içinde

MuhteşemMuhteşem

Kitaptan ‘gözlük’ çıktı

Bir kitap, bir gözlük ve mucizelere yolculuk

Kitap okumayı çok severim. Özellikle de roman türünü. Ama kurgusundaki olaylar ne kadar ilgi çekici olsa da arka planda bir şeyler öğreten ya da araştırmaya sevk edenleri daha çok seviyorum. Geçen ay Umberto Eco’nun “Gülün Adı” adlı romanını okudum. Filmi de çekildiği için çoğu kişi biliyordur konusunu diye düşünüyorum.

BİR KİTAP…

Çağdaş klasikler içinde geçen “Gülün Adı”, 1327’de İtalya’daki bir manastırda geçen bir cinayet soruşturmasına odaklanırken 14. yüzyıl Avrupası’ndaki tarikatlar tarihini, dinsel entrikaları da ‘roman içinde roman tadında’ anlatıyordu. Ama ben sorgucu William’ın gözlükleriyle ilgili bölümleri de çok ilginç buldum.

BİR GÖZLÜK…

Adso, William’ın yüzünde gördüğü ve ne olduğunu bilmediği şeyi şöyle tanımlıyordu: “.. Bir çataldı bu; tıpkı bir kuşun tüneğine tutunması gibi, insanın burnunun üstünde (Onun öylesine çıkık ve gaga burnunun üstünde daha da iyi) durabilecek bir biçimde yapılmıştı. Çatalın iki yanında, gözlerin tam önüne gelen yerde bir bardağın dibi gibi kalın, badem biçiminde iki camı tutan iki oval halka vardı… Uzağı görmesine yaramıyordu bu, çünkü gözleri çok keskindi; yakını görmesine yarıyordu. Bu camlarla, benim bile sökmekte zorluk çektiğim çok ince harflerle yazılmış elyazmalarını okuyabiliyordu.”

14. yüzyılda geçen bir kitapta gözlükle ilgili bölüme rastlayınca merak ettim, tarihçesi neymiş diye… İnternette araştırırken www.optikgazete.com sayfasında ilk gözlüğün 1280 yılında, Armati adlı İtalyan fizikçi tarafından icat edildiğini gördüm. Bu gözlük, cisimleri büyüterek kolayca görülmesini sağlayan bir çift dışbükey mercekten oluşuyormuş.

1730’da Edward Scarlett sabit gözlük sapını yaparak gözlüğün burnun üstünden düşmesini engellemiş. İlk gözlükçü dükkanı ise Francis Mc Allister tarafından Philadelphia’da 1783’te açılmış. Gözlükler bir sepetin içinde duruyor, insanlar deneyerek gözlerine uygun olanı seçiyormuş.

Daha sonra okuduğum, 1632 yılında doğan filozof Baruch Spinoza’nın hayatını ve felsefesini anlatan “Spinoza Mucizesi”nde de gözlük çıktı karşıma! Spinoza da beyni aydınlatmak için yazılar yazarken geçimini sağlayan zanaati gözlük, mikroskop ve teleskop camlarını parlatmakmış. Yaptığı optik camlarının kalitesiyle de, fikriyatıyla olduğu kadar aydınlatmış insanları. Arka arkaya okuduğum iki kitapta gözlüklerle ilgili bilgilere rastlamak güzel bir tesadüftü.

Gelelim şu günlerde reklam olarak sıkça karşımıza çıkan güneş gözlüklerinin tarihçesine… Çinliler’in 1430’da dumanın isiyle karartarak icat ettiği bu gözlüklerin amacı, ne görme kusurunu düzeltmek ne de güneşten korunmakmış. Tek amaçları gözlerin görünmesini engellemekmiş. Özellikle de mahkemelerde yargıçlar göz ifadelerinden düşünceleri belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri kullanıyorlarmış. Sonraki yıllarda İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler getirildiğinde bile yine isle karartarak kullanmayı tercih etmişler.

VE MUCİZELERE YOLCULUK
İki kitaptan nerelere geldim. İşte kitap okumak küçük bir kartopundan kardan adam yapmak, hatta bazen çığ olup bir şeyleri devirmek gibi… Bir bilgi, başka bir bilgiye götürüyor. Oradan da istediğiniz aleme mucize gibi yolculuklar yapıyorsunuz. Ve bu alem, şimdilerdeki sanal gözlüklerle gittiklerinizden çok daha güzel. Deneyin, göreceksiniz:)

Editör: Fatih Düz – 03.06.2022

Rapor Et

Katılımcı

Yasemin Saraç tarafından yazıldı

Makale Yazarı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

      Lana Del Rey, ünlü olmadan önce Türk mekanında sahne alıyordu!

      Solucan delikleri ile zamanda yolculuk mümkün mü?