<blockquote> <ol> <li>"Zât-ı âlinizi îmâen ve telmihen tahkiri mutazammın (imâ ve kastederek hakaret eden) bir şiiri yazmış ve okumuş olmak cürmü ile bir sene hapse mahkûm edildim. Beni en çok üzen yediğim ceza değil, sizin büyük isminizin şahsî intikam vasıtası olarak kullanılmasıdır. Ben böyle bir şey yapmadım ve buna inanmanızı rica ediyorum. Sizden affımı rica ediyorum. Beni affedecek kadar büyük ve iyi kalpli olduğunuzdan eminim. Ellerinizden öperim efendim.”</li> </ol> </blockquote> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/08/IMG-20230817-WA0005.jpg" alt="" width="681" height="440" /> <em>Aldırma Gönül</em> şiirinden <em>Kürk Mantolu Maddona</em>, <em>Kuyucuklu Yusuf</em> eserine kadar birçok eserinde edebiyat dünyasına damgasını vurmayı başaran <strong>Sabahattin Ali</strong>'nin 14 Nisan 1923'te Konya Hapishanesi'nde iken <strong>Atatürk</strong>'e yazdığı mektubundan bir bölüm. Atatürk'ten af dilediği, ellerini öpmeyi dilediği bu mektubun yazılmasına yol açan olay neydi? Sabahattin Ali Almanya dönüşü Konya'da Almanca öğretmenliği yapmaktadır. Bir gün dostlarının olduğu bir nevi dost toplantısına katılır. Orada bir şiir okur. Okuduğu şiir Bektaşi taşlaması tekniğiyle yazılmıştır. Şiirde Atatürk, İsmet İnönü ve Kel Ali'yi (Ali Çetinkaya) yerdiği söylenmektedir. Lâkin Sabahattin Ali, yazdığı mektupta Atatürk'e dair bir taşlama yaptığını söylemiyor. Sabahattin Ali'yi ihbar edenin koyu Türkçü/Kemalist <strong>Cemal Kutay</strong> olduğu söylenir. 22 Aralık 1932'de tutukluluk kararı verilir, mahkemeye aktarılır ve en son 14 aylık ceza ile son bulur. Bu ceza ile öğretmenlik görevine son verilip devlet memurluğundan çıkarılır. Cumhuriyetin 10. Yılı gereksinimiyle çıkarılan af yasası ile Sabahattin Ali özgürlüğüne kavuşmuştur. <em>Aldırma Gönül</em> şiirinde de dediği gibi: <strong>"Kurşun ata ata biter ceza yata yata biter"</strong> <strong><img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/08/IMG-20230818-WA0010.jpg" alt="" width="703" height="468" /></strong> Koyu Türkçü/ Kemalist olan <strong>Cemal Kutay</strong>'ın bu ihbarı üzerine Konya ve Sinop hapishanelerinde yatmasının sebebi olan Memleketten Haber şiirine baktığımızda <strong>İsmet İnönü</strong> ve <strong>Kel Ali</strong> (Ali Çetinkaya) isimlerinin zikredildiğini görüyoruz. Ulu önder Atatürk'ün ismi Sabahattin Ali'nin de mektubunda yazdığı ifadeyle söyleyecek olursak; îmâen ve telmihen: <em>Hâlâ taparlar mı koca terese? </em> "Koca teres kafayı bir çekince" şeklinde iki kere geçen “<strong>teres</strong>” kelimesi yüzünden ceza alır. "Hey ana vatandan ayrılmayanlar Bulanık dereler durulmuş mudur? Dinmiş mi olukla akan o kanlar? Büyük hedeflere varılmış mıdır? Asarlar mı hâlâ hakka tapanı? Mebus yaparlar mı her şaklabanı? Köylünün elinde var mı sabanı? Sıska öküzleri dirilmiş midir? Cümlesi beli Evet der enelhak dese Hâlâ taparlar mı koca terese? İsmet girmedi mi hâlâ kodese? Kel Ali'nin boynu vurulmuş mudur? Koca teres kafayı bir çekince ………………………. İskender’e bile dudak bükünce Hicabından yerler yarılmış mıdır?" İşine geri dönmek isteyen Sabahattin Ali Ankara’da dönemin bakanı olan <strong>Hikmet Baykur</strong>’dan işine geri dönebilmesi için eski fikirlerinden vazgeçmiş olması gerektiği cevabını alır ve bunun üzerine Varlık dergisine<em> Benim Aşkım</em> şiirini yazar. Bu şiirinde Atatürk’e bağlılığını ve sevgisini göstermeye çalışır. O şiirinin bir kısmı; "Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran, Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran. Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran; Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor." <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/08/IMG-20230818-WA0012-800x450.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Yazmış olduğu mezkûr mektup, Ankara’da <strong>Cumhurbaşkanlığı Arşivi</strong>’nde bulunmaktadır. 1933 tarihli bu mektup, <em>Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine, </em>hitabıyla başlar, suçsuzluğunu dile getirdiği söylemiyle devam eder ve sonun da affını rica edip el öpme isteğiyle de Sabahattin Ali af mektubunu sonlandırır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/08/IMG-20230817-WA0006-511x800.jpg" alt="" width="511" height="800" />
Sıla Çitil
@silanctl
Hepimiz biliyoruz ki hangi ruh hâlinde olursak olalım hep bize eşlik eden bir şarkı veyahut da bir şiir vardır. Bu şarkı veya şiir, duygusal bir bağ kurduğumuz anıları hatırlatır ve içimizdeki duyguları harekete geçirir. Onlarla birlikteyken kendimizi daha da anlamlı ve derin bir şekilde ifade edebiliriz. Sizin için sağlam kalemlerden, sağlam seslere aktarılmış eserlerimizi derledik. İyi okumalar. <h2><strong>Sabahattin Ali: Aldırma Gönül</strong></h2> Yazdığı romanlarla günümüzde hâlâ etkinliğini devam ettiren sevgili yazarımız, yazarlık hayatında tutuklanmış ve sürgün de edilmiştir. Sinop cezaevinde tutukluyken kaleme aldığı 'Aldırma Gönül' şiiri birçok müzisyen tarafından seslendirilmiştir lâkin aklımıza Edip Akbayram ile kazınmıştır. İşte o akıllara kazınan şiirin dizeleri; <blockquote> <p style="text-align: center">"Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma..."</p> </blockquote> <h2><strong>Ümit Yaşar Oğuzcan: Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın</strong></h2> Şairimiz şiirlerinde ayrılığı, aşkı, kavuşmayı, ölümü özenle işlemiştir. Şiirlerini okurken içimizde o duyguları hissetmemek elde değil. İntihar eden oğluna itahfen yazıldığı rivayet edilen bu şiiri Münir Nurettin Selçuk tarafından bestelenip, Timur Selçuk tarafından da yorumlanmıştır. İşte edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan şiirimizin dizeleri; <blockquote> <p style="text-align: center">"Aah, öylesine yıktın ki bütün inançlarımı Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı</p> <p style="text-align: center">Beni sensiz bıraktın Aaah aaah aaah Beni bensiz bıraktın Aahh aahh aaah..."</p> </blockquote> <img class="" src="https://bookstr.com/wp-content/uploads/2020/03/book.jpg" alt="We Dare You To Try These Pinterest Book DIYs" width="1177" height="663" /> <h2><strong>Orhan Veli Kanık: Dedikodu</strong></h2> Garip akımının kurucularından biri olan ve edebiyatımızda da ayrı bir yeri olan şairimiz listenin en neşeli şiirine sahiptir. Pop müziğin önde gelen isimlerinden Sezen Aksu'nun bestelemesi ve Levent Yüksel'in yorumuyla eserimiz ortaya çıkmıştır. İşte listemizin en neşeli şiirinin dizeleri; <blockquote> <p style="text-align: center">"Kim söylemiş beni? Süheyla'ya vurulmuşum diye Kim görmüş ama kim? Elene'yi öptüğümü..."</p> </blockquote> <h2><strong>Attila İlhan: Mahur Beste</strong></h2> Yazdığı şiirlerle gönüllerde taht kurup, anılarımızla bağdaşmayı başaran şairimizin şiirlerinden müzik dünyası da yararlanmıştır. İdam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'a itafhen yazdığı 'Mahur Beste' şiiri Ahmet Kaya tarafından bestelenip, yorumlanmıştır. İşte darağacında üç fidana yazılmış şiirin dizeleri; <blockquote> <p style="text-align: center">"Şenlik dağıldı, bir acı yel kaldı bahçede yalnız O, Mahur Beste çalar, müjganla ben ağlaşırız Gitti dostlar, şölen bitti, ne eski heyecan ne hız Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız..."</p> </blockquote> <h2><strong>Ataol Behramoğlu: Bu Aşk Burada Biter </strong></h2> İlk yıllar ikinci yeninin etkisinde kalan daha sonra da toplumcu gerçekçi şiire yönelen şairimizin ünlü şiirini Haluk Levent, Tuna Kiremitçi gibi ünlü isimlerin yorumuyla müzik dünyasına gelmiştir. İşte o şiirimizin dizeleri; <blockquote> <p style="text-align: center">"Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk, cebimde bir revolver Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider..."</p> </blockquote> Bu şarkı veya şiirler, hayatımızın belirli dönemlerinde bizi güçlendirebilir, motive edebilir ve hatta iyileştirebilir. Onlar, duygusal yolculuklarımızda bize rehberlik eder ve anlamlı bir şekilde bağlanmamızı sağlar. Bu özel melodiler ve dizeler, ruhumuzun derinliklerine dokunur ve bizi unutulmaz bir şekilde etkiler.
Her şiir, okurda aynı hissi bırakmaz. Peki, hepimizde farklı hisler bırakan, farklı anıları göz önüne getiren bu şiirleri yazan şairler nasıl yazdı? Sizler için Türk Edebiyatında iz bırakan şiirlerin hikayelerini derledik. <h3>1) Ahmed Arif- Ay Karanlık</h3> Ahmed Arif, bir arkadaş toplantısında Leyla Erbil'i görür ve ona aşık olur. Aşık şairimiz Arif, Leyla Erbil'e altmışı aşkın aşk mektubu yazmıştır. Aşkını itiraf eden Arif hüsrana uğramıştır. Çünkü Leyla Erbil arkadaşlık sınırını çok keskin çizgilerle belirtmiştir. Arif, mektuplarına "Zalim Leyla" diyerek başlamıştır. Kara sevda misali aşık olan Arif mektuplarında “İlk sen mağlup ettin beni.” der. Diğer taraftan “Sen ister dostum ol ister sevgilim. Yeter ki hayatımda ol. Sen bana geldikçe sana ihtiyacım olacak. Senden başka hiç bir isteğim yok.” der. Bu hüsran kokan aşk mektuplarından ''Ay Karanlık'' şiiri çıkmıştır. Sonralardan bu şiiri Cem Karaca ve Ahmet Kaya seslendirmiştir. <img class="alignnone wp-image-32783" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-22-300x225.jpg" alt="" width="719" height="539" /> <h3>2) Abdurrahim Karakoç- Mihriban</h3> Çoğumuzun türkü olarak hafızlara kazınan ''Mihriban'' şiiri, yine imkansız bir aşk ve yarım kalan umutlardır. Karakoç’a ne olmuştu ki bu dizeleri yazmıştı? Buyurun şiirin hikayesini sizlere anlatalım; Karakoç gençlik yıllarında, bir kıza delice âşık olur ve bu kız ile evlenmeye karar verirler. Maalesef kızın ailesi bu evliliğe çok sert bir tepki vererek karşı çıkmıştır. Karakoç ise aşkını kalbine gömer ve hayatına devam eder. Bir gün yolda bir arkadaşıyla karşılaşır ve aşkı Mihriban’ın evlendiğini öğrenir. Bu haber karşısında yıkılan Karakoç’un yüreğinden şu dizeler dökülür; Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışım, çözülmüyor, Mihriban <img class="alignnone wp-image-32789" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-4-6-300x168.jpg" alt="" width="774" height="434" /> <h3>3) Yahya Kemal Beyatlı- Sessiz Gemi</h3> Ölümü çağrıştıran bu şiir aslında bir aşk şiiridir, kavuşulması mümkün olmayan bir aşkın şiiridir. Çok yakından tanıdığımız şair Nazım Hikmet'in de olduğu bu şiir hikayesini gelin size anlatalım; Yahya Kemal, Nazım Hikmet'e özel ders verir. Evlerine gidip geldiği sıralar da Hikmet'in annesi Celile Hanımla aşk yaşar. Hikmet ise bu aşkı anlar ve karşı çıkar. Yahya Kemal’in paltosunun cebine “Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremeyeceksiniz.” yazan bir not bırakır. Yahya Kemal ise bu not üzerine sevdiği kadından ayrılır ve geriye yarım kalan aşkın dizeleri kalır: Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. <img class="alignnone wp-image-32797" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-10-2-300x200.jpg" alt="" width="785" height="523" /> <h3>4) Cahit Sıtkı Tarancı- Haydi Abbas Vakit Tamam</h3> Çok şaşıracağınız bir şiir hikayesiyle devam edelim. Cahit Sıtkı Tarancı, lisede yatılı okuduğu yıllarda tüm arkadaşları akşam olduğunda sevgilileri ile buluşur döndüklerinde ise bunları konuşurlardı. Ancak Cahit Sıtkı’nın sevgilisi olmadığı için hiçbir şey anlatamıyor sadece dinlemekle yetinebiliyordu. Cahit Sıtkı, yolda yürürken yerde güzel bir kızın fotoğrafını bulur ve kendine bir kadının ağzından mektuplar yazmaya başlar. Daha sonra o da, arkadaşlarına kendi ağzından yazdığı mektupları okumaya başlar. Yani artık onun da anlatacağı bir hikayesi vardı. Cahit Sıtkı’nın bu hayali mektupları, sürüp giderken kızın kim olduğunu merak etmeye başlar ve bulmaya karar verir ve kızın bir albayın kızı olduğunu, evli ve bir çocuk annesi olduğunu öğrenir. Cahit Sıtkı kendi kendine kurduğu hayalin hüznü ile bu şiiri yazar. <img class="alignnone wp-image-32800" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-11-1-300x158.jpg" alt="" width="858" height="452" /> <h3>5) Attila İlhan- Maria Missakian</h3> Diğer şiirler kadar şaşırtıcı bir hikaye olmasa da, etkileneceğiniz şiir hikayemizle devam edelim. İlhan’ın bu şiiri yazıldığı kadının adını taşır. İlhan, üniversite ikinci sınıftayken Paris’e gider ve Maria adında bir kızla tanışır. Birlikte gezerler, sohbet ederler ve İlhan Maria'dan çok etkilenir. Türkiye’ye dönmeye karar veren İlhan Mariya'yı da yanına almak ister fakat Maria Türkiye'ye gelmez. Atilla İlhan, Türkiye’ye döndükten sonra Maria ile mektuplaşır fakat mektuplar gittikçe azalır ve sona erer. İlhan, bir gün Maria’nın evlendiğini ve mutsuzluktan alkolik olduğunu öğrenir. ''Yağmur Kaçağı'' isimli şiir kitabının içindeki, Maria Missakian isimli sayfayı imzalar ve kitabı Maria’ya gönderir. Bu görüşme Maria ve Atilla İlhan'ın son görüşmesi olur. <img class="alignnone wp-image-32802" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-13-1-300x150.jpg" alt="" width="846" height="423" /> <h3>6) Ece Ayhan- Meçhul Öğrenci Anıtı</h3> Bu şiirimiz, öldürülen biri için yazılmıştır. 1969 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öldürülen Battal Meheteoğlu’nu anlatır. Battal Meheteoğlu Malatyalıdır ve geçimlerini babasının at arabası ile taşıyıcılık yapmasından sağlarlar. Meheteoğlu Yıldız Teknik Üniversitesi'nde makine mühendisliği kazanır. Ailecek Battal için İstanbul'a gelirler. Yalnız Meheteoğlu karşıt görüşler tarafından komünist - devrimci olduğu gerekçesiyle okulun önünde vurularak öldürülür. Şiirde, “Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler.” yakarışları Meheteoğlu’nun annesine aittir. Ayrıca “Aldırma 128” derken de intihar ederek yaşamına son veren Nilgün Marmara’yı kast eder çünkü Nilgün Marmara’nın da okul numarası 128 idi. Bu ağıt misali yazılan şiirden geriye bu dizeler kalır; Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında Bir teneffüs daha yaşasaydı, Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür Devlet dersinde öldürülmüştür <img class="alignnone wp-image-32803" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-14-1-300x168.jpg" alt="" width="784" height="439" /> <h3>7) Cemal Süreya- Üvercinka</h3> Yine kavuşulamayan bir aşkın şiiri olan Üvercinka ile devam edelim. Cemal Süreya eşi Seniha hamile olduğu zamanlar bir genç kızla tanışır. Kalbine sözünü geçiremeyen Süreya bu genç kıza aşık olur. Yalnız bu genç kızın ne adını ne yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya'nın sırrı olan bu kız, Süreya'ya bir şiir yazdıracak ve ona şöhreti getirecektir. Yalnız Süreya bir karar vermek durumunda kalır, eşi Seniha'nın doğumuna az kalır ve Süreya, Üvercinka ile ayrılık kararını verir. Bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere; “acıların adını, Ağustos koymalılar…” Söz konusu kızın Afrikalı olduğunu söyleyenler de vardır. Şiirde sıkça Afrika geçse de bunun doğruluğunu asla bilemeyeceğiz. <img class="alignnone wp-image-32806" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/th-15-1-300x169.jpg" alt="" width="766" height="432" />
<p>Biri Türk edebiyatı'nın önemli şairi, Nâzım Hikmet ve diğeri ise müzik dünyasının önemli sanatçısı, Cem Karaca. Bu iki üstadın imzasının olduğu parçaları sizler için derledik.</p><p><strong>1) Ceviz Ağacı</strong></p><p>Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda</p><p>Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında</p><p>Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda</p><p>Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl</p><p>Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril</p><p>Koparıver gözlerinin gülüm yaşını sil..</p><p>Çoğumuzun Cem Karaca'dan bildiği bu dizelerin sahibi Nâzım Hikmet'tir. Sevgili Nâzım Hikmet bu dizeleri polisten saklanırken ceviz ağacının tepesinde yazmıştır.</p><p>https://youtu.be/khD07C-YDL4</p><p><strong>2) Mavi Liman (Çok Yorgunum)</strong></p><p>Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.</p><p>Seyir defterini başkası yazsın.</p><p>Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.</p><p>Beni o limana çıkaramazsın...</p><p>Cem Karaca'dan 'Çok Yorgunum' adlı olarak bildiğimiz parça, Nâzım Hikmetin 'Mavi Liman' şiirinin dizeleridir. Bu güzel dizeler ve bu güzel ses ile ortaya çok güzel bir eser çıkmıştır.</p><p>https://youtu.be/DGFmhaYeIQc</p><p><strong>3) Herkes Gibisin</strong></p><p>Gönlümle baş başa düşündüm demin;</p><p>Artık bir sihirsiz nefes gibisin.</p><p>Şimdi taa içinde bomboş kalbimin</p><p>Akisleri sönen bir ses gibisin.</p><p>Piraye'ye veda olarak yazılan bu şiir, Cem Karaca'nın bestesiyle birleşince ortaya müthiş bir eser çıkmıştır.</p><p>https://youtu.be/XHCTDwE45VY</p>