Köpekler 150-200 kelime öğrenebilme hafızasına sahiptirler. El hareketleri de onların öğrenmesine katkı sağlamaktadır. Hayvan dostlarımıza ne kadar erken bir şeyler üretmeye başlarsak, o kadar iyi olur. Çünkü yavruyken öğrenim çok daha açıktır ve anlamaya müsaittir. Bu nedenle sahiplendiğimiz hayvan dostumuzu, bir an önce beklemeden eğitmeye başlamalıyız. Onlara bir şeyler öğretmeliyiz. Tabii ki bu demek değildir ki büyüyünce bir şey öğrenmiyorlar. Sadece temiz bir beyin, çok daha fazla bilgiyi alabilir ve öğrenmeye daha aç olurlar. Aranızdaki bağ henüz kurulmamışken bu birlikteliği de bunlarla güçlendirirseniz çok daha kuvvetli bir bağ elde edeceksinizdir. Köpeklere bir şeyler öğretmek onlara zihinsel olarak aktivite sağlayacak, aranızdaki bağı kuvvetlendirecektir. İletişiminizi güçlendirmeye de yarayacaktır. Aynı zamanda ona öğrettiğiniz şeyler onun davranış sorunlarına da yardımcı olacak, böylece hem kendine hem de size daha düzenli bir hayat sağlayacaktır. Şimdi sizlerle, köpeklere hangi hareket nasıl öğretilebilir bunları konuşacağız. Siz de bu hareketleri partili dostunuzda deneyebilir, birlikte hoş vakit geçirebilirsiniz. <strong>1-) OTUR🐶</strong> • İlk öğretmeniz gereken komutlardan biridir. Köpeğiniz bu komutu öğrendikten sonra diğer hareketleri öğrenmesi daha kolay olacaktır. Çünkü diğer hareketler çoğunlukla bu komuttan geçiyor. Size gerekli itaati sağlaması konusunda da bu hareketin önemi büyüktür. Sizi market kapısında beklemesi, bir komut öncesi kulağının sizde olması için bu komutu bilincine iyi yerleştirmesi gerekir. • Öncelikle elinizle onun oturmasını sağlamalısınız. Sonrasında "aferin" komutu ile birlikte ödül vermelisiniz ve bolca sevgi. Birkaç defa sizin yardımınızla oturduktan sonra bu hareketin iyi bir hareket olduğunu anlayacak ve ödül vermeniz için kendisi yapmaya başlayacaktır. Bolca sevgi ve ödülünü vermeyi ihmal etmemelisiniz. <strong>2-) YAT🐕</strong> •Bu komutu "otur" komutundan sonra öğretmeniz gerekmektedir. Çünkü oturması, bu hareketi kolaylaştırır. "Yat" komutu dışarıda karışmaması gereken bir şeyi karışacakken, ona engel olmasına yarayabilir. • "Otur" komutunu verdikten sonra köpeğiniz kendi iradesiyle oturur ve sırada sizin müdahale etmeniz gerekir. Onu yatar pozisyona alıp desteklemek için "aferin" komutu ile birlikte bolca sevgi ve ödül maması vermeniz gerekir. Tekrar ettikten sonra hareket köpeğinizde pekişir ve bunu kendi yapmaya başladıktan sonra elle müdahaleyi kesip, sadece ödülünü vererek pekiştirmeye devam edebilirsiniz. <img class="aligncenter wp-image-30135 " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/maxresdefault.jpg-800x450.jpg" alt="" width="972" height="546" /> <strong>3-) PATİ VER🐕🦺</strong> •Bu oldukça tatlı bir harekettir. İnsanlar genelde köpeğinin pati vermesini isterler. Bizim dilimizde bu bir nevi tanışmadır. •Köpeğiniz oturduktan sonra elinize mama alıp onun ulaşamayacağı şekilde birazcık yukarıda tutun. Elinizdeki mamaya ulaşmak için patisiyle elinizi indirmeye başlayacaktır. Ve her elinize dokunduğunda onu ödülle destekleyin. Böylece davranış pekişir ve komutlanmaya hazırdır. <strong>4-) DÖN🐩</strong> • Bu da rahatlıkla köpeğiniz öğretebileceğiniz komutlardan biridir. • Köpeğinize "otur" komutu verdikten sonra elinize mama ya da sevdiği bir oyuncağı olarak, kafasının üstünde yuvarlak çizmeye başlayın. Mama yakalamak için ya da oyuncağı yakalamak için sizinle birlikte dönecektir. Bunu birkaç defa tekrarladıktan sonra ödül mamaları ile pekiştirerek ona kazandırabilirsiniz. <img class="aligncenter wp-image-30132 " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/1200px-Dog_retrieving_stick-800x533.jpg" alt="" width="910" height="606" /> <strong>DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER:</strong> ✓Çalışma yaptığımız ortam hareketsiz ve sakin olmalıdır onun dikkatini dağıtacak unsurları etrafından kaldırın. ✓Ona karşı sabırlı olun onun küçük bir bebekten farksız olduğunu unutmayın. ✓Yapamadığı hareketler için ona kızmayın, bağırmayın. sadece yaptıktan sonra ödüllendirin. ✓Sürekli tekrarlayın. Her ne kadar hızlı öğrenseler de unutmaya meyillidirler. Bu yüzden pekiştirmek çok önemlidir. ✓Komut vermeden önce, elinizle bekle şekilde işaret yaparsanız bu şekilde bekle komutunu da aşılamış olursunuz. Aynı zamanda, el hareketlerinize de de aşina olmuş olur ve sizin komut vereceğinizi de anlayarak dikkatini size yöneltir. ✓Komutlarınızı sözlü olarak verirken, mutlaka el hareketlerini de kullanın. Çünkü köpekler, söz olmadan da el hareketlerine fazlaca dikkat ederler ve bunları komut olarak bünyelerine atarlar.
ahsen isguzar
@ahsenisguzar
Gerçekten evren bizi dinliyor mu? Bütün bu dediklerimiz, düşüncelerimiz, enerjimiz bu kadar önemli mi? Hayatımız bunlarla mı şekilleniyor ve gerçekten düşüncelerimizi değiştirirsek hayatımız değişecek mi? Birçoğumuz ''kötü düşünmeyin, iyi düşünün ki herşey iyi olsun...'' laflarını duymuşuzdur. peki hiç bunu uygulamaya koyduk mu veya hiç bunu deneyimledik mi? Bence birçoğumuzun hayatında eskiden düşündüğü ah keşke şu olsa ya da şu olacak dediğimiz bir şeyin birkaç yıl sonra bile olsa karşımıza geldiğine şahit olmuşuzdur ya da başımıza gelmesinden çok korktuğumuz bir şey inadına bizim başımıza geldiğini ve bunu şanssızlık olarak adlandırdığımızı fark etmişizdir. Ruh eşimizin özelliklerini arkadaşlarımızla konuşurken ya da onda olmasını istediklerimizi kendi kendimize düşünürken ileride bir gün karşımıza böyle bir ruh eşinin çıktığını da deneyimlemişizdir. Kimimiz bunu hatırlamamış, kimimiz de bir tesadüf olarak nitelendirmiştir. Peki ya bunlar bir tesadüf değilse ve gerçekten evren bizi dinliyor ve biz kendimizi yönetiyorsak? O zaman gerçekten böyle mi yönetmek isteriz? Elimizde böylesine bir güç varken, hayatımızı istediğimiz yönde yönetebilecekken, sırf kötü düşüncelerimiz, düşük enerjimiz yüzünden istemediğimiz bu hayatı yaşıyorsak? Hadi O zaman evrene fısıldayalım! <strong>Evrene sesimizi nasıl duyurabiliriz?</strong> <h4>✓H<strong>ayal kurmak:</strong></h4> Hayatımıza iyi bir şeyler çekmek istiyorsak öncelikli olarak yapmamız gereken hayalini kurmaktır. Kendimizi istediğimiz o pozisyonda hayal etmek ve gerçekten o anda yaşıyormuşuz gibi düşünmemiz gerekmektedir. Şöyle bir gözlerinizi kapatın, istediğiniz o arabanın içinde hayal edin kendinizi. Onu sürüyorsunuz, direksiyonları hissedin, klimasını hissedin ve en sevdiğiniz şarkıyı açtığınızı.. Bunları bir gerçek gibi zihninizde yaşatın. O arabanın resmini yapıştırın duvarınıza, her gün ona bakın. Onu aldığınızı düşünün, resmini çizip asın, bir kağıda o arabanın modelini yazın... Aklınıza gelebilecek her türlü sinyali beyninize gönderin. Zaten insanlar hayallere tutunarak yaşamaz mı? Bazı tesadüfler olsa bile hayal kurmadan, bir şeye tutunmadan yaşamak çok zor. Umut dediğimiz şey de hayalden çıkar aslında. Bir arkadaşımızla, ruh eşimizle, ailemizle düşündüğümüz her bir düşünce hayal değil midir ve biz aslında zaten fark etmeden iyi veya kötü evrene yapmak istediklerimizi iletmiyor muyuz? İşte şimdi işin farkına varıp istediğimiz iyi şeylerin hayalini kurarak bunu yaşama peşindeyiz. Yanlış anlaşılmaya fırsat vermeden düşüncelerimizi net ve kararlı şekilde evrene iletme peşindeyiz. Bunun için de zihnimizi olabildiğince bir hayalin içinde tutmaya çalışacağız. <h4>✓İn<strong>anmak:</strong></h4> Arabanın sizin olduğunuza inandırın kendinizi. Bu bir şizofrenlik değildir. Bu bir sınavı kazanacağımıza olan inancımızla aynı şeydir. Eğer siz inanırsanız evren de inanır ve onu size getirmek için çabalar. Kurduğunuz hayalin içinde yaşamaya devam edin ve kendinize gerçekten çok kaliteli hayaller kurun, gerçekliği çok yüksek olan hayaller, içinde sizin olduğunuza sizin bile inandığınız hayaller olsun. İstediğiniz arabanın bütün detaylarını yazın, o arabayla ne yapacağınıza, nereye gittiğinize kadar düşünün inanarak. Arkadaşlarınızla paylaşın. Kendiniz inanmadığınız bir şeyi karşı tarafa da inandıramazsınız. Bir arkadaşınıza anlatırken ona inandırmak için kendiniz öylesine bu hayali yaşamalısınız ki hem o hem evren bu dediğinizi yanıt versin. <h4><strong>✓Beklemek:</strong></h4> Bütün bunlar olduktan sonra geriye kalan sadece beklemek ama evrene bir oyun oynuyormuş gibi beklemek değil yani onu pusuya yatırıp olup olmayacağına bakmak değil zaten inanmak dediğimiz şey böyle bir şey değil bu gerçekliği yaşadık ve sonucunu bekleyeceğiz. Bu yaptığımız şeyi bir köşede unutabilirsek eğer gerçekleşmesi daha kolay olur yani demek istediğim şu ki ben bunu yazdım bakalım olacak mı beklentisinden çıkıp isteğimizi unutup ileride karşımıza bu isteğimiz geldikten sonra, ben böyle bir şey yazmıştım ve artık gerçekleşti düşüncesine varmak. Beklerken yine hayal kurmaya devam ediyoruz. Hayatımızda olmasını istediklerimizi evrene açık ve detaylı bir şekilde iletmeyi sürdürerek kendi hayatımızı yönetmeye başlıyoruz. Geçmişteki bir düşüncemizin ileride karşımıza nasıl geldiğini hep birlikte deneyimleyeceğiz. Şimdi herkes eline bir kalem, kağıt alsın, bir tablet ya da telefonun not tutma kısmı da olabilir. Hayal ettiği şeyleri yazsın, çıkartsın. Hayalini kurun tasarlayın. Kötü şeylerden bahsetmeyi bırakalım, kendimizi mutlu tutalım. Bizi ne mutlu ediyorsa onu yapmaya odaklanalım. Biz mutlu olalım ki evren de bizi mutlu etsin. İçimizdeki bu enerjinin farkına varalım.İçimizde pozitif duygular yoğunluktaysa dış dünyada da onu tezahür ettiriyoruz. Düşünce gücümüzle hayatımıza bir şeyleri nasıl çektiğimizi hepimiz hayretler içerisinde izlemeye başlayalım ve aslında düşüncenin hayatımız üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğunu fark edelim. Hadi başlayalım!
Bu yazıyı 18 yıl süren hayvan fobimi yenip, veteriner fakültesi 2.sınıf öğrencisi olarak yazıyorum. Öncelikle sizlere kısaca hikayemden bahsetmek isterim. Sonrasında hayvan fobisi nasıl yenilir bunları konuşalım. Fobiler konusunda ailenin de çok büyük etkisinin olduğunu düşüyorum. Bu bir alışkanlıktır en nihayetinde. Bir hayvana dokunabilme, hayvan sevebilme aşılandıktan sonra mekanizma karar verir. 18 yıl boyunca sadece civcive dokunabilmekle yetinmiştim. 18 yaşıma geldiğimde -ki bu zamana kadar bu fobiyle sokaktan geçmek bile çok zordu- kediye dokunma isteği uyandı içimde. Bu bir ilk olacaktı. Arkadaşlarımı topladım ve ilk gün başarısız sonuçlandı. Bu böyle birkaç gün gitti. En son gücümü topladığımda kedinin sırtına parmak uçlarımla dokunup sıçramıştım. İlk defa bir kediye dokunmuştum ve bu benim için inanılmaz bir deneyimdi. Bir müddet bana yetti bu dokunuşum. Daha cesaret edemedim. 1 yıl kadar sonra (annemden habersiz) evimize bir kedi aldık, minnacık bir kedi. El kadar şeyden, yatağa çıkacak kadar korkuyordum. Tam ona dokunmaya başlamıştım ki bu minik arkadaşımız, annem istemediğinden, 1 gün bile dolmadan evimizden ayrılmak zorunda kaldı. O evden gittikten sonra günde 1-2 saat dışarıya kedi sevmeye gitmeye başladım. Bu süreçte bazı hastalıklarım oldu ve YKS konusunda sıkıntılar çekmeye başladım. Bu yüzden de psikolojik olarak çöktüğüm bir dönemdi. Bu dönem sayesinde annemi köpek sahiplenmeye ikna ettik. Ama bir dipnot bırakmak istiyorum: Daha önce hiç köpeğe dokunmamıştım. Köpeğimizi sahiplendikten sonra hayatım çok daha farklı oldu. Hayvanlara karşı bakış açım değişti. Kendimde keşfedemediğim bir hayvan sevgisi açığa çıktı ve bu benim hayatımı oluşturan Veteriner Fakültesini seçmeme kadar gitti. Evet bütün bunlar eve gelen bebek köpek sayesinde oldu. O eve geldikten sonra ona karşı olan sorumluluklarım beni ona yaklaştırdı. Ne kadar korkarsam korkayım, o bir candı ve benim o cana sahip çıkmam gerekiyordu. Zamanla başka köpekleri de sevmeye başladım ve hayatımın onları sevmekle yeşerdiğini fark ettim. Daha doğrusu kendimi fark ettim. Şimdi hayvan fobisi nasıl yenilir onu konuşalım: <ul> <li>Kendinizi direkt olarak kocaman saldırgan bir köpeğin önüne atmayın, fobiyle yüzleşmek dediğimiz şey bu değil. Bizim aşamalarımız küçük ve sağlam olmalı.</li> <li>Aynı eve girdiğiniz hayvana alışmanız çok daha kolay ama böyle bir şansınız yoksa huyunu bildiğiniz bir hayvanla tanışarak başlayabilirsiniz. Böylece sizde travma bırakma olasılığı çok daha düşük olur.</li> <li>Yolun çok gerisinde görüyorsanız kendinizi, öncelikle gözlem yaparak başlayın derim. Hayvanları izleyin, dokunmadan sadece izleyin. Onlara mama, su götürün. Onlarla alakalı videolar izleyin. Bunlar sizin bilinçaltınız için verimli olacaktır.</li> <li>Hayvanlardan korkmayan biri ile alıştırma yaparsanız daha güvende hissedersiniz.</li> </ul> İnanın bana, hayatta size verilebilecek en güzel sevgilerden biri onlarda gelen sevgidir. Denemeye değer...
<strong>1-) Bir gezi rotası oluşturmak:</strong> Bir şehir seçip, bir liste yapıp gezi rotası oluşturabilirsiniz. Birlikte yeni yerler keşfedip, yeni yemekler yiyip,hiç bilmediğiniz sokaklarda kaybolabilirsiniz. Geçtiğiniz her caddeye tatlı anılar bırakabilirsiniz. Her rotanızdan bir fotoğraf çıkartıp albüme dönüştürebilirsiniz. <strong>2-) Açık hava sineması: </strong>Bunun için ihtiyacınız olan tek şey; filmi izleyebileceğiniz bir cihaz ve siz. Akşam güneşinde; parktaki bir bankta veya kumsalda veya herhangi bir çimende cips ya da mısır patlağı alıp filminizi açıp kaliteli vakit geçirebilirsiniz. <strong>3-) Gün batımı ve doğumu izlemek: </strong>Üzerinize birer şal alıp birlikte gün batımı izleyebilirsiniz. Tercihen kumsalda tatlı bir şarkı eşliğinde. Birlikte bir gün batımının aynı zamanda gün doğumunun şahidi olursunuz. <strong>4-) Komik replikler çekmek: </strong>Birlikte güldüğünüz sahneleri canlandırarak bir video bırakabilirsiniz. Mesela televizyondaki bir diziyi iki kişilik dev kadronuzla tamamını kendi yorumunuza göre çekip sonrasında açıp açıp gülersiniz. <strong>5-) Su savaşı: </strong>Yedek kıyafet almayı unutmayın. Kocaman su balonları ve şişelerinizle, insanlardan uzak bir köşede birbirinizi baştan aşağı ıslatabilirsiniz. <strong>6-) Hayalinizi tuvale dökmek: </strong>Birlikte hayal ettiğiniz bir şey bir tuval alarak ona resmetmeye çalışabilirsiniz. Böylelikle hem hayal ettiğiniz şey somutlaşır hem de siz hayallerinize daha yakın hissedersiniz. <strong>7-) Hikaye yazmak: </strong>Biriniz bir hikaye yazmaya başlar tamamen hayal gücünden, sonra bıraktığı yerden diğeri tamamlamaya çalışır bir süre o yazdıktan sonra tekrar o kişiye verir. Böylece ikiniz arasında hayal gücünüze göre bir hikaye canlanmış olur. İnsanın birbiriyle hayal gücünü paylaşması ne büyük lütuf sonuçta. <strong>8-) Random gezmek:</strong> Kağıtlara şehirler yazıp bir kavanozun içine koyarsınız sonra oradan seçip hangi şehre gideceğiniz belli olur. Yine şehirde gezilecek yerlerden kağıtlar oluşturup hangisi çıkarsa ona gittiğiniz bir gün geçirirsiniz. Tamamen random bir gez olur. <strong>9-) Hediyeleşme günü: </strong>Biz insanlar hediyelere ihtiyaç duyarız. onlara muhtaç değilizdir sadece ihtiyaçtır. kimi zaman biri bize bir şey aldığında sinirleniriz, ne gerek vardı niye zahmet ettin gibi. Ama içten içe onun bize verdiği bir mutluluk, huzur vardır. Bazen partnerinizle hediyeleşme günü yapabilirsiniz. Onun size ne alacağı ya da sizin ona ne alacağı hakkında düşünüp heyecanlanabilirsiniz. <strong>10-) Rolleri değiştirmek:</strong> Öncelikle bu ikiniz arasında bir sır olarak kalması gerekir. Bir gün boyunca rolleri değişeceksiniz. O sizin kullandığınız kelimeleri siz de onun kullandığı kelimeleri kullanacaksınız, Davranışlar da aynı şekilde. Ama bunu sizden başka kimse bilmeyecek. bakalım etrafınızdaki insanlar nasıl tepki verecek ya da siz o olarak hayatınızda nasıl yaşayabiliyorsunuz bunu göreceksiniz. Bence eğlenceli olacaktır.