içinde ,

MuhteşemMuhteşem HavalıHavalı İnanılmazİnanılmaz

İran Sineması, İslam Devrimi ve Dönem Eleştirisi

1987 yapımı bir film olan ” Arkadaşımın Evi Nerede? ” köy okulunda okuyan 8 yaşındaki Ahmet’in, yanlışlıkla arkadaşının defterini almasıyla başlar. Bu defteri ne olursa olsun arkadaşına geri vermek isteyen küçük bir çocuğun başına gelenler kısaca anlatılmaktadır.

Dönem Hakkında

İran, 1979 yılında gerçekleştirilen ‘’İran İslam Devrimi’’ ile Kraliyet geleneğini geride bırakmış ve siyaset başta olmak üzere sosyal hayatta birçok değişim yaşamıştır. Bu dönemden sonra ülkede şeriat kuralları geçerli kabul edilir ve sosyal hayatta pek çok katı kurallar uygulanmaya başlanır. Eğitim, kılık kıyafet, rejimler gibi pek çok alana kısıtlamalar getirilmiş; kadınlara tesettür kullanma zorunluluğu, farklı ideolojilere sahip partilerin kapatılması gibi uygulamalar halk tarafından kabul edilmeye zorlanmıştır. Bu baskıcı rejimden en çok kadınlar etkilenir. Devrim öncesi sosyal hayatta kendine yer bulabilen kadın artık yönetimin izin verdiği kadar varlığını sürdürebilir. Eğitimde kadın geri plana atılmış ve bununla birlikte daha birçok hakları da ellerinden alınmıştır. Eğitimde erkek ve kız çocukları ayrılmıştır. Ülkede kurulan İslam mahkemelerinde muhalif olanlara ağır cezalar verilmiş, farklı düşüncelere katı yaptırımlar uygulanmıştır. Her alana getirilen bu kısıtlamalardan sinema sektörü de nasibini alır ve sinema yasaklanır. Bir süre sonra yasağı kaldıran yönetim, belirli kısıtlamalar ve sansür uygulamaları ile yeniden film çekilmesine ve gösterilmesine izin verir. Sinema filmlerinde farklı ideolojilere, halkı ahlaksızlığa sürükleyecek ögelere ve kadınlara yer verilmez. Devlet, rejime zarar verecek her türlü hareketi ve muhalifleri çok sert yaptırımlar uygulayarak engellemiştir. Şah’tan sonra teokratik bir devlet olan İran’da her alana kısıtlamalar getirilmiştir.

Film Hakkında

Film, bir öğretmenin kalabalık ve gürültülü bir sınıfa girmesiyle başlar. Öğretmen, sınıfa çocukları azarlayarak girer ve onları nasıl davranmaları gerektiğini bilmemekle suçlar. Ardından ödev kontrolüne başlayan öğretmen bu esnada öğrencileri söz vermedikçe konuşulmaması gerektiği konusunda uyarır. Öğrencilerden birinin ödevini defterine değil de bir kağıda yaptığını gören öğretmen çocuğun ödevi yırtar. Öğretmen, öğrencisi Muhammet Rıza’nın ödevini niçin istenildiği gibi yapmadığını sorgulamaz çünkü onun için önemli olan verdiği ödevin istediği şekilde yapılmış olmasıdır. Öğretmen, ödevleri deftere yazmanın disiplin gereği olduğunu ve bunun onlara disiplin kazandıracağını vurgular ve öğrencilerinden kendi istediği şeyleri sorgulamadan yapmalarını bekler.

Ders sonu tüm öğrenciler evlerine gitmek için dağılırlar. Ahmet, eve gidip defterini almak için çantasına baktığında Muhammet Rıza’nın defterinin de çantasında olduğunu fark eder. Öğretmenin, Muhammet Rıza’ya söylediklerini hatırlar ve defteri arkadaşına geri vermek ister. Annesine bunu söylediğinde annesi çocuğun söylediklerini umursamadan ona ev işleri konusunda emirler verir. Çocuk ne yaparsa yapsın annesi onu duymazdan gelerek işine devam etmektedir. Evde bulunan aile üyeleri çocuğa sürekli olarak yapması gereken işlerden bahsederler. Ahmet ise kendine verilen buyrukları sorgulama gereği duymadan yerine getirmektedir. Aileye göre Ahmet’in kendine verilen görevleri karşı çıkmadan yapması gerekir. Filmdeki aile ve öğretmen bir otorite unsurudur ve çocuklar üstünde baskı kurmaya çalışmaktadır.

Ahmet, sorumluluk duygusuna karşı koyamaz ve annesinden aldığı tepkiye rağmen gizlice defteri arkadaşına vermeye gider. Fakat arkadaşının sadece yaşadığı köyü biliyordur ve evi bulmak için birçok kişiyle iletişim kurmak durumundadır. Kendi köyünden uzak olan bir köyde arkadaşının evini arayan Ahmet, sokaklarda dolaşırken izleyiciye İran’ın köylerini, oradaki insanların yaşantısını sunar. Kiyarüstemi, İran’ı küçük bir çocuğun gözünden seyirciye aktarır.

Filmin devamında Ahmet, dedesi ile karşılaşır ve aralarında kısa bir diyalog geçer. Dedeye göre iyi bir eğitim istenileni sorgulamadan yapmaktan geçer. Dede de öğretmen ve anne figürü gibi disiplini savunur. Toplumdaki çocukları otorite ile eğiterek gelecek nesillere de aynı disiplini aktarma hali mevcuttur.

Filmde, geleceği oluşturacak olan çocukların disiplin anlayışını sürdürmelerini, ailelerine itaat etmeleri gerektiğini ve bütün geleneklere saygı duymaları gerektiğini görürüz. Otorite daima itaat beklemektedir. Toplum denileni yapmış olsa dahi dayak için bir bahane üretilmelidir çünkü disiplinin bu şekilde sağlandığı anlatılır filmde. Film boyunca hiçbir yetişkin Ahmet’i umursamaz. O çocuktur ve sadece denileni yapar düşüncesi hakimdir. Ahmet kendini duyurmaya çalışır ama bir türlü başarılı olamaz…

Ahmet artık defteri ulaştıracağından ümidini keser ve ailesinin kızmasından korktuğu için eve dönmeye karar verir. Eve döndüğünde oldukça üzgün olan Ahmet kendince bu soruna bir çözüm bulur. Günün sonunda otorite kazanmıştır. Öğrenciler neden aramadan denileni yaptığında takdir kazanacak olmayı öğrenir okul sıralarında…

Film, İran’ın otoritesini ilkokul öğrencileri üzerinden anlatan güzel bir eleştiri örneğidir. Hem İran halkını hem de yönetimini eleştiren Kiyarüstemi, bunu öğretmen – öğrenci ve ebeveyn – çocuk ilişkilerini işleyerek seyirciye sunmuştur.

Editör: Cansın Kiray – 13.08.2022

Rapor Et

Yazar

Beyza Nur Oruç tarafından yazıldı

Bu, bir şeyleri anlamlandırmaya çalışan birinin profili.

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Ölüleri ‘Diriltmek’ İçin OpenAI GPT-3 Kullanan Geliştirici Cezalandırıldı – Bu Adil Miydi?

    Ne kadar fanatiksin?