M

Mehmet Yılmaz

@mehmetyilmaz

9 paylaşım0 takipçi0 takip

<p style="text-align: left;">Osmanlı İmparatorluğu’nu bölme ve gizlice paylaşma savaşı olan Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalistlerin hesaplarını Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ve ondan ilham alıp bağımsızlıklarını kazanan ülkeler bozduğu için paylaşımda sıkıntılar çıktı ve birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden henüz 20 yıl geçmişken İkinci Dünya Savaşı çıktı.</p> <p style="text-align: left;">İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyayı kendi aralarında paylaşan galip devletler ABD, İngiltere, Rusya kendileri ile emperyalist hevesleri olan Fransa ve Çin'in 5 daimi üyesi olduğu paravan şirket Birleşmiş Milletler'i kurup tüm ülkeleri üye yaptılar.</p> <p style="text-align: left;">Dört yıl sonra İngiltere, tetikçisi ABD ve işbirlikçisi Fransa, paravan şirket NATO'yu kurdu. Batı Avrupa ülkelerini ve bizi Rusya'ya karşı korumak vaadi ile NATO'yu içimize sokup bizleri manda yaptı.</p> <p style="text-align: left;">Diğer yandan Rusya beş yıl sonra Doğu Avrupa ülkelerine ve Asya Türk devletlerine kurduğu Varşova Paktı ile aynı şeyi yaptı, yani iyi polis-kötü polisi oynayarak onlarca yıl iki nükleer güç olarak dünyayı sömürdüler.</p> <p style="text-align: left;">Zaman geçtikçe bilhassa Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri gelişti, 90'lı yıllarda Varşova Paktı çöktü, Doğu ve Batı Almanya birleşti, derken Avrupa ülkeleri küresel bir güç olmak için birleşerek Avrupa Birliği'ni kurdu.</p> <p style="text-align: left;">Bu arada Çin de gelişti, güçlendi, küresel bir güç oldu.</p> <p style="text-align: left;">Birinci Dünya Savaşı sonrası özellikle İngilizlerin ve tetikçileri ABD'nin hesaplarını bozan Türk Milleti'ne karşı emperyalistlerin bölerek yok etme mücadeleleri Türkiye Cumhuriyeti devletimizin kuruluşunda Şeyh Sait İsyanı ile başlamıştır.</p> <p style="text-align: left;">Bunda başarılı olunamayınca Türk devletini kontrollerinde tutmak için her ne kadar biz NATO’ya girdik desek de aslında 1952’de NATO bize girmiştir.</p> <p style="text-align: left;">Önce eğitim sistemimizi Fullbright anlaşmasıyla çökerterek bilimde, teknolojide gelişmemizi yavaşlattılar.</p> <p style="text-align: left;">Devletimizin kilit noktalarına, bilhassa TSK başta olmak üzere, önemli makamlara devşirdikleri kendi adamlarını yerleştirip bir yandan uçak fabrikalarımızın kapatılması ve milli otomobilin yapılmasının durdurulması gibi kararlar aldırarak savunma sanayi ve sivil sanayide gelişmemizi önlediler.</p> <p style="text-align: left;">Diğer yandan içimize soktukları Gladyo ile devletimizi yanlış yönlendirerek bilhassa doğu ve güneydoğu halkı olmak üzere milleti devletine düşman etmeye çalıştılar.</p> <p style="text-align: left;">Akabinde 1978’de PKK, DHKPC, Hizbullah gibi terör örgütlerini kurup yıllarca Türk asker ve polisini, çoğunluğu kandırdıkları ülkemizin çocukları ile şehit ettiler.</p> <p style="text-align: left;">Tüm bunlara rağmen temeli sağlam olduğundan parçalanmayan Devletimiz 1950'de Makine Kimya Endüstrisi Kurumu, 1973'de TUSAŞ, 1975'de ASELSAN, 1988'de ROKETSAN'ı kurma başarısını da gösterdi.</p> <p style="text-align: left;">Özellikle son on beş yılda bu kurumların çok başarılı faaliyetler yürütmesi ve yeni kurulan kamusal ve özel savunma sanayi şirketlerin büyük başarıları şüphesiz Türk Milleti'nin göğsünü kabartırken Türk dünyasında Türk birliği için cesaret, güven ve istek uyandırmaktadır.</p> <p style="text-align: left;">Emperyalistlerin korkulu rüyası en büyük küresel güç olacak olan gelişmiş Türkiye Cumhuriyeti liderliğinde kurulacak Türk birliğidir.</p> <p style="text-align: left;">Bunu önlemenin tek yolu da emperyalistlerin yok ettik sandığı Türklüğü 1923'de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurarak dirilten Atatürk'ün Türkiye'sinde Atatürkçülüğü ve Türklüğü bitirmektir.</p> <p style="text-align: left;">İngiltere ve ABD kendi zalimliklerinin panzehri olduğu için, Avrupa devletleri Atilla'dan beri korktukları için, Rusya, Çin ve İran nüfuslarının önemli bölümü Türk olduğu için, Araplar ise tarihten doğan düşmanlıktan ötürü Türklüğün bitmesi için ellerinden geleni hep yaptılar; yapmaya da devam ediyorlar.</p> <p style="text-align: left;">Ülkemizde Atatürk ve Türklüğe yapılan saldırıların arkasında Büyük Orta Doğu Projesi ile Orta Doğu halklarını önce ümmetçi yapıp, devletleri küçük parçalara bölüp, küçük sözde devletçiklerin başlarına kendilerine biat eden şeyh, sultan, kral gibi unvanlı kişileri koyup yer altı zenginliklerini yağmalamak isteyen emperyalistler var.</p> <img class="wp-image-63956 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/10/Buyuk-Ortadogu-Projesi-haritasi-Turkce0001-300x219.jpg" alt="" width="999" height="730" /> <p style="text-align: left;">BOP projesi uygulanmaya Irak’ın işgali ile başlayıp Arap Baharı ile devam etmek de;</p> <p style="text-align: left;">Bu süreçte eğer biz Saddam'a sahip çıkabilseydik bu gün bölünmüş kuzeyinde ABD üssü ve terör bölgesi olan bir Irak olmazdı,</p> <p style="text-align: left;">Libya'da Kaddafi'ye ki, o Türk dostu ve Kıbrıs Barış Harekatı'nda bize çok yardım etmiş birisiydi, sahip çıkabilseydik bugün bölünmüş, talan edilen bir Libya olmazdı.</p> <p style="text-align: left;">Eğer Suriye'de olaylar başladığında Esad'a yardım etseydik Lazkiye'de Rus üssü, Suriye'nin yüzde altmışını kontrol eden onlarca ABD, PKK, YPG kampları olmazdı, altı milyon Suriyeli sığınmacı da ülkemize gelmezdi.</p> <img class="wp-image-63957 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/10/1403729485919-300x179.jpg" alt="" width="1144" height="683" /> <p style="text-align: left;">Arap Baharı sürecinde Libya ve Suriye konusunda yanlış kararlar alınmasın da büyük payı olan o günkü dışişleri bakanı ve sonra başbakan olan Ahmet Davutoğlu maalesef bugün yine kendisi gibi bir kaç siyasi liderlerle devleti ve milleti yine o zamanki gibi yanlış yöne yönlendirmeye çalışmaktadırlar.</p> <img class="wp-image-63959 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/10/GlyMSegtFkmAomoD6ajB0g-1-300x169.webp" alt="" width="1295" height="730" /> <p style="text-align: left;">Dünya kültür mirası Mescid-i Aksa'yı kimsenin yıkıp yok edemeyeceğini bile bile Milletin dini duygularını kullanarak bizi Orta Doğu karanlığına, bataklığına sokmaya çalışan siyasiler ve kişiler Türk milletine değil emperyalistlere hizmet etmektedirler.</p> <p style="text-align: left;">Milletin devletin geleceği için din seçim Türklük kaderdir deyip, haksızlıkları katliamları yüksek sesle dile getirip, insanlığı, adaleti savunup yapılan ve yapılacak katliamlara tepki olarak ülkemizdeki ABD üslerini kapatıp bu savaşta taraf olmadan bir an önce Türk birliğine odaklanıp, demografik yapımızı, kültürümüzü, ekonomimizi bozan sığınmacılar problemini çözüp, olacak yeni göç dalgalarına karşı mutlaka sınırlarımızın dışında önlem almalıyız., yeni göç dalgalarında gelecek sığınmacıları ülkemize sokarsak bu emperyalistlerin Türkiye'yi göçle işgal etme B.O.P. projesinin kabulü olur.</p> <p style="text-align: left;">Şüphesiz Filistin'de ölen bilhassa kadın ve çocuklara, üzüldüğümüz gibi aynı şekilde İsrail'de ve Ukrayna-Rusya savaşında ölenlere de üzülüyoruz, üzüleceğiz ancak devlet hislerle değil akıl ile yönetilir.</p> <p style="text-align: left;">Dünyanın yeniden dizayn edildiği bu süreçte doğru zamanda doğru kararlar alırsak yeni dünyada söz sahibi olur, saygı görürüz, yanlış yaparsak yok oluruz.</p> <p style="text-align: left;">Yurtta sulh, cihanda sulh bizim ilkemizdir.</p>

1

<strong>Yıl 1916:</strong> Şerif Hüseyin’in <strong>Osmanlı Devleti'</strong>ne karşı başlattığı <strong>Arap ayaklanması</strong>nın sembolü olarak İngilizler bugün Filistinliler tarafından kullanılan siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı renklerden oluşan bir bayrak tasarlar, en üstteki siyah yatay çizgi, Abbasileri; Ortadaki yeşil renk Şii Fatımileri; alttaki beyaz renk Emevileri, kırmızı üçgen ise Osmanlı Devleti'ne Arap isyanını başlatan Haşimoğullarını temsil eder. <strong>Yıl 1917:</strong> Filistinli Araplar, İngiliz Lawrance ile bir olur ve <strong>Akabe baskını'</strong>nı yapar. Akabe'deki tüm Osmanlı askerlerine cephe arkasından saldırırlar ve 14 bin Osmanlı askeri şehit olur, binlercesi yaralanır. İngilizlere esir düşen 15 bin Osmanlı askerinin gözleri kireç kuyularında kör edilerek katledilir. Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum Çölü'ne, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazınır. Aynı yıl <strong>Kudüs</strong>’ü Filistinliler İngilizlere teslim eder ve İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’de Filistinli Araplar tarafından <strong>“El-Nebi”</strong> (peygamber) olarak karşılanır. <strong>Yıl 1978:</strong> Filistin Kurtuluş terör örgütü <strong>PKK</strong>'ya kucak açar, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlar. <strong>Yıl 1979:</strong> Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği, Filistinliler tarafından basılır. Bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit olur. <strong>Yıl 1980:</strong> Filistin Halk Kurtuluş Cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını <strong>Asala terör örgütü</strong>ne açar, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine Filistinli teröristler de destek verir. <strong>Yıl 1989: </strong>Yaser Arafat, Ermenistan’ın Azerbaycan toprağı Karabağ'ı işgaline <em>"Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz"</em> açıklamaları yapıp Ermeni katliamlarına destek verir. <strong>Yıl 1993:</strong> Filistinli araplar, Mesud Barzani'nin <strong>"Bağımsız Kürdistan"</strong> fikrine destek olur. <strong>Yıl 2002:</strong> Binbaşı Cengiz Toytunç, Batı Şeria'da Barış gücünde görevliyken aracı durdularak şehit edilir. <strong>Yıl 2009:</strong> Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklar. <img src="https://i.hbrcdn.com/haber/2023/10/09/filistin-israil-savasi-ne-zaman-basladi-israil-16411335_314_amp.jpg" alt="Filistin İsrail savaşı ne zaman başladı? İsrail Filistin savaşını kim başlattı? - Haberler" /> <strong>İsrail</strong>’e gelince; Gerçek Yahudiler, Araplarla aynı soy, aynı millettir, ancak sonradan Musevi olanlara da Yahudi deniliyor. Dünyada toplam 25-30 milyon Musevi var ve bunların yarısı Hazar Türkü. Tarihe baktığımızda Yahudi’lerle hiçbir zaman savaşımız olmamıştır. <em>Ancak İsrail Devleti'nin emperyalist Amerika ve İngilizlerin Orta Doğu'da kurduğu ileri karakol kukla bir devlet olduğu da bir gerçekdir.</em> Günümüze gelirsek birkaç gün önce ABD, ülkemizde bir üssünden kalktığı söylenen uçakla Suriye’de İHA’mızı düşürüp bize gözdağı verdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Filistinliler arkasında ABD ve İngiltere olan İsrail'i asla yenemeyeceklerini ve bedelini Filistinlilerin ve tüm Arapların çok ağır ödeyeceklerini bile bile İsrail’e baskın düzenledi. Yüzlerce sivil ve asker İsrailliyi esir almaya ve öldürmeye devam etmekte. Filistinlilerin kadın çocuk ayırt etmeden yaptığı vahşet medya aracılığı ile tüm dünyaya seyrettiriliyor. Ardından ABD uçak ve savaş gemilerini İsrail’i korumak için Doğu Akdenize getiriyor. Görünenler bunlar olsa da aslında tüm bu olanların senaryosu yıllar önce yazılıp Arap baharı ile uygulamaya konulan <strong>(BOP) Büyük Orta Doğu Projesi</strong>'nin son aşamasıdır. Görünen o ki İsrail-Filistin savaşı, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak ve İran’a kadar uzanacak. Bu savaşın her aşamasında tıpkı Suriye'den olduğu gibi büyük kitlesel göçler olacak ve bu göçlerin çoğunluğu yine ülkemize gelecek. Devletimizin yapması gereken Türk Devletleri ile birlik beraberlik içinde olmak ve Suriye Savaşı'nda yapılan hataları yapmamak. <img src="https://savunmasanayist.com/wp-content/uploads/2018/09/CV_5-1024x576.jpg" alt="2. Arap-İsrail Savaşı: “6 Gün Savaşı” | SavunmaSanayiST" /> Bu savaşta ne İsrail'den ne de Araplardan taraf olmalıyız ve kesinlikle tarafsız kalmalıyız. Ancak tarafsız kalabilmek için de öncelikle ülkemizdeki ABD üsleri kapatmamaız gerekiyor. Aksi takdirde bu üslerden kalkacak ABD uçaklarının bombalayacağı komşu ülkeler bize de savaş açar. Gelecek olan bu büyük göç dalgası başlamadan sınırlarımızda ve sınırlarımız dışında bu göç dalgasını karşılamak için gerekli önlemler mutlaka alınmalı. Hatta ülkemizdeki sığınmacıları göndermek için de Avrupa kapılarını açmak dahil her türlü yöntem kullanılmalı. Bu önlemler alınmaz ve yeni sığınmacıların ülkemize girişine izin verilirse -ki bu bizi savaşla yenemeyeceklerini bilen BOP projesinin sahipleri emperyalistlerin istediğidir- ve birinci aşamasını Suriye ve Afganistan'dan gelenlerle başlattıkları bizi önce göçle işgal edip demografik ve kültürel yapımızı bozup daha sonra parçalama projelerini tamamlamış olacaklar. Sonuç: <em>“Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. TÜRK Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını TÜRK birliği ile açacak. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.”</em> demişti <strong>ATATÜRK.</strong>

1

Gelişmiş ülkelerin gençleri dünyayı gezerek görüp öğrenirken, bizim gençlerimiz maddi sıkıntılar sebebiyle ülkesinin şehirlerini dahi gezememektedir. İnsanı kültürel açıdan tamamlayacak olan tiyatroya, sinemaya gidememekte ve hatta okuması gereken kitapların bir kısmına para ayıramamaktadır. Yarı aç, üniversite okurken okulu bitirince iş bulamama, bulsa da geçinememe kaygısı yaşamaktadır. Bunlara ve yatılı kuran kurslarında onlarca çocuğa tecavüz edilirken ses çıkarmayan 25 sivil toplum kuruluşundan oluşan <strong>Balıkesir Sivil Toplum Platformu</strong> sözde toplumun ahlakını düşünüyoruz diyerek yayınladıkları bildiride, “Festivallerin yasaklanması yapılan her türlü etkinlikte kız-erkek bölümünün ayrılması, alkollü içki ve madde kullanımının önüne olabildiğince geçilmesi ve denetlenmesi, gençlerin ahlakını bozucu davranışların engellenmesi şeklindeki adımların bir an evvel atılmasını talep ediyoruz," demektedir. <strong>Vatanını Sevenler Federasyonu</strong> olarak, bu bildiriyi yayınlayanlara diyoruz ki: Yayınladığınız bildiriyi, emperyalistlerin ülkemizi ortaçağ karanlığına sürükleyerek sömürü alanı yapma milletimizi köleleştirme projelerinin son aşaması olarak görüyor ve şiddetle kınıyoruz. Devletimize çağrımız, bu bildiri ülkemizin kuruluş değerleri ile anayasamızın ruhuna, özgürlüklerle ilgili maddeleri ile laiklik ilkesine, dolayısıyla demokratik cumhuriyet rejimine karşı alenen yapılan bir açıklama ve suçtur. Cumhuriyetin koruyucuları olan cumhuriyet savcıları tarafından ivedilikle gereken yapılmalıdır. Gençlerimize diyoruz ki: Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Son söz olarak: Türkiye Cumhuriyeti devletimiz, emperyalistlere ve Anzavur gibi devşirdikleri uşaklarına karşı 19 Mayıs 1919’da “Ya istiklal ya ölüm” denilerek başlatılan destansı bir mücadele olan Kurtuluş Savaşı verilerek bedeli canla, kanla ödenerek kurulmuştur. Kuruluşundan bu güne Şeyh Sait, Abdullah Öcalan, Fethullah Gülen gibi emperyalist ajanlarıyla mücadele etmiş, etmeye de devam edecektir. “Özgürlük bizim karakterimizdır” biliyoruz ki, özgürlükler zor kazanılır ama çok kolay kaybedilir. <img class="alignnone wp-image-63338" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/07/vsf-placeholder-300x169.jpg" alt="" width="724" height="408" />

2
M
Mehmet Yılmaz
·31 May 09:53·Haber

60 ihtilalini yapanlar Adnan Menderes dönemini sebepleriyle, sonuçlarıyla, tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturup, gerçekleri halkımıza anlatıp, devletimizi ona göre düzeltip önlemler aldı mı? HAYIR. Gelen hükümetler de 60 ihtilalinin sebep ve sonuçlarını tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturup, gerçekleri halkımıza anlatıp, devleti düzeltip gerekli önlemleri almadığı için bu sefer 12 mart 1972 muhtırası oldu, akabinde sağ-sol olayları ve 1980 Darbesi; 80 darbesinden sonra iktidar olanlar yaşananları sebep-sonuçlarıyla, tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturup, gerçekleri halkımıza anlatıp devleti düzeltip gerekli önlemleri aldı mı? HAYIR. Gelen iktidar dindar insanlarımızın oyunu almak için Menderes'i kahraman ilan etti, bu esnada PKK terör örgütünün, fethullah ajan örgütünün kuruluşunu önemsemedi. Birçok aydına ve devlet adamına suikastler düzenlenirken, iktidardakiler laikliği anlamından çıkarıp din tüccarlarının ekmeğine yağ sürerek günü kurtardıklarını sanarken, bir şeylere zemin hazırlamak isteyenler 28 Şubat 1997 post-modern darbesini yaptı. Gelen iktidardakiler bu olanları sebep-sonuçları ve tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturup gerçekleri millete anlatıp devletimiz de gerekli düzeltmeleri yapıp önlemler aldı mı? ALMADI. Sonrasında iktidarlar değişti, devlette palazlanan fetö terör örgütü 2007 yılında kumpaslarla üstelik ismini Türklüğü aşağılamak için Türk'ün varoluş destanı olan "Ergenekon" terör örgütü koyup TSK'nın yönetim kadrosunu terörist diye tutuklayıp TSK'nın tüm mahrem bilgilerini düşman devletlere verdi. İskilipli Atıf Hoca gibi dini kullanan ajan, vatan hainlerini halkın gözünde mağdur din adamları yaptı. 2013'te Gezi Parkında masum başlayan gösterileri bilerek büyütüp millete göz dağı vermek için dinimize hakaret ediliyor yalanları ile zor kullanarak bastırdı. Yine 2013 yılının Aralık ayında fetö örgütünün hükumete muhtırası 17-25 Aralık olayları oldu. İstediğini alamayan fetö örgütü 15 Temmuz 2016'da işgal girişiminde bulundu, millet izin vermeyince başarısız oldu. Peki 15 Temmuz'dan sonra tüm bu olanlar sebep, sonuç ve tüm gerçekliği ile halka anlatılıp, olanlardan ders alınıp, devlette gerekli düzenlemeler yapılıp önlemler alındı mı? HAYIR. Tüm bu olanlara bakınca 1950'den bugüne kadar yavaş yavaş ülkemiz kuruluş değerlerinden uzaklaştı, o günden bu güne kadar ki siyasilerimiz sadece koltuk için uğraştılar, koltuk sahibi olanlar da koltuğunu kaybetmemek için gerçekleri ortaya çıkarmak bir yana bu konularda hiç konuşmadılar, hal böyle olunca da bir kısır döngü de dönüp duruyoruz. Bu kısır döngüden çıkmanın tek yolu yıllardır söylediğim milletvekili adaylarını parti Genel Başkanı ve yönetimi belirlememeli, parti üyeleri belirlemeli ki seçilenler halkın vekili yanı gerçekten milletvekili olsunlar, bu milletvekillerinden oluşacak TBMM ilk önce 1940'dan bugüne yakın tarihimizi tüm çıplaklığıyla tarafsız objektif şekilde ortaya çıkarıp öncelikle gençlerimiz olmak üzere tüm halkımızın gerçekleri öğrenmesini sağlamalı aynı zamanda da TBMM kendi itibarının daim olması için önce milletvekili dokunulmazlıklarını sınırlandırıp maaşlarını öğretmen maaşına indirmeli ve süratle devlette liyakati ve adaleti hakim kılmalı, devlette oto kontrolü sağlayacak güçler ayrılığını tesis edip her şeyi sürekli denetlemelidir.

2
M
Mehmet Yılmaz
·25 May 10:05·Gündem

Herkes 1952’de NATO’ya girdiğimizi söylese de aslında 1952’de (İngiliz ve tetikçisi ABD’nin paravan kuruluşu) NATO ülkemize girdi. Sözde komünizme karşı diyerek TSK’nin içinde gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulunu, sonraki adıyla Özel Harp Dairesini kurup kısa sürede TSK’nin üst kademesini ele geçirdi. Atatürk’ün, milletin ordusu olan TSK’yi 2000 lı yıllara kadar sürecek halkından kopuk halkına zulmeden orduya dönüştürdüler. Ecevit’in Kontrgerilla dediği bu özel harp dairesi 80 lı yıllara kadar milleti sağ-sol, alevi-Sünni, daha sonrada Türk-Kürt diye bölüp önce İnsanlarımızı bir birine kırdırtıp kalan zeki gençlerimizi de darbelerle yok etti. Milleti aydınlatacak Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi yazarları, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis Paşa, Gaffar Okan gibi devlet adamlarını Muhsin Yazıcıoğlu gibi milli siyasilerimizi, bilim İnsanlarımızı suikastlarla öldürdüler. Algılarla ülkemizi kuruluş değerlerinden Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştırıp dini kullanarak hilafet, saltanat isteğini milletin zihnine soktular. Fulbright antlaşmasıyla ele geçirdikleri eğitim sistemiyle eğitimimiz dolayısı ile teknolojik ve bilimsel gelişmemizin önünü kesip devletimizi, milletimizi istedikleri gibi yönlendirdiler. Diğer taraftan bir trilyon dolardan fazla para harcadığımız PKK ile 500 milyar dolardan fazla ülkemizin parasını iç eden FETÖ örgütlerini kurdular. Son olarak da ülkemizi yok etmek için milyonlarca sığınmacıyı ülkemize sokup demografik yapımızı kültürümüzü bozup, borç parayla yanlış yatırımlar ve israflarla devletimizi borç batağına batırdılar. Hal böyleyken ülkemizde 15-20 adet NATO üssü, 25-30 adet ABD üssü dururken sabah akşam koca koca emekli paşalar, Prof.ler, güvenlik uzmanları vs.ler millete ABD’nin Yunanistan’a kurduğu üslerle bizi kuşattığı masalını anlatıp duruyorlar. Yıllar önce yazdığım Sarıyer’de, Boğaza hakim bir tepede, onlarca dönüm büyüklüğünde, içinde ordu barındıracak kale gibi yapılan ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndan ve Ankara’da büyük bölümü Atatürk Orman Çiftliği arazisinde yapılan, aynı şekilde içinde ordu barındırabilecek büyüklükteki ABD Büyükelçiliği’nden hiç bahsetmiyorlar. Diğer yandan devlet tarafından çok büyük paralar aktarılan SADAT adlı bir oluşum çıkıp, açık açık Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp başkenti İstanbul, resmi dili Arapça ve şeriatla yönetilen ASRİKA devletini kuracağız diyor. Tüm bunları üst üste koyduğumuzda emperyalistler BOP projesi kapsamında ekonomik sıkıntıya düşürülmüş halkımız ve milyonlarca sığınmacının olduğu ülkemizde çıkarılacak toplumsal bir hareketle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yok edip, kendi çıkarları doğrultusunda karma halklı hiyerarşik yönetimle yönetilen, Türklüğün asimile edildiği bir Ortadoğu devletini oluşturmak istendiği sonucu ortaya çıkıyor. Devletimizin, çocuklarımızın geleceği için, karanlığa giden bu girdaptan çıkmanın yolu Rusya- Ukrayna savaşında tarafsızlık politikamızı aynen sürdürüp, sığınmacıları düşmanlaştırmadan en kısa zamanda ülkelerine göndermek olmalıdır. Ülkemize düşmanlık yapan Norveç gibi ülkelerin karşısında dik durup, güneyimizde oluşturulan terör devletini dağıtmalıyız. NATO’da şimdilik kalıp, ABD üstlerini kapatmalıyız. Aynı zamanda derhal rehberimiz Atatürk’ün siyasi, iktisadi, ekonomi, eğitim, tarım politikalarına geri dönüp; devletimizde hukuk, adalet liyakati hakim kılarak, tam bağımsız Türkiye’yi yeniden kurmalı ve Türk Devletlerine örnek olup Türk Birliğini oluşturmalıyız.

3
M
Mehmet Yılmaz
·20 May 15:11·Siyaset

Son günler de siyasiler birbirlerine “fetö” diyor. Peki “fetö” kim yada nedir? 1952’de zamanın Başbakanı Adnan Menderes bağımsızlığımızı yok sayan şartları kabul ederek ülkemizi NATO’ya soktu; o günden itibaren adım adım Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst yönetim kadrosuna NATO’nun komutanları olacak, en azından onlara karşı gelmeyecek kişiler atanarak, Türk ordusu yavaş yavaş siyaseti de vesait altına alarak çocuğunu askere aldığı başı örtülü annesini nizamiyeden sokmayacak kadar kendi milletinden uzaklaşıp hatta kendi halkına zulmeden, Sakarya’da yendiği düşmanlarının kurduğu paravan bir kurum olan NATO’nun ordusu oldu. Dolayısıyla 1923’de bağımsız devlet olan Türkiye Cumhuriyeti örtülü manda haline getirildi. Bunlara karşı çıkan Eşref Bitlis Paşa gibiler de ortadan kaldırıldı. Emperyalist sömürücülerin paravan şirketi NATO’ya girişimizle NATO, milletimizi kontrol altında tutmak için Bülent Ecevit’in kontur gerilla, Turgut Özal’ın gladyo dediği örgütlenmeyi -hem de bizim paralarımızla kurarak- önce sağcı solcu diye halkı birbirini düşürüp mandalığa başkaldıracak, zeki, cesur gençlerimizi ortadan kaldırdılar; daha sonra etnik kimlik üzerinden bölücülük yapacak, PKK ve din maskesi altında devletimizi kontrol edecekleri fetö dediğimiz örgütleri mikrop gibi ülkemize yerleştirdiler. NATO’nun kurucusu emperyalist sömürücüler 1991 yılında Rusya’nın dağılması ile BOP denilen büyük orta doğu sömürü projesini Irak’ı işgal ederek uygulamaya başladılar, sözde Arap Baharı özde Arap kaosu planıyla devam ettirdiler; şu an Suriye ile devam eden bu projede Suriye’den sonr İran, en son bizi bölmek var. Bu projenin başlangıcı Irak’ın işgalinde Türkiye’den açacakları cephe için o zamanlar TBMM’de teskereye karşı çıkıp teskerenin çıkmasını engelleyen devlet aklı ve TSK’nın Atatürkçü milli komutanlarını fetönün kısa sürede ele geçirdiği yargı polis gücü ve onlara yol veren siyasilerin de yardımıyla Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlarla hapse attılar; tasfiye ettiler. Tamamen devletimize hakim olmak isteyen fetö örgütüne karşı çıkan zamanın başbakanı, şimdinin cumhurbaşkanımızın çatışması sonucu hepimizin bildiği 15 Temmuzu yaşadık. 16 Temmuz’da, en azından milletin parasıyla alınan uçak ve helikopterlerle milleti bombalayarak öldürenlerin askeri mahkemelerde, vatana ihanetten yargılanıp, aynı gün infaz edilmeleri beklenirken, bu yapılmadı geçen süreçte asker, polis, savcı, hakim, öğretmen, doktor, gazeteci, hemşire her meslekten, toplumun her kesiminden on binlerce kişi fetöcu diye tutuklanırken, tek bir siyasinin tutuklanmaması azıcık aklı olan herkes için hala soru işareti olarak durmaktadır. Suriye’ye tekrar dönersek, baştan beri yanlış politikaları bizim gibi köklü bir millete yakışmayan bir Rusya’nın bir ABD’nin arkasına takılmayı bir yana bırakıp, öncelikle ülkemize bilinçli şekilde gönderilen altı milyon Suriyeli’yi bir an önce ülkelerine gönderecek menfaatlerimizin gerektirdiği “milli politikalar” geliştirilip uygulanmalı. 1974’de yüzlerce şehit vererek özgürleştirdiğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetin’de İngilizlerin trafik kurallarını bile 46 senede değiştiremeyip emperyalist-kapitalistlerin uyguladığı ambargoyu aynen uygularken sözde KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı denen İngiliz uşağının konuşmalarını kınayan milliliğimizi bırakıp, gerçekten milli menfaatlerimizi düşünmenin zamanı gelmedi mi?

0
M
Mehmet Yılmaz
·11 May 07:11·Haber

Bir gecede Esad ile düşman olup ayrılıkçı Suriyelileri desteklememiz, ABD’nin Suriye’ye yerleşip, yüz binlerce tır silah verip terör ordusu kurması, milyonlarca Suriyelinin ülkemize gönderilmesi, ülkemizin tüm zenginliğinin küçük bir zümrede toplanması, eğitimin bitirilip eğitimli İnsanlarımızın yurt dışına göç ettirilmesi, demografik yapımızın bozulması için Afganistan, Pakistan dan cahil, fakir insanların ülkemize doluşması, milletin mallarının satılıp saraylara, camilere milyarlarca dolar harcanıp üstüne batıdan gelip parsel parsel ülkemizi satın alacaklar için yollar, köprüler, hava alanlarının fahiş fiyatlarla yap-işlet-devretle yapılıp ülkemizin borç batağına sokulması BOP’un uygulanmasıdır, hedeflenense ulusal kimliğini kaybetmiş, kendi kontrollerinde, Oligarşi ile yönetilen bir Türkiyedir. Komplo teorisi diyorsan; Dünyanın en verimli topraklarına sahibiz ama yapılan araştırmalara göre yurttaşlarımızın yüzde altmışından fazlası yetersiz besleniyor. Üniversite sayımız çoğaldı ama dünyanın en iyi üç yüz üniversitesine giren üniversitemiz yok. Eğitim oteritelerine göre dünyanın en kötü eğitim sistemi olan ülkelerinden biriyiz. Dünyanın en büyük adalet sarayını yaptık ama yurttaşlarımızın yüzde sekseni, gelişmiş ülkelerin tamamı ülkemizde hukuk ve adaletin olmadığını söylüyor. Bunlara ek olarak; Yurttaşlarımızın yüzde yetmişi artık çalışarak İstanbul’da bırak ev almayı, kiralık ev tutup oturamaz. Bu gidişle yurttaşlarımızın yarıdan fazlası ömrü boyunca kendi arabası ile yapılan köprülerden, yollardan geçemeyecek. OYSA!&nbsp; Suriyelilere harcanan paranın yarısı ile o köprüler, yollar, hava alanları, şehir hastaneler yapılır milletin hizmetine ucuz fiyatla sunulabilirdi. TEK KURTULUŞ;&nbsp; Devlette liyakati hakim kılıp güçlü bağımsız adalet sistemini oluşturup yapanın yanında kâr kalmamasını sağlamak ve kuruluş değerlerimize dönmektedir.

3
M
Mehmet Yılmaz
·7 May 10:52·Haber

<p>Sosyal medyada, Suriyeli izbandut gibi sakallı bir genç;</p><p>-Bursa’da Türklerin kafasını keseceğim, Türk milleti şerefsizdir diyor.</p><p>Bir gün sonra, İstanbul’da, Kırgızistan vatandaşı bir Türk’ün boğazı iki Suriyeli tarafından kesilerek öldürülüyor.</p><p>Kendi ülkesi işgal altındayken anasını, bacısını, tüm ailesini kolaylıkla bırakıp kaçabilen bu şeref yoksunu insan müsveddeleri, Türk yurdunda Türk vatandaşının boğazını kesiyor.</p><p>Şöyle bir düşünelim;</p><p>Bizlere kardeş olarak yutturulan tüm Arap ve Suriyelilerin ülkelerinde, Türkmenler dışında Türkçe iki kelime bilen bulmak imkansız. Oysa Suriyelilerin ve Arapların büyük çoğunluğu İngilizce konuşabiliyor.</p><p>Bizler altı buçuk milyon savaştan kaçan Suriyelileri sözde kardeşlik kisvesi altında bünyemize kabul ettik. Peki savaşı çıkaran ortalığı bu kadar karışıklığa sürükleyen ABD ve İngiltere, içerisinde kaç Suriyeliyi barındırıyor? Belki üç yüz beş yüz kişiyi geçmez. Bu arada Avrupa’ya kaçmak isteyenleri de ne hikmetse engelliyoruz.</p><p>Bizlere kardeş diye söylenen tüm Arap ülkelerinde; ne hikmet ise herkes İngilizceyi ana dili gibi biliyor kardeş dediği toplumun diline, tüm düşman devletler gibi yabancı kalıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.</p><p>Bizim kardeşlerimiz Türk milletidir. Türk’ün Türk’ten başka kardeşi de, dostu da yoktur. Araplar da Suriyeliler de kardeşimiz değildir. Kim ki bizi asimile etmeye, Araplaştırmaya, kendi içimizde yozlaştırmaya çalışırsa o vatan haininin ta kendisidir.</p><p>Bu sebeplerden dolayı en azından yakın tarihimizi doğru öğrenmemiz gerekmektedir. Kulaktan dolma bilgi artıklarına karşı tarihimizi tam öğrenmek, ileriye gitmemiz için tek koşuldur.</p><p>Dün gazetelerden birinde; Nagehan Alçı adlı görselde gazeteci unvanını kullanan, kime ne amaçla hizmet ettiği belli olmayan süslü hanım, yakın tarihimizin acı olaylarından biri olan Dersim İsyanını, sanki devlet durup dururken orada katliam yapmış gibi anlatmaya çalışmıştır.</p><p>Zira bunu anlayıp anlatabilmek için çok araştırmak ve doğru okumak gerekmektedir.</p><p>Oysaki gerçek şu;</p><p>33 askerimizi Singeç Köprüsünde katlederek isyanı başlatan, artık İngilizlerinde kabul ettikleri gibi kendisine Kürt diyen aslında Taşnak Ermenisi olan Seyit Rıza denen İngiliz ajanının kendisidir. Ve orada bulunan cahil kesimi Kürt İsyanı diyerek (ki aslında Ermeni İsyanıdır) kışkırtmıştır. Devlet belki orantısız güç kullanmak durumunda kalmış ama sonuçta bastırması gereken isyanı bastırmıştır.</p><p>İstisnalar hariç; bazı kesim siyasiler ya cahilliğinden ya da oy hesapları yüzünden (ikisi de inanılmaz derecede çirkin durumlar) doğruları söyleyememektedir. Bu sebeple o bölge halkının devlete olan sevgi ve saygısını azaltıp, terör örgütlerinin eleman bulmasına zemin hazırladıkları görülmektedir.</p><p>Bu arada aleviler bilhassa Dersim halkı alevileri gerçek ATATÜRK sevdalısıdır.</p><p>Yine son günlerde &nbsp;gündemde olan Yassıada ve Adnan Menderes konusuna gelince;</p><p>Siyasiler buna da hep oy hesabı yaparak bakmaktadır, tıpkı süslü hanım kızımızın anlattığı gibi...</p><p>Malum yıllardır Menderes memlekete bolluk ve refah getiren lider sanılıp halkın çoğunluğu tarafından sevilmiştir. Oysa ki o kısa dönemde olan bolluğun karşılığında, Amerika’nın isteğiyle Uçak Fabrikalarını ve Köy Enstitülerini kapattığı, Kore’ye asker gönderip akabinde NATO adı altında 2300 yıllık şanlı tarihi olan ordumuzu , istihbarat kurumumuzu ABD’nin kontrolüne bıraktığını, kısaca bizi ABD’ye bağımlı manda yaptığını niye kimse söylemiyor, söyleyemiyor?</p><p>Öte yandan bugün güneyimizde teröristlere on binlerce tır silah vererek bir terör devletini kurmaya çalıştığı, devletimizin en üst makamında dahi söylenen Siyonistlerin Tetikçisi ABD’nin, o zaman İstanbul’a gelen donanmasındaki askerleri arkadaşlarıyla denize atıp, Amerika’ya hayır dediği için asılan Deniz Gezmiş ve arkadaşları da hala maalesef terörist diye anılıyor.</p><p>Şimdi soruyorum;</p><p>1950-60 yılları arasında Amerika’dan tarihi geçmiş süt tozlarını, hurdaya çıkmış silahlarını yardım diye alarak, kendi uçak fabrikasını, silah fabrikasını dünyanın en iyi okulları olan Köy Enstitülerini kapatan, ordusunu ve istihbarat kurumunu Amerikalıların kontrolüne verip faizli para alarak suni bolluk yaratan Menderes kahraman, Amerikalıları kovmaya çalışan Deniz Gezmiş’i terörist yaptık ve böylece onlarca yıl bırakın uçağı tankı, mermi bile üretmeyip parayla satın aldık.</p><p>Herhalde Menderes huzur içinde yatıyordur[!] çünkü hala milletimiz ruhuna Fatiha okuyor.</p><p>Tüm bu olanlara rağmen son on yılda Savunma Sanayinde çok şey yapmış olsak da; yeterli seviyelere ulaşmış sayılmayız.</p><p>Geldiğimiz nokta;</p><p>Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi almaya kalktığımızda, ABD parasını &nbsp;ödediğimiz F35 uçaklarını bize vermemekle ve ambargo uygulamakla bizi tehdit ettiği yetmiyormuş gibi, bir taraftan da ülkemizi üç taraftan kuşatmaya çalışıyor.</p><p>Anlamadığım şey ise;</p><p>Güneyde bize karşı Siyonistler tarafından kurulan oluşumla eninde sonunda savaşacağımızı bilmemize rağmen, neden bu oluşumu tam palazlanmadan kaynağında yok edip kurutmaya çalışmıyoruz. Yoksa eksiklerini ve eğitimlerini bitirip güçlenmesini mi bekliyoruz.</p><p>Siyonistlerin Tetikçisi ABD’nin ülkemizdeki onlarca üssünü neden kapatmıyoruz? Aksine ABD’nin İstanbul ve Ankara’da yeni yapılan yüzlerce dönüm büyüklüğünde içerisinde ordu barındırabilecek sözde büyük elçiliklerine nasıl izin veriyoruz?</p><p>Bu akıl tutulması değil de nedir?</p>

0
M
Mehmet Yılmaz
·5 May 12:29·İnsan

<p>Geçmişi doğru bilmeyenin geleceği olmaz, malesef araştırmayan ve sorgulamayan bir toplum haline getirildik. Çocukluğumda hep şu sözü duyardım; Hocanın dediğini yap yaptığını yapma. Kimse en basitinden hocanın dediğiyle yaptığı neden birbirini tutmuyor demezdi. Bu kadar bariz çelişkiyi bile kimse sorgulamazdı.</p><p>Ben Rize, Güneysu’luyum. Şimdi sizlere cumhuriyet kurulduktan sonra, Güneysu’da yaşananları o zamanlar dedesi asılan bir yakınımın ağzından anlatayım:</p><p>Kurtuluş savaşı bitmiş, Cumhuriyet kurulmuş o yokluklar içinde devlet Güneysu’ya okul yapmak istemiş; cami hocalarının telkiniyle Güneysu’da herkes okula karşı çıkmıştı. Bunun üzerine Güneysu’nun köyü olan Kamboz’da okul yapılmak istendiği için okul malzemeleri Kamboz’a gönderilmişti. Bunu gören cami hocalarının çoğu halka “Bu okul açılırsa çocuklarınızı Camiden alıp çocuklarınızı bu okullarda gâvur yapacaklar” diyerek, halkı kışkırtarak okulun malzemelerini yaktırmışlardı. Bundan dolayı okul Kamboz’a kırk yıl Güneysu’ya yirmi yıl geç yapıldı.</p><p>Bunun eziyetini çekenlerden biri de ülkemizin önemli siyasetçilerinden bakanlık yapmış olan Ali TOPUZ’dur. Kamboz’dan Adacami köyüne sekiz-on kilometre yürüyerek ilk okulu okumuştur. Peki ya okuyamayan binlerce çocuk?</p><p>O zamanlar Güneysu’da erkekler daha altı-yedi yaşından itibaren başlarına mecburen sarığa benzer şeyler takardı. Şapka devriminde aynı hocalar bu kez insanlara “Eğer o sarığı başınızdan çıkartırsanız kâfir olursunuz; namazı boşuna kılmayın” hatta içlerinden birkaçı insanlara “Sarığı çıkaracağınıza, ananızı götürüp “geneleve” verin daha az günah işlersiniz” diyerek halkı galeyana getirip, Güneysu’daki jandarma karakolunu bastırtıp askerleri rehin aldırdılar ve daha sonra Rize merkez alayından gelen askerler halkı kışkırtan hocalardan yakaladıklarını istiklal mahkemelerine çıkartıp, bazılarını astı.</p><p>Güneysu’da olanlar, ülkenin birçok yerinde de aynı şekilde oldu. Atatürk hocaları astı denilen olayın gerçeği işte bu. Birçok insan gerçeği biliyor, ama kimse korkudan gerçeği söylemediği için Atatürk düşmanlarının ki (Atatürk düşmanı ya zır cahil ya da Türkiye-Türk düşmanıdır) yalanları neredeyse gerçek kabul edilecek. Hal böyle olunca da, insanlar Kadir Mısırlıoğlu gibi ajan mı deli mi olduğu belli olmayan şarlatanların peşine takılıyorlar, tıpkı FETO’da olduğu gibi.</p><p>Tüm Cuma hutbeleri ülkemizi bağımsızlığa kavuşturan başta Atatürk olmak üzere tüm Kurtuluş Savaşı kahramanları için duayla başlaması lazımken, Türk milleti sahtekâr hocalar yerine gerçek dinini Türkçe mealinden öğrensin diye Elmalılı Hamdi’ye; kendi maaşıyla çeviri yaptırıp halkına bedava dağıttıran tüm dünyanın saygı duyduğu Atatürk, kendi kurduğu diyanet tarafından en azından ölüm yıldönümünde bile anılmadığı bir ülke olduk.</p><p>Böyle olmasının sebebi seksen yıldır Atatürk’ün partisi olduğu iddiasıyla halkımızın oylarını alıp varlığını sürdüren ama Atatürk’ün yolundan gitmek bir yana samimi Atatürkçüleri uyutarak Atatürk’e hep zarar vermiş, Atatürk’ün ellili yaşlarda ölüm sebebini bile ciddi bir şekilde seksen yıldır araştırması konusunda çalışma yapmamış partinin oluşudur. Tıpkı çağ açıp çağ kapatan cihan fatihi Fatih Sultan Mehmet Han’ın ellili yaşlarda ölümünü araştırmayan onun fethettiği şehirde sefa süren Osmanlı sultanları gibi.</p>

2