğin ; romanda Mümtazın ,  sürekli anda geçmişi yaşaması, çocukluğuna ve 1.dünya savaşına kadar gitmesi, kendisini eski zaman elbiselerine kaptırması, Mümtaz , tek başına ve Nuran ile birlikteyken düşünceden düşünceye atlaması ile birlikte bilinç hiç susmaz. Zaman su gibi akıp geçmektedir . Sohbetler azalır. Ve an sürekli kopmaktadır . Sabah bir bakıcı bulmak için evden çıkan Mümtaz, İstanbul sokaklarında yürürken bile akşama kadar zihni darmadağındır . Geçmişi , çocukluğu  hepsi birbirine karışmaktadır. 1.dünya savaşını, babasını düşünmesiyle birlikte bireyin, karmaşık bir dünyasının olduğu görülmektedir. Bu karmaşık dünyada geçmiş ve an’ı iç içe olarak yaşanmıştır .Bundan dolayı eserde zamansal bir sıra gözetilmemektedir. Bu durumda iç monolog’a ve bilinç akışına örnektir. Ahmet Hamdi Tanpınar, varoluşçuluk ve psikanalitik gibi kuramları işlemeye başlamıştır. Saatleri Ayarlama Enstitüsünde sorgulayan insanlar görmekteyiz. Örneğin; Doktor Ramiz, ben kimim? Diye kendisini sorgulamıştır. Tanpınar’ın, roman anlayışını ortaya koyan diğer bir unsur da  daha çok postmodern yazılarda görebileceğimiz bir kavram olan üst kurmaca terimidir. Üst kurmaca; roman içinde roman, hikaye içinde hikayedir. Anlatıcı içinde anlatıcıdır. Romanlara anlatımın bozulmasıyla araya başka hikayeler başka anlatıcılar girmiş olmaktadır. Huzur romanında da yer yer başka hikayeler başka anlatıcıların olduğu görülmektedir. Örneğin ; Mümtazın, Nuran’ın yanındayken sohbetlerin azalmasıyla okura; babasını, savaş dönemini, çocukluğunu anlatarak araya başka hikayelerin girildiği görülmektedir. Sahnelerin Dışındakiler adlı romanda da Cemal’in, yollarda geçmişe dönüp 1920 yıllarını düşünmesi, İstanbul’un işgal altında olduğunu, Elagöz Mehmet Efendi Mahallesindeki anılarını hatırlaması bunları okura anlatmasıyla karakter, bize hikaye içinde hikaye anlatmış olmaktadır. Huzurda Dede Efendi’nin mesnevideki Ney’i anlatması roman içinde roman olduğu görülmektedir. Dolaylı bir söylem yapılarak araya bazen yazar bazen de karakter girmektedir. Örneğin, Huzurda üçüncü kişinin ağzından Mümtaz’ın bilinci bize verilmeye çalışılmıştır. “Ayin, Ferahfeza Peşrevi. “Dedi. Cümlesinde sanki yazar, araya girip üçüncü kişi tarafından Mümtaz’ı okura anlatmaktır. Araya giren diğer bir kişi ise Mümtaz’ın bedenine yerleşen yani diğer bir benlik olan Suat’tır. Mümtaz, bazen Suat ile konuşmaktadır. Bazen de Suat, Mümtaz gibi konuşmaktadır. Sahnelerin Dışındakiler de de Cemal, İhsanla edebiyat ile ilgili sohbet etmektedir. Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsünde  “ben “derken yazardan mı bahsetti yoksa eserin anlatıcısı Hayri İrdaldan mı bahsetti. Kafa karıştırdı. Anlatıcı içinde başka anlatıcılarda araya girmiş olmaktadır .Böylece yazar, karakter ve karakterlerin yarattıkları benliklerin aralara girmeleri anlatımın akışı bozulduğunun bir göstergesidir. Ahmet Hamdi Tanpınar, Batıdaki yazarlardan etkilenerek romanlarında sorgulayıcı bir tavır sergilemektedir. Yukarıda örnekte verildiği gibi karakter kendisini sorgularken okuru da sorgulatmaktadır. Oyun, İroni, mizah ve hiciv yapmıştır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında daha kitabın ilk başında eserin anlatıcısı Hayri İrdal, beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle bir ilgim olmadığını bilirler.  Demektedir. Fakat bu sözleri söylerken Tutiname, Binbir Gece masalları  ve Ebu Ali Sina hikayelerinden bahsetmektedir. Daha sonra Şeyh Ahmet Zamanî ve eseri adlı kitabı yazdığını söylemektedir. Okurla oyun oynamaktadır. Okurun kafasını karıştırmıştır. Okuma yazma işleriyle ilgilenmeyen, bilmeyen biri bu eserlerden bahsedemez. Okuyamaz. Eser yazamaz. Okuru sorgulatıp okuru düşündürmüş olmaktadır . Bir yandan acıtmaktadır. Bir yandan da dalga geçmektedir. Yazar kelime oyunları da yapmaktadır. Eserde küçük hakikatler derken de bir ironi yapmaktadır. Söylemek istediğini tam tersini söyleyerek oyun içinde İroni yapmaktadır. Aslında büyük hakikatlerdir. Acı, gerçekler ve hayal kırıklığıdır. Tanpınar, İroni ve hiciv yapmıştır. Hiciv, bir çeşit parodidir. Eleştiri, hicivle yapılmaktadır . Tanpınar, topluma yabancı bir gözle bakma yöntemini kullanmaktadır. Eserde İrdal, toplumu gözlemektedir. Kendi ülkesindeki toplumu yabancı bir gözle gözlemektedir. Toplumun zihniyetini hiciv etmektedir. Romanda Toplum, türbelere gitmeyi tercih etmiştir. Yazar, burada dini açıdan herkesin nasıl kandırıldığını hicvetmiştir. İğneyi kendisine de batırmıştır. Yabancının yani İrdal’ın amacı gördüklerini anlatmaktır. Dört dörtlük insanlar değil normal insan gibi yazmıştır. Kendi de eksik yanlarını söylemiştir. Tanpınar; tembel, uyuşuk insanları eleştirmiştir. Bize, tembel insanları anlatmıştır. Aynı insanları farklı dönemlerde izlemekteyiz. Bunlar; yemekten içmekten öteye gidemeyen para hırsı olan insanlardır. Böylece Ahmet Hamdi Tanpınar’da bir derinlik olduğu görülmektedir . Romanlarını okurken kafamız dağılmış olabilmektedir . İçinden çıkılması zor olan bir eserleri vardır . Belirli bir olay yoktur. Bölük pörçük anlatımlar vardır. Eserlerin ucunu açık bırakmıştır. Eserleri, geriye dönüp tekrar okuyabiliriz .Örneğin; Saatleri Ayarlama Enstitüsünde Yazar, kısa dönemler içinde farklı olaylara rastlamıştır. Eseri, büyük ümitler, küçük hakikatler, Tanzimat öncesi ve sonrası, Cumhuriyet öncesi ve sonrası olarak dört bölüme ayırmıştır. Böylece birey çok yönlü olmaktadır . Yazar, okura boşluklar bırakmıştır. Hem Huzur hem de Sahnelerin Dışındakiler romanlarında karakterlerin, savaş dönemini hatırlamaları, İstanbul sokaklarında yürürken anılarını düşünmeleri ve bu anıların karakterlerde yarattığı bunalımların olması ve bunalımla kişiliğin dile getirilmesi, Huzurda Mümtaz ile Nuran aşkı ;Sahnelerin Dışındakiler de ise Cemal ile Sabiha’nın aşkı anlatması bu aşkın yanında toplumla bireylerin çatışmasının anlatılması Tanpınar’da yoğun bir yaşam felsefesinin izlerinin olduğunun göstergesidir. Üst kurmacanın bir özelliği olan metinler arasılık, Tanpınar’da da görülmektedir. Yazar, bizi başka metinlere götürmektedir. Saatleri Ayarlama Enstitüsünde sır ve Esrar derken Binbir Gece masallarını andırmaktadır.  Sır ve Esrar, Binbir Gece masallarının bir özelliğidir. Binbir gece masallarının yanında şerbetçi başı pırlantadan, kaşıkçı elmastan bahsetmiştir. Huzurda mesnevinin ney bölümündeki beyitlerine gönderme yapılmaktadır. Bu da metinler arasılık örneğidir.

Sonuç olarak Tanpınar’ın roman anlayışına baktığımızda romanlarında bireyin ön planda oluşu, modern ve postmodern yazın türlerinde olan iç monolog, bilinç akışı, üst kurmaca, varoluşçuluk, üst kurmacanın içinde olan oyun, İroni, parodi, mizah, hiciv ve metinler araslılık özellikleri görülmektedir. Bu özellikler Ahmet Hamdi Tanpınar’ın roman anlayışını belirleyen özellikleridir.

Editör: Zehra Garipli – 13.08.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Uzman

Hüsne Sürmelioğlu tarafından yazıldı

Makale YazarıTestçiEmoji BağımlısıYorumcuÖncüVideo YapımcısıÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Suna Kıraç Kültür Merkezi | İstanbul

    Subliminal Mesajlarla Bilinçaltınızın Sınırlarını Zorlayacak En İyi 8 Film!