Ana Sayfa
Edebiyat

Ölümünün 172. Senesinde: Honoré De Balzac

b
bengysu@bengysu
19 Ağustos 2022·5 dk okuma
Ölümünün 172. Senesinde: Honoré De Balzac
Fransız Edebiyatı'nın en bilinen yazarlarından, inişli çıkışlı ve imkansızlıklarla dolu hayatı ile güçlü kalem Balzac'ın hayatına gelin beraber tanık olalım. Asıl soyadı Balssa olup anlamı yalçınkaya olan "Balzac" ile değiştiren, ve "de" takısını sonradan soylu görünmek için ekleyen yazar, 20 Mayıs 1799'da Fransa Tours'da hiç istenmeyen bir bebek olarak doğdu. Öyle ki annesi, süt vermekten bakımına hiçbir şeyi ile ilgilenmek istemedi böylece Balzac 4 yaşına kadar yanında kalacağı bir sütanneye verildi. Daha sonra o aileden ayrılıp 7 yaşına kadar başka bir ailenin yanında büyütüldü. 7 yaşından 14 yaşına kadar ise yatılı okula giden Balzac ile ilgili en acıklı şeylerden biri ise evde ailesinin kabul ettiği ve baktığı üç kardeşinin olmasıydı, sevgiden yoksun kalarak geçirdi tüm çocukluğunu... Gençliğinde ailesi onu kabul ettiyse de sıra ondaydı, artık o ailesini kabul etmiyordu. Yine de arada iletişimleri oluyordu. Vendome'da College des Oratoriens'te 6 yıl eğitim aldı. Ailesi Paris'e taşındıktan sonra da 2 yıl tekrar eğitim alıp bir avukatın yanında çalışmaya başladı. Dökümcülükten matbaacılığa birçok iş denedi; fakat kendisi yazar olmak istiyordu, ailesi düzgün bir iş olarak görmedikleri için vazgeçirmeye çalıştılar, hatta ona kiraladıkları yerler özellikle çok kötüydü ki böylece vazgeçebilirdi. Ama o her şeye rağmen bulunduğu yeri güzelleştirip kalmayı başardı, para harcamaktan da çekinmiyordu, hatta Napolyon'un heykelini satın alıp koydu başköşesine ve şöyle dedi: "Senin kılıçla sona erdiremediğini ben kalemle tamamlayacağım." 6 ay boyunca durmaksızın yazdı; realizmi, çağına çok çekici bir şekilde aktardı. Trajedi olarak "Cromwell"i denedi, ama bu tiyatrosu beğenilmedi, romana yöneldi. Gotik, mizahi ve tarihsel romanlar yazdı ama çok sefalet gördüğü için yazma amacı para kazanmaktı bu sebeple hayalet yazarlık yaptı uzun süre; çünkü ismi tanınmıyordu ve tanınmış kişilerin onun eserlerine vadettikleri çok para kazandırıyordu. Aşk hayatına gelecek olursak, Balzac hayatında genelde hep kendinden yaşça büyük kadınlarla beraber oluyor. Çoğumuz bunu eksik anne sevgisine bağlayabiliriz, nitekim gerçekten de öyle çünkü kendisi eşinde bir sevgili bir anne, bir kardeş görmek istediğini söylüyor. 23 yaşındayken, “la Dilecta” olarak bilinen, kendisinden iki kat yaşlı bir kadına aşık oluyor, 1832’de  Langeais Düşesi‘nin kötüleyerek betimlediği Marquise de Castries‘le sorunlu bir ilişki geçiriyor. Aradan zaman geçiyor ve bir gün ailesinin yanına ziyarete gidince ailesi komşu kızlarından biri ile ilişkisi olduğu konusunda şüpheleniyorlar. Komşusunun ise bir kızı evli bir kızı ise bekar. Ancak şüpheleri çok farklı bir şekilde son buluyor çünkü iki kızın 45 yaşındaki annesi ile ilişki yaşadığı öğreniliyor. Çok uzun süre beraberlik yaşıyor ve birlikte olduğu kadınlara aşırı bağlanıyor çünkü sevgisizliği telafi etmeye çalışıyor hayatı boyunca. Stefan Zweig kendisi ile ilgili "Balzac o kadar sevgisiz ve o kadar anne şefkatinden uzak büyüdü ki beraber olduğu kadınlarda hep bu şefkati ve sevgiyi aradı." diye belirtiyor. Kendisi ise seçimleri ile ilgili şunları söylüyor "Kırk yaşındaki bir kadın senin için her şeyi yapacaktır 20 yaşındaki ise hiçbir şey." "Yaşamın önemli durumlarında, ruhumuz kederlerin ve hazların üzerimize çöktükleri yerlere güçlü bir biçimde bağlanır." 1929'de Les Chouans "Köylü İsyanı" ve "Şu anlar" romanını kendi adıyla çıkarıyor. Yine de aldığı paralar bohem hayatını değiştirmesine yetmemişti. Birçok toplumsal inceleme yazdı ve hepsini İnsanlık Komedisi adında kitapta topladı, ismi Dante'yi hatırlatıyordu. Önce 17 ciltlik sonra 24 ciltlik olarak yayınlandı. 1834'te is Goriot Baba'yı yayınladı bunda tıpkı diğer eserlerinde yaptığı gibi aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme tekniğini kullandı. Başyapıtına gelecek olursak "Vadideki Zambak" tüm zamanların en iyi aşk romanlarından olarak gösterilmiş ve 100 temel eser arasında yer almıştı.
Onca günün içinde kendimize ait bir günümüz olacak mı?
Artık tanınmıştı, hayranlarından birçok mektup alıyordu fakat bir kişinin mektubuna cevap vermişti: Ewelina Hańska . Uzun bir mektuplaşmanın ardından araya yedi yıl girip hiç mektuplaşmıyorlar ve sonra eşinin öldüğünü haber veriyor Ewelina, böylece Balzac ile evleniyor ve Balzac çok yüklü bir sevret sahibi oluyor. Eşi de kendisinden yaşlı bir kadın olduğundan bir süre sonra vefat ediyor ve serveti Balzac'a kalıyor. Uğruna yaşamı boyunca ter döktüğü servetin sefasını süremeden eşinden kısa bir süre sonra o da hayata veda ediyor 50'ye yakın tamamlanmamış eser bırakarak...
Kim daima anlaşılmış olmakla övünebilir ki? Hepimiz birer meçhul olarak ölürüz.
Bir de Madam Hańska için yazdığı mektup kalıyor gerisinde: Haziran 1835 Sevgili Meleğim, Senin için deli gibiyim, birisi ne kadar deli olabilirse: Arasına senin girmediğin iki düşünceyi bir araya getiremiyorum. Senin dışında hiçbir şey düşünemiyorum. Elimde olmadan, hayal gücüm beni sana taşıyor. Seni tutuyorum, seni öpüyorum, seni okşuyorum, dokunuşların en şehvetlileri beni ele geçiriyor. Kalbimdeyse, her zaman olacaksın. Orada nefis bir hissin var. Ama Tanrım, eğer beni sağduyumdan yoksun bıraktıysan bana ne olacak? Bu, bu sabah beni korkutan bir saplantı. Her an kalkıp kendime diyorum ki “Gel, oraya gidiyorum!” Sonra tekrar oturuyorum, sorumluluklarımı fark ederek. Korkutucu bir çatışma var. Bu bir hayat değil. Daha önce hiç böyle olmamıştım. Her şeyi tükettin. Kendime seni düşünmeye izin verdiğim an aptala dönüyorum ve mutlu oluyorum. Tek bir anda binlerce yıl yaşadığım nefis bir rüyaya dalıyorum. Ne korkunç bir durum! Aşk beni alt etmiş, her gözeneğimde aşk hissediyorum, aşk için yaşıyorum, kendimi kederden tükenmiş, ve bin örümceğin ağına yakalanmış görüyorum. Ah, canım Eva, bilmiyorsun. Kartını aldım. Önümde duruyor, ve sen buradaymışsın gibi konuşuyorum. Dün gördüğüm gibi görüyorum seni, güzelsin, şaşılacak derecede güzelsin. Dün, bütün gece boyunca dedim ki kendime, ‘O benim!’ Ah! Melekler cennetlerinde dün olduğum kadar mutlu değil!  Eserlerinden bazıları
  • Vandetta (1943)
  • Vadideki Zambak (1941-1985)
  • Ursula Mirouet (1949)
  • Tours Papazı (1949)
  • Tılsımlı Deri (1943, 1968)
  • Terör Devrinde (1979)
  • Tefeci Gobseck (1947-1961)
  • Sönmüş Hayaller (1949)
  • Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
  • Onüçlerin Romanı (1945)
  • Nucingen Bankası (1950)
Erdemliydi, çünkü sınanmamıştı. Soylu ruhlar, acılarını ulu orta göstermezler. bir utanç vardır asil insanlarda; gururla gizlerler acılarını...

Stefan Zweig, Balzac ile ilgili biyografik bir roman yazmıştır ayrıntılı bilgi için okuyabilirsiniz.

Keyifli okumalar

Yorumlar (7)

Melisa Nur Uğuz3 yıldan fazla önce

okumaktan zevk aldığım bir yazar, hayatını okumak değişik hissettirdi.

Emrecan Doğan3 yıldan fazla önce

Vadideki Zambak içeriğinden buraya fırladım. 😍

Yeşim Demirel3 yıldan fazla önce

Emeğinize sağlık 👌🏻

Özgenç Ege Erdemir3 yıldan fazla önce

Güzel içerik elinize sağlık

BetikOku3 yıldan fazla önce

Bilgilendirici bir içerik. Tebrikler

Dilber Aydın3 yıldan fazla önce

Kızları için her şeyini kaybeden Goriot Baba...

panini3 yıldan fazla önce

Hayatını okumuştum.