Yılbaşının vazgeçilmezi olan çekilişleri ev ortamında, arkadaşlar arasında ya da sevgilinizle yaptığınızda aklınıza gelen o ilk soruya yanıt arıyoruz bugün. Ne Alabilirim? Hem güzel hem anlamlı hem de uygun olsun hediyem diyorsan öyleyse listemize bir göz atmalısın! Evet ilk hediyemizle başlıyoruz... <strong>1. Her Güne Bir Soru (365)</strong> <img src="https://i.pinimg.com/originals/57/2c/e2/572ce21770c6cf92bfcf3e2eeda9f440.jpg" alt="5 Yıllık Günlük" /> Bu hediyeyle karşındakine hem kendini geliştirmesi açısından hem de anılarını somut olarak saklaması açısından bir fırsat sunabilirsin. Ancak bu hediyeyi yazmaktan sıkılmayan birine alman önemli yoksa gereksiz ve saçma bulabilir. Özelliklede bolca kitap okuyan bir arkadaşın varsa bu hediye tamda ona göre bir hediye. <strong>2. Best Friend Kupası</strong> <img class="alignnone" src="https://cdn.dsmcdn.com/ty86/product/media/images/20210403/9/77383954/160140853/2/2_org_zoom.jpg" alt="" width="1200" height="1800" /> Bu bardak tam beste verilmelik, ne dersin? Bizce biraz daha araştırırsan sizi tanımlayan cümleli bir bardak bulabilirsin. Günün analizini yaparken bir kupa sıcak kahve iyi gider. :) <strong>3. İsme Özel Gece Lambası</strong> <img src="https://www.hediyeiste.com/image/cache/catalog/urunler/yilbasi-hediyesi-isme-ozel-yeni-yil-hediyesi-gunisigi-3d-led-gece-lambasi-kcm2601390-1-3048e6f130d04e518246d226d87e25f4-3024x3024.jpg" alt="Yılbaşı Hediyesi İsme Özel Yeni Yıl Hediyesi Günışığı 3D Led Gece Lambası | Hediye İste" /> Sevgiline, arkadaşına kısacası birçok kişiye alternatif bir hediye, üstelik üzerinde kişinin adının yazılı olduğu ve onu özel hissettiren bir hediye. O halde bu hediyeyi karanlık anlarını aydınlatan birine vermelisin. <strong>4. Çikolata Kutusu</strong> <img class="" src="https://st2.myideasoft.com/idea/aj/22/myassets/blogs/dsc9579.jpg?revision=1645793630" alt="En İyi Yılbaşı Hediyesi: Çikolata" width="758" height="506" /> Her ne kadar klişede olsa bizce asla eskimeyecek gibi. Sonuçta bazılarımız kalıcı hediyeler yerine yiyebileceğimiz hediyeleri tercih ediyoruz. :) Ama üstünde şöyle içten yazılmış bir nota kimse hayır demez elbette. <strong>5. Sımsıcak Çorap</strong> <img src="https://mayatki.com.tr/public/uploads/best-christmas-socks.jpg" alt="Toptan Yılbaşı Temalı Çoraplar: En Uygun Fiyatlarla Satın Alın! | May Atkı" /> Yok mu şöyle dışımızı ısıtacak, yumuşacık, etnik desenli birbirinden güzel çoraplar... Hem de bu dondurucu soğuklarda. En çok üşüyen kişiye, sürekli üşüyen kişiye bu hediyeyi alman tam yerinde olacaktır. <strong>6. Mistik Mum-Tütsü İkilisi</strong> <img src="https://www.dadatasarim.com/wp-content/uploads/2022/02/untitled-catalog3528.jpg" alt="Kalpli Taş & Ağaç Tütsülük – Organik Tütsü Hediyeli - DADA Tasarım" /> Hadi ama tabi ki hepimizin çevresinde annesi, ablası, arkadaşı ya da sevgilisi yani muhakkak birileri bu tarz şeylere bayılıyor olmalı. O yüzden bu hediye tamda ona göre1 :) <strong>7. Atkı, Bere, Eldiven</strong> <img src="https://d53mv838ivkun.cloudfront.net/wp-content/uploads/2018/11/16021438/Screenshot_2018-11-26-21-10-48-1-1024x1004.png" alt="Kadın - Çocuk - Geyikli Yılbaşı Beresi Yapımı -" /> Bu üçlü çok güçlü arkadaşlar, tam zamanı yani bu hediyeyi vermenin. Ve vereceğiniz kişi kim olursa olsun asla hayır demeyecektir. <strong>8. Klasik Ama Popüler Kar Küresi</strong> <img src="https://i20.haber7.net/resize/1300x788//haber/haber7/photos/2021/09/Ln8KU_1614961837_9517.jpg" alt="Kar küresi nedir, nasıl yapılır? Kar küresi modelleri - Dekorasyon Haberleri" /> Elbette bahsettiğimiz normal kar küreleri değil bunlar biraz daha cafcaflı olanlar. Tabi klasikleşmiş bir hediye ama popülerliğini hala koruyor. Elbette birde müzik çalıyorsa... Bundan iyisi Şam'da kayısı. <strong>9. Ev Terliği</strong> <img src="https://ae01.alicdn.com/kf/Hcfc6578840bf480ebdde0d1a56154c602.jpg" alt="Zencefilli kurabiye adam noel terlik ev kapalı kaymaz pamuk paspas terlik yumuşak yılbaşı ağacı sevimli yumuşak alt ev terliği|Terlikler| - AliExpress" /> Yumuş yumuş ev terlikleri özellikle çiftlerin ya da bestlerin birbirlerine alması gereken en yumuş hediye bizce... <strong>10. Parfüm</strong> <img class="" src="https://www.hediyemen.com/Data/EditorFiles/parfum_alirken_nelere_dikkat_edilmeli_5.jpg" alt="Parfüm Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz? - Hediyemen Blog" width="791" height="514" /> Evet, tam sırası o muazzam kokuyu değerli kişiye hediye etmeye. Bu hediyede herkese verilebilecek türden. ;) Üstelik tek hediye türünden farklı kokularla istediğin kişiye alabilirsin...
Zehra Garipli
@zehragaripli
Uzun bir yolculuğa çıktığınızda yanınızdan ayırmayacağınız yegane şey nedir? Kulaklığınız mı? Ben de öyle tahmin etmiştim. Ne zaman dışarı çıksam, markete dahi gitsem yanımda götürüyorum kulaklığımı, sizde de öyle mi? Neden peki... Artık dünya telaşından, çocuk seslerinden, korna gürültüsünden ya da belki kafamızdaki seslerden kaçmak için kullandığımız bir araca dönüşen kulaklık, sürekli bir teki bozularak bizi siniz eden o muhteşem buluş nasıl icat edildi, hiç düşündünüz mü. Kimin aklına geldi acaba? Tüm güzel notaları kendine saklayacaksın, en yüksek seste en sevdiğin müziği dinlerken kimseyi rahatsız etmeyeceksin. Sizce de muhteşem değil mi? Hadi gelin beraber kulaklığın nasıl ve kim tarafından icat edildiğine bakalım... <img class="alignnone wp-image-51200" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/10/blog5fc1435bd86c1-300x225.jpg" alt="" width="708" height="531" /> <strong>Kulaklık Nasıl ve Kim Tarafından İcat Edildi?</strong> 1880’li yıllarda telefon operatörlerinin kullandığı kulaklığı halk henüz kullanamıyordu. Çünkü o kulaklıklar yaklaşık 10 kiloya yakın, büyük parçalardan oluşuyordu. 1891 yılında ise Ernest Mercadier adında bir bilim adamı, bi-telephone olarak adlandırdığı ve yine telefon operatörlerinin kullanacağı <em>kulak içi</em> kulaklığı icat etti. 1895'te Electrophone isimli sistemin kullanılmaya başlandı, bunu günümüzde de sık sık gördüğümüz, yaka mikrofonuna kulaklık bağlanmış olarak düşünülebiliriz. Şekli ise size stetoskobu andıracaktır... Bu tür bir kulaklığın icat edilmesinin asıl nedeni ise tiyatro veya opera gibi kalabalık gösterilerde oynanan oyunlarda seslerin daha iyi duymasını sağlamaktır. Bizim kullandığımız kulaklıkların asıl gelişimi de burada başlamış: gösteriler için kullanılan bu kulaklığı gören <em><strong>Nathaniel Baldwin,</strong></em> "Bu kulaklık neden normal zamanlarda da kullanılmasın ki?" diye düşünerek çalışmalara başlamıştır. 1910 yılında şimdiki kulaklıklara çok benzeyen bir kulaklık icat etti. Kulaklığı icat etmek için kullandığı makineyi mutfağına kuran Baldwin, tek seferde sadece 10 tane kulaklığın üretimini sağlayabiliyordu. Baldwin, yaptığı kulaklıkları büyük bir heves ve cesaretle ABD donanmasına götürdü. Ve onlarla kulaklıkları test edildi. Kullanışı pratik ve ağırlığı öncekilerine göre hafif olmasıyla testi başarıyla geçen kulaklığın makinası donanma tarafından satın alındı. 1919'da bilim adamı olan <em>Doktor Brandes'in</em> icat ettiği hassas kulaklıklar, radyo üretiminde kullanılmıştır. Bir başka bilim adamı <em>Eugen Beyer,</em> 1937'de dinamik kulaklığı geliştirmiştir. 1954'te işitme engelliler için geliştirilmiş olan kablosuz kulak içi kulaklıklar, günümüzde popülerliği artan ve neredeyse herkesin kullandığı bluetooth kulaklığın atasıdır diyebiliriz. 1958'de ise caz müzisyeni ve aynı zamanda ses sanatçısı <em>John Koss</em>, müzik kariyerinin yanında stereo kulaklığı geliştirmiştir. Koss’un bu adımıyla müzik dünyasında kulaklık efsane bir değişim ve gelişim sürecine dahil olmuştur. Hala daha ürettiği kulaklıkları kullandığımı köklü bir marka olan Sony, 1960 yıllarında bu alana adımını atmıştır ve günümüzde dahi en kaliteli kulaklıkları üretmektedir. Evet kullandığımız o efsane nesnenin gelişimi bu şekilde. ne dersiniz kulaklıkları takıp bir şarkı dinleyelim mi? <a href="https://youtu.be/Jndfd7m_dZg">https://youtu.be/Jndfd7m_dZg</a>
9 Kasım 1987'de (34 yaşında) İstanbul'da dünyaya gelen Sarp Palaur, sahne adıyla <em>ŞANIŞER</em>. "Şanışer" yani anlamı kötülüğün şanı, peki gerçekten de öyle mi? Yazdığı parçalarında sürekli bir şeyleri eleştirerek ya da farkındalık oluşturmaya çalışarak gerçekten bir kötülüğü mü doğuruyor yoksa var olan kötülüğün şanını mı arttırıyor? Sarp ile Şer aynı mı düşünüyor? Kariyerinin basamakları kötü olaylarla mı dolu yoksa torpilli mi? O zaman hep beraber tanıyalım Sarp'ı da, Şer'i de ve elbette Şanı'nı da... <strong>Sarp Palaur Kimdir?</strong> İlkokul ve ortaokulu İstanbul'da tamamladıktan sonra Muğla Üniversitesinde Turizm İşletmeciliği bölümünü okumaya başladı. İlk parçasını da tamda bu dönemlerde yani 2005 yılında İnternet aracılığıyla yayımladı. Ancak evinde çalışmalarına devam ederken 2007 yılında 'Bela' ile karşılaşarak "Bullshit Mixtape" adlı albümle ilk albüm deneyimini yaşadı. Daha sonra ilk solo albümü ve dinleyicilerinin göz bebeği olan <em>Ludovico'yu</em> yayımladı. İlerleyen dönemlerde Rafet El Roman'la da düet yapan Palaur, bu dönemden sonra Antalya'ya, muhtemelen annesinin yanına geri döndü. <img class="alignnone wp-image-50650" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/10/fft373_mf28372848-300x168.jpeg" alt="" width="707" height="396" /> <em><strong>Şer Kimdir? Şanı Nereden Geliyor?</strong></em> İşte tamda bu noktada mahlasını taşıyan bir sanatçı görüyorum. Çünkü aslında Sarp'ın<strong> <em>Şer'i</em> </strong>tam anlamıyla ortayı çıkardığı zamanlara denk geliyor. <em>Onuncu Gün Albümü</em>yle efsane bir ses getiren sanatçı, yazdığı sözlerle sadece kendi düşüncelerini değil daha birçok gencin düşüncelerinin sesi oluyor. Elbette bu zamanlarda bu sesi duyan pek fazla kişi yoktu. Bu albümün hemen ardından <em>Otuzuncu Gün Albümünü</em> de yayımlayan sanatçı yaşlarının verdiği düşünce ağırlığıyla da müthiş bir üretkenlik göstererek bu albümünde de çok güzel dönüşler almıştır. Şarkıları kadar tarzı da fazlasıyla beğenildi diyebilirim. Özellikle de rasta olarak kullandığı saç tarzını dinleyicileri tekrar görmek için sabırsızlanıyor. 2017 yılında ise yeni bir seri oluşturarak <i>Live Sessions'ı </i>çekmeye başlamıştır. Canlı olarak video kaydı aldığı bu seriyi YouTube aracılığıyla dinleyicilerine sundu. 2018'de ise <i>LUDOVICO II'yi </i>çıkararak rap piyasasında şanını tam anlamıyla konuşturdu. Ve elbette bunun hemen ardından yani 2019 yılında <i>Live Sessions 2'yi </i>de hayranlarını bekletmeden yayımladı. <img class="alignnone wp-image-50651" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/10/277455517_127561589850454_3192800217174701319_n-1080x680-1-300x189.jpg" alt="" width="700" height="441" /> Elbette tüm bu süreç içerisinde yanında olan ve birçok parçasına eşlik eden kadim dostu (Sokrat St) Samet Gönüllü'de Şer'le beraber kariyerlerinin basamağını tırmandı. Gören herkesi imrendiren bir dostluk olan <em>ŞerveSoko </em>bazı parçalarda da ayrılmaz ikili olarak kulaklarımıza doldu. Ve hala da beraber turnelere çıkan bu ayrılmaz ikilinin dostluğunu taçlandıran birçok etken vardır ancak benim en etkilendiğim, Samet'in Sarp'ın doğum gününde<em><strong> Dostum</strong></em> adlı parçayı ona ithafen çıkarmış olması. https://www.youtube.com/watch?v=CmrK01Jdbtw Evet gelelim Şanışer'in parçalarına... Parçaları diyorum çünkü müzik ya da şarkı diyerek geçiştirmek istemiyorum. Bunlar tam anlamıyla Sarp'ın ya da Şer'in parçaları... Bir röportajında en sevdiği parçası olarak <em>Tarihimin Günahları</em>'nı seçmiş olsa da bence neredeyse hepsi muazzam. Onu <em>Yazmama Ecele</em> ile tanısam da açıkçası parçaları arasında bir seçim yapmak benim için güç. Şunu söyleyebilir ama<em> 'Outro'</em>: 2 dakikalık bir parça olmasına rağmen insana hissettirdikleri, düşündürdükleri, sorgulattıkları hepsinden daha çok ama sessiz... Bir de <em>Ben Kimim?</em> parçası var, tüm parçaları aslında bir noktaya parmak basmak olsa da bunu müzikle yapması eşsiz bir algı oluşturuyor. Bu noktada başta sorduğumuz sorulara geliyoruz. Ben lakabının aslında bizim gözümüzü açmamız, kulaklarımızı tıkamamamız gereken olayları dillendirdiğinden geldiğini düşünüyorum. Ve bu olaylara farkındalık oluşturmak istemesinden. Ne kadar üzücü olsa da bu gerçek böyle. Değiştirmemiz gereken bir dünya var ve bir kişi değişirse bir dünya değişir unutmayın. Ve bence Sarp'ın içinde Şer, Şer'in içinde Sarp var... Yin yang misali. Elbette kesinlikle torpilli bir yükseliş olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ne kadar klişe gelecek olsa da size, o içimizdeki seslerden biri. Kazıyarak, tırnaklayarak, bedeller ödeyerek sesini duyurduğunu parçalarını dinlerken sizlerde fark edeceksiniz. <img class="alignnone wp-image-50652" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/10/maxresdefault-1-300x169.jpg" alt="" width="707" height="398" /> Şimdide gelelim en çok ses getiren ve getirmesi gereken parçasına, susmamamız gereken konuya: <strong><em>Susamam</em>.</strong> 6 Eylül 2019 tarihinde 18 sanatçının da katılımıyla oluşturulan Türkiye ve hatta Dünya'da susmamamız gereken konulara değinen, daha ilk haftasında izlenme sayısı yirmi milyonu aşan ve aynı zamanda <em>UNESCO Dünya Kültür Mirası Völkingen Demir İşletmesi'nde 'The World of Music Video'</em> sergisine eklenen, tek kelimeyle dinlediğinizde tüylerinizi diken diken eden bir parça olan <em><strong>Susamam</strong></em>. Son olarak son zamanlarda, tanınan POP sanatçılarla oluşturduğu <em>Live Sessions</em> <em>3'ü de </em>yayımladı. özellikle sosyal mecralarda Reels ve Tiktok'ta baya popüler oldu. Açıkçası defalarca Şer'in sesinden dinlediğim parçaların böylece yorumlanması muazzamdı. Dinlerken bir kere daha tüylerim diken diken oldu. Elbette favorim her zaman Şer'in kendi sesi. Evet biraz fazla hayran olabilirim; Şer'e hayranlığı büyük biriyim. :) Çünkü onunda parçalarının da yeri bende apayrı... https://www.youtube.com/watch?v=vLV8nqvN42w Yüzündeki eşitlik sembolüyle, boğazındaki susamam dövmesiyle, Şer'in aslında gerçekten bir şeyler değiştirmeye çalıştığını hepimiz biliyoruz. Ki bizlerde değişmesi gereken şeyler olduğunun bilincindeyiz. Daha fazla üzülmemek ve geleceğimizden kaygı duymamak istiyoruz, özellikle kadınlar olarak. Benim fikrimce Şer bir genç nesil algısı ve eminim benim gibi bir çok kişi onun parçalarıyla dipteyken umut bulmuştur. Ve tutunacak bir dal, adım atacak bir ışık bulmuştur. Şahsen benim devrimim, kendi içimdeki devrimim diyebilirim. Değişmek inanın zor değil, önce kendimiz, sonra çevremiz sonra tüm dünya. Susmadan, Yorulmadan, Vazgeçmeden... <em>Live Sessions</em> <em>3 hakkında düşüncelerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.</em>
<figure>Hepimizin severek okuduğu, okurken duygulandığı ve anılara daldığı şiirlerin kalemi Turgut Uyar'ı Rahmetle Anıyoruz...Altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak 4 Ağustos 1927’de Ankara’da dünyaya gelmiş ve bir ağustos gününde de, 22 Ağustos 1985’te hayata gözlerini yummuştur Turgut Uyar. İlkokul döneminde babasının görevinden ötürü sürekli faklı şehirlerde öğrenim gören Uyar, sırasıyla Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve daha sonrasında Askeri Memurlar Okulu’nu bitirip; Posof, Terme ve Ankara’da personel subayı olarak görev yapmaya başlayan Uyar, henüz Askeri Memurlar Okulu’nda öğrenci olarak devam ederken, 1947’de annesinin ısrarı ile Yezdan Şener ile dünya evine girmiş ve 18 yaşında baba olmuştur. Bu evlilikten Semiramis, Tunga ve Şeyda adında üç çocuğu olan Uyar 1966'da Şener ile boşanma kararı almışlardır. Ve Uyar İstanbul'a taşınarak Cemal Süreya ile ilişkisi salllantıda olan Tomris Uyar ile mektuplaşmaya başlamıştır. Daha sonrasında bu ayrılığa daha fazla dayanamayan ikili 1969 yılında evlenmiştir ve Hayri Turgut adında bir erkek çocukları olmuştur. <img class="alignnone wp-image-41788" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/TurgutUyar-300x150.jpg" alt="" width="644" height="322" /></figure> Turgut Uyar’ın şiire olan yönelmesi çocukluk yıllarında cereyan etmiş ve ortaokul ile lise yıllarında şu sözleriyle anlattığı yazın hayatınında, aslında roman yazarken fazlasıyla sıkıldığını ve bir süre sonra roman yazmayı bıraktığını ifade etmişti. “Günde üç beş şiir, haftada, on beş günde bir roman yazıyordum. Ama ne şiirler, ama ne romanlar…”<strong> </strong>Lise döneminde şiir yazarken ise birçok yazarı taklit ettiği görülmüştür. 1948'de <strong>Kaynak</strong> dergisi bünyesinde gerçekleştirilen, seçici kurulda şair-yazar Nurullah Ataç'ında bulunduğu bir şiir yarışmasına <strong>"Arz-ı Hal"</strong> adında ki bir şiiriyle katılım sağlamış ve yarışmada ikinci olmuştur. İlk kitabını da Kaynak Yayınları aracılığıyla yine aynı adla; <strong>"Arz-ı Hal" </strong>olarak çıkaran Uyar,<strong> </strong>ikinci kitabı olan <strong>‘Türkiyem’ </strong>i ise 1952’de Nurullah Ataç’ında ön sözüyle yayımlamıştır. Ancak bu kitap o dönemin popüleri Varlık Yayınlar'ından çıkarılmıştı. Turgut Uyar'ın ilk<strong> İkinci Yeni </strong>kitabı olan Dünyanın En Güzel Arabistanı ise 1959'da çıkmıştır. Eserde dil, tema, anlatım biçimi, imge ve biçim/öz ilişkisi açısından büyük bir değişim yansıtıldığı fark edilmektedir. Ve bu eserde yer alan hepimizin zihnine kazınan o meşhur şiirde bulunmaktadır: Göğe Bakma Durağı... Tekrardan usta şairi Rahmetle Anıyoruz... Ve onun muhteşem bir şiiriyle gönüllerinize dokunarak veda ediyoruz. Şiirle kalın... <strong>GÖĞE BAKMA DURAĞI</strong> İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım...
Birçoğumuzun zamanında hatta hala dile getirdiği ve asla unutulmayan, akıllara kazınan replikleri sizler için derledik. Hem üzüleceğiniz hem güleceğiniz hem de düşüncelere dalacağınız replikler dünyasında kaybolmamak elde değil... <strong>#1. Bazen bazı gerçekler acıtsa da dile getirilmeli...</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/2af553ea26b313292cf4a04ee56b152b-Cropped.jpg" alt="" width="631" height="631" /></strong> <strong>#2. Kapak sesini duyanlar burada mıı :)</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/366509ea5b400fe37f1897cafc8c313f.jpg" alt="" width="623" height="623" /></strong> <strong>#3. Ah Tonny üzümlü kekimiz, sen harikasın. :) Kaptan alınmaca yok!</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/d7d941209aa9c831419ea3336b7bc864.jpg" alt="" width="627" height="639" /></strong> <strong>#4. Ahhahah Suzan :) ne günlerdi bee</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/158097980a7737471acadeee3447852c.jpg" alt="" width="624" height="663" /></strong> <strong>#5. Bazen her şeyi unutmak istersin Agahcığım</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/0838f587f7fde6ebf30f6f3240f49f1c-800x453.jpg" alt="" width="637" height="361" /></strong> <strong>#6. Ayşegül çok ortak yönümüz var bir ara bi kahve içip konuşmamız gerek...</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/11fb31a633ed1ad1a19221e438f25df9.jpg" alt="" width="640" height="524" /></strong> <strong>#7. Aklımda deli sorular hocaaam...</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/a224556dcf2ebe4ed88404015826ff25.jpg" alt="" width="644" height="363" /></strong> <strong>#8. F-16 sı olmayan kaldı mı yaaa</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/82ab5197c79ceed2cd543e15f1a26e58.jpg" alt="" width="648" height="652" /></strong> <strong>#9. Öykü biliyorduk Ayaz'ın seni sonunda alacağını :) tatlı nazlar bunlar. (Bu arada çifte ömüüür boyu mutluluklar dileriz.)</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/file-1.jpg" alt="" width="649" height="649" /></strong> <strong>#10. Of offf diyecek söz bulunamadı :(</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/E2QtuTZWYAMi9lM-800x450.jpg" alt="" width="655" height="368" /></strong>
Şimdi sizinle biraz, maalesef ki yalnızca ülkemizin değil dünyanında bir gerçeği olan konuda, bu yazı aracılığıyla yüzleşelim. Devamında belki biraz sert söylemli bir yazıya dönüşebilir bende aslında kafamda tasarlamadan doğaçlama giriş yapacağım, o nedenle yanlış kelimelerim biliniz ki hissettiklerimdendir... Dün Tiktok platformunda gezinirken genç arkadaşlarımın; yaşıtlarımın, kardeşlerimin, abla ve abilerimin yani cinsiyet ve yaş fark etmeksizin aslında birçok çocuğun yaşamış olduğu ve çoğunluğun susturulduğu ya da sustuğu bir konuya maalesef ki sessiz kalamayarak değinmek istiyorum. Ki buna hiçbirimiz sessiz kalmamalıyız. <strong>İstismar.</strong> <img class="alignnone wp-image-37997" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/IMG_2880-Cropped-300x169.jpg" alt="" width="673" height="379" /> Evet bu kelimeyi yazarken bile bazı şeylerin içimde kırıldığını hatta parçalandığını hissediyorum. Akım içinde dolaşırken her bir videoyu aşağı kaydırışımda; dedesinden, amcasına, eniştesine, halasına, üvey ya da öz, yakın ya da yabancı olan herkesten ben onların yerine de nefret ettim. Her videoyu aşağı kaydırışımda farklı bir günde, farklı bir odada, farklı saatlerde bulunduğumu hissettim. Onlarla birlikte her anın içinde hissettim kendimi. <img class="alignnone wp-image-38007" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/cizim-dava-Cropped-300x169.jpg" alt="" width="701" height="395" /> Çocuklarınızı, çocuklarımızı kız ya da erkek fark etmeksizin korumak, onun çevresinde bulunan her vicdanlı bireyin görevidir. Bunu unutmayın! En basitinden babasıdır, annesidir deyip karışmazsanız o çocuğun ruhundaki bir hançerin üzerinde, ister inanın ister inanmayın sizinde parmak izleriniz olacaktır. Bazı insanımsıvariler maalesef ki yaşına, cinsiyetine, yakınlık derecesinin ne olduğuna, ne giydiğine, ne yediğine hatta insan olup olmamasına bakmadan iğrençliklerini çocukların ruhuna ve diğer canlarımıza bulaştırıyorlar. Artık her şeyin alenen yapıldığı edep, ahlak tanınmadığı bu dünyada çocuklarınızı, çocuklarımızı korumak zorundayız. Onlara susmamaları gerektiğini öğretmeliyiz. Ve ona herkesin her şeyi yapabileceğini söylemeliyiz. Anlatabiliyor muyum? Kim olursa olsun, ona karşısında ki kişi kim olursa olsun susmamasını söylemeliyiz! Onlar çocuk ve ruhları da öyle, bedenlerini ama önce ruhlarını kurtarmalıyız. Ve bu durumu, maalesef ki, yaşayanlara söylüyorum şimdi. Belki sende bu yazıyı okuyorsun. Lütfen yalnız hissetme ve ne olursa olsun kendinden ya da affedemediğin çocukluğundan vazgeçme. Yaşadıkların için, ne kadar iyi gelir sana bilmiyorum ama ben özür diliyorum. Ben o çocuktan da, o küçük kadından da, o küçük adamdan da özür diliyorum. Ve eminim burada da bunun için özür dileyecek onlarca insan vardır. Şimdi biz daha iyisi için, seninle ve bu yazıyı okuyan herkesle daha iyisi için çalışacağız. Önce hep birlikte kendi ruhumuza ve çocukluğumuza ve sonra da diğerlerine dokunacağız. Biliyorum hiç anlamadılar ve sen de hiç anlatamadın ve hiçbir anını unutmadığını da biliyorum. Artık içinde tutamadığını da biliyorum bunun son perde ve son oyun olduğunu da biliyorum. Ama biz daha reveransımızı yapmadık ama bunun için önce ayağa kalkmamız gerek güçlü çocuk, ayağa kalkmamız gerek... Ve biz burada elini tutmak için hazırız.
Özellikle son dönemlerde herkes evlerinden yapabileceği ikinci bir iş hatta artık özgürce yürütebileceği kendi işi olarak da alternatif yollar aramaya başladı. Özellikle kendi zamanını kendi ayarlamak isteyen ve konfor alanından çıkmak isteyen kişiler hayatlarının her alanında kontrolü ele almak için evlerinden ve hatta her yere taşıyabileceği işlere yönelmiş durumda. Peki biz bu kadar insanın arasından nasıl özgün bir işle fark oluşturup ekonomik ve zamansal özgürlüğümüzü ele alabiliriz? Şunu duyabilirsiniz çevrenizden: "Ya o işi herkes yapıyor, kim gelip senden alacak?" Öncelikle hem kendi içinizdeki hem de çevrenizdeki ön yargıları sessize alarak sizler için derlediğimiz iş modellerini incelemenizi ve bir kadın olarak asla pes etmemenizi öneriyoruz! :) Derlediğimiz iş modelleri küçük bir miktar sermaye gerektiren iş modelleridir. Ve tabii ki 'emek olmadan ekmek olmaz' sözünü de siz değerli kadınlarımıza hatırlatmış olalım. <strong>1. Epoksi </strong> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/maxresdefault-65-800x450.jpg" alt="" width="692" height="389" /> Özellikle son zamanların trendi olmuş ve yurt dışında farklı modelleriyle ilgi görmüş ancak Türkiye'de bu alanda ses getiren çalışma yapılmamasından dolayı bu iş modeli tasarım ruhunu kullanmak isteyenler için birebir diyebiliriz. Epoksi, reçine sıvısı dediğimiz sıvının silikon kalıplarına dökülerek ve çeşitli materyallerle süslenerek elde edilen çeşitli eşyalardır. Bunları sayacak olursak: * Nişan tepsisi ve yüzük yükseltici * Rahle, tespih * Şamdan * Kolye, bileklik, yüzük gibi takılar * Sehpa ve masa * Şekerlik, sunumluk, bardak altlığı * Rüya kapanı * Saat, küllük, tütsülük * Takı için sunum tabağı * Ve çeşitli süs eşyaları Bunları yabancı sitelerin yaptığı çeşitli eşyaları inceleyip, kendinize ilham aldıktan sonra reçine hazırlık setiyle de kendinizi denedikten sonra yaptıklarınızı satışa sunabilir ve ek gelir hatta sabit gelir elde edebilirsiniz. <strong>2. Takı, Toka Yapmak / Toptan Alıp Perakende Satmak</strong> <img class="wp-image-27882 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/woman-making-handmade-gemstone-jewelry-home-feather-craft-ss-FEATURED-1200x720-1-300x180.jpg" alt="" width="818" height="491" /> Evet, geldik kadınlarımızın vazgeçilmezi olan takıya: Kolye, yüzük, bileklik ve toka gibi çeşitli alanları bulunmaktadır, hatta sadece takı ya da toka veyahut bebek tokası yaparak gelir elde edebilirsiniz. Bu alanda için iki seçeneğiniz bulunmaktadır. İlki toptancılardan ana malzemeleri alarak kendi hayal gücünüze dayanarak tasarımlar oluşturup satışa sunabilirsiniz. Dilerseniz de yine toptancılardan yapılmış olan takı veya tokaları alıp üzerine kâr koyarak da satışını yapabilirsiniz. <strong>3. Kapı Süsü Ve Anahtarlık</strong><strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/maxresdefault-1-7-800x450.jpg" alt="" width="685" height="386" /></strong> Bunların ana malzemelerini de takıdaki gibi toptancılardan temin ederek; makrome ipi, plastik çiçekler, yaprak ve otlarla, kozalaklarla süsleyerek satışa sunabilirsiniz. Ülkemizde kapı süslerinde çokta seçenek olmadığını ve yabancı sitelerden ilham alarak yaptığınızda işletmenizde ses getirebileceğinizi unutmayın. <strong>4. Bebek Eşyaları</strong> <strong><img class="wp-image-27884 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/0bc53252-e524-449c-91df-d78346d83810_size1856x1856-300x300.jpg" alt="" width="885" height="885" /></strong> Dikim konusunda yetenekliyseniz ve üstüne birde dikiş makineniz varsa bu iş tam size göre. Özellikle yurt dışında rağbet gören ve ülkemizin emekçi kadınlarından temin edilen; bebek nevresim takımları, bebek battaniyeleri ve bebek koltuğu örtüsü, oyun halısı, altaçma gibi birçok çeşidi bulunan bu işi hem keyif alarak yapabileceğiniz hem geliri fazla olan hem de işinizi ileride daha iyi seviyelere getirebileceğinizi unutmayın... <strong>5. Mutfak Örtüleri </strong> <strong><img class="wp-image-27885 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/df40ca692b86341dfaebd363a7e5e43e-300x225.jpg" alt="" width="967" height="725" /></strong> Evet, şimdi de her ne kadar ülkemizde dantel kültürü bırakılmış olsa da hâlâ bir yerlerin üstünü örtme alışkanlığımız devam ediyor. Gerek tamamen masa örtüsüyle gerekse runner ve suple ile masalarımızın bir kısmını örterek süslemeyi neredeyse tüm kadınlarımız yapmaktadır. Bu nedenle bu işimizin de önü açıktır diyebiliriz. Üstelik burada: Masa örtüsü, runner, kumaştan suple, kumaş peçete, mutfak önlüğü, mutfak havlusu kenarını kumaş ile süsleme, piknik örtüsü dikme gibi çeşitli imkanlarından dolayı kesinlikle kazanç sağlayacağınızı söyleyebiliriz. :) <strong>6. Network Marketing</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/kadin-girisimciler-scaled-1-800x533.jpg" alt="" width="690" height="459" /></strong> Evet, elbette herkes el işi yapmak istemeyebilir. Kimilerimizde ağ kurmada ve bu ağı büyütmede kendimizi geliştirmişizdir. Değerli kadınlarımızın evlerinden yürütebileceği bir diğer ve son işimiz ise network marketing yani doğrudan satış. Araştırarak bulabileceğiniz güvenilir firmaların sistemine dahil olarak toptan bir şekilde ürünleri alarak kâr marjıyla beraber satacağınız ve kârınızın tamamen size kalacağı bir çalışma şekli. Üstelik bazı firmalarda aldığınız ürünlerin belirli puanlarının sisteminizde birikmesiyle de ödeme alabiliyorsunuz. Bu iş için sosyal olmanıza da gerek yok. Sadece sosyal medyayı, yukarıda belirttiğimiz diğer tüm işlerde yapacağınız gibi aktif kullanmalı ve yönetmelisiniz. Yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Unutmayın sosyal medya bedava reklam demektir, özellikle videolu içerik yükleyebileceğiniz sosyal platformlar çok daha kıymetlidir. Elinizin altındaki bu imkanları değerlendirin. Ve değerli kadınlarımıza Dergio ailesinden bir not: <strong>"Hayatınızı kimsenin ama hiç kimsenin insafına ve keyfine bırakmayınız."</strong> Sağlıcakla ve bereketle kalın.
Van Gölü, Nemrut volkanik dağının patlamasıyla bölgedeki tektonik çöküntü alanının önünün dolmasıyla oluşmuş olan volkanik set göllerimizden biridir. Birçok efsanemize konu olan ve aslında çoğu efsanemizin kaynağı olan Doğu bölgemiz, Van Gölü'nü de es geçmemiştir tabi. Gerek Van Gölü canavarı efsanesi olsun, gerek Akdamar efsanesi olsun, Erek Dağı ve Nemrut Dağı efsanesi olsun yalnızca kendini değil çevresini de efsanelerle ünlü yapmış bir göl olan bu gölde yapılan araştırmalarda birçok kalıntıya ve tarihi eserlere denk gelinmiştir. <strong>Efsaneleri başka bir inceleme yazımıza bırakacak olursak, gelin hep beraber Van Göl'ünün gizemli derinliklerini incelemek için dalışa geçelim...</strong> Erciş ilçesindeki Çelebibağı Mahallesi'nde Urartular dönemine ait, Selçuklu ve Osmanlılar döneminde de kullanıldığı düşünülen<strong> Erciş Kalesi</strong>, 1841'de Van Gölünde suların yükselmesiyle su altında kalmıştır. 2014 yılında göldeki su seviyesinin tekrar düşmesiyle bazı bölümlerinin ortaya çıkan kalede; suların daha fazla çekilmesinin ardından sütun ve kale surlarının kalıntıları, mezarlar ve çanak çömlek parçaları ile bazı yapıların kalıntıları da ortaya çıkmıştır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/541fcdbaf63099253014ab03.jpg" alt="" width="628" height="400" /> Ülkemizin en büyük gölü özelliğine sahip olan Van Gölü'nün derinliklerine inilerek yapılan çalışmalarda çekilmeninde etkisiyle Erciş'in kıyılarında binlerce yılda oluşan ve boyları 10 metreyi geçen Su Altı Peribacaları denilen, boyu 18 metreye yakın olan ve dünyanın en büyük bir diğer adıyla <strong>mikrobiyalitler</strong> önceki yıllarda keşfedilmişti. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/484_1.jpg" alt="" width="590" height="392" /> Aynı zamanda bu dalışta Adilcevaz Kültür, Sanat ve Turizm Derneği Başkanı Cumali Birol, ''Kanuni Sultan Süleyman'ın İran seferine gönderdiği yeni çeriler için Tatvan’da 3 adet kadırganın yapıldığını ve bu kadırganın ufakta olsa bir izine rastladık" diye de bilgi vermişti. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/1076481.jpg" alt="" width="642" height="355" /> Aynı şekilde suların çekilmesiyle Batık Rus gemileri de gün yüzüne ulaşmışlardı. Muradiye'de Ünseli Mahallesinde Ruslar tarafından inşa edilen 3 devasa gemilerden biri olan Akdamar gemisi daha önceden bulunmuştu. Suların çekilmesiyle ikincisi de bulunmuş oldu. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/batik-gemi-van-golu-aa-1521574.jpg" alt="" width="662" height="372" /> <strong>Bizim sizler için derleyip topladığımız Van Göl'ünün derinliklerindeki gizem listemiz şimdilik bu kadar. Eğer sizin bildiğiniz bir gizem daha varsa bizimle paylaşın. </strong>
<strong>İnstagram izlenmelerinizi arttıracak popüler reels müziklerini bu haftada sizler için derledik. </strong> 1. Doja Cat - Vegas (From the Original Motion Picture Soundtrack ELVIS) https://youtu.be/kKpctBHTOGU 2. Boogie Wonderland https://youtu.be/PbpIyn70t8c 3. Kendrick Lamar - Silent Hill ft. Kodak Black https://youtu.be/00QQWJIFxDA 4. Indila - Love Story https://youtu.be/KbIada2Lbi4 5. Flow https://youtu.be/L1E-my3qOec 6. Billianne - Que Sera Sera (Lyrics) https://youtu.be/PTvuveYfhX8 7. Ruth B. - Dandelions https://youtu.be/WgTMeICssXY 8. Ilkay Sencan - Do It (Official Audio) https://youtu.be/8CaGYTlG7xw 9. Michael Bublé – Sway (Sped Up) (LYRICS) https://youtu.be/jJ9Nd_zO-xE 10. Nicky Youre, dazy - Sunroof (Official Music Video) https://youtu.be/G5xSLbYMr-I İyi dinlemeler 🎵
İnşaatına MÖ. 221 ile MS. 608 yılları arasında başlanan Çin Seddi; Çin'in kuzeybatısını boydan boya kaplayan dünya tarihinin en uzun savunma duvarı olmakla beraber ilk uzunluğu tüm kollarıyla beraber toplamda 21.196 kilometredir. Ancak yıkılan ve zarar gören kısımları dışında günümüzdeki uzunluğu yalnızca 2500 kilometredir. Tamamlanması ise 2 bin yıldan uzun sürmüştür. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/cin-seddi.jpg" alt="" width="620" height="310" /> Yapıda bulunan tüm duvarları tuğladan oluşturulmamıştır; setin inşasında toprak, taş, plastik, ahşap, tuğla, kil veya kireç taşı gibi o dönemin malzemeleri de kullanılmıştır. Kullanılan malzemelere göre bazı yerler daha güçlü hale gelmiştir. Zayıf yerler, güçlü yerlere göre daha alçak bir mimaride yapılmıştır. Zayıf duvarların amacı ise olası bir durumda düşmanı yavaşlatmaktı. Bu devasa yapının yapılış amacının bilinen nedeni Türk ve Moğol akınlarını durdurmak olsa da; ülkeden kaçışları önlemek gibi yan etkenlerde nedenleri arasında bulunmaktadır. Yapının en yüksek kısmı ise, Heita Dağı üzerindeki gözetleme kulesinin olduğu bölümdür. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/713933_12514_14092019154029.jpg" alt="" width="599" height="400" /> 7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası içerisine girmeyi başaran tarihi yapı hakkında birçok efsane bulunuyor. Bunlardan biri ise “Meng Jiang Nu” efsanesidir. Efsaneye göre; yapının inşaatında ölen işçilerden birinin karısı olan Meng Jiang Nu üzüntüden ve kederden o kadar kahrolur ki, ağlaya ağlaya gözyaşıyla surun duvarını yıkar ve duvarın altından kocasının kemiklerini bulup çıkarır. Daha sonrasında ise başka bir yere gömer. Hatta Çin Seddinde Meng Jiang Nu’nun heykeli bile bulunmaktadır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/0023ae9af0dc0c8fe9fd04.jpg" alt="" width="400" height="386" /> Bir diğer efsanede; yapımında 9 bin kişinin çalıştırıldığı yapının duvarlarını örerken ölen işçilerin cesetlerinin duvarın yapımında kullanıldığı yönünde. Ancak yapılan araştırmalardan sonra böyle bir bulguya rastlamadıkları belirtiliyor kaynaklarda. Bazı söylentilere göre ise Çin Seddi’nin yapımını izleyen bir ejderha bıraktığı izlerden bir güzergâh oluşturmuş ve halk bu nedenle buraya “Dünyanın Ejderhası” ismini de kullanmaktadır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/cin-seddi-hakkinda-bilgiler-1-1024x597-1.jpg" alt="" width="662" height="386" /> Yapıldığı zamanın teknolojisi ve mimarisiyle oluşturulan bu eser gerçekten görülmeye değer bir nitelikte. Gerek işçiliği olsun gerek uzunluğuyla ve yapıldığı bölgenin coğrafik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda takdir edilmeyecek gibi değil.
Gündemde adeta gök taşı etkisi oluşturan Özgür Demirtaş kimdir? Neden bu kadar önemli? Neden bu kadar popüler? Özgür Demirtaş'ın yaşadığı polemikler nelerdir? Hakkında atılan tweetler nelerdir? <strong>Kılıçdaroğlu'nun Millet ittifakında cumhurbaşkanı adaylığında Prof. Dr. Özgür Demirtaş iddiası gündemi oldukça meşgul eden konulardan biri. </strong> <strong><img class="wp-image-20603 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/1639461405103-ozgur-demirtas-1583-300x169.jpg" alt="" width="692" height="390" /></strong> Halk arasında attığı tweetler ve YouTube platformunda paylaştığı videolar ile tanınan Demirtaş, Emin Çapa'nın Muhtemel Aday örneğinde ''Kılıçdaroğlu'nun partilerle bağlantısı olmayan bir ismi cumhurbaşkanı adayı gösterecek.'' iddiası üzerine gündeme gelmiştir. Ankara’da dünyaya gelen Demirtaş İlkokul eğitimini Manisa'da, Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesinde tamamlamıştır. Üniversite sınavında ise Türkiye’de ilk 50 öğrenci arasında yer alarak, 1998’de Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’ne yerleşmiştir. Lisans eğitimini ardından yüksek lisans seviyesini atlayarak 1998 yılında Finans doktorası için Boston College'a kabul edilmiş ve Boston College’daki çalışmalarını 2003’te büyük bir başarıyla tamamlayarak 27 yaşında finans alanında doktorasını kazanmıştır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/adsiz-1_16_9_1640343595.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Aynı sene, Baruch College City University of New York'ta Yardımcı Doçent pozisyonunda göreve başlamış ve “Öğretim alanında”, 2003 yılında Finans bölümü içerisinde, 2004 yılında ise İşletme Fakültesinde en iyi öğretim üyesi seçilmiştir. 2005 yılında, tüm ana bilim dalları ve fakülteler arasında en iyi öğretim üyesi seçilerek "Üstün Öğretim Madalyası"na layık görülmüş ve aynı zamanda New York University (NYU) Stern School of Business’ta en yüksek öğretim değerlendirmelerini almıştır. 2007 yılında doçent unvanını kazanarak City University of New York’ta kalıcı bir akademik pozisyon elde eden Demirtaş, NYU-Stern School of Business'da da dersler vermiştir. 2010 yılında, öğretim alanında, ABD, İngiltere, Kanada ve İskoçya'da 1 milyon profesör arasında yapılan 10 milyonu aşkın öğrencinin değerlendirmeleri sonucunda, ilk 20 içerisinde gösterilerek başarılarına bir yenisini daha eklemiştir. Yaptığı çalışmalar en ünlü akademik dergilerinde (Management Science, Journal of Financial Economics, Journal of Monetary Economics, Journal of Financial and Quantitative Analysis, Review of Finance ve Journal of Business & Economic Statistics) yayınlanmıştır. Üstelik 2004 yılından başlamak üzere, araştırmaları City University of New York tarafından 6 sene boyunca ödüllendirilmiştir. 2012 yılı Eylül ayında ABD’deki kalıcı pozisyonunu terk ederek, Sabancı Üniversitesi'ne Finans Kürsü Başkanı pozisyonunda katılarak Sabancı Üniversitesi bünyesinde yaptığı çalışmalar ile Marie-Curie Avrupa Araştırma Fonu'nu kazanmıştır. Başarılarla dolu bir eğitim hayatı ile kişisel ve bilgi gelişiminin doruklarına uluşan Demirtaş, sosyal platformlarda ise kendisini beğenerek ve severek takip eden bir kitleye sahip. Çevresinde doğal bir kitle oluşturmayı amaçlayan paylaşımlarına ise elbette fikir özgürlüğüyle karşı çıkanlarda bulunuyor. En çok beğeni alan bu paylaşımları ise yorumlamaya açık nitelikli olmasıyla akıllarda fazlasıyla soru bırakıyor. Bu vatanın bireyi olarak kimi paylaşımlarının haklılık payı taşıdığını düşünen kesimin fazla olmasıyla, siyaset gündemini karmaşaya uğratan isimlerden olmuştur. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce adaylığa parti dışı birinin gelmesi nasıl bir etki oluşturur?
<h2><strong>1. </strong><strong>İskender Lahdi (İstanbul Arkeoloji Müzeleri)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/1200px-Alexander_Sarcophagus_Istanbul_Archaeological_Museums_2020.jpg" alt="" width="533" height="400" /></strong> MÖ 4. yüzyıla dayanan tarihi ile Sidon kralı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülen lahit Osman Bey tarafından Sayda'daki (eski Sidon) kral mezarlarında yapılan arkeolojik kazılarda bulunmuştur. <h2><strong>2.</strong><strong> Sidamara Lahdi (İstanbul Arkeoloji Müzeleri)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Archaeologisches_Museum_Istanbul-1.jpg" alt="" width="532" height="400" /></strong> MS 3. yüzyılının Roma dönemine ait lahit 32 tonluk olmasıyla bilinen en ağır lahit olma özelliğini taşıyor. <h2><strong>3. </strong><strong>Atalante heykeli (Antalya Arkeoloji Müzesi) </strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/antalya2.jpg" alt="" width="648" height="400" /> MS 2. yüzyıl. Perge Antik Kenti'ne ait dans eden kadın heykeli eşsiz bir estetik anlayışla yapılmış. Baktığınızda etek kıvrımlarından bunun farkına varabilirsiniz. <h2><strong>4. </strong><strong>Herakles Lahdi (Antalya Arkeoloji Müzesi) <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/herakles-lahdi.jpg" alt="" width="400" height="400" /></strong></h2> Perge Antik Kenti'nden kaçırılan ve İsviçre'de yeri tespit edildikten sonra Türkiye'ye getirilen eser MS 2. yüzyıl Roma döneminden kalma. <h2><strong>5. </strong><strong>Kanatlı denizatı broşu (Uşak Müzesi)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/0x0-kanatli-denizatinin-2-bin-500-yillik-film-gibi-oykusu-1537690654947.jpg" alt="" width="603" height="400" /></strong> MÖ 6.-.5 yüzyıllar. 1968 yılında Uşak’taki Aktepe Tümülüsü’nde yapılan kaçak kazı esnasında ortaya çıkan ve 520 eserden oluşan Lidya kralı Kroisos’un hazinesinin (Karun Hazinesi) bir parçası. Daha önce New York'ta bir müzede sergilenen eser, hukuksal mücadele sonucunda Türkiye'ye teslim edilmiştir. <h2><strong>6. </strong><strong>Tethys ve Okeanos mozaiği (Zeugma Mozaik Müzesi)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Okeanos_ve_Tethys.jpg" alt="" width="602" height="400" /></strong> Antik çağlarda Akdeniz haricindeki dünyadaki bütün açık denizlerin tanrısı olan Oceanos , denizdeki dişi unsuru sembolize eden Tethys ile birlikte yaşar. Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin Oceanos ve Tethys'ten meydana geldiğine inanılır. Zeugma'dan çıkarılan ve villalardan birinin havuz tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte de Oceanos ve Tethys deniz canlılarıyla çevrelenmiş olarak betimlenmiştir. Mozaikte ayrıca yunuslara binen veya balık tutan Eroslara da rastlanmaktadır. <h2><strong>7. </strong><strong>Kaşıkçı Elması (Topkapı Sarayı Müzesi)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/180961-1415980993.jpg" alt="" width="600" height="400" /></strong> 86 karat olan bu armut biçimindeki Kaşıkçı Elması’nın Saray’a gelişi hakkında birçok rivayet bulunsa da bu görüşler içinde en kabul edilebilir olanı; Sultan IV. Mehmed döneminde, Defterdar Sarı Mehmed Paşa’nın kaleme aldığı Zübde-i Vekaiyat (Olayların Özü) adlı eserde ileri sürülen görüş olmuştur. <h2><strong>8. </strong><strong>Medusa başları (Yerebatan Sarnıcı) </strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/medusa-basi-yerebatan-sarnici.jpg" alt="" width="662" height="372" /></strong> Bazilika Sarnıcı’da bulunan iki adet Medusa Başı, Roma Dönemine ait. İnanışa göre Medusa, Yunan mitolojissinde yeraltı dünyası için önemli bir yere sahip. Bir efsaneye göre Medusa, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. Bu sebebe bağlı olarak yapılarda orayı koruyacağına inanılarak Medusa heykelleri ve motifleri kullanılmıştır. <h2><strong>9. </strong><strong>Topkapı hançeri (Topkapı Sarayı Müzesi)</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ggu_7001.jpg" alt="" width="600" height="400" /> Sultan I. Mahmud tarafından Nadir Şah’a hediye edilmek üzere yaptırılan bu eser dünyanın en değerli hançeri olarak kabul ediliyor. <h2><strong>10. </strong><strong>Amiso</strong><strong>s hazinesi (Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi)</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/20170515140352_79655.jpg" alt="" width="600" height="400" /></strong> Amisos Antik Kenti’nde ortaya çıkan bu eser MÖ 4. yüzyıla ait olduğu biliniyor. <h6><em><strong>İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR!</strong></em></h6>
Biz Türkler olarak mutfağımıza aşık ve sadığız ancak dünya mutfaklarında da damak tadınıza uygun ve küçük kaçamaklar yapabileceğiniz efsane tatlar bulunuyor. Sizin için bu efsane tatları derledik. Şimdiden Afiyet olsun! <h2><strong>1. Kepse </strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/kepse-pilavi-7225bdb1-776a-4616-b319-0514b4ae4a09.jpg" alt="" width="533" height="400" /></strong> Bulgur pilavımıza yakın tatta olan bu pilav mutfağımıza en yakın milletlerden biri olan Araplara ait. Üstelik bol sebzeli, baharatlı ve besleyici. <h2>2. Marina Soslu Gnocchi</h2> <h2><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/112672.jpg" alt="" width="505" height="400" /></h2> Türk mutfağından esinlenerek yapılan bu yemek ise patates mantısı. Ve sosundan da anlaşılacağı gibi İtalyan mutfağına ait. <h2><strong>3. </strong>Uzak Doğu Lezzeti: Ramen</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ramen-tarifi.jpg" alt="" width="300" height="200" /> Noodle'ı hiç böyle denediniz mi? Haşlanmış yumurta ve tavuk; kızarmış mantar ve yeşil soğan ile bir paket noodle ile efsane bir lezzet ortaya çıkarabilirsiniz. <h2><strong>4. </strong><strong>Empanada</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/empanadas-tarifi.jpg" alt="" width="641" height="400" /></strong> İçine deniz ürünü ya da kıyma konulan bu börekler bizim mutfağımızda içli köfte ve börek arası bir karışımın karşılığı gibi duruyor. Bu lezzet ise İspanya mutfağından. <h2><strong>5. Gazpacho</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/gazpacho-corbasi-tarifi18214141325f1f35e563e4f.jpg" alt="" width="662" height="331" /></strong> Meksika mutfağından olup soğuk servis edilen bu çorbanın birçok çeşidi bulunmakta. Eminiz ki damak zevkinize uygun bir lezzette bu çeşitlerin içerisindedir. <h2>6. Uttapam</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/Uttapam-recipe.jpg" alt="" width="400" height="400" /> Hint mutfağından krepin farklı bir tarifi olan bu atıştırmalıklar sabah kahvaltılarında tercih edilebilecek türden. <h2><strong>7. </strong>Boşnakların Dev Köftesi: Pleskavitsa</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/timthumb.jpg" alt="" width="500" height="300" /> Kesinlikle denemeniz gereken bu lezzet mutfağımıza çok yakın olan bir tarif. Yeni tatlar denemeye korkup ama yeni tatlara açık olanlar tercih edebilirler. :) <h2>8. Falafel</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/firinda-falafel_3652_1.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Filistin mutfağından olan tarif fırında ya da kızartılarak yani içli köfte taktikleri uygulanarak yapılabilir. Mücver ve içli köfte arası bir tat veren bu lezzet vazgeçilmeziniz olabilir. <h2><strong>9. </strong>Et Fajita</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/fajita-5c04663f-3dd7-4c82-a883-88bfbb30def1.jpg" alt="" width="533" height="400" /> İkinci Meksika lezzetimiz ise et fajita. Maliyet olarak yüksek dursa da buna kesinlikle değdiğini yemeği tadarken fark edeceksiniz. <h2>10. General Tso Karnabahar</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/atom-karnabahar-yemekcom.jpg" alt="" width="601" height="400" /> Uzak Doğu yemeklerinden olan bu lezzet karnabaharın eşsiz harmanıyla oluşuyor. Sağlıklı gibi görünen kaçamaklar için birebir. Afiyet Olsun! <h2></h2>
İnstagram izlenmemi, etkileşimi mi nasıl arttırım diyorsan bu içerik tam sana göre. İnstagram algoritmasının popüler müzikleri de dikkate aldığını biliyor muydunuz? Reels'lerinizi hazırlarken bu müzikleri kullanmak keşfete düşmenizi kolaylaştıracak. Ve böylece sayfanızdaki etkileşimi doğal bir şekilde artıracaktır. O zaman hadi popüler müziklerimizin listesine geçelim. :) 1. Harry Styles - Late Night Talking https://youtu.be/YC6iXm7zSu0 2. Angeleyes - ABBA https://youtu.be/qoPYRD5_62E 3. Caught On https://youtu.be/dUqNZG4uI8s 4. Lofi Aesthetic Vatto https://youtu.be/4nsifpmG9t4 5. Lana Del Rey - Doin' Time https://youtu.be/qolmz4FlnZ0 6. Sofia Reyes - 1, 2, 3 (feat. Jason Derulo & De La Ghetto) https://youtu.be/p03TIGqEc8o 7. Cumbia Buena https://youtu.be/ltGhNMRX0UE 8. Cheryl Lynn - Got To Be Real (Audio) https://youtu.be/fI569nw0YUQ 9. Sub Urban - Cradles https://youtu.be/KBtk5FUeJbk 10. Latto - Big Energy https://youtu.be/J_etjp83wwg
Yaz tatili planlarının yapılmasıyla ailecek gidebileceğiniz yerlerde anlaşmazlık yaşıyorsanız, nereye gideceğinize karar veremiyorsanız doğru yerdesiniz. Biz sizler için serinletici ve keyifli bir liste hazırladık. Tatile çıkmadan önce derlediğimiz tatil duraklarını incelemeyi unutmayın. :) <h2>1. Konya Lale Tarlaları</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/asyalaletarlasi.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Konya'nın Karatay ilçesinde bulunan Lale Tarlaları gerçekten herkesin görmesi gereken türden bir görsel şölen sunuyor. Özellikle en güzel anlarınızın karesini süsleyecek bir fotoğraf ortamı da oluşturuyor. Türkiye'nin dört bir yanına lale gönderen bu tarlalarda yaklaşık olarak 80 çeşit lale üretimi yapılabiliyor.. <h2><strong>2. Acarlar Longozu</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/Acarlar-Longozu-06-e1439316554584.jpg" alt="" width="601" height="400" /></strong> Kısa sürede bile, yaşayacağınız en keyifli vakitlerinizi burayı görmek için ayırabilirsiniz. Longuzun tamamı halka açık olmasa da açık olan kısmı gerçekten insana huzur verecek türden. Bu muhteşem doğa harikası ise Sakarya'da bulunuyor. <h2><strong>3. Erfelek Tatlıca Şelaleleri</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Sinop-Erfelek-Selale-02-e1400492965191.jpg" alt="" width="547" height="400" /></strong> Tarım ve Orman Bakanlığınca tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, Sinop'un Erfelek ilçesine bağlı Tatlıca köyüne yakın bir mevkide bulunuyor. Toplam alanda irili ufaklı 28 adet şelale bulunmaktadır. Şelalenin bulunduğu alanın dışında kamp imkanı sağlanıyor. Bunaltıcı sıcaklardan kaçmak için tercih edilebilecek bir doğa alanı. <h2><strong>4. Ihlara Vadisi</strong></h2> <h2><strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/ihlara-vadisi-ana-kapak.jpg" alt="" width="604" height="400" /></strong></h2> Nevşehir ve Aksaray arasında bulunan bu eşsiz yere müze kartınızla ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Vadi sonunda ulaşacağınız su üzerinde konumlanan restoranlar ile yol boyu gördüklerinizle fotoğraf şöleni yaşayacağınız bu vadi size tatilde olduğunuzu gerçek anlamda hissettirecek alanlardan biri. <h2><strong>5. </strong>Eğirdir Gölü</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/egirdir-golu-33997.jpg" alt="" width="587" height="400" /> Türkiye'nin en büyük ikinci tatlı su gölü özelliğine sahip olan Eğirdir Gölü tatil için uğranabilecek en muazzam yerlerden biri. Gerek maneviyatı olsun gerekse görsel şölenler sunmasından ötürü gerçekten cezbedici. Üstelik aynı alanda uğrayabileceğiniz buram buram kokan Lavanta Tarlaları'da tatilinize renk katacaktır. <h2><strong>6. Manavgat Şelalesi</strong></h2> <h2><strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/manavgat-selalesi-1.jpg" alt="" width="533" height="400" /></strong></h2> Batı Torosların doğu yamaçlarından Akdeniz'e ulaşan Manavgat Nehri bu bölgedeki falezlerden akarak muhteşem görünüşlü Manavgat Şelalesini oluşturmaktadır. Bazı alanlarında Rafting ve Kano gibi su sporları imkanı verilmektedir. Serinletici aktiviteleri olan bu mekan yazın tercih edilebilecek en güzel duraklardan biri. <h2><strong>7. Nemrut Krater Gölü</strong></h2> <h2><strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/nemrut-krater-golu-aa-1642466.jpg" alt="" width="662" height="372" /></strong></h2> Türkiye'nin en büyük krater gölü olan Nemrut, Tatvan ilçesine yakın bir alanda bulunmaktadır. Bahar aylarında yeşile ve rengarenk çiçeklere bürünen gölün çevresi, yazın ise yüzmek için imkan sağlayan turistlerin uğrak alanlarından biri. İsterseniz kamp bile yapabilirsiniz. <h2><strong>8. Kaz Dağları</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ayazma-3-91879.jpg" alt="" width="599" height="400" /></strong> Çanakkale ve Balıkesir arasında bulunan Kaz Dağları eşsiz manzaralar sunan doğal alanlara sahip. Hem keyifli hem de serinletici vakit geçirmek için haritanızda işaretli alanlardan biri olmayı hak ediyor. Birçok alanda muhteşem doğa fotoğrafları da çekebileceğiniz mutlaka uğranması gereken yerlerden biri. <h2><strong>9. Balıklı Göl</strong></h2> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/balikli-gol.jpg" alt="" width="662" height="372" /></strong> Trabzon Akçaabat'ta bulunan göl gerek kendisi gerek çevresi olsun gezerken gerçek bir keyif alacağınız doğal duraklardan olmalı elbette. Burasıda yazın sıcaklarında sığınabileceğiniz doğa harika alanlarından biri. Üstelik yol boyu küçük göller ve şelaleler görme ihtimaliniz yüksek. Ve piknik yapabileceğiniz harika ortamlar sunuyor. <h2><strong>10. </strong>Yedigöller Milli Parkı</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/yedigoller-milli-parki-gezi-tur-doga.jpg" alt="" width="662" height="368" /> Bolu'da bulunan ve uzun bir yol üzerine konumlandırılan alanda birçok etkinliği gerçekleştirebilirsiniz. Yol üzerinde piknik yapabileceğiniz bir alan ve seyir terasları bulunmaktadır. Rotanıza dahil etmeniz gereken bu seçenek doğa harikaları duraklarımızda olmazsa olmadı :) <em>Şimdiden keyifli yolculuklar dileriz :) Lütfen duraklarımızda doğamızı korumak adına piknik yaparken dikkatli olalım. Ve bulunduğumuz alanları temiz tutalım :)</em> <h2></h2>
Yazın bunaltıcı sıcaklıklarını yavaş yavaş hissetmeye başladık, serinlemek adına buzdolabına kafamızı soktuğumuz dönemlere girmeden önce sizler için, çok kısa sürelerde hazırlanan soğuk içecekleri bir araya getirdik. Şimdiden afiyet olsun. :) <h2>1. Dondurulmuş Sıcak Çikolata</h2> <img class=" wp-image-16949 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/frozen-hot-chocolate-cream.jpeg" alt="" width="744" height="496" /> 2 Porsiyon Malzemeleri; *2 su bardağı süt *3 paket sıcak kakao *3 bardak buz ** Üzerine tercihe bağlı olarak krem şanti eklenebilir. <strong>Hazırlanışı;</strong> -Sütü, kakaoyu ve buzları mikser kabına koyarak pürüzsüz bir görünüm elde edinceye kadar karıştırın. (Buzlardan dolayı, güvenlik için mikser kabının ağzının kapalı olmasını tercih edin.) -Daha sonra karışımı bardaklara dökünüz, dilerseniz üzerine krem şanti ekleyebilirsiniz. İşte bu kadar serinletici tarifimiz hazır! <h2>2. Karpuz Limonata</h2> <img class="wp-image-16953 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ev-yapimi-karpuzlu-limonata-tarifi-300x169.jpg" alt="" width="689" height="388" /> 8-10 Porsiyon Malzemeleri; *2 su bardağı karpuz suyu *4 su bardağı hazır limonata <strong>Hazırlanışı;</strong> -Çekirdeklerini ayırdınız karpuzu dilerseniz süzgeç yardımıyla suyunu süzebilir, dilerseniz mikser yardımıyla tamamen kıvam alıncaya kadar karıştırabilirsiniz. -Daha sonra limonatayı ve buz ilave ederek bir iki karışımdan sonra servis için bardaklara dağıtabilirsiniz. <h2>3. Ev Yapımı Tadında Limonata</h2> <img class="wp-image-16954 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ezgif.com-gif-maker-2-6-300x169.jpg" alt="" width="728" height="410" /> 4 Porsiyon Malzemeleri; *1 su bardağı limonata (kuru karışım) *2 su bardağı soğuk su *1 litre Sprite <strong>Hazırlanışı;</strong> -Tüm malzemeleri karıştırarak üzerine buz ekleyerek sunuma hazırlayabilirsiniz. İşte bu kadar afiyet olsun! <h2>4. Soğuk Kahve</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/Trin660847680321938.jpg" alt="" width="765" height="574" /> Malzemeler; *1 tatlı kaşığı granül kahve *1 kahve fincanı süt *4 kahve fincanı su Hazırlanışı; -Bir kavanozun içerisine malzemeleri ekleyerek kapağını sıkıca kapatın. -Elinizle şişenin içinde köpük görünceye kadar hızlı bir şekilde çalkalayın. -Daha sonra derince bir bardağa istediğiniz kadar buz ekleyerek kavanozdaki karışımı yavaşça bardağa boşaltın. Dikkat edilmesi gereken nokta ise karışımı bardağa boşaltırken köpüğünü en sona bırakmanız. Böylece köpüğü bol bir kahve elde edebilirsiniz. <h2>5. Starbucks Caramel Frappuccino</h2> <img class="wp-image-16955 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/e584dadd-starbucks-caramel-frappuccino-copycat-recipe-8-300x200.jpg" alt="" width="810" height="540" /> 3 Porsiyon Malzemeler; *15-20 küp buz *1 su bardağı süt *1 yemek kaşığı granül kahve * Çeyrek su bardağı su *5 kaşık karamel <strong>Hazırlanışı;</strong> -Tüm malzemeleri ağzı kapalı mikser kapına koyarak karışım kıvam alıp, buzlar kırılıncaya kadar çırpın. -Daha önceden karamel ile içini kapladığınız bardaklara karışımı döktükten sonra üzerine de karamel ekleyerek servis edebilirsiniz. :) <em><strong>Afiyet Olsun!!</strong></em> <h2></h2>
<strong>Tac Mahal</strong>, Hindistan'da bulunan Agra şehrinde inşa edilen, İslam türbe özelliği taşıyan anıt mezardır. Asıl adı Şehzade Hürrem olan ancak dönemin Babür İmparatorluğunun başına geçince Şah Cihan adını alan hükümdarın; 14. çocuğunun doğumunu yaparken oluşan talihsizliklerden dolayı, erken yaşta hayata gözlerini yuman 4. ve en gözde eşi Ercümend Banu Begüm, bir diğer adıyla Mümtaz Mahal'in anısına yaptırdığı ihtişamlı bir yapıttır. En gözde eşi dedik çünkü diğer eşleriyle arasındaki bağ daha çok politik sebeplere dayanmaktaydı. <img class="snax-figure-content attachment-large aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/indir-1-8.jpg" alt="" width="735" height="489" /> Sevgiyle Yamuna Nehri'nin kıyısına yaptırılan bu yapı kısa bir süre sonra imparatorluğun gücünün ve kudretinin sembolü haline gelmiştir. Yapı ihtişamlı görünüşüyle UNESCO'da Dünya Miras Liste'sine elbette adını yazdırmıştır. Türbenin yapılması için bir grup oluşturan Şah Cihan bu grupta Osmanlı mimarlarının da olmasını istemiştir. Bazı rivayetlerde İstanbul'dan getirilen mimarların Mimar Sinan'ın öğrencileri olduğu söyleniyor. Birçok ülkeden farklı, görevinde usta sanatkarları toplamıştır, bu nedenle, öne sürülen birkaç fikir olsa da, Tac Mahal'in asıl mimarı kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. <img class="snax-figure-content attachment-large aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Tac-Mahalin-Tarihcesi.jpg" alt="" width="675" height="450" /> Kapısından önceki giriş bölmesinde, boydan boya hat süslemesi bulunmaktadır. Peki fotoğrafa daha dikkatli baktığınızda dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Evet minareler dışa doğru hafifçe eğik yapılmıştır. Bunun nedeni ise deprem gibi durumlarda minarelerin asıl yapıya zarar vermesini önlemektir. <img class="wp-image-16798 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/a5WPwqG_460s-300x187.jpg" alt="" width="653" height="407" /> Tac Mahal'in estetik görünümünün parıltılı yansımaları ise kullanılan elmaslar, yakutlar, sedef ve zümrüt gibi birçok değerli taşlardan kaynaklanmaktadır. Altta gördüğünüz fotoğraf ise Şah Cihan ve eşi Mümtaz Mahal'e ait kabirler. Şah Cihan vefat ettikten sonra sevgili eşinin yanına defnedilmeyi istemiştir. Ve birbirini seven iki insanın anısına aşkın anıt mezarına dönüşmüştür adeta. Yapı turistlerin gözde mekanı olsa da yerli halk için kutsal ve önemli bir merkez olarak kullanılıyor. <h6><strong>İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR!</strong></h6>
<h2>1. Black Swan / Siyah Kuğu (2010) IMDb: 8,0</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Siyah-Kugu_2010.jpg" alt="" width="662" height="331" /> Darren Aronofsky imzalı, <strong>Oscar Ödülü</strong> almış olan film gizem ve gerçekle hayalin birbirine karıştığı muhteşem eserlerden biridir. Oyuncu kadrosunda ise Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel gibi isimlerden oluşuyor. <h2>2. Shutter Island / Zindan Adası (2010) <strong>IMDb Puanı: 8,1</strong></h2> <h2><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/19244447.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg" alt="" width="601" height="400" /></h2> Martin Scorsese 'nin, Dennis Lehane kaleminden çıkan romanı beyaz perdeye uyarlaması olan filmde, Leonardo DiCaprio, Mark Ruffallo, Michelle Williams gibi efsane isimler yer alıyor. İki polis memurunun, akıl hastalarının tedavi gördüğü adadaki hastaneye gitmeleri üzerine kurulu olan film gerçektende bu listenin olmazsa olmazlarından. <h2>3. A Clockwork Orange / Otomatik Portakal (1971) IMDb: 8,3</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/images-9-1.jpeg" alt="" width="660" height="350" /> Kameranın arkasında Stanley Kubrick'in olduğu filmde işlediği suçlar nedeniyle hapishaneye giren Alex'in hapishane deneylerine katılarak cezasını hafifletmek istemesi konu ediliyor. Alex'i ise başarılı bir şekilde Malcolm McDowell canlandırıyor. <h2>4. Memento / Akıl defteri (2000) IMDb: 8,4</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/memento1.jpg" alt="" width="602" height="400" /> Guy Pearce, Carrie-Anne Moss ve Pantoliano gibi isimlerin yer aldığı etkileyici ve izlerken düşündüren yapıt Christopher Nolan' ın imzasını taşıyor. Her gün yeniden hafızası silinen bir adamın intikamını konu alan film. <h2>5. Split / Parçalanmış (2016) <strong>IMDb Puanı: 7,3</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/split1.jpg" alt="" width="621" height="400" /> James McAvony'un etkileyici performansıyla bir insanın beyninde oluşabilecek maksimum kişiliği aşarak ve beynimize neyi kabul ettirirsek ona dönüşebileceğimizi konu alan bir film. İzlerken tüylerinizi diken diken edecek olan bu yapıt tam bir insan psikoloji çevresinde oluşuyor. <h2>6. The Butterfly Effect / Kelebek Etkisi (2004) <strong>IMDb Puanı: 7,6</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/kelebek-etkisi.jpeg" alt="" width="662" height="372" /> Bilim kurgu ile insan psikolojisinin muhteşem bir uyumla harmanlandığı bir yapıt. Ashton Kutcher, Amy Smart gibi isimlerin rol aldığı eser geçmişe, çocukluğuna yolculuk yapan bir adamın hikayesini konu alıyor. Yönetmen koltuğunda ise Eric Bress ve J. Mackye Gruber yer alıyor. <h2>7. La Piel Que Habito / İçinde Yaşadığım Deri (2011) <strong>IMDb Puanı: 7,6</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/la-piel-que-habito-1-fragmani_3689965-3150_640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" /> Konusuyla izleyen herkesi derinden etkileyen filmde Elena Anaya, Antonio Bandreas gibi isimler bulunuyor. Birçok alanda ödül alan yapıt, Tarantula: İçinde yaşadığım deri eserinden beyaz perdeye uyarlanmıştır. <h2>8. The Sixth Sense / Altıncı His (1999) <strong>IMDb Puanı: 8,1</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Moiyw1A27u6WPsMZ-637084816109250428.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Bruce Willis, Haley Joel Osment, Donnie Wahlberg gibi isimleri bünyesinde barındıran filmin yönetmen koltuğunda ise Night Shyamalan oturuyor. İçine kapanık bir çocuğun hikayesini konu alan, psikolojik-korku filmidir. <h2>9. A Beautiful Mind / Akıl Oyunları (2001) <strong>IMDb Puanı: 8,2</strong></h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/akil_oyunlari-kapak-600x315w.jpg" alt="" width="600" height="315" /> 4 dalda <strong>Oscar Ödülü </strong>alan, yönetmen koltuğunda Ron Howard'ın oturduğu film başarılı bir biyografi filmi. Russel Corwe, Jennifer Connelly, Ed Harris gibi isimlerin bulunduğu yapıtta zekanın bazen felakete dönüştüğünü görebiliriz. <h2>10. Joker (2019)</h2> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/806x378-merakla-beklenen-film-vizyonda-joker-filmi-konusu-nedir-joker-filmi-oyunculari-kimdir-1570191998678-800x375.jpg" alt="" width="662" height="310" /> Kameranın arkasında Todd Phillips'in olduğu, baş rolünde Joaquin Phoenix'in yer aldığı yapıtta Zazie Beetz ve Robert De Niro gibi isimlerde bulunuyor. Konu olarak ise; toplumun etkilerinin bireyin üzerindeki dehşet etkilerini ele alıyor. <h3></h3> <h3></h3>
Dünyanın topraktan yapılan en büyük yapısı Cenne Ulu Camii; birçok mimar tarafından muazzam bir şekilde inşa edilmiş büyük kerpiç bir yapıdır. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mali" rel="nofollow">Mali</a>'nin <a href="https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Bani_Nehri&action=edit&redlink=1" rel="nofollow">Bani Nehri</a> sel ovasındaki Djenne şehrinin merkezinde yer alan yapı ilk kez 13. yüzyılda inşa edilmiştir ancak defalarca yıkılma tehlikesiyle karşılaşan caminin şimdiki izleri 1907'ye dayanmaktadır. Cami, Cenne halkının merkezi olmakla kalmamış <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Afrika" rel="nofollow">Afrika</a>'nın da meşhur yerlerinden biri olmuştur. "Cenne Eski Kasabaları" ile beraber 1988'de <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/UNESCO" rel="nofollow">UNESCO</a> tarafından <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Miras_Listesi" rel="nofollow">Dünya Miras Listesine</a> eklenmiştir. Her yıl rüzgarın ve yağmurun yıprattığı yapı aşındırma sonucu yerel halk çocuk, yaşlı demeden camiyi çamurla sıvayıp mantolama görevini yerine getirirler. Bu da halk tarafından özel kabul edilen Çamur Bayram'ının ortaya sağlamıştır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/resized_d7d76-4d3fec31179773908.jpg" alt="" width="602" height="400" /> Kaynaklarda; yapının çok eski zamanlarda ilk kez saray olarak kullanıldığı ve aslında inşa amacının da buna dayandığı söylenmektedir. Bir dönem tahtta olan Sultan Kanburu'nun Müslüman olmasıyla camiye çevrilmiştir. Kanburu, kendi sarayını ise caminin dışında doğusuna inşa ettirmiştir. Yapı malzemesi olarak, şehirdeki diğer tüm yapılarda olduğu gibi yalnızca çamur kullanılan caminin içerisinde 100'den fazla sütun bulunmaktadır. Ve bu sütunlara elle şekil verilmiştir. <img class="snax-figure-content attachment-large size-large aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/cenne-ulu-camii.jpg" alt="" width="662" height="331" /> Bildiğimiz camilerden farklı olarak herhangi bir başka yapı malzemesi bulundurmayan ya da oymacılık gibi bir sanatla şekillendirilmeyen caminin; insanların inancına dayalı restorasyonlarıyla ayakta kalması ve estetik görünümünün, üzerine belirli bir örüntüyle çakılan kazıklarla oluşması gerçekten ilgi uyandırıcı. Ancak yine de yapı dünyada az bilinen tarihi eserlerden biri. <h5><strong>İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR!</strong></h5>
Bilinç altımızın vücudumuzun dinlenme halindeyken bizim fark etmediğimiz ya da bastırdığımız duygu ve düşüncelerimizi rüya yoluyla bize hatırlattığını, <em>'bak burada çözümlenmemiş bir olay var'</em> dediğini neredeyse hepimiz biliyoruz. Peki gördüğümüz bu rüyalar aslında ne anlama geliyor? Hangi duygumuz, ertelediğimiz, kaçtığımız olaylar buna sebep oluyor? <strong>İşte bazı rüyaların psikolojik anlamları...</strong> <img class="wp-image-15571 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/1_tLllIcrJ-x-f1eluqnN_zA-300x188.jpg" alt="" width="742" height="465" /> <strong>1. Gireceğiniz sınavın yerini bulamamak/Sınava hazırlıksız girmek:</strong> Rüyalarında bunlara benzer bir senaryo gören kişiler okula devam ediyor olmak zorunda değildir. Gerçek hayatta kendinizi test ediliyor hissettiğinizi, bu nedenle geleceğiniz hakkında endişelendiğinizi gösteriyor olabilir. <strong>2. Otobüs, tren veya uçak gibi toplu taşıma araçlarını kıl payı kaçırmak:</strong> Genellikle, bu tür senaryoları rüyalarında gören insanlar onları sadece bir saniye ile kaçırırlar. Bu aynı zamanda bir iş görüşmesine veya özel bir etkinliğe geç kalma şeklinde de görülebilir. Bu rüyalar, gerçek hayatta istediğiniz şeyin peşinde koşmamanızın pişmanlıklarını yansıtıyor olabilir. <strong>3. Kaza yapmak:</strong> Bu rüyayı gören kişiler fren arızalanması, lastiğin patlaması veya başka bir araç ile çarpışma gibi bir senaryoda sürücü veya yolcu olabilirler. Bu tipik olarak gerçek hayatta belirli bir durum üzerinde kontrolünüz yokmuş gibi hissettiğiniz anlamına gelir. <strong>4. Kovalanmak:</strong> Bu rüya kaygılı insanların sıklıkla gördüğü yaygın bir rüyadır. Genellikle rüyada bir hayvan, kişi ya da tanımlayamadığınız bir şey tarafından kovalanma şeklinde görülebilir. Bu rüyayı gören kişilerin gerçek hayatta belirli bir durumdan veya henüz yüzleşmeye hazır olmadıkları bir duygudan (acı, üzüntü) kaçmaya çalıştıkları anlamına gelir. <strong>5. Kaybolmak/Kapana kısılmak:</strong> Genellikle; gerçek hayatta belirli bir durumda hangi adımı atacağınızdan emin olmadığınız anlamına gelir. Rüyalarında ormanda, büyük bir binada veya genel olarak labirent benzeri bir yapıda kaybolmayı gören insanlar genellikle bunalmış hisseder ve bir çıkış yolu bulamazlar. Bu; gerçek hayatta yaşadıkları zihinsel, fiziksel, finansal veya duygusal yükleri yansıtır. <strong>6. Dişlerin Düşmesi:</strong> Bu; ister okula, ister iş hayatınıza, ister romantik bir ilişkiye bağlı olsun; gerçek hayatta kendinizi güvensiz hissettiğinizi, çekici veya yeterince iyi hissetmediğinizi gösterir. Ayrıca başkaları tarafından yargılanma veya komik duruma düşme korkunuzu temsil ediyor olabilir.
Gece onu düşünürken dinleyeceğiniz şarkılar... Sar beni sevginle aklanan bu kalp oyulmadan Kırda ki köpek o kuş vuranı bulmadan Yaprağı ağaçtan hesap sormadan Gör onu.. <strong>1. Berk Baysal - Bilmezsin </strong> https://youtu.be/uJtY1ZvcvTE <strong>2. Tolgahan Tarıoğlu - Bu Kalp </strong> https://youtu.be/LTSPAVr_o-s <strong>3. Dolu Kadehi Ters Tut - Gitme </strong> https://youtu.be/mGS2YHLRJLo <strong>4. Kubilay Karça - Seni Kırmışlar </strong> https://youtu.be/fROq0VRZwKc <strong>5. Kahraman Deniz - Böyle Sever </strong> https://youtu.be/gRfStbloCYA <strong>6. Perdenin Ardındakiler & Mark Eliyahu - Uzaklara Savrulalım </strong> https://youtu.be/7SKnnj1q4HM <strong>7. Yaşlı Amca - Ve Ben </strong> https://youtu.be/s9mI9I9bTbI <strong>8. Tuğkan - Gitsen De </strong> https://youtu.be/9BcCNCKLrwg <strong>9. Emre Yıldırım - Gelmesen De Beklerim</strong> https://youtu.be/h7XuWXxVNes
<strong>Yazının devamında hassas içerikler bulunmaktadır !</strong> Habere göre; 1955’te Kazablanka’nın bir köyünde yaşayan <strong>Zahra Ebu Talip,</strong> ilk çocuğuna hamile kalır. Doğumun habercisi sancıları başladığında yakınları Zahra'yı hemen hastaneye götürürler. Ancak üzerinden 48 saat geçmesine rağmen bebek doğmamıştır. Bu sırada sezaryen olan başka bir kadının çektiği acılara şahit olan Zahra'ya doktorları ona da sezaryen yapmayı teklif ederler. Zahra bunun üzerine korkarak hastaneden kaçar ve rahimi açılmadığı için sancı çekmeye devam eder. Günlerce süren acıdan sonra bebek bir gün hareket etmeyi bırakır ve sancılar da son bulur. Bu kan dondurucu olaya ise <strong><em>Fas halkının, ''Bebek anne karnında sırf annenin onurunu korumak için uyuyabilir.''</em></strong> inanışına göre kimse bir şey dememiş ve Zahra'nın hamileliği unutulup gitmiştir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/resized_987ee-aad5fc68tuiyuoisp.jpg" alt="" width="662" height="371" /> Bu inanışla yıllarca karnındaki ceninle yaşayan Zahra, daha sonra 3 evlat edinir. Ancak hamileliğin üzerinden tam 75 yıl geçmişken işler beklenilmeyen bir etki oluşturur. Tekrardan sancıları başlayan Zahra çektiği aşırı acılar sonunda, evlat edindiği çocuklarından biri annesini hastaneye götürür. Doktor kontrollerinden sonra başta yumurtalıklarda bir tümör olabileceği tahmin edilse de detaylı tarama için ultrason çekimiyle ve bir radyografi uzmanında yardımıyla işin aslı ortaya çıkar. Karnındaki bebeğin tamamen kireç tutmuş bir vaziyette anne karnında kütle halini aldığı görülür. Doktorlar ceninin anne karnından alınmasının ne kadar güvenli olacağı konusunda uzun bir süre karar vermekte zorlanırlar. 4 saatlik ameliyatın sonunda; ceninin yaklaşık 4 kg ağırlığında ve 42 cm boyunda olduğu görülür. Asıl tüyler ürperten olayda ceninin tamamen taşlaşmış olduğudur. Bunun yanında ceninin kendi hayati organlarını ve karın duvarını zamanla eritip dış bölgenin sert bir cisim halini almasıyla yıllarca anne karnında anneyi zehirlemeden durmuştur. Doktorların bunu Ektopik (Dış gebelik) hamilelik diye adlandırdıkları söyleniyor. Bebeğinde bu yüzden uzun yıllar anneyi zehirlemeden başka bir forma dönüştüğünü açıklayabilir. Yıllarca doğum başladıktan sonra ya da ceninin karında ölmesi durumunda, bebeğin içeride uzun süre kalması anneyi zehirleyip öldürür diye duyduk. Ancak öğrendiğimiz bu yeni bilgiyle gerçekten insan beynini neye inanırsa vücut onun için programlanabilir bunu somut olarak burada görebiliriz. <em><strong>Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></em>
Efsanelere<strong> </strong>konu<strong> </strong>olan<strong> Kız Kulesi</strong>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_Bo%C4%9Faz%C4%B1" rel="nofollow">İstanbul Boğazı</a>'nın <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Marmara_Denizi" rel="nofollow">Marmara Denizi</a>'ne yakın kısmında, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Salacak" rel="nofollow">Salacak</a> açıklarında küçük bir adacık üzerinde inşa edilmiştir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Csk%C3%BCdar" rel="nofollow">Üsküdar</a>'ın sembolü olan kule, Üsküdar’da <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bizans_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu" rel="nofollow">Bizans</a>’a ait tek eserdir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Karadeniz" rel="nofollow">Karadeniz</a>’in <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Marmara" rel="nofollow">Marmara</a> ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde inşa edilen kuleye <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa" rel="nofollow">Avrupalı</a> tarihçiler ‘Leander<em> </em>Kulesi’ de derler. Bugünkü kulenin temelleri ve alt katın önemli bazı kısımları <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed" rel="nofollow">II. Mehmed</a> döneminde yapılmıştır. Üstündeki madalyon halindeki mermer levhada, Hattat Rasim’in kaleminden, kulenin şimdiki şeklini oluşturan Sultan <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mahmud" rel="nofollow">II. Mahmud</a>'a ait 1832 tarihli <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Tu%C4%9Fra" rel="nofollow">tuğrası</a> vardır. Kulenin <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Emin%C3%B6n%C3%BC" rel="nofollow">Eminönü</a> tarafı daha genişçe olup bir sarnıç bulundurur. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/kizkulesi2.jpg" alt="" width="662" height="460" /> En eski tarihi Yunan döneminde bir mezara ev sahipliğine dayanan ada, Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonuna dönüştürülmüştür. Osmanlı döneminde ise gösteri binasından, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar birçok işlevi üstlenmiştir. Asıl görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal - bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Bu da kuleye olan ilgiyi arttırmış ve daha çok sevgililerin uğrak mekânı olmuştur. Asıl duyduğumuzda şaşıracağınız şey ise kulenin gümrük için kullanıldığı zamanlarda; kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine (o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içine bakıldığında hâlâ yıkıntıların izleri görülebilmektedir. <strong>Kız Kulesi Efsanesi:</strong> <em><strong>Kız Kulesi: Leandros ve Hero’nun Aşkı</strong></em> İstanbul’un en önemli sembollerinden olan Kız Kulesi, pek çok efsaneye konu olmuştur. Bu efsaneler sözlü ve yazılı kaynaklarda korunarak aktarılmaya devam etmektedir. Bunlardan en etkileyicisi ise Leandros ve Hero’nun aşkının anlatıldığı efsanedir. Efsaneye göre çok eski zamanlarda, Üsküdar sırtlarında, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit adına yapılmış büyük bir tapınak vardı. Güzelliği dillere destan olan Hero, genç kızların rahibelik yaptığı bu tapınakta, kumrulara bakmakla görevliydi. Her sene, ilkbaharda tabiatı süsleyen, güzelleştiren tanrıça adına bir bayram yapılırdı. Bu ilkbahar şenliğine çevre şehirlerden, kasabalardan akın akın insanlar gelir, bayram süresince yenilir, içilir, eğlenirlerdi. Boğaz’ın öteki yakasında oturan Leandros adlı yakışıklı delikanlı da hayatında ilk kez bu bayrama katılmak üzere tapınağa geldi. Afrodit onun kalbindeki yakarışları duymuş olmalı ki karşısına güzeller güzeli Hero’yu çıkardı. İki genç birbirlerini görür görmez delicesine âşık olmuşlardı. Ama aralarında aşılması güç bir engel vardı: İstanbul Boğazı… Leandros yaşadığı şehre dönmeden önce sevgilisine, aralarındaki denizin aşklarına engel olamayacağını söyledi. Eğer Hero, denizin durgun olduğu gecelerde kulede bir ışık yakarsa, Leandros yüzerek onun yanına gelebilirdi. Gerçekten de yaz boyunca iki sevgili denizin durgun olduğu her gece buluştular. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/344276-1921742098.jpg" alt="" width="662" height="447" /> Fakat yaz bitti, kış yaklaştı. Ilık esintiler yerini şiddetli rüzgârlara bıraktı. Güneşin tenlerindeki sıcaklığı karların keskin izlerine bıraktı. Denizin çırpıntıları birbirini izleyen iri dalgalara dönüştü. Bir sabah Hero, Leandros’u uğurlarken artık iki kıyı arasında yüzmenin tehlikeli olacağını söyleyerek sevgilisine bir süre gelmemesi için yalvardı. Leandros, sevgilisinin gözlerine bakamayacak kadar uzak kalmayı istemese de ona verdiği sözü tuttu. Ancak Hero’ya olan özlemi gün geçtikçe büyüyor ve yüreği özlemle kavrulup duruyordu. Kederini, acılarını azaltmak için her akşam oturup karşı kıyıyı seyreden Leandros, bir akşam kulede yanan ışığı gördü. Sevgilisinin çağırdığını düşünerek kendini bir an bile düşünmeyerek hırçın dalgaların içine bırakıverdi. Fakat ışığı yakan Hero değil, iki sevgilinin gizli gizli buluştuğunu fark eden tapınak yöneticilerinden biriydi. Hero’ya kavuşacak olmanın heyecanı içindeki zavallı Leandros, bir yandan azgın dalgalarla boğuşuyor, bir yandan ışığı yitirmemeye çalışıyordu. Tam Üsküdar kıyılarına yaklaşmışken ışık birden söndü. Denizin ortasında acımasız bir karanlığa gömülen Leandros, önce rüzgârdan söndüğünü sandığı ışığın yeniden yanmasını bekledi, fakat ışık bir daha yanmadı ve Leandros yüreğindeki özlemle sevgilisini bir daha göremeden dev dalgaların arasında kayboldu. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/kiz-kulesi-1919.jpg" alt="" width="457" height="625" /> Ertesi sabah ise Hero’nun cansız bedenini de tapınağın altındaki kayalıklarda buldular. Sevgilisinin ölümüne dayanamamış ve ona kavuşmuştu. Zamanla Leandros’un İstanbul Boğazı’nda kaybolduğu yerde bir kayalık oluştu. İşte Kız Kulesi, Leandros’la Hero’nun anısına burada inşa edildi. Şimdi ise âşıkların denizin ortasında sevgilerini göstermek için uğradıkları mekânlardan birine dönüştü.
<strong>SARAY GİBİ KİLİSE</strong> Voskresenia Khristova Kilisesi, Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan St. Petersburg’da, 16 – 17. yüzyıl Rus kilisesi mimarisiyle yapılmış göz alıcı bir tarza sahiptir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/6fcf7f9fe506bd17857137bb0cd9eee5.jpg" alt="" width="694" height="493" /> Hükümdar II. Aleksandr’ın kraliyet aracında suikast kurbanı olduğu yere, oğlu III. Aleksandr tarafından babasının hatırası olarak inşa ettirilmiş bir Ortodoks kilisesidir. Kilisenin yapımına 1883 yılında başlanmıştı. Yüksek maliyetinden ötürü inşası 24 yıl kadar uzamış, 1907 yılında tamamlanmıştır. Rus çarı III. Aleksandr zamanında yapılmaya başlanmıştır fakat II. Nikolay döneminde tamamlanmıştır. Dış cephesinde devrimcilere karşı bir milliyetçilik simgesi olarak ve kan ile benzerlik kurularak kırmızı renk boyalar mevcuttur<strong>. </strong> ‘<em>Kurtarıcının Kanlı Kilisesi</em>’, 'Dökülen Kan' ya da ‘<em>Kanlı Kilise</em>’ olarak da anılır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/image-voskresenia-khristova-12_1.jpg" alt="" width="701" height="465" /> Voskresenia Khristova Kilisesi, günümüzde hem kilise hem anıt olarak kullanılmaktadır. 2. Dünya Savaşında sığınak olarak kullanılan kilise Rus devrimi sırasında defalarca saldırıya uğrayıp, birçok yapı malzemesi çalınsa da restorasyon işleminden sonra hala ihtişamını koruyor. St. Petersburg’da pek rastlanmayan soğan çatısı, çinili işlemeleri, 5 kubbeli Rus mimarisinde yapılan kiremit kubbeleri ve mimari özellikleriyle Kremlin Sarayı’nı andıran kilisedeki kubbelerden 81 metre yüksekliğindeki en yüksek kubbe suikastın<em> </em>gerçekleştiği<em> </em>yılı, 67 metre uzunluğundaki ikinci kubbe ise Rus<em> </em>çarı<em> </em>II<em>. </em>Aleksandr’ın<em> </em>öldüğü<em> </em>zamanki<em> </em>yaşını temsil ettiği söyleniyor. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/interior.jpg" alt="" width="691" height="519" /> St. Petersburg’ birçok ada ve kanal bulunmakta. Kilisenin yeri ise II. Aleksandr’ın öldürüldüğü yer olarak belirlense de kanalın kıyısına inşa edilmesinden dolayı temeli zamanla bir hayli zayıflamıştır. Hatta kanalı gören yüzeylerinde yıpranma olmuştur, bu da kilise için ciddi bir tehlikedir. Voskresenia Khristova; eski Rus mimari tarzını, Rus sanatçılarının ve İtalyan taş oymacılarının yeteneklerini ve Roma mozaik sanatını birleştiren Helenistik, eşsiz bir şaheser niteliğiyle adeta masallardan fırlamış şatolar kadar ihtişamlı bir yapıdır. Özellikle renkli kubbeleriyle geceleri bulunduğu alanı masal diyarına çeviriyor. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/night-time-pic.jpg" alt="" width="595" height="788" /> <strong>! İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR.</strong>
Dünyanın En Büyük Tapınak Şehri: Angkor Wat Tapınakları Angkor Vat (Tapınak Şehri), Kamboçya'nın Siem Reap şehrinin kuzeyindeki Angkor antik şehrinde, Khmer Kralı II. Suryavarman tarafından ormanın derinliklerine gizlilikle yaptırılmış dev bir tapınak-şehirdir.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/b0933cb35890b4378df60ece08ed953f.jpeg" alt="" width="662" height="327" /> Khmer mimarisinin en önemli örneklerinden birisidir ve Kamboçya ile özdeşleşmiştir. Ülkenin ulusal bayrağının üstünde de betimlemesine yer verilmektedir. Angkor Arkeoloji Parkı’ndaki gökyüzüne uzanan zarif kuleler, ‘insan beyninin bugüne kadar tasarladığı en görkemli, en uyumlu yapıt’ olarak nitelendiriliyor. Elliden fazla tapınağın içerisinde yer aldığı Angkor Wat şehri, Khmer Krallığı döneminde yaklaşık 30 yılda inşa edilmiştir. Efsaneye göre Kamboçya; denizlerin hâkimi, ulu ejder Naga’nın kızı ile Brahman Hintli genci Kaudinya birlikteliğinden meydana gelir. Kaudinya bir gün teknesiyle dolaşırken prensesi görür ve âşık olur. Prensesin babası denizlerin hâkimi Naga, kızına evlilik hediyesi olarak, egemenliği altındaki bölgenin tüm sularını kendisine çekip ortaya çıkan bu toprakları verir ve Kambuja Krallığı böylece kurulur.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/stock-photo-angkor-wat-temple-temple-city.jpg" alt="" width="405" height="608" /> Angkor Wat, ihtişamlı bir zenginliğin hükmeden Khmer Kralı II. Suryavarman tarafından 12. yüzyılda Hindu Tanrıları adına yapılmış. Yapı, 13. yüzyılda bir Budist tapınağına çevrilmiştir. Güçlü Khmer Krallığının başkenti ve gücünün simgesi olan Angkor Wat, yalnızca büyüklük olarak değil, aynı zamanda su üzerine inşa edilmesi bakımından da şimdiye kadar gerçekleştirilen en çarpıcı mühendislik projelerinden biri. Angkor Wat’ı çevreleyen ve uzaydan görülebilecek kadar büyük, içi su dolu devasa bir hendek antik yapının çevresini sarıyor. Hendekler, Hindu Tanrılarının evi olarak inanılan Meru Dağı’nı çevreleyen denizleri temsil ediyor. 14. yüzyılda Khmer Krallığı başkentinin taşınmasından sonra terkedilip orman tarafından sarılıp sarmalanmış olarak kalmıştır ve 1858’de Fransız doğa bilimciler tarafından yeniden keşfedilmiştir. Daha sonra üzerini kaplamış topraklar ve vahşi otlar temizlenip, asıl hatları ortaya çıkarılmıştır. Yapı, 1992’de kuzeyindeki Angkor Thom antik şehri ile birlikte Dünya Kültür Mirası Listesi'ne girmiştir.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/temple-ta-prohm-1200.jpg" alt="" width="662" height="442" /> <strong>Angkor Wat Tapınakları</strong> <strong>1. Angkor Wat</strong> Çevresindeki tapınaklara nazaran en dikkat çekici olan yapı, dünyadaki<strong> </strong>en<strong> </strong>büyük<strong> </strong>tapınaklardan<strong> </strong>biridir. Tüm tapınaklarda yapı malzemesi olarak kumtaşı kullanmıştır. Angkor Vat, Hinduizm'de Tanrıların yaşadığı yer olduğuna inanılan Meru Dağı'nı simgeleyen dağ biçimli kubbeleri ve balkon (galeriler) avlusuyla Khmer mimarisinin iki ana ögesini taşır. Bir piramit, eş merkezli galeriler ve Tapınağın çevresinde kalın duvarlar ile hendekler bulunur. Tapınağın dört bir köşesinde birer küçük (lotus çiçeği biçiminde ve her biri 55 metre yüksekliğinde), ortasında bir büyük kubbe toplamda beş kubbe bulunur. Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar. Tapınağın tüm yüzeylerinde, çatılarda, pervazlarda ve sütunlarda taş heykeller bulunan heykelleri ile ünlüdür. Hint mitolojisinden sahneler, hayvan ve insan figürleri, soyut motifler içeren ve genellikle yarım kabartma frizlerden oluşan binlerce rölyef vardır.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/ec.jpg" alt="" width="662" height="441" /> <strong>2. Angkor Thom</strong> <strong>3. Ta Prohm</strong> <strong>4. Baphuon Tapınağı</strong> <strong>5. Banteay Srei</strong> <strong>6. Phonom Bakheng</strong> <strong>! İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR.</strong>
<strong>Altın Budist Tapınağı: Shwedagon Pagodası</strong> Güneydoğu Asya’da bulunan Myanmar ülkesinin başkenti Yangon'daki altınla kaplanmış Shwedagon Pagodası geçmişi 2600 yıl öncesine dayanıyor. Budist tarzda bir tapınak ve dini hac yeri bulunan bir kült binasıdır. Pagoda, Budistlerin dinî yapılarına verdiği bir addır. <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/1200px-Shwedagon_Pagoda_2017.jpg" alt="" width="662" height="425" /></strong> Yangon'daki Shwedagon Pagoda topraklarında, burası kutsal olduğu için ayakkabılarla yürümek yasak. Buda'nın bir kez bu toprak üzerinde çıplak ayakla yürüdüğüne inanılmaktadır. Ek olarak, stupa sadece saat yönünde hareket edebilir. Stupa'nın kaidesi altın plakalarla kaplı tuğlalardan yapılmış. Tabanın üstünde sadece keşişlerin ve diğer erkeklerin erişebileceği teraslar yer alıyor. Stupa’nın çan şeklindeki kısmındaki taç sembolü, gerçek elmas ve yakut ile süslenmiş. Üzerinde 76 karatlık elmas bulunan tomurcuğun hemen önünde bayrak şeklinde bir kanat var. Stupa’da görülen altın, tuğla yapıyı kaplayan ve geleneksel perçinlerle tutturulan gerçek altın plakalardan yapılmış. Hükümdarların yanı sıra ülkenin her yerinden insanlar da Pagoda için altın bağışlamışlar. Bu gelenek günümüzde de sürüyor. Yüzyıllar içinde bağışlanan tonlarca altınla kaplı Shwedagon Pagoda, 25 asırdır <a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/myanmar" target="_blank" rel="nofollow noopener">Myanmar</a>'daki en kutsal anıt. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/ulkeler_temsili-jpg_376811870_1428862863.jpg" alt="" width="662" height="442" /> 51 metre yükseklikteki Singuttara Tepesi üzerine inşa edilen 112 metre yüksekliğindeki Pagoda, <a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/yangon" target="_blank" rel="nofollow noopener">Yangon</a> kentine de hâkim bir görünümde. Yangon'daki binaların azami yükseklikleri imar düzenlemeleriyle sınırlandırılmış olması, Shwedagon Pagodasının kent siluetinde öne çıkmasını sağlıyor. <!-- --> Kutsal sayılan Shwedagon Pagodasında, Buda'nın elbisesinden parçaların, saçının da aralarında bulunduğu Budizm'in kutsal öğeleri de yer alıyor. Efsaneye göre, tapınak dört Buda'nın kalıntılarını kendi içinde tutar. Yani, Buda Kakusandhi'nin kadrosu, Conagamana'nın Buddha'sının su filtresi, Kassapa'nın tunik kısmı ve Gautama Buddha'sının sekiz saçı. Stupa'nın sekizgen tabanının köşelerinde sunak yer alır ve her biri haftanın belirli bir gününü sembolize eder. "Kendi" sununuza bir teklif getirirseniz, o zaman dilek gerçekleşir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/shwedagon-pagoda.jpg" alt="" width="550" height="413" /> Tarih boyunca istilalara uğrayan tapınak ve bulunduğu ülke, 2007 yılında rahipler öncülüğünde çıkan ayaklanmada askerler tarafından kapatılmış ve birçok rahip öldürülmüştür. En son olarak bilinen ise Myanmar’da darbeye karşı yapılan protestolardan dolayı halkın gördüğü sert muameleyi eleştirin BM ve birçok insanın hayatını kaybettiğidir. <em><strong>!İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR.</strong></em>
<p>Ahit<strong> </strong>Sandığı ya da Sözleşme<strong> </strong>Sandığı, Şahadet Sandığı gibi birçok isimle bilinen; Tevrat’ta bahsedilen, Kur’an’ da ise Tabut adıyla geçen, <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/On_Emir">On Emir</a>'in yazıldığı iki orijinal taş tableti barındıran, kapaklı ve <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1n">altın kaplamalı</a> ahşap bir sandıktır. İbraniler ‘in <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeni_Ahit">Yeni Ahit</a> kitabına göre, sandığın içinde aynı zamanda <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Harun%27un_asas%C4%B1">Harun'un asası</a> ve bir tencere <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Man_(meyve)&action=edit&redlink=1">man</a> meyvesinden bulunuyordu.</p><p><a rel="nofollow" class="bimber-microshare-item-share-toggle" href="#">Paylaşmak</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-facebook bimber-share-facebook" href="https://www.facebook.com/dialog/share?app_id=3091432834445103&display=popup&href=https://dergio.com/ekle&quote=Hikaye" target="_blank">Facebook'ta Paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-twitter bimber-share-twitter" href="//dergio.com/ekle&text=Hikaye%20" target="_blank">Twitter'da paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-pinterest bimber-share-pinterest" href="https://pinterest.com/pin/create/button?url=https://dergio.com/ekle&description=Hikaye&media=https%3A%2F%2Fdergio.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2022%2F05%2FHdUa4DahhB8SE44W-636809069679974319.jpg" target="_blank">Pinterest'te paylaşın</a></p><p>Rivayete göre Yahudiler ‘in <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Antik_M%C4%B1s%C4%B1r">Antik Mısır</a>'dan çıkışından bir süre sonra <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Musa">Musa</a>'nın emriyle yapımına başlanmıştır. Başlangıçta sandık, <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sina_Da%C4%9F%C4%B1">Sina Dağı</a>'nın eteklerinde Yahudilerin tarafından kurulmuş taşınabilir ibadethaneler olan <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mi%C5%9Fkan">Mişkan</a>'larda (Çadır Tapınakları) saklanıyordu.</p><p>3.500 sene evvel Hz. Musa ve Firavun arasındaki savaş sebebiyle, Hz. Musa halkını zulümden kurtarmak için asasının mucizelerini kullanarak Mısır’dan çıkarır. Pes etmeyen Firavun askerleriyle birlikte Kızıldeniz kıyısına kadar onları takip eder.</p><p>Hz. Musa Allah’ın izniyle asasını yere vurduğunda deniz mucizevi bir şekilde ikiye ayrılır. Halk, Hz. Musa ile birlikte iki suyun arasından karşı kıyıya geçer, Firavun ve askerleri ise onları kovalarken boğularak can verir.</p><p><a rel="nofollow" class="bimber-microshare-item-share-toggle" href="#">Paylaşmak</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-facebook bimber-share-facebook" href="https://www.facebook.com/dialog/share?app_id=3091432834445103&display=popup&href=https://dergio.com/ekle&quote=Hikaye" target="_blank">Facebook'ta Paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-twitter bimber-share-twitter" href="//dergio.com/ekle&text=Hikaye%20" target="_blank">Twitter'da paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-pinterest bimber-share-pinterest" href="https://pinterest.com/pin/create/button?url=https://dergio.com/ekle&description=Hikaye&media=https%3A%2F%2Fdergio.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2022%2F05%2Fmoses_and_the_sea_by_firelusion.jpg" target="_blank">Pinterest'te paylaşın</a></p><p>Tevrat’a göre Allah Hz. Musa'ya On Emir'i verdikten sonra ona bir görev daha bildirir. Akasya ağacından bir sandık yapması ve bu sandığın altından ince bir levha ile kaplanması, altından yapılan iki melek tasvirini de Cennet’in kapısında bekleyen melekler misali kapağın iki tarafında yer alacak şekilde yerleştirilmesi istenmiştir. Ardından sandığa on emirin yazıldığı levhalar yerleştirilecektir. Hz. Musa ve halk <a rel="nofollow" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sina_Da%C4%9F%C4%B1">Sina Dağında</a> saklanmaktayken Allah’ın bildirdiği bu tarif ile Hz. Musa tarafından yapılmıştır. Sandık taşınırken, kendini taşıyanların onu görmemesini sağlamak için üzerini deriler ve mavi kumaşlar sarmalanmıştır.</p><p><a rel="nofollow" class="bimber-microshare-item-share-toggle" href="#">Paylaşmak</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-facebook bimber-share-facebook" href="https://www.facebook.com/dialog/share?app_id=3091432834445103&display=popup&href=https://dergio.com/ekle&quote=Hikaye" target="_blank">Facebook'ta Paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-twitter bimber-share-twitter" href="//dergio.com/ekle&text=Hikaye%20" target="_blank">Twitter'da paylaş</a><a rel="nofollow noopener" class="bimber-microshare bimber-microshare-pinterest bimber-share-pinterest" href="https://pinterest.com/pin/create/button?url=https://dergio.com/ekle&description=Hikaye&media=https%3A%2F%2Fdergio.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2022%2F05%2Fresized_2599a-288f1414ahitsandigitabloevliyacelebipirireiskommagenekralicesikleopatrasultanpolatkapiyayinlarikatarkrizitapinakcilargizlicemiyetlerfetoezoteriktevrathasansabah.jpg" target="_blank">Pinterest'te paylaşın</a></p><p>Allah’ın sandıktaki iki melek arasında oturarak Musa ile konuştuğu inancıyla bu sandığın önemi toplum için oldukça büyüktü. Sandığa yaklaşmak yasaktı, deneyenler ise bedelini canlarıyla ödüyordu.</p><p>Sandık Musa'dan sonra korunamıyor ve kısa süre sonra ortadan kayboluyor.</p><p>Nerede olduğu ise bugün dâhil asla öğrenilemiyor.</p><p>Bazı rivayetlerde ise Hz. Mehdi zamanında Taberiye göletinden çıkarılacağına dair bilgi yer almaktadır.</p><p>Her şeyin en doğrusunu Allah bilir, ancak böyle kutsal ve kıymetli bir eserin kaybolmasında da en nihayetinde bir mana bir sır vardır. Rabbim o sırlara muvaffak olmamızı nasip etsin.</p><p>!İNTERNET KAYNAKLARI DİKKATE ALINARAK HAZIRLANMIŞTIR.</p>
<p>MASAL KENTİ MACHU PİCCHU</p><p>Machu Picchu, İspanyolca “Eski Zirve” anlamına gelen bu şehir; Peru Adaları’nda yer alan Urubamba vadisinin üzerine, 1450 yıllarında İnkalı hükümdar Pachacutec Yupanqui tarafından inşa ettirilmiştir. Dağları âdeta bir kafes gibi kullanıp istilalardan uzakta kalan bu şehir görenleri hayrete düşürüyor.</p><p>Ancak bu göz alıcı şehri fark edenlerde olmuştur: İspanyollar. İspanyolların istilasına uğrayan şehir henüz kendini toparlayamamışken günümüz dertlerinden biri olan salgın bir hastalıkla mücadele etmeye başlamışlar. Bu dönemde insanların büyük bir kısmı hayatını kaybetmiş, geri kalanı ise şehri terk etmiştir.</p><p>Bu hastalıkla beraber kayıp bir şehre dönen Machu, yıllarca kimsenin haberi olmadan varlığını sürdürmüş. Ancak belgelere göre 1911’de Hiram adlı bir profesör tarafından âdeta tekrar keşfedilmiş. Keşfedilmesinden hemen sonra kazı çalışmalarına başlanmış ve insan yapımları özenle ortaya çıkarılmıştır.</p><p>Bulunduğu konumdan ötürü gelişmelerden uzak kalan uygarlığın, şehrin yapımı sırasında tekerleği bilmedikleri öngörülmüş ve dağın tepesine inşa edilen taştan şehrin ana malzemesi olan kayaları ipli raylı sistemle bulundukları noktaya taşıdıkları öne sürülmektedir.</p><p>UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yerini alan ve aynı zamanda Dünyanın Yeni 7 Harikası’ndan biri olan Machu Picchu hakkında birçok teori ve efsane bulunmaktadır.</p><p> Bunlardan biri; kentin askeri bir üst olarak kullanıldığı yönünde.</p><p>Bir diğeri ise; kutsal şehir olarak kabul edilen Machu “Güneşin Bakireleri” adına inşa edilmiş. İnka uygarlığının “ Kutsal Azize Bakire Morena” adına şehirdeki tapınaklarda güzel kızlar bulunurmuş. Kızların bakire kalması için tapınaklar sıkı şartlarla korunurmuş.</p><p>Machu Picchu’nun çevresinin gür bitki örtüsü ile kaplanmış olması, şehrin etrafındaki Bulut Ormanı şehre olan gizemli havayı arttırıyor.</p><p>Hem insan yapımı, hem insandan uzak kent görenleri eski efsanelerin içerisinde hissettiriyor. Küçükken dinlediğimiz uzak diyarların kentleri burası olabilir. Taş yapılarıyla, usta mimarisiyle daha baktığınız ilk anda her masalın ilk gecesinde olan prenslerin ve prenseslerin katıldığı balonun gece çökünce bu şehre uğrayacağını düşüneceksiniz.</p>
<p>Ruhum yoruluyor. Gün doğumları ağır ağır işliyor göz kapaklarıma. Bugün güneş daha bir parlak sanki, seni özlediğimden. İçim daha sancılı, yüreğim daha sessiz haykırışları ağırlıyor artık. Her sessizlik avuçlarımda tırnak izlerimle ruhuma karışıyor ve ben seni bulmakta güçlük çekiyorum. Yollarım karanlık, sokaklarım ıssız. Sensiz bir şehir yok sanki.</p><p>Gelmeyeceğini biliyorum, aynı şehrin kaldırımlarında da yürümüyoruz zaten. Ancak bir rüzgâr denk getirirse kokumu sana, hatırlama sevgilim, adımın baş harfini bile. Unuttuğun gibi yaşa hayatı ve bende tadına doyabileyim hasretin.</p><p>Böyle savunmasız, her gece gözlerinin rengine gözyaşlarımı karıştırıp, özlemle yanabileyim. Öyle bir hatırlama ki beni; vazgeçtiğine değecek bir acı kavursun yüreğimi, ellerimi, sana gelmek için can çekişen adımlarımı.</p><p>Her zerremle seni özlemeli ve sona gelişimizin gerçekliğini hissetmeliyim. Seni tutmaya çalışırken avuçlarımdan kayan kendime bir daha bakmayacak kadar yitirmeliyim utanma duygumu. Kendimi kaybettiğim her sokağın başında kokuna rastlamalıyım. Ve ela gözlerine, sıcak ellerine ve çocukluğumu saran kollarına.</p><p>Bu şehirde seni bulmalıyım. Sana ait bir şey. Benim dışımda bir şey.</p><p>Unutulmuyor sevgilim, bugün canım yanıyor. Sen bilmeyeceksin ama parmaklarımın ucu unutmayacak bugünü. Gözlerimin pınarı unutmayacak. Yüreğim sevgilim, yüreğim o kış günü beyazlar serili olan o şehirde giderken onu nasıl cehenneme mahkûm edişini unutmayacak.</p><p>Hadi gel, gel ve ‘özledim’ de, saramasın seni kollarım acıdan. O zaman görür müsün bendeki seni. Dokunamasın parmaklarım saçlarına, o zaman anlar mısın? Anlar mısın seni nasıl sev…. mi? Ve beni nasıl sevmediğini?</p>
<strong>LE PALAİS IDEAL: DÜŞ SARAYI…</strong> Fransa’nın, Charmes beldesinde 1836 yılında dünyaya gelen Ferdinand Cheval, 13 yaşında okulu bırakarak postacı olmuştur. Bir gün rüyasında bir kayanın üzerine saray inşa ettiğini gören Ferdinand, gördüğü rüyadan her ne kadar etkilense de insanların onunla alay edeceğini düşünerek kimseye anlatmıyor. Ancak hafızasına kazınan rüyayı uzunca bir süre görmeye devam ediyor.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/indir-1.jpg" alt="" width="181" height="279" /> Rüyanın ilk kıvılcımının üzerinden 15 sene geçmesinin ardından, Ferdinand her zamanki gibi postaları dağıtmak için yollara koyuluyor. Ayağı taşa takılıp düşen Ferdinand taşın doğal şekline hayran kalıyor ve yanına alarak yoluna devam ediyor. Taşın güzelliğinden etkilenen Ferdinand bir sonraki gün ve uzun bir süre daha gittiği yollarda benzer taşlar bularak evine getiriyor. Başlarda taşlarla küçük heykel denemeleri yapan Ferdinand Cheval daha sonra rüyasını hatırlamasıyla, gördüğü efsane sarayını evinin bahçesine inşa etmeye karar veriyor.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/facteur-cheval-istock-458617535-ferrantraite.jpg" alt="" width="662" height="439" /> 33 yıl boyunca yollardan topladığı taşları, genellikle geceleri yağ lambası ışığının altında birleştirerek Le Palais Idéal’i inşa ediyor. Sarayın mimari yapısında yıllarca taşıdığı kartpostalların üzerindeki başka tarihi eserlerin görünümünden ilham alıyor. Ancak gördüğünüz üzere saray Helenistik havasıyla bakana bir daha baktıracak türden bir eser. Birçok kültürün havasını taşıyan sarayın yapısında imparator ve bilim adamlarının heykellerine de rastlanmaktadır. Girişinde bulunan “İnsanlar arasındaki kardeşlik.” mesajıyla bir çağa vurgu yapan eser gerçekten de bir insanlık yapısı ve anlamı niteliğinde.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/655727-4.jpg" alt="" width="662" height="498" /> 1924’ te hayata gözlerini yuman Ferdinand, sarayında kendisi için yaptığı mezara gömülmeyi vasiyet etse de Fransız Hükümeti buna karşı çıkıyor. Ve sarayın özel bir köşesinde Ferdinand’a ait, yıllarca taşları taşımak için yanından ayırmadığı el arabası sergileniyor yalnızca.<img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/[email protected]" alt="" width="662" height="419" /> Rüyalarımızın yol göstericiliğine inanarak kimi zaman sevinçle iyi haberler bekliyor, kimi zaman endişeyle kötü şeyler olacak hissiyle dolanıyoruz. Ancak bir rüyadan ilham almak, özellikle somutluk isteyen insanoğlunun bilinci için gerçekten bir sanatçının harcı olsa gerek. Aslında ilham almak değil, ilham alabilecek bir şeyler bulduğunda onun için mücadele etmek ve o gücü içinde bulmak önemlidir.
<strong>GÖKYÜZÜNE ASILI 2000 YILLIK TABUTLAR..</strong> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/filipin.jpg" alt="" width="300" height="168" /> Dünyamızın kültür çokluğundan ve dinsel inançlarından sebep ölen kişileri defnetme şekilleri elbette, toplum yapısı kadar, birbirinden farklılık göstermektedir. Bunlardan bazıları ise içinizi ürpertecek türden. Gördüğünüzde, size ‘bu insanlar bunu nasıl yapıyor’ sorusunu muhtemelen sorduracak olan gökyüzüne asılı tabutlarda onlardan biri. Filipinler’de yaşayan Igorot kabilesinin asırlık geleneği günümüze kadar ulaşmış ve bölgenin yaşlıları tarafından sürüdürülmeye devam ediyor. Tabutlar yeryüzüne gömülmek yerine adeta gökyüzüne asılıyorlar. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/images.jpg" alt="" width="275" height="183" /> El yapımı tabutlar ölülerin atalarına, gökyüzüne yakınlığından ötürü, daha yakın olduğu inancıyla yüksek uçurumların doğal merdivenlerine konuluyor. Bu da görenlere tabutların gökyüzünde asılı duruyormuş hissiyatını veriyor. Tabutlar bölgenin yaşlıları tarafından, ağaç kütükleri oyularak ve üstlerine isimleri işlenerek yapılıyor. Ölüler tabutlara yerleştirilmeden önce, yine kendilerinin yaptıkları ölü sandalyesinde üstleri yapraklar ve örtülerle kapatılarak tütsüleniyorlar. Bunu yapmalarının nedeni insanların cenaze ziyaretleri boyunca cesedin çürümesini ve kokmasını önlemek. Daha sonra Hint kamışı yapraklarıyla sarmalanmış ceset, metal çubuklarla uçuruma çakılı tabutlara konuyor. Tabutlar ve cesetler ip yardımıyla sarkıtılarak yerlerine konulduğu tahmin ediliyor. Ölünün ailesi, kendilerine şans getirmesi umuduyla, su toplamış cesetten kendi üzerlerine sıvı damlamasını bekliyorlar. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/5219223c-16ec-e711-80db-a0369f7d1d8e.jpg" alt="" width="650" height="433" /> Igorotlar insanın ölüme gidişinin de hayata gelişi gibi cenin pozisyonunda olması inancıyla, çok daha eski zamanlarda, tabutların boylarını daha kısa yaparlar ve ölüleri cenin pozisyonuna getirmek için kemiklerini kırarlarmış. Ancak günümüzde tabutlar 2 metre olarak yapılıyor. Igorotların bu sıra dışı cenaze töreni yalnızca bu topluluğa ait. Ancak asılı tabutlar geleneği Çin ve Hindistan'ın bazı kesimlerinde de çok eskiden uygulanıyordu. Şimdilerde ise turistik amaç taşıyan bu asılı tabutların olduğu bölgeler son zamanlarda yoğun ilgi görmektedir. Böylece köylüler turizm geliri elde etmeye başlamışlardır. Araştırmalara göre asılı tabut geleneği azalsa da sürdürülmeye devam ediliyor. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/t13-shutter.jpg" alt="" width="662" height="367" />Ölümün tüm fani hayatının en net gerçeği olarak aramızda dolandığını hepimiz elbette biliyoruz. Dini inançlarımız gereği kimimiz toprakla bir oluyor, kimimizin külleri deryalara savruluyor ve daha niceleri. Eğer gelenekleriniz ve dininiz size böyle bir imkân sunsaydı bedeninizin gökyüzüne asılmasını ister miydiniz?