Ş

Şüra Akgüneş

@suraakgunes

2 paylaşım0 takipçi0 takip

Komedi dünyasının ünlü isimlerinden Çetin Altay, Dergio okuyucuları için sorularımıza yanıt verdi. Röportajımızda kendisi ile ilgili bilgileri bulacaksınız. Fakat başlamadan önce hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. 1993 yılında Gerçek Kesit adlı televizyon dizisi ile ekranlara çıktı. Öncesinde Leman Dergisi'nde uzun bir dönem senaristlik yaptı. Tek başına düzenlediği stand up gösterileri ile ilk kez seyirci karşısına çıkmaya başladı. Mükemmel enerjisi ile seyirci tarafından çok sevildi. Bir dönem dijital ortamda dizi ve klipleri mizahi bir şekilde anlatan videolar çekti. Ömer Faruk Solak ile bir fındık reklamında oynamışlığı bile var. Oynadığı bir çok dizi ve film karakterinin içerisinde başarı ile canlandırdığı Karadenizli bir karakter olan Oflu Hoca karakteri ile akıllarda uzun bir süre yer edinmeyi başarmıştır. Bitmek bilmeyen enerjisi, tavrı ve tarzı ile insanların yüzünde oluşturduğu gülümseme ile çok başarılı bir oyuncu olan<strong> Çetin Altay’a tüm Dergio okuyucuları adına teşekkürlerimi sunmak istiyorum.</strong> Biz sorduk Çetin Altay kırmadı cevapladı. Baştan sona keyifle okuyacağınız bir röportaj sizleri bekliyor. Başlayalım o halde. <img class="alignnone wp-image-36592" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/WhatsApp-Image-2022-08-09-at-23.31.42-300x300.jpeg" alt="" width="918" height="918" /> <strong>Çetin Altay kimdir kendinizden bahsedebilir misiniz?</strong> 1977 senesinde İstanbul’da doğmuş Trabzonlu bir kardeşinizim. 25 yıldır tiyatro ve sinemayla uğraşan komedyen, bu ülkede mizah yapan birisiyim. Çok dallı budaklı da anlatmak istemiyorum kendimi. Çetin Altay ismi söylendiği zaman aklınıza gülmek gelsin, eğlenmek gelsin, yıllardır da bunun için uğraşan bir insanım. <strong>Oyunculuk çocukluk hayaliniz mi? Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?</strong> Oyunculuk çocukluk hayalim değildi belki. Fakat ortaokul yıllarında içimize girmeye başladı. Bizim okula ilk Altan Erbulak tiyatrosu gelmişti. Onu izlediğimde "vay be” dedim ne enteresan bir şeymiş, yani ne güzelmiş. Biz de zaten sınıfın kurtlusuyduk. Sonrasında orada beynimize girmeye başlamış. Mühendis ya da pilot olmayı düşünüyordum. Sonrasında gelişen zaman içerisinde eğitimini alıp oyuncu oldum. Çocukluk hayalimdi denemez ama o dönemlerde içimize işlemiş bir şeydi yani. Çocukluktan aklımıza girmiş diyebilirim. <strong>Oyunculukta yetenek mi daha önemli disiplinli çalışmak mı?</strong> İkisi de çok önemli yetenekli olmanız lazım, disiplin hayatın her alanında önemli olan bir şey. İş yapıyorsanız disiplin kesinlikle olması lazım. Bugün bir spor da yapıyorsanız, diyet de yapıyorsanız disiplin şart. Dolayısıyla ikisinin de olması lazım bir insanın üzerinde. <img class="alignnone wp-image-36584" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/cetin-altay-1-240x300.jpg" alt="" width="934" height="1168" /> <strong>En çok Karadeniz filmleri ile akıllarda kaldınız.  Farklı tarz filmlerde oynadınız mı? Gelecekte farklı türlerde oynamak ister misiniz?</strong> Benim 60 tane hatta 60'tan fazla sinema filmim var. Bunlardan 5 tanesi Karadeniz filmidir. Geri kalanında farklı tipler, farklı karakterler ve farklı yöresel diller kullandığım oldu. Bunların içinde en akılda kalanlardır dersek, yanlış olmaz. Bundan hiçbir şekilde rahatsızlık duymam. Keşke 5000 tane çeksem Karadeniz filmi. Dolayısıyla benim başka filmlerim var ve bundan sonrasında da olacak. Görüşmelerim arasında da var. Başka karakterler başka yöreler, hatta drama denemeleri gibi. Karadenizden başka filmlerim de mevcut ama akılda kalanlar onlardır diyebiliriz <strong>Son zamanlarda televizyon ve sinemalarda hep aynı yapımlar var, güzel kadınlar yakışıklı erkekler… Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong> Bu hep vardı. Önceden beri vardı. Şimdi şöyle bir durum var bizim oyuncularımız da buna dikkat etmiyor. Tabii ki güzellikleri ön planda. Eyvallah ben de bir şey diyemem kişisel tercihtir. Fakat böyle çok botokslu kızlarımız ablalarımız, eski tiyatrocularımızdan da yakışıklı delikanlı kardeşlerimizden de çok var. Dolayısıyla her role gitmiyorlar. Bir köylü adamını, köylü abisini, köylü annesini şehirli bir anneyi başka biri oynadığında çok sırıtıyor. Yapay geliyor. Seyirciye de öyle geliyor. Seyirci artık eskisi gibi izlemiyor başka bir gözle izliyor. Konular birbirine çok yakın oluyor. Çok basit tarafından bakıyorlar yeni bir şey üretelim demiyorlar. Dolayısıyla ondan böyle çok sıkışmış gibi duruyor her şey bir de bu fiziki özelliklere dikkat edilirse çok başka bir yere gidecek iş. <strong>Peki sizce oyunculukta görsellik bu kadar önemli mi?</strong> Tabii ki görsellik önemli. Fakat görsellikte sizin fiziki görünümünüzü çok değiştirecek hatta mimiklerinizi mimik yapmaya engel olacak şekilde estetikler ve takviye bir şeyler yaptırıyorsanız kesinlikle çok yanlış. Seyirci de yemiyor. Yüze de yakışmıyor. Ama tabii ki dış görünüm önemli. Komedyenlik de evet belki her şey yer. Ama onu da çok disiplinli çok iyi bir şekilde punduna uydurup yaparsanız fakat her zaman olamayabiliyor. Kesinlikle dış görünüş önemli fakat doğal yollarla o dış görünüşe dikkat etmeli. <strong>Genç neslin kurduğu Dergio hakkında neler düşünüyorsunuz?</strong> Genç nesil ile ilgili güzel şeyler düşünüyorum. Fakat o genç neslin içerisinde bazen gördüğümüz genç kardeşlerimiz beni umutsuzluğa götürüyor. Bazıları çok terelelli, bazıları da çok zeki, çok umut verici inanılmaz. Kendimizi teslim edeceğimiz bırakacağımız geleceğimiz diyecek şekilde. Genellikle çoğunluk bu şekilde herhalde. Ben kendi çocuğumdan da biliyorum çok zeki bir nesil geliyor biz iyi yetiştirelim yeter ki. Başarılar diliyorum Dergio’ya da. İnşallah çok daha sık görüşürüz. Hepinize başarılar diliyorum. Selamlar.

Öncelikle stoaizme giriş yapmadan evvel seninle bu konu hakkında temelleri ele alarak bir fikir oluşturalım. Örneğin: <em><strong>Felsefe nedir?</strong></em> Küçük bir soru etabı ile başlamaya ne dersin? Felsefe aslında bakarsan en fazla yanlış anlaşılmanın olduğu alanlardan birisidir. Bu soruya pek çoğumuz basit bir cevap vererek aslında içimizde, düşünce dünyamızda bir felsefe oluşturur bile diyebiliriz. Fakat her ne kadar felsefi gibi düşünülen bir soru kalıbı gibi gelse de aklımıza bazı şeyler her soru felsefi değildir. Eski antik dönemlerde başlayan felsefe Rönesans ile birlikte devamlılığını sürdüren felsefi konular her zaman farklı bakış açılarına sahip olup her dönem farklı felsefeyi yaklaşımlarıyla ele almıştır. Felsefe eski Yunan dilinden gelen bilgelik arayışı ve düşünme sanatıdır. <img class="alignnone wp-image-31763" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-23.29.54-300x220.jpeg" alt="" width="856" height="628" /> <strong>Peki ya stoizm?</strong> Düşüncenin ve aklın duygulardan üstün olduğunu savunan bir felsefe disiplinidir. Diğer felsefelerden ayıran en önemli özelliği ise her şeyin somut ve maddesel olduğunu savunmalarıdır. Stoizm Kıbrıslı Zenon’un başlattığı hem akla hem de iradeye sahip olan insanların diğer varlıklardan üstün olduğunu savunur. Güçlü insan olmak mutlu yaşama ulaşmak ve her türlü ulaşabilecek kriz anını fırsata çevirebilmek adına somut düşünceye dayalı olarak ele alınır. Kıbrıslı Zenon kimdir? diye düşünüyorsan şayet … Hadi biraz da ondan bahsedelim. Kendisi M.Ö 300’lü yıllarda gemiyle ticaret yapan zengin bir tüccardır. Ama günün birinde gemi kazası neticesinde sahip olduğu tüm mal varlığını yitirir. Düşünsenize aynı durum bizim başımıza gelmiş olsaydı ciddi bir bunalıma girerdik, öyle değil mi? Zamanında her şeye sahip iken şimdi tek bir varlığın bile hâkimi olamayacağımızı düşündüğümüz de bu düşünce bizleri kemirir durur. Atina’da yaşayan kalan zamanı okuyarak geçiren Zenon bir şekilde Sokrates başta olmak üzere birçok felsefecinin eserlerini okur sonrasında ise bulunduğu ortamdan ve düşünceden çıkmak adına felsefeden ciddi anlamda yararlanır ve kendisi de bir felsefi yönelim doğrultusunda görüşünü ortaya koyar yani stoizm felsefesini bularak kendisinin de bulunduğu ortamdan hissiyattan çıkıp kendisini bulmasını sağlayan bir görüşü de bizlere anlatıyor. Düşüncenin kontrol edilmesi adına ele alınan bir bakış açısı fakat günümüzde birçok insan kontrol edebilmeyi ve etki edebilmeyi tamamen birbirine karıştırıyor. Kontrol alanımız dışında olan durumlarda ne yapabiliriz peki? Kontrol alanı dışında olan durumlarda etki edebilmeyi biliyor olmamız gerekir. Günümüzde insanlar daha önce geçmişinde kontrol edemediği ve gücünün yetemediği şeyleri sanki gücü yetecekmiş gibi davranış gösterip ve öyle olmasını isterler. Mesela gençlikten, gençlerimizden söz edelim. Üniversite sınavına girip sonucunun olumsuz olması halinde kendilerini perişan edip ve psikolojik anlamda çöküntüye uğrarlar, sonrasında keşkeleriyle başlarlar cümlelerine. Keşke öyle olsaydı keşke şunu yapsaydım keşke keşke keşke… &nbsp; <strong><em>Ama o sınavdan geçememiş olmak senin kontrol alanında mıdır? Hayır.</em></strong> O konuda bir şey yapabilir misin ya da sınavı bulunduğun dönemde kaybettiğin zaman içerisinde elinde bir şey gelir mi? Hayır. Peki sınavdan geçememe sebebin neydi? Belki de sözel ya da sayısal alanda sana verilen sorulara yanlış cevap vermek ya da işaretleme yaparken optikte kaydırmak. Biri dikkat biri ise bilgi anlamında yetersiz olman. Bu konuda yapabileceğin bir şeyler var mı? Evet. Daha çok çalışmak ve yapmış olduğun, yaşamış olduğun durumdan ders almak. Eğer hâlâ tüm enerjini ileriye dönük değil de geriye bakıp yaşarsan asıl mevzuyu gözden kaçırmış olursun. Ama eksik ya da yanlış olunan bir eyleme düşünce ve becerini verirsen sonraki basamaklarda bir şekilde daha iyi hale getirecek olursun kendini. Sürekli şikâyet sürekli keşkeler bizleri ileriye getirmez, aksine geriye çeker. Sürekli olumsuz düşünmek sana bir şey kazandırmaz. <img class="alignnone wp-image-31764" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/07/WhatsApp-Image-2022-07-27-at-23.30.21-300x296.jpeg" alt="" width="860" height="849" /> Kıbrıslı Zenon’un da dediği gibi; <blockquote><em><strong>“Gerçek mutluluk özgürlüğü talep etmek ona sahip olmaktır.” Kendinizi mutsuz etmek sürekli geçmişe takılıp ya da herhangi bir olumsuz durumda anda kalmak yerine anı yaşayın. Her daim ne yapabilirim, neyi başarabilirim diye kendinize odaklanın.</strong></em></blockquote> Unutmayın; “Yaşama şansı verildiğinde ve tüm olumsuz düşünceler ordusunu alt etmek için tek bir olumlu düşünce gerekir” diyor. Robert H.Schuller <blockquote><em><strong>Bakış açınızı değiştiremiyor iseniz;</strong></em> <em><strong>Bakışınızı değiştirmeyi deneyebilirsiniz.</strong></em></blockquote>

5