içinde

MuhteşemMuhteşem

Fuat Sezgin Kimdir? Önemi ve Bilime Katkıları Nelerdir?

Bitlis’te 1924 yılında doğdu Fuat Sezgin. Mühendislik okumak için İstanbul’a yola çıktığında kendini bir Alman Helmut Ritter’in seminerini dinlerken buldu. Ritter’ın “En büyük matematikçiler Müslümanlardan çıkmıştır” sözü Fuat Sezgin’i etkilemeyi başarmış, Ritter sayesinde Fuat Sezgin Şarkiyat okumaya karar vermiştir.

Hiç şüphe yok ki 20. Yüzyılın Türk şarkiyatcısı kim diye sorsalar Fuat Sezgin gösterilir. İçindeki tüm cesareti toplayarak Ritter’in öğrencisi olmak için uğraşır Fuat Sezgin. Ve dekanlığı girer, odaya girince Ritter’ın söylediğine göre, on yedi saat ders çalışma ve her yıl bir dil öğrenme sözü vermekle beraber bu mümkündür. Sözünü tutar Fuat Sezgin ve evine kapanır. 6 ay boyunca zaruriyet olmaksızın Taberî tersini incelemekle geçirir. Arapça dışında yirmi dil öğrenir Fuat Sezgin. Okul masraflarını karşılamak için halk partisi her ne kadar Arapça öğrendiğini öne sürerek burs için yaptığı başvurulara önem vermese de, Latince ve Yunanca bilmesi onun için bu sorunun kalkmasına katkı sağlar.

27 Mayıs darbesinden sonra Süleymaniye Kütüphanesi’nde vaktini geçirir. Akademik çalışmalar yapmak için dört ayrı üniversiteye yazdığı mektuplar netice bulur ve Frankfurt Üniversitesi 1961 yılında Fuat Sezgin’i misafir hoca olarak kabul eder.

Fuat Sezgin bir İstanbul ve memleket aşığıdır. Bu ayrılığı istemese de hayatında 60 ülke gezerek 300 bin yazma eser incelemiştir. Batıda saygın bir âlim olarak adlandırılır. Müslüman bir ailenin Müslüman bir çocuğudur.

Başarısının sırrını şu şekilde anlatır; “Gerçek bir zuht yani dünyanın nimetlerinden feragat edebilmek. Ben belki daha iyi yaşayabilirdim. Fakat otuz yıldan beri çantama küçük bir ekmek koyarak çıkıyorum evden. Benim öğle yemeğim on dakikayı geçmiyor. Diğeri ise sabrun cemil yani tatlı sabır. Bunu hatırlarım daima. Birde Allah korkusu.”

1978 de “İslam ilimlerine dair en mükemmel eser” ödülünü alır. Kendisine Alman vatandaşlığı teklif edilir. “Ben Almanlara bir şey katamam ancak ben bu dünyayı terk ettikten sonra, belki milletimin benim ismime ihtiyacı olur. Türk kalayım.” cevabını verir.

Hayatını Müslüman alimlerin katkılarını ortaya koymak ve insanlığa tekrardan kazandırmak için çalışmakla geçer. Frankfurt’ta Arap İslam Bilimleri Tarih Enstitüsü’nü kurmuştur. Fuat Sezgin’in 2008 yılında Gülhane Parkı içinde İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi mevcuttur. Gezip görülmesi gereken nadide bir müze. Bahçesinde dolaşırken avlusunda huzurla uyuduğu görülür. Ve gelip geçen herkes birer “Fatiha” okur.

Fuat Sezgin aramızdan ayrıldı. O ömrünü İslam ve eserleri uğruna harcadı. Çalışmaları ile bütün milletlerin dikkatini üzerine çekmeyi başardı. Bugün bizler avlusundan geçerken kurduğu müzenin bağrında dinlenirken görebiliyoruz. Gülhane Parkı’nın serin, huzurlu kollarında inzivaya çekildi.

 

Editör: Ayşe Tunç – 28.08.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Taraftar

Nisanur Oyan tarafından yazıldı

Makale YazarıÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Kafamızın İçindeki Karmaşıklık

    İklime Dayanıklı Ekmek Meyvesi (Breadfruit) Geleceğin Gıdası Olabilir