Y

Yeşim Demirel

@yesimdmrl

8 paylaşım0 takipçi0 takip
Y
Yeşim Demirel
·25 Ağu 18:08·Müzik

Gerçek adı Yunus Özyavuz olan Sagopa Kajmer, 1978 yılında Samsun'da dünyaya gelmiştir. İlköğretim, ortaöğretim ve lise eğitimini Samsun'da tamamlamıştır. Müziğe olan ilgisi nedeniyle müzik hayatına Radyo'da dj'lik yaparak giriş yapmıştır. İstanbul'da Fars Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanarak öğrenim hayatı sebebiyle İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'a gelişinin bir yıl ardından rap dünyasında bir oluşum olarak nitelendirebileceğimiz <em>Kuvvetmiray'ı</em> kurmuştur. <img class=" wp-image-42650 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/2422729_810x458-300x170.jpg" alt="" width="695" height="394" /> Sanatçı Kajmer, kendisini Rap müziğe yönelten en büyük etkenin Run-DMC'nin müzikleri olduğunu bir röportajında dile getirmiştir. Ayrıca aynı röportajda bir diğer söylediği şey ise kendi yazdığı sözlerde Ömer Hayyam, Firdevsi ve Mevlana'nın eserlerinden etkilendiğidir. 1999 yılında birden çok sanatçının yer aldığı ilk Türk rap albümü "Yeraltı Operasyonu" albümünde ilk projesi olan "SİLAHSIZ KUVVET" ismiyle yer almıştır ve en çok dikkat çeken kişi olmuştur. <img class=" wp-image-42653 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/3479007_810x458-300x170.jpg" alt="" width="686" height="389" /> 2001 yılında ilk albümü olan Silahsız Kuvvet "Sözlerim Silahım" albümünü çıkardı. 2002 yılında ikinci albümü olan Silahsız Kuvvet "İhtiyar Heyeti" çıktı. Rap kariyerine Silahsız Kuvvet olarak başladığı yıllarda şarkılarında Anadolu ezgilerini kullanmıştır. İlk iki albümünde Sagopa, daha çok sokak tarzına ağırlık vermiştir. Fakat 3.albümü ve devamında karamsar bir tavırla hayatı ele almıştır ve savaş ve insanlık temalarını işlemiştir. 2002 yılında "SAGOPA KAJMER" i oluşturdu ve aynı adı taşıyan bir albüm çıkardı. Bu yılın devamında CEZA "<em>MEDCEZİR</em>" albümünün prodüktörlüğünü yapmıştır. 2004 yılında "Bir Pesimistin Gözyaşları" albümünü piyasaya sürdü. Çok sevilerek izlenen G.O.R.A. filminin müziklerini kendisi yapmıştır. Sahne adıyla Sagopa Kajmer, 11 Ağustos 2005'te kendi plak şirketi olan "Melankolia Müzik"i kurmuştur. 27 Haziran 2006'da Melankolia Müzik etiketiyle "Kafile" isimli bir albüm yayımlamıştır. 1 Ağustos 2006'da Kolera ile evlenmiştir. <img class=" wp-image-42660 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/68135-300x150.jpg" alt="" width="692" height="346" /> 2010 yılında eşi Kolera ile birlikte "Bendeki Sen" albümünü yayınlamıştır. Bu albüm hayranları tarafından büyük bir ilgi görmüştür. 2010 yılında ilk kez düzenlenmiş olan TRT Müzik Ödüllerinde "Yılın Albümü" dalında eşi ile birlikte yayınladığı "Bendeki Sen" albümü ile ilk beşe girmiştir. 2011 yılında "Saydam Odalar" albümünü yayınlamıştır. 2012 yılında ise "Istakoz" ve "40" adlı şarkılarını İnternet üzerinden yayınlamıştır. 2013 yılında Pesimist Orkestrası ile birlikte Mart, Nisan ve Mayıs aylarında bir turne düzenlemiştir ve 15 şehirde konser vermiştir. 2017 yılında büyük bir ilgi gören "Ahmak Islatan" albümünü yayımlamıştır. 12 Haziran 2020'de ise Rapçi Patron ile "Siyah" teklisini yayımladı. Hala da sevenleri tarafından zevkle dinlenmektedir. Benim de çok severek dinlediğim bir parçadır "Siyah". Muhteşem sözler ve muhteşem bir birliktelik olmuş fikrimce. <img class=" wp-image-42661 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/maxresdefault-53-300x169.jpg" alt="" width="682" height="384" /> 17 Ağustos 2020'de yani doğum gününde kuzeni Gökhan Özyavuz ile birlikte 5 parçadan oluşan "Yunus EP" albümünü yayımladı. Ve son albümünü 2 Haziran 2022'de yayımladı. Son albümü olan "Kağıt Kesikleri" de tıpkı diğer albümleri ve teklileri gibi severek dinlendi ve dinlenmeye devam ediyor. Günümüzde hala konserler vermeye devam etmektedir ve büyük bir ilgiyle konserlerine sevenleri akın etmektedir. Muhteşem söz yazarlığını iliklerinize kadar hissedebileceğiniz, müptelası olacağınızı düşündüğüm hatta belki de olduğunuz en güzel parçalarını sizinle paylaşmak istedim. Keyifli dinlemeler.

8
Y
Yeşim Demirel
·17 Ağu 18:55·Müzik

Bugün sizlerle dünyaca ünlü müzisyen olan ve benim de çok severek dinlediğim EVGENY GRİNKO'dan az da olsa bahsetmek istedim. Evgeny Grinko, 1985 yılında Rusya'nın Jukovski adında küçük bir yerleşim yerinde doğmuştur. İlginç müzik kariyeri ile karşımıza çıkan Evgeny Grinko, gençlik yıllarında punk rock tarzında müzik yapan gruplarda davul çalmıştır. İlk bestesini 16 yaşında üyesi olduğu punk rock grubu için yapmıştır. Daha sonraki yıllarda Grinko, tür değişikliği yaparak klasik müziğe yönelmiştir. İleri yaşlarda enstrüman eğitimi almak konusundaki ön yargılarını yıkarak 22 yaşlarında piyano çalmayı öğrenmiştir. Grinko'nun müzik tarzında köklü bir değişime gitmesinin önünü açan en belirgin sebeplerden biri Joy Division'un "Love Will Tear Us Apart" şarkısını yeniden düzenlemesi olmuştur. Bu düzenleme onun için adeta bir dönüm noktası niteliğindedir. Grinko bu yeni müzik tarzını benimsemesinin bir diğer sebebi olarak "Tiny Mouse Tales" albümü için "Plaktan duymaya alıştığım bazı eski masalların atmosferini yeniden yaratmaya çalıştım." diyor. Ülkemizde de büyük bir zevk ve keyifle dinlenen müzisyen Evgeny Grinko'nun en popüler bestesi ve aynı zamanda da ilk video klip şarkısı olan "VALSE" dir. Boş bir arazide ağzında sigarası ile piyano başında olabildiğince doğal çekilen klip, 36 milyon izlenme oranına sahiptir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/images-1-41.jpeg" alt="" width="713" height="475" /> Grinko'nun eserlerinde edindiği farklı müzik deneyimlerinin ve ve yaşadığı coğrafyanın izlerini gözlemleyebiliriz. Dünyada pek çok ülkede sayısız konser veren Grinko, performanslarında geniş bir keman, akordiyon ekibi ve davulcu ile sahne alıyor. Türkiye'de de defalarca konser veren ve vermekte olan Evgeny Grinko'nun çok severek dinlediğim parçalarını sizinle de paylaşmak isterim. Şimdiden keyifli dinlemeler https://open.spotify.com/track/41UTnVa6DvcVPUYoXWA97h?si=Q1OjbvS2QleAhvfZUX-v1Q&amp;utm_source=copy-link&nbsp; https://open.spotify.com/track/46xC5pDq9vxl4JcHkb1QkX?si=YEeUB2IpQeWkB4yW-9Jk3g&amp;utm_source=copy-link&nbsp; https://open.spotify.com/track/63UlcXS3kWJXph9FL5zeWA?si=0c6bKuenScOIJQBoLAxnIg&amp;utm_source=copy-link&nbsp; https://open.spotify.com/track/0PHoJIczJDgOFLQlQjIGwq?si=6Ojt7yGdQpi9ekpCVmkQ7g&amp;utm_source=copy-link&nbsp; https://open.spotify.com/track/3zWfjRtvm3gFEAjqeWScEl?si=zm4VcgNiROiS03iKhjYh-A&amp;utm_source=copy-link&nbsp; https://open.spotify.com/track/0K8VHsycfM0ew44vp8D796?si=YE0Pyn3bSdO8eq_G-m3Zbw&amp;utm_source=copy-link&nbsp;

Y
Yeşim Demirel
·15 Ağu 15:55·Edebiyat

Oldukça sürükleyici olan Dönüşüm okumaya başladığım gün bir oturuşta bitirdiğim Kafka'nın çok başarılı bir kitabıdır. Harika bir toplum eleştirisi ayrıca bireyin toplum içindeki yalnızlığını anlatan Franz Kafka romanıdır. İçinde bulunduğumuz toplumda aslında bizi köleleştiren yanlarına başkaldırdığımızda insanların gözünde başkalaştığımızı, önemsizleştiğimizi ve daha da önemlisi yok oluşumuzdan haz duyacak kadar bizden nefret ettiklerini zekilik gerektiren bir metaforla bizlere anlatan bir eserdir.. Franz Kafka'nın toplumun temel yapı taşı olan aileye yönelik metaforlu eleştirisini içeren klasik kitabıdır. Kafka'nın oluşturmuş olduğu böcek metaforuyla ''küçük'' bir insan olmaya karar verirseniz zaman içinde sistem sizi bir böceğe dönüştürür ve içinden bir şekilde çıkacak olursanız da sizi adeta bir böcek gibi ezer, eğer sistemle besleniyorlarsa, en yakınlarınız tarafından bile bu şekilde olur, diye anlattığı kitabıdır. Dönüşüm modernizm ve kapitalizmi eleştiren en iyi kitaptır diyebilirim. Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı eserinde kahramanımız olan Gregor Samsa'nın hazin öyküsünü anlatan, eserdir. Sabah gözlerini açtığında kendisini böcek olarak bulmasının kişisel kaygılarını yok sayıp, ailesine karşı işe yaramaz birisi olduğu veya ileriki süreçte olacağı kaygısıyla birkaç hafta odasında çeşitli düşüncelerle kendi ölümünü arzulayıp duran kahramanımızın içler acısı öyküsüdür bu. Aslında eser içerisinde birçok eleştiriyi ve analizi de bulundurmaktadır. Ailesinin ona nankörlük etmesine rağmen Gregor'un içinde var olan umudunun sönmemesi beni oldukça derinden etkilemiştir. Neticede herkesin kendini biraz da Samsa gibi gördüğü romandır diye düşünüyorum. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/images-1-33.jpeg" alt="" width="434" height="627" /> Almanca konuşan Yahudi bir ailede dünyaya gelen Franz Kafka'nın baş yapıtı olduğunu düşünüyorum bu eserin. Kafka'nın sembolleri ustalıkla kullandığı bir baş yapıt. Franz Kafka'yı bilenler bilir,  semboller kullanmayı, hikayelerini bu semboller aracılığıyla anlatmayı seven, hayal gücü yüksek bir yazardır. Dönüşüm adlı eserinde de, toplum normlarının dışına çıkıldığında toplumun buna nasıl tepki verip nasıl karşıladığı anlatılmaktadır. Bir çırpıda okunulan bir  kitaptır.. Kitabın inceliğine aldanıp okumaya gerek yok diye düşünmeyin. Nice ince kitaplar yarım kalıp raflarımızda tozlanıyor. Bu kitabın tozlanmayı hak etmeyen cinsten olduğuna emin olabilirsiniz. Var olan sistemin çarkında dönmeyi reddeden bir adamdır Gregor Samsa. Bu sistemin içinde durmayı seçtiği için çarkın ezip geçtiği bir adam. Kafka'nın "kalabalıklar içinde yalnızım" sözünü tam anlamıyla yansıtan bir bilinçaltı kitabıdır. Toplumda var olan ön yargıları temel alarak bir nevi otobiyografik bir değer taşır. Bir anda hem kendisine hem topluma hem de ailesine içinde yaşadığı odasına bile yabancılaşan bir adamın hikayesidir Dönüşüm. Bir metamorfozun, beraberinde getirdiği psikolojik sorunların metaforu. Franz Kafka'nın sayfa sayısı bakımından ince, anlam bakımından derin öyküsüdür. Kitabı bir oturuşta okuyup bitirebilirsiniz,  65 sayfadan oluşan bir öykü ama bir oturuşta bitirebileceğinizi pek sanmıyorum kitabı okudukça kitaptaki yan anlamları düşünüyorsunuz haliyle düşünürken de Kafka'nın bu yan anlamları gerçek anlamları ile birlikte bu kadar iyi anlatışına hayranlık duyuyorsunuz. Kafka'nın metafor kullanma yeteneğini en iyi gösterdiği kitabın Dönüşüm olduğunu düşünüyorum. Gregor Samsa'nın toplum içindeki yeri ve değeri gerçekten de sadece bir böcek kadardır. Hüzünlü bir kitap olmasının yanı sıra, insanı düşünmeye, içinde bulunduğu hayatı sorgulamaya iterek bir birey olduğumuzu hatırlatan, okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Oldukça etkileyici bir Kafka romanı. Okurken bünyemi derin düşüncelerin gasp etmesine neden olmuştur. Yüzyıl önce yazılmış bir romanın bugüne ait izler taşıması gerçekten oldukça etkileyici.

Y
Yeşim Demirel
·9 Ağu 15:09·Edebiyat

Bugünkü yazımda çok severek okuduğum Yu Hua'nın ''Kanını Satan Adam'' kitabı hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım. Zor ve yoksul bir çevrenin içinde doğan, gözünü böyle bir hayata açan Xu sanguan'ın hikayesidir bu kitap. Xu Sanguan'ın babası ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Xu Sanguan'a dedesi ile amcası sahip çıkar ve onu büyütür. Xu Sanguan ipek fabrikasında çalışmaya başlar. Xu Sanguan bir gün amcasını ziyaret ettiği sırada, kan satmaya giden iki arkadaşını görür ve bu Xu Sanguan'a çok cazip gelir, o da kanını satmaya başlar. Çin’in geçmiş yıllarında ülkede yaşanan kültür devrimi, yoksulluk içinde geçen kıtlık yılları, zor ve toplumu altüst eden bu dönemde Xu Sanguan ne zaman zor duruma düşerse kuyudan su çekermişcesine damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen bir Xu Sanguan çıkar karşımıza. Yu Hua okuduğum ilk Çinli yazar olması itibariyle  basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu sıra dışı öyküde, insan ruhunun ve yaşamın damarlarına ulaşır. Çin’in geçmiş yıllarında Mao Zedong adlı adamın diktatörize yönetimi altında kültür devriminde yaşananları, Xu Sanguan'ın kurduğu ailesinin çevresinde ele alarak oldukça iyi bir iş çıkarmış. Roman gerçekçi bir yapıda ilerlemesine, olayın kurgusu içinde fantastik bir öge olmamasına karşın, olayda yer alan figürler, diyaloglar, mahalleli arasında yaşanan hadiseler gerçekçilik lezzeti veriyor. Çin kültürü ile aramızda öyle uçarı bir fark olmadığını anlamak da şok etkisi yaratıyor. Kesinlikle çok güzel bir roman mıydı, orası tartışılır buna her okuyucunun kendisinin karar vermesi gerekiyor. Sizin adınıza da karar veremem ama tüm bunlara karşın bence iyi bir romandı. Kitap kurgusunun yanı sıra kapak tasarımıyla dikkat çeken bir kitaptır. <img class="alignnone wp-image-36489" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-4-6.jpg" alt="" width="748" height="625" /> &nbsp; Değinilen sosyal konular bakımından beğendim, çok da yakın olmadığım bir kültür olan Çin kültürünü tanımak bakımından da güzeldi fakat dil ve anlatım bakımından daha iyi olabileceği kanaatindeyim. Bir kez daha okuma ihtiyacı hissettiğim üzerinde kafa yormam gereken birkaç değerli cümle oldu. Akıcı ilerleyen bir kitap, boğucu ve sıkıcı anlatımları yok. Basit, sade bir dil, yine yoksulluk içinde bir ailenin hikayesinin anlatıldığı bir kitap. Geçinmek için kanını satma mecburiyetinde kalan bir adam, kültür devrimi, kıtlık zamanı manzaraları, trajikomik diyaloglar. Süslü cümlelerden uzak, yalın bir anlatımı olan beğenilme kaygısıyla yazılmamış, basit ama etkili bir anlatımı olan bu eseri beğeniyle size sunmak istedim Yu Hua eseri. Kurgusu oldukça etkileyici bir kitaptır ''Kanını Satan Adam'' Okumanızı tavsiye ederim.

9

Parazit, yönetmenliği ve senaristliği Bong Joon-ho tarafından yapılan, 2019 çıkışlı Güney Kore kara komedi, gerilim filmidir. Filmin senaryosu yönetmen Bong Joon-ho ve Han Jin-won ile birlikte yazılmıştır. Başlıca oyuncuları Song Kang-ho, Lee Sun-kyun, Cho Yeo-jeong, Choi Woo-shik ve Park So-dam'dır. Bugünkü yazımda sizlere izlediğim Parazit filmi hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım. Oldukça sürükleyici olması, gerilimin düzeyini çok iyi dengelemesi film için önemli bir etkendir. Başyapıt demek biraz abartılı kaçabilir ama kesinlikle izlenmesini tavsiye ederim. Güney Kore (Uzak Doğu) sinemasını sevmeyen biri olarak beğendiğim bir film olduğunu söyleyebilirim. <img class="alignnone wp-image-36130" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/th-15-e1659881481821.jpg" alt="" width="813" height="456" /> Parazit, gerçek anlamda trajikomik kavramının esaslı bir karşılığı olabilecek nitelikte. Parazit filmi içinde mantık hataları, abartılar barındırsa da böyle bir ailenin varlığı ve birbirlerine bağlılıkları benim hoşuma gitti. Parazit filmi, ilginç yöntemlerle zengin bir ailenin evine yerleşen, yoksul bir ailenin hikayesini konu almaktadır. Farklı sınıflardaki insanların yaşam koşulları, psikolojilerinde var olan ayrımı çok iyi bir şekilde anlatmış olması seyirciyi duygulandırıyor. Filmin başarısının ekonomik sınıf farklılıklarını gözünüze gözünüze sokması ama hiç de abartılıyormuş gibi hissettirmemesi olduğunu düşünüyorum. Sınıflar arası mücadeleyi değil de bu sınıfların birbirine olan bakış açısını anlatmaları filmi çok daha özel kılıyor. Çünkü bu konuya diğer filmlerde fazla yer verilmiyor. İzlenmeye değer olduğunu, izledikten sonra çok tuhaf bir his bıraktığını hissettim. Sonuna kadar kendini izleten derine inildiğinde sağlam bir sistem eleştirişi olan bir filmdir Parazit. Kendini izlettiren bir film çünkü gerilim var ortada yalnız Oscar ödülü alacak kadar iyi mi, değil gibi bence. Çok daha iyi filmler izlediğim için biraz sönük kaldı yanlarında. <img class="alignnone wp-image-36131" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/th-1-5-e1659881622431.jpg" alt="" width="740" height="415" /> Mantık ve çekim hataları barındırsa da konusu itibariyle ilgi çekici bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Anlatmaya çalıştığı hikaye, vermek istediği mesaj ile izleyiciyi kendine bağlıyor. Filmdeki beklenmedik olaylar silsilesi ilgiyi daima diri tutuyor. Sonunun tahmin edilebilirliği düşük ya da ben tahmin yürütmek istememişte olabilirim. Verilmek istenen mesaj çok daha düşündürücü ve yorucu. Uzak Doğu sinemasının güzel bir örneği olmuş bu film. Farklı bir tarz arıyorsanız, biraz gerilimli olsun zaman da geçirmek istiyorsanız izleyebilirsiniz.. Zaman zaman düşen temposuna rağmen izleyicinin dikkatini üzerinde tutmayı başararak başka bir şey düşündürtmeden kendini izletmeyi başarıyor. Giriş, gelişme için iyi bir film olduğunu söyleyebilirim ancak filmin sonu kendi fikirlerime göre çok kötüydü. Dolayısıyla başlangıçta, ortada iyi işlenen, adım adım örülen güzel kurguyu filmin sonuna gelince berbat etmek çok yazık olmuş diye düşünüyorum.

Y
Yeşim Demirel
·29 Tem 10:33·Müzik

MARK ELİYAHU, İsrailli kamança sanatçısıdır. 13 temmuz 1982'de Rusya'da dünyaya gelmiştir.  Müziğe dört yaşında kemanla başlamıştır. Lise yıllarında eğitim için Yunanistan'a gitmiştir ve orada kamança ile tanışıp hayran kalmıştır. Daha sonra Azerbaycan'a giderek Azerbaycan Cumhuriyeti onur sanatçısı olan, kamança şarkıcısı Adalet Vezirov'dan ders almıştır. Müzisyen olan babası Piris Eliyahu'nun izinden giden Mark Eliyahu, babasına birçok çalışmasında eşlik etmiştir. Hollanda ve Portekiz'de çeşitli dans gruplarının şovu için müzikler hazırlayan Mark Eliyahu, 2012 yılında The Ballad of the Weeping Song filmi için müzik yapmıştır ve İsrail'in Oscar'ı olarak kabul edilen Ophir Ödülü'nü kazanmıştır. Daha nice çalışmalara imza atan Mark Eliyahu, günümüzde çok başarılı bir kamança sanatçısı olarak anılmaktadır. Ülkemizde de birçok konser veren ve halen vermekte olan MARK ELİYAHU, çoğu insan tarafından sevilerek dinlenmektedir. Bugün sizlerle MARK ELİYAHU'nun en sevilen parçalarını paylaşmak istedim. Keyifli dinlemeler 😇

9
Y
Yeşim Demirel
·23 Tem 09:37·Müzik

<strong>Hayatınıza yeni renkler katacak şarkılarla sizlerleyiz. Yoksa siz hala bu şarkıları keşfedip bu bataklığa düşmediniz mi benim gibi ? </strong> Hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm, birbirinden değerli şarkıları az da olsa duyurabilmek istiyorum. Bazısı hüzünlendirerek uzaklara dalmanızı sağlayacak, bazısı ise yazın coşkusunu sizlere hissettirecek. Sizlerle çok değerli müzisyen ve müzik gruplarının çalışmalarını paylaşmak istedim. Birbirinden güzel şarkı sözleri ve notaların ahengi ile sizleri baş başa bırakıyorum. Mutlaka Spotify listenize eklemelisiniz. Şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli dinlemeler 😇

Y
Yeşim Demirel
·22 Tem 13:14·Müzik

<p>Emir Can İğrek, Türk şarkıcı ve şarkı yazarıdır. 2 Nisan 1993'te Tekirdağ Çerkezköy'de dünyaya gelmiştir. Çerkezköy Hacı Fahri Zümbül Anadolu Lisesi'nden mezun olmuş, müziğe küçük sahne grupları ile başlamıştır. 2019'da 'Nalan' adlı şarkısıyla çıkış yakalayıp, birçok şarkıcıya beste vermiştir. Her yeni şarkısıyla sevenlerinin gönüllerine taht kuran İğrek, emin adımlarla projelerine devam etmektedir. Geleceğin müzisyeni olmak için yoğun tempoda çalışmalarını sürdüren Emir Can İğrek' in en sevilen şarkılarını sizler için derledim. Keyifli dinlemeler. 😇</p><p>1. EMİR CAN İĞREK - YANGINLI ŞİİR</p><p>https://youtu.be/D9zuTLsP7w0</p><p>2. EMİR CAN İĞREK - AKŞAMCI</p><p>https://youtu.be/FmfyvHQJAIs</p><p>3. EMİR CAN İĞREK - KOR</p><p>https://youtu.be/IxCDE7xVRtg</p><p>4. EMİR CAN İĞREK - MUHALİF</p><p>https://youtu.be/QNHrlJ7leRY</p><p>5. EMİR CAN İĞREK - FELFENA</p><p>https://youtu.be/NYn4czXhyiY</p><p>6. EMİR CAN İĞREK - SİLAHIM YOK</p><p>https://youtu.be/Jpm6rWynVdw</p><p>7. EMİR CAN İĞREK - AÇ BAĞRINI</p><p>https://youtu.be/KcE26U09Fos</p><p>8. EMİR CAN İĞREK - BEYAZ SKANDALIM</p><p>https://youtu.be/QIIj6_IP6dA</p><p>9. EMİR CAN İĞREK - GÖNÜL DAVASI</p><p>https://youtu.be/xjjcqY_3H8M</p><p>10. EMİR CAN İĞREK - BEYAZ</p><p>https://www.youtube.com/watch?v=-4pwkVpWhuI</p><p>İyi seyirler 🎶</p>