Ana Sayfa
Edebiyat

Göktanrı'dan Günümüze Kültürel Miras Olarak Destan Motifleri

D
Dilber Aydın@kitapkokusu
16 Ağustos 2022·4 dk okuma
Göktanrı'dan Günümüze Kültürel Miras Olarak Destan Motifleri
Destanlar, halk içinde doğan ve halk tarafından dilden dile aktarılarak meydana getirilen sözlü edebiyat ürünüdür. Bir destanın oluşmasında, insanların bir olaya şahit olmuş olmasına gerek yoktur. Hayal gücünün zenginliği ile destanlar oluşabilir ve bu zenginliğe göre de genişletilebilir. Olağanüstü olay ve kişilerin yoğun olarak bulunduğu bu sözlü kültür ürünü, sadece Türk edebiyatında değil Dünya edebiyatında da geniş bir yer tutmaktadır. Türk kültüründe ise özellikle kahramanlık ve savaş kültürü, toplum için önemli bir duygu olarak kabul edildiği için, destanlar ve kahramanlar genellikle bu tema çevresinde kurgulanmıştır. Özellikle, Türk destanları üzerinde inceleme yapılırsa destanlarda kullanılan motifler, genellikle destanların çoğunda karşımıza çıkar. Destanlarda kullanılan motifler, sık sık karşılaştığımız yani tekrarlanan figürler, olaylar, nesnelerdir. Bu motifler, genellikle esere güç katmak, kurguyu sağlamlaştırmak ve dikkat çekmek için kullanılmaktadır. Motiflere, halk arasında oluşan destanın, dinlenilirliği ve inandırıcılığını artırmak amacıyla da fazlaca yer verilmiştir. Kurt motifi, karşılaştığımız en sık motiflerdendir. Türkler, bir bozkurttan türerler. Gökböri ya da bozkurt olarak da bilinmektedir. Destan kahramanını kurtlar büyütür. Türeyişin simgesi olarak kabul edilir. Bozkurt, Ergenekon, Türeyiş ve Oğuz destanında karşımıza çıkar Işık motifi ise bir dini sembol olarak karşımıza çıkmaktadır. Kahramanların evlenecekleri kadınlar, bir ışıktan doğarlar. Kutsal ışık olarak kabul edilir. Kahramanlar, rüyalarında ışıktan doğan şeyler görürler. Bu durum, inanca göre, Göktanrı inancıyla yani, ilahi ışıktır. At motifi ise, aslında at, Türklere ait bir motiften ziyade kültürdür. Türkün kanadıdır, yol arkadaşıdır, bazen derdini döktüğü sırdaşıdır. Kahraman, her yere onunla gider. Savaşta sağ koludur. Yani at, bir motiften çok daha fazlası olarak Türklerin hayatında yer almıştır. Hatta Göktanrı inancına göre, öldükten sonra dirilişe ve ahiret hayatına inanıldığı için, ölenler, atları ile birlikte gömülürlerdi. Üstelik Türkler atlı göçebe bir toplum özelliği taşıdığı için, daha önce de belirtildiği gibi, at sadece motif değil yaşam tarzıdır. Ok-Yay motifine bakıldığında ise, aynı şekilde Türk kültürünün savaşçı özelliklerini görürüz. Bunun yanı sıra, madencilik alanıyla ilgilenip maden işlemede başarılı olduklarını da anlarız. Ergenekon Destanı'nda demirden bir dağı eriterek kurtulmaları, madeni yönetilme becerisini gösterirken ok-yay kullanmaları da bir üstünlük olarak kabul edilmiştir. Destan dediğimiz tür, genel anlamda savaş ve kahramanlık ile ilgili olduğu için, ok-yay motifine oldukça sık rastlarız. Kahraman ya da destan kişileri, bu iki aleti sadece savaşta kullanmakla kalmaz, aynı zamanda avlanmada da en büyük yardımcısı ok ile yay olur. Günümüzde hala ata sporu olarak okçuluk eğitimleri verilmekte ve uluslararası alanda büyük başarılar elde edilmektedir. Yine destanlarda çok sık şekilde karşılaştığımız diğer bir motif ise kırktır. Kırk sayısı birçok açıdan ele alınmış ve özellikle Oğuz Kağan destanında, onun gelişimini anlatmak için kullanılmıştır. Oğuz Kağan Destanından: "Oğuz Kağan, kırk günde yürür. Kırk günde konuşur. Et yer, kımız içer. Kaf Dağı'nın etrafını kırk günde dolaşır. Bir ziyafet verir ve bu ziyafette kırk kulaç yüksekliğinde bir direk diktirir. Aynı zamanda da kırk masa hazırlatır." İslami dönem destanlarına gelindiğinde ise Battalgazi destanı gibi, daha çok dini boyutu ile karşımıza çıkar ve kırk erenler-kırk alp olarak zikredilir. Günümüzde ise hala kırk sayısının geçmişteki izleri devam etmektedir. Bebeğin kırkının çıkması, kırk mevlidi, kırk uçurma gibi oluşumlar, ata mirası olarak uygulanmaktadır. Alp Bey şöyle demiştir: "Hey kırk eşim, kırk yoldaşım, Kurban olsun size başım."  Rüya motifine baktığımızda da aslında kaderci anlayışa göre yorumlarsak, kahramanlar gördükleri rüyalar ile hareketlerini ve ne yapmaları gerektiğini kararlaştırmaktadır. Rüyasında gördüğü şeylere göre önlem alır ve bir olay karşısında tedbirsiz davranmaz. Hala önemli şekilde karşımıza çıkan rüya motifi, çoğu insan tarafından anlamlı ve gelecek için haberci kabul edilmektedir. Kötü rüyalar kimseye anlatılmaz ya da sadece suya anlatılır. 'Bir rüya gördüm.' şeklinde başlayan cümleler ise, 'Hayrolsun' diyerek karşılanır. Yukarıda bahsedilen ve sıkça karşımıza çıkan bu motiflerden diğerleri ise geyik, mağara, sihir ve Hızır motifidir. Bunlar da aynı şekilde dini ve sosyal yönden ele alınmış ve günümüze kadar varlığını sürdüren destan motiflerinden olmuştur. Kahramanlık, savaş, özgürlük, avcılık, gelecekçilik gibi pek çok konuda destanlara anlam katmış olan motifler, aynı zamanda destanın zenginleşmesini, toplumun hayata bakış açısını, kültürel ve sosyal yaşamı da bizlere yansıtmaktadır. Motifler sadece o dönemde yaşanıp bitmemiş, etkileri günümüzde bile devam etmektedir. Bu durum bizlere, ata kültürünün kuşaklar boyunca kattığı anlamı ve sürdürülebilir yaşam tarzını da göstermektedir. "Türkler destan yapmaktan, destan yazmaya fırsat bulamamışlardır." Yahya Kemal Beyatlı

Yorumlar (8)

Melisa Nur Uğuzyaklaşık 3 yıl önce

çok anlamlı hepsi, destanlarda da yerini alıyor

Büşra Kurtyaklaşık 3 yıl önce

Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş

Hakan Alperen Keleş3 yıldan fazla önce

Güzel bir yazı olmuş tebrikler

bünyamin göbütoğlu3 yıldan fazla önce

çok güzel

Yusuf Alper EVCİL3 yıldan fazla önce

Sanırım en güzel Yahya Kemal özetlemiş. Elinize sağlık.

panini3 yıldan fazla önce

Güzel ve detaylı

BetikOku3 yıldan fazla önce

Destanlarımızdaki motifleri çok güzel açıklamışsınız tebrikler kaleminize sağlık.

Astropower3 yıldan fazla önce

Çok bilgilendirici, teşekkür ederiz