Önceki <a href="https://dergio.com/20221121/network-sisteminin-gurbuzleri">(Network Sisteminin Gürbüzleri)</a> içeriğimde Network sisteminin aslında ne olduğundan, distribütörlerinin yarattığı tehlikelerden, talep edilmeyen malların arzını, para kazanmak isteyen insanlardan çıkarttığından bahsetmiştim. İçeriği paylaştıktan sonra özellikle Herbalifeçılar tarafından, "Biz işimizi severek yapıyoruz, bu işten çok para kazanıyoruz hem sağlığımız yerinde hem vücudumuz! Eğlenip duruyoruz; başkanlarımız villada mangal yapıyor, sen vizyonu göremedin!" gibi şeylerle adeta topa tutuldum. Arkadaşlar sakin olun daha yeni başlıyoruz sakin yavaş yavaş yapacağız 😉 İçeriklerimi <strong>Dergio</strong> platformunda yayımlayarak bana burada yardımcı olan <strong>Oğuz Yılmaz</strong> ve <strong>Fatih Düz</strong>’e çok teşekkür ediyorum; bu platformdan sonra da Youtube’da bir video yayınlayarak <strong>Herbalife</strong> sistemini detaylı bir şekilde inceleyip kurdukları tuzaklardan bahsedeceğim. Şimdi yazımıza geçelim ama önce alkış biliyorsunuz alkışsız<strong> "Herbalife"</strong> anlatılmaz! 👏👏👏 <strong>Herbalife</strong>, bir Amerikan şirketidir. Daha önce Network Marketing sisteminde para olduğunu gören Mark Hughes tarafından 1980 yılında kurulmuştur. Kurucunun annesi kilo vermek için kullandığı ilaçlardan öldüğünden bu adam da para kazanma amacı gütmeden kilo verme ürünleri geliştirmiş çok iyi bir adam, helal olsun! Velev ki üzerinden 20 yıl geçmeden 2000 yılında zenginlik içinde ama maalesef sağlıksız bir biçimde ölmüştür. Bu iyi niyetli adamın kurduğu düzen sonucu hatırı sayılır bir servete sahip olduğu ve ürün kullanmaktan karaciğerinin iflas ederek öldüğü de iddialar arasındadır! Ülkemize 1990'lı yıllarda girmiş ve hala pazarımızdan para kazanmaktadır. Distribütörlerinin 96 mı 97 mi net olarak belirleyemediği ülke kadar ülkede pazardaymış. Bu bir tane ülke hangisi cidden çok merak ediyorum, sürekli girip girip çıkıyor! Türkiye olmadığı kesin çünkü bize giren çıkar mı hiç? Çıkmaz! Bizde dolandırıcı çok; öyle geldin girdin içimize hemen gitmek yok; ülkede enayi çok enayinin olduğu yerde de kazanç çok! <img class="alignnone wp-image-57379" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/12/2561f759099513076d8d7875622b6a85-300x169.jpg" alt="" width="738" height="416" /> Sistem şöyle arkadaşlar, ya 500 ya da 1000 puan kadar sipariş geçip bir distribütörün altına üye oluyorsunuz sonra siz kendiniz ya da altınıza yeni gelen herhangi bir enayinin daha bunlar kadar puan çekmesi gerekiyor. Toplamda 4000 puan olunca %50 indirimli ürün almaya başlıyorsunuz, sonra altınıza aldığınız her enayiden para kazanmaya başlıyorsunuz ama bunun için her ay 2500 puan yapmanız gerekiyor. Ya siz gireceksiniz bu puanı ya da durmadan enayi bulacaksınız. Zor iş cidden; tabii dolandırıcılar için kolay. Orası ayrı, onlar her ay 2500 puanı buluyorlar. Ülkemde enayi çok nasıl olsa! Peki insanlar neden ayıklandığının farkında değiller ve para kazanamamalarına rağmen bu işe devam ediyorlar ve neden? Neden hayatlarındaki her şeyden daha çok <strong>Herbalife</strong>’ı savunuyorlar? Bu sorunun cevabı aslında hem çok zor hem de bir o kadar basit; işin içinde olanlar bunu anlayamıyor. Mutlak suretle işten uzaklaşmaları gerekiyor. Sistemin en üstünde olanlar başkanlık milyoner ve get takımları işten uzaklaşmanızı engellemek için sürekli etkinlik yapıyorlar ya zoom uygulamasından toplantı yapıyorlar ya da birebir face to face görüşüp sürekli yeni hedefler koyarak sana kariyer yapacaklarını söylüyorlar. Ya engelleyip kurtulursun ki bana göre en mantıklısı bu! Ya da kendini kaptırırsın, işte o saatten sonra da geçmiş olsun babacım! Türkiye similasyonuna yeni bir Herbalifeperver katılır! Aslında yaptıkları tek şey para kazanmak! Sizi, cebinizi ve de sağlığınızı düşündükleri yok! Zira ürün dedikleri sağlıkla alakalı bir ürün ama içlerinde sağlıkçı yok! Zayıflama ürünleri var ama içlerinde diyetisyen de yok! Olanlar da parayla tutulmuş belgeli askerler! Eğitim desen o da yok parası olan tüm enayiler girebilir. İstersen ilkokul terk ol hiçbir önemi yok. "Herkes yapabilir" sözü kulaktan hiç gitmiyor! Bilgi desen o da gerekmiyor. Ürünleri iteleyebiliyorsan en iyisi sensin! Son olarak bir işte para varsa eğer insanlar o işi yapar tabii ki; sadece ailelerini ve çok sevdikleri kişileri yanına alırlar ve beraber büyürler! Hiç tanımadıkları insanlara sürekli "gel sen de para kazan hayatın değişsin," demezler bunu derlerse bilin ki dolandırıcıdırlar uzak durun!
Murat Karaca
@murat
<strong>Arz-Talep ilişkisi nedir?</strong> Buna en uygun cevabı bir örnekle vereyim hemen; Fabrikada 1000 adet üretilen ampulun arzı da 1000 adettir. Üretilen bu ampullerin mağazalarda 1000 adet satılması ise taleptir. Bu örnekte verdiğimiz ampulun <strong>arz-talep dengesi</strong> bellidir eğer talep artarsa hem fiyatı hem de adeti çoğalacaktır, bu ampul firmasının aldığı siparişin 1000'in üstüne çıkması içinse iyi bir reklam çalışması yapması gerekebilir. Bunun için ünlü yüzler reklam filmlerinde oynatılarak halkın dikkatini çekebilir ya da tüm billboardları reklamlarıyla doldurarak iş arzını çoğaltabilir. <img class="alignnone wp-image-56564" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/11/th-47-300x200.jpg" alt="" width="761" height="507" /> Örnekte vermiş olduğum ampul, aslında bir temel ihtiyaçtır ampul olmadan evimizi aydınlatamayız. Belki zamanla yeni teknolojik gelişmeler yaşanır ve ampulun yerini daha yeni aydınlatıcılar alabilir fakat o zamana kadar da talebi her daim olacaktır. Konumuza gelecek olursak, <strong>network marketing </strong>ile <strong>pazarlama</strong>ya sunulan ürünler genelde zorunlu temel ihtiyaçlarımız arasında olmamakla beraber <strong>reklam çalışmaları</strong>na da gerek duymadan talep eden müşterileri dahi olmadan<strong> distribütör </strong>adı altında para kazandırdığı ve kazandırdığından daha çoğunu harcattığı müşterilerinin çabasıyla arzını arttırmaktadır. Daha basit anlatayım; sistem, size para kazanacaksınız deyip piyasada çok da talebi olmayan ürünleri aldırıyor alırken de sizin bir kısmını kullanmanız gerektiğini çünkü kullanmazsanız eğer satamayacağınızı söylüyor siz de doğal olarak onları dinliyor ve dediklerini yapıyorsunuz. Kullandığınız dışındaki ürünleri satmaya çalışıyorsunuz fakat ürünlere pek de talep olmadığı için insanlara, ya zorla buna ihtiyacı olduğuna inandırmaya çalışıyorsunuz ya da sen de para kazan deyip onları da distribütör yapmaya ikna ediyorsunuz. Genelde karşınızdaki insanlar ikinci seçeneği seçerek para kazanmak istiyor, onlar da ürünü alıyor ve bu şekilde firma tabiri caiz ise kuyuya bir taş atıyor ve oluk oluk su içiyor. <img class="alignnone wp-image-56570" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/11/th-49-300x199.jpg" alt="" width="678" height="450" /> Network marketing sistemi bu anlattığım kadar kısmı ile kalmayıp çok daha kapsamlı düşünülmüş ve insanları çok iyi etkileyen bir yapıya sahiptir insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri kazanacaklarını iddia ederek (para, sağlık, onurlandırma, statü vb.) onları kendine çekmeyi başaran bir dipsiz kuyu gibidir. O oluk oluk su içtikleri dipsiz kuyudan bahsediyorum! İyi dinleyin! Yine örneklerle gidelim; Gürbüz tam bir canavar, tüm sınıf ondan korkar hatta tiksinir. Nazlı da ona yüz falan vermez, sıradan biridir ve başarılı bir hayatı olmamıştır. Kimsenin sevmediği Gürbüz'ü network marketing sistemi bir hayli sevebilir, tabii para kazandırdığı sürece! Gürbüz'e al bu ürünleri kullan, zayıfla, kalanı da satıp para kazan, sonra seni sahneye çıkartıp sadece sipariş verdiğin için alkışlayalım, hatta çok sipariş verir ve kendin gibi çok sipariş verecek insanları da bulursan seni bir de konuşmacı olarak konuşturalım yani sana bugüne kadar verilmemiş değeri biz verelim sen de ömrünü bize ada! Ürünleri kullan, al-sat ekonomiye can ver hatta bize daha çok can ver! Daha çok sat ve daha çok kendin gibi adam bul! Onlar da satsın! İşte o zaman tüm sınıf hatta tüm okul seni severiz diyor! Aslında buradaki canavar gürbüz değil! Asıl canavarı gördünüz değil mi? İşte biz ondan ciddi manada korkmalıyız! <img class="alignnone wp-image-56569" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/11/maxresdefault-1-1-300x169.jpg" alt="" width="774" height="436" /> Çünkü yaşadığımız bu ekonomik zorlukta bir de para kazanmak ümidiyle bu firmalardan bir tanesinin azılı distribütörüne denk gelirsiniz o zaman vay halinize! Para Kazanmak yerine daha çok kaybeder daha çok zarar görebilirsiniz. Özetle <strong>ticaret</strong> şöyle olur; alırsınız ve satarsınız satacağınız bir yeriniz olur mağaza, dükkan ya da internet, çünkü o da bir mağaza artık. İsteyen olursa verirsiniz biter, satmak için kendinizi pazarlamak zorunda da değilsiniz öyle al bu ürünleri arkadaşlarına elden sat halihazırda 3.şahıs sitelerinde ucuza satılan ürünleri daha pahalıya sat, kar et, sosyal medyada maymunluk yap, tanımadığın insanlarla takipleş, onlara da satmaya çalış sonra ben ürün değil koçluk satıyorum de kendini pazarla falan böyle küçülmelere gerek yok! Zaten siz bu işi yapmaya başlayınca çevreniz sizi doğal olarak uyaracaktır yapma diye. Üst hatlarınız bunu bildiği için çevrenin sözüne kulak asma, bizi dinle derler. Siz, ailenize ve çevrenize değil de bu tanımadığınız açgözlü Gürbüzler'e güvenmeyi tercih ederseniz eğer maalesef o zaman Kekstra'yı arka tarafından yer tadını da hiç ama hiç alamazsınız!
<strong>Narsistik kişilik bozukluğu;</strong> kendisinden başka kimseyi beğenmeme, insanlara karşı kibirli olma ve insanları küçük görme gibi belirtileri olan psikolojik bir rahatsızlıktır. Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, her ne kadar kendilerini diğer insanlardan daha üstün, daha zeki, daha güzel ya da daha yakışıklı bulsalar da tüm bunların altında kişinin özgüven eksikliğine ve kendini yetersiz hissetmesine bağlı nedenler yatabilir. Narsistik kişilik bozukluğu, kişilik bozukluklarının alt türlerinden biridir. Narsistik kişilik bozukluğunda kişiler kendilerine aşırı güvenir, kendilerine hayran olur ve sürekli kendilerini ön plana çıkaracak durumların içinde bulunmak ister. Aynı şekilde çevresindeki kişilerin de kendisini sürekli olarak övmesini ve hayran olmasını isterler. Sosyal çevresinde tek ilgi odağı olmayı hak ettiğini düşündükleri için aile, arkadaş veya ikili ilişkilerinde sağlam bağlar kurmakta zorluk çekebilirler. Narsistik kişilik bozukluğuna sahip insanların bu davranışları sergilemesindeki en büyük etken, kişinin kendini yetersiz hissetmesidir. Bu nedenle böbürlenme, kendini diğer insanlardan üstün görme, kendini beğenme ve çevresindeki herkesin kendisini beğendiğini düşünerek bu düşünceyi çevrelerine empoze etme gibi davranışlar sergileyebilirler. Çevresi tarafından engellenmesi veya beklediği tepkileri görememesi kişinin içine kapanmasına, utanmasına veya sinirlenerek öfke nöbetleri geçirmelerine neden olabilir. <h2>Narsistik Kişilik Bozukluğunun Belirtileri</h2> Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişilerde ilk göze çarpan belirti, sosyal çevrede ilgi odağı olmak ve herkes tarafından hayranlık beslenmesini şiddetli bir şekilde arzulamaktır. Bu istek herkes tarafından görülebilecek kadar çok kendini belli eder ve kişi çoğu zaman bu durumları oluşturacak ortamları da kendi yaratır. Narsistik kişilik bozukluğunun diğer belirtileri arasında aşağıdakiler yer alır: <ul> <li style="list-style-type: none;"> <ul> <li>Kendini aşırı beğenmek</li> <li>Kendini diğer insanlardan üstün ve zeki görmek</li> <li>Ortamlardaki tek ilgi odağı olmayı istemek</li> <li>Herkesin kendisiyle ilgilenmesini beklemek</li> <li>Herkesten başarılı olma hırsıyla hareket etmek</li> <li>Empatiden yoksun olmak</li> <li>Başkalarının hayatını kıskanmak ve onların yerinde olmayı istemek</li> <li>Sosyal çevre tarafından dışlandığını hissetmek</li> <li>Kişileri kendi işleri için manipüle etmek ve kullanmak</li> <li>Sosyal çevrenin kendisine hayran olmasını beklemek</li> <li>Sadece kendi isteklerinin yapılmasını istemek</li> <li>Aşırı kibirli olmak</li> </ul> </li> </ul> Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, sosyal hayatlarında dışlandıkları, eleştirildikleri veya istenmedikleri durumlarda agresif tavırlar sergileyebilir. Çevre tarafından gelen herhangi bir tepki veya eleştiri; kişiye kendisinin hafife alındığını, önemsenmediğini, özel ve önemli olmadığını ve hatta aşağılandığını hissettirebilir. Bu da narsistik kişilik bozukluğu olan bir kişinin depresyona girmesine, sabırsız davranışlar sergilemesine ve öfke kontrolüyle ilgili sorunlar yaşamasına neden olabilir. <img class="wp-image-14171 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/gizli-narsisizm-300x154.jpg" alt="" width="690" height="354" /> <h2><strong>Narsistik Kişilik Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?</strong></h2> Narsistik kişilik bozukluğunun nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bu rahatsızlık genellikle ergenlik dönemi itibariyle kendini belli etmeye başlasa da çocukluk döneminde de narsistik kişilik bozukluğu ortaya çıkabilir. Özellikle çocuğun yetiştirilme tarzı, çocuğu yetiştiren ailenin çocuğa karşı olan tavırları, büyüdüğü ortam gibi durumlar narsistik kişilik bozukluğuna yol açabilen faktörler arasındadır. Erken çocukluk döneminde çocuğun var olan yeteneklerine, davranış şekline ya da iyi olduğu düşünülen bir konuda gösterilen aşırı ilgi ve her isteğinin anında yerine getirilmesi gibi durumlar narsistik kişilik bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca, çocukla yeterince ilgilenilmemesi, ihmal edilmesi, şefkat gösterilmemesi, çocuğun sevgiden mahrum kalması ve duygusal olarak istismar edilmesi de ileri dönemlerde narsistik kişilik bozukluğuna neden olabilir. <h2>Narsistik Kişilik Bozukluğu Tanısı</h2> Narsistik kişilik bozukluğunun tanısı, psikiyatristler veya psikologlar tarafından konabilir. Psikolog veya psikiyatrist tarafından öyküsü alınan hastanın görüşmelerde sergilediği hal ve davranışlar ile anlattıkları değerlendirilir ve narsistik özellikler sergileyip sergilemediğine bakılır. Narsistik kişilik bozukluğu tanısı konan kişilerin tedavisine düzenli bir şekilde devam etmesi, olumlu sonuçlar alınabilmesi açısından önemlidir. Narsistik kişilik bozukluğuna sahip olan bazı bireyler, bu durumun psikolojik bir rahatsızlığa bağlı ortaya çıktığını düşünmez ve bu nedenle genellikle bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşmeyi reddeder. Tedavi edilmeyen narsistik kişilik bozukluğu, kişilerin sosyal hayatında, aile hayatında ve iş hayatında ciddi sorunlar yaşamasına neden olabilir. <h2><strong>Narsistik Kişilik Bozukluğunun Tedavisi</strong></h2> Narsistik kişilik bozukluğunun tedavi edilebilmesi için öncelikle kişinin bu rahatsızlığa sahip olduğunu kabul etmesi gerekir. Bu rahatsızlığa sahip olan birçok kişi durumu kabullenmediği gibi sergilediği saldırgan davranışları haklı göstermeye, çevresindeki kişileri haksız çıkarmaya ve suçlamaya çalışır. Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler psikolojik yardıma ihtiyaç duyduklarını hissettiklerinde en kısa sürede bir psikolog veya psikiyatristten yardım almalıdır. Narsistik kişilik bozukluğu teşhisi alan kişilere, psikolog veya psikiyatrist tarafından uygun görülen terapi yöntemleri uygulanır. Terapi uygulayacak kişinin o terapinin eğitimini özel olarak almış olması gerekir. Narsistik kişilik bozukluğunun tedavisi kişinin sosyal hayatı, aile hayatı, ikili ilişkileri ve iş hayatının olumsuz etkilenmemesi açısından son derece önemlidir. Bu tarz kişilik bozukluğu hastalıkları, genellikle terapi ve davranışsal tedavi yöntemleri gibi geniş bir zaman isteyen yöntemlerle tedavi edilir.
Son dönemlerde İstanbul Bebek ve Ümraniye’ de karşılaştığımız uygunsuz görüntülerin ardından Twitter başta olmak üzere Sosyal Medya adeta çalkalandı! Halkımız, haklı olarak gereken tepkiyi gösterdi ve Devletimiz harekete geçerek bu görüntülere sebep olan şahısları tutukladı. Lâkin bu görüntülerin daha kötüsüne dün gece 00:00'den sonra Tüm ülkemizin şehirlerinde hatta şehirlerarası yollarda bulunan Tüm Benzin İstasyonlarında rastladık! Hala devam eden uygunsuz görüntülere maalesef hiçbir sansür uygulanmamakla beraber halkımız bu duruma alışmış ve hiçbir tepki göstermemekte ve Devlet yetkililerimiz hiçbir müdahalede bulunmamaktadır! Litresi 26 lirayı aşan Mazot ve Benzin fiyatını artık bize karşı yapılan bir cinsel saldırı olarak nitelendiriyoruz! Devletimizi ve Yöneticileri iffetimizi koruma adına göreve davet ediyoruz! Bu saldırıya bir an önce dur deme zamanı geldi ve geçiyor da! Bizim dayanacak gücümüz kalmadı halk olarak bu kadar zorlanmayı hak etmiyoruz ve bu uygunsuz görüntülere de bir an önce dur denmesini istiyoruz
Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika’ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur ve gemi çalışanlarına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bir türlü bitmez ve Kolomb’un ekibi yerlilerin yiyeceğini yağmalamaya başlamıştır. Bu duruma kızan yerliler, yardımı keser. Çaresiz kalan Kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider. Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı’nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay’ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler. Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay’ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb’un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış: “İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecek getirdiler, Tanrı’ya onları affetmesini söylemesi için Amirale yalvardılar.” Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara Tanrı’nın kendilerini affettiğini ve Ay’ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler. Tutulma bitince yerliler, büyük bir coşkuyla kutlama yapmaya başlar. Ertesi gün Kolomb, tek bir cümle düşer seyir defterine: “Cehalet her zaman köleliği getirir.”
Elinizde bir bardak su olduğunu hayal edin. Bir dakika tutarsanız problem olmaz. Bir saat tutarsanız kolunuz çok ağrır. Bir gün tutarsanız kolunuz artık hissizleşir ve felç olur. Aslında bardağın ağırlığı hiç değişmemiştir. Ama tuttukça daha ağır hissedersiniz ve size zarar vermeye başlar. Stres ve Endişe de böyledir işte. Kısa süreliğine düşünmek normaldir. Uzun süre düşünürseniz mahveder. Bu yüzden o bardağı hemen bırakın!