<h3>Maldivler Vaadhoo Adası</h3> <img class="wp-image-17122 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/biyoyansima-nedir-ne-demek-300x200.jpg" alt="" width="732" height="488" /> Rahatsız edildikleri zaman tüm sahili aydınlatan, sahilde yaşanan bu olayın nedeni kıyıya vuran dalgalarda bulunan ışıklı planktonlar. Işıklı planktonlar, tek hücreli canlılardır. Bu canlıların bilinmeyen bir özelliği ise rahatsız edildiklerinde koca bir sahili bile aydınlatabilecek kadar çok ışık yayabiliyor. Maldivlere gitmenin en ekonomik yolu, tur paketlerinden tercih etmeniz olacaktır. Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda, Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre güneybatısında yer almaktadır. <h3><strong>Angel Şelalesi </strong></h3> <img class="alignnone wp-image-17123" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/venezuella_angel_selalesi--300x188.jpg" alt="" width="709" height="444" /> Venezuelada bulunan <strong>Angel Şelalesi</strong> dünyanın en yüksek şelalesidir. Tam olarak 979 metre yüksekliğindedir. Şelalenin suları 807 metre boyunca hiçbir engele çarpmadan serbest düşüş yapar. 807-ci metreden sonra kaya çıkıntısına çarpan suların yolculuğu , devam eder ve 979 - cu metreden sonra kuzeye doğru ilerleyerek Churun nehrine karışır. Pixar yapımı <strong>UP</strong> isimli filme de konu olmuştu (orada “Cennet Şelalesi” olarak anılıyordu). <em><strong>Mekan adını, şelalenin üzerinden ilk defa uçarak geçen ve daha sonra buraya inerek 30 yıl kadar yaşayan Amerikalı havacı Jimmie Angel’dan alıyor.</strong></em> <h3>Waitomo Glowworm (Ateşböceği) Mağaraları</h3> <img class="wp-image-17124 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/c1879f22afc00cb71c6274298e5422e0-300x188.jpg" alt="" width="709" height="444" /> Yeni Zelanda'da, Fireflies Mağarası'nın gayri resmi adı altında da bilinen, Waitomo'nun inanılmaz mağarası. Mağaranın tonozunu ve duvarlarını örten küçük ateşböcekleri içindeki atmosferi özel kılmaktadır. Binlerce minik noktanın titremesi, gece gökyüzündeki yıldızların titreşişine benzemektedir. <em><strong> Witomo Glowworm Mağaraları, dünyada doğal ışığın yaşandığı tek mağaradır.</strong></em> <h3>Salar de Uyuni Gölü</h3> <img class="wp-image-17125 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Salar-de-uyuni-golu-bolivya-3-1200x720-1-300x180.webp" alt="" width="728" height="437" /> Bolivyanın güneybatısında bulunan <strong>Salar de Uyuni</strong> gölü dünyanın en büyük tuz göllerinden birisidir. Buz tutmuş gibi görünen gölün üzerinde biriken tuz kabuğunda insanların yanı sıra araçlar da hareket edebilir. Bembeyaz tuz tabakasının üzerinde bulunan en çok 1-2 santimlik su ise burasının dünyanın aynası gibi görünmesini sağlar. Gölün sonsuza kadar uzanıyormuş izlenimini veren güzelliğine bu yansımadan dolayı çıplak gözle bakmak neredeyse imkansızdır. <h3>Tunnel of Love</h3> <img class="wp-image-17126 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/171924615-300x200.jpg" alt="" width="732" height="488" /> Ukrayna'nın Klevan köyündeki Aşk Tüneli, Ukraynanın en romantik yeridir. Ortasında demiryolu olan bir kemer şeklinde sıralanmış ağaçların oluşturduğu 4 kilometrelik yeşil bir koridor. <em><strong>Demiryolu, Soğuk Savaş sırasında askeri amaçlarla inşa edildi. Onu saklamaya çalışan parkur, ağaçlar tarafından “kamufle edildi”. Daha sonra tren yolu, ahşap fabrikasına ahşabı teslim etmek için kullanıldı. Aslında, trenler hala orada çalışıyor. </strong></em> <h3>Kuzey Işıkları</h3> <img class="wp-image-17127 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/tsr00047637781872123666484-300x169.jpg" alt="" width="712" height="401" /> Kuzey ışıkları ya da kutup aurorası, kutup bölgelerinde gökyüzünde görülen, yeryüzünün manyetik alanı ile güneş’ten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal ışımalardır. Kuzey enlemlerde bu etki aurora borealis veya kuzey ışıkları olarak adlandırılır. Güney enlemlerindeki aurora australis (güney kutup ışıkları) oluşumu da benzer özelliklere sahiptir. <em> <strong>Kuzey ışıkları'nı izleyebileceğiniz yerler İzlanda, Reykjavik ; Birleşik Krallık, İskoçya ; İsveç, Jukkasjärvi ; Finlandiya, Kakslauttanen ; Norveç, Svalbard ; Kanadanın kuzey bölgeleri.</strong></em> <h3>Haiku merdivenleri <strong> </strong></h3> <img class="alignnone wp-image-17128" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/cennete-cikan-merdivenler-haiku-stairs-300x195.jpg" alt="" width="717" height="466" /> 2.dünya savaşının Hawaii’ye kazandırdığı, Oahu adasında bulunan Haiku merdivenleri ‘Cennete Giden Merdivenler’ olarak da biliniyor. Amerikan Deniz Kuvvetleri 1942’de inşa etti. <em><strong>4000 basamak, </strong><strong>800</strong><strong> m. </strong></em> <h3><strong>Moraine gölü</strong></h3> <img class="alignnone wp-image-17131" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/moraine-lake-photo-taken-300x199.jpg" alt="" width="718" height="476" /> Kanadanın Rocky dağları'nda bulunan bir vadide yer alan Moraine gölü , Kanadanın batısında yer alan Alberta eyaletindeki Banff Ulusal Parkı’nda bulunur. Buzullarla beslenen bir göldür. 1.884 m yükseklikte bulunur.
Sevinc Kazımova
@sevv
Billie Eilish'in tam adı Billie Eilish Pirate Baird O'Connell dir. Billie Eilish, 18 Aralık 2001'de doğdu. Billie Eilish, 2000'lerde doğan ve bir numaralı albümü olan ilk sanatçıdır. Billie Eilish, henüz 11 yaşındayken şarkı yazmaya başladı. Billie Eilish Amerikalı. Los Angeles'lı ve Highland Park'ta büyüdü. Ebeveynlerinin ikisi de sanatçı. Annesi Maggie Baird bir müzisyen ve babası Patrick O'Connell bir aktör. İskoç ve İrlanda kökenlidir. Şaşırtıcı bir şekilde, Billie Eilish, çoğunlukla toplum içinde kontrol etmeyi öğrendiği Tourette sendromuna sahiptir. Renkli saçlarıyla tanınan Billie Eilish şöhret olmaya başladığından beri mavi saçtan, yeşil köklü siyah saça kadar her şeyi spor yaptı. Ancak, Billie'nin gerçek saçı sarıdır. <img class="wp-image-15369 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/8063061170508396-300x205.jpeg" alt="" width="618" height="422" /> Billie'nin şarkılarının çoğu kardeşi Finneas tarafından veya onunla birlikte yazılmıştır. Finneas ayrıca müziğini üretiyor ve canlı şovlar için onunla birlikte sahne alıyor. Ekim 2015'te Billie Eilish, erkek kardeşi Finneas O'Connell'in kendisi için yazdığı<strong> ‘Ocean Eyes’</strong> adlı bir şarkı kaydetti. Daha sonra 2016'da Soundcloud'a yükledi ve hızla viral oldu. Kısa bir süre sonra fark edildi ve Darkroom ve Interscope Records ile sözleşme imzaladı. Billie, o yılın Kasım ayında ilk single'ı olarak Ocean Eyes 'ı yayınladı. Billie'nin ilk turu 2017'deki <strong>“ Don't Smile at Me ”</strong> turuydu. <h3>“ Don't Smile at Me ” albümü, Billie'nin insanların ona gülümsemesinden nefret etmesi ve ona gülümsemek zorunda hissetmesinden adını almıştır.</h3> <img class="alignnone wp-image-15371" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/photo194580-300x169.jpg" alt="" width="708" height="399" /> Sadece bir yıl içinde, Billie daha 16 yaşındayken 500 kişilik bir kalabalık için sahne almaktan 40.000 kişilik bir kalabalık için oynamaya başladı. Billie Eilish, ilk albümü 29 Mart 2019' da <strong>WHEN WE ALL FALL ASLEEP, WHERE DO WE GO?</strong> <strong> 'Bad Guy', ‘When The Party’s Over’, ‘You should see me in a crown’</strong> ve ‘<strong>Bury a Friend’</strong> single'larını içeriyor. Billie EIlish, 2020 töreninde beş Grammy Ödülü kazandı. <strong>'Bad Guy'</strong> ile yılın rekoru ve yılın şarkısı oldu. <strong>WHEN WE ALL FALL ASLEEP, WHERE DO WE Go?</strong> Yılın albümü ve en iyi pop vokal albümü'nü, ayrıca en iyi yeni sanatçı ödülünü kazandı. Billie Eilish'in <strong>“13 Reasons Why”</strong> film müziklerinin her ikisinde de şarkılar var. <strong>“Bored”</strong> şarkısı 1. Sezon film müziğinde yer alırken, 2. Sezonda Khalid ile <strong>“Love”</strong> parçasında işbirliği yaptı. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/1200x627-grammyye-eilish-damgasi-1580157774576.jpeg" alt="" width="662" height="346" /> Billie'nin en sevdiği TV programı <strong>“The Office”</strong> ve hatta <strong>“My Strange Addiction”</strong> adlı şarkısındaki bölümlerden birinden örnekler bile kullandı . Bir korku hayranı olarak, Billie Eilish'in en sevdiği film ve TV şovlarından bazıları<strong> The Babadook, American Horror Story</strong> ve <strong>The Walking Dead'dir .</strong> Mayıs 2021'de Billie Eilish ilk kitabını çıkardı. Kendi adını taşıyan proje, çocukluğundan bugüne hayatının görsel bir anlatımı görevi gören bir fotoğraf kitabı. Billie ayrıca kişisel hayatını açtığı ve bugüne kadarki kariyerini yansıttığı bir sesli kitap versiyonu da yayınladı. Billie Eilish, 2014'ten beri vegan.
<h2>Binlerce insanın ölümüne neden olan, 20. yüzyılın en büyük felaketi.</h2> 26 Nisan 1986 gecesi 01:23'te Kiev yakınlarında 47 bin nüfusu olan Çernobil şehrinin Nükleer santralin 4. reaktöründe patlama meydana geldi. Patlamadan havaya 50 ton radyasyon yayıldı. Bu, Hiroşima'ya atılan bombanın gücünün 10 katıydı. Kaza anında istasyonda 17 işçi bulunuyordu. Patlama, yalnız istasyonun bulunduğu Prepyat ile sınırlı kalmadı, ayrıca 76 yerleşim biriminde de hayata son veriyor. 10 gün içerisinde bu yerlere "<strong>Siyah şeritler</strong>" ismi verildi. Radyasyon kısa sürede tüm şehri kapladı. Prepyatda radyasyon normalden daha çok yüksekti. Ama insanları tahliye etmediler. Kiev, Moskova'dan tahliye emri bekliyordu. Emir 1 gün sonra verildi ve nüfus tahliye edilmeye başlandı. Sovyet Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov olayı saklamaya çalıştı. Çevrede yaşayan nüfusa kaza hakkında bilgi verilmedi. Şehirlerde radyasyon artıyordu. <img class="wp-image-14848 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ezgif.com-gif-maker-4-3-300x169.jpg" alt="" width="636" height="358" /> Kiev'deki aşırı radyasyona rağmen, olaydan 5 gün sonra Kiev meydanında geleneksel 1 mayıs mitingi yapıldı. Mitingden sonra 37 kişi akut radyasyondan öldü. Radyasyon Avrupa'ya yayılırken Avrupa, SSCB'den bir açıklama bekliyordu. M.Gorbaçov, 20 gün sonra 14 Mayıs'ta olayı resmen açıkladı: <h3><strong>“Son zamanlarda bir felaketimiz olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Çernobil nükleer santralinde kaza meydana geldi.” </strong></h3> O zamana kadar binlerce insan radyasyona maruz kalmıştı. Garbaçov'un açıklamasının ardından çevre bölgelerden de insanlar tahliye edildi. Binlerce kişi hiçbir önlem alınmadan gönüllü olarak kurtarma operasyonlarına katıldı. Onlardan 7 bini de Azerbaycanlı idi. Kurtarıcıların 95-100 bini yüksek düzeyde radyasyondan öldü. Radyasyona maruz kalan bölgelerde 90 % çocuk engelli doğdu. Bazılarının vücutları garipti. Patlamanın ardından SSCB ve Avrupa'da radyasyona maruz kalan milyonlarca kişiye kanser teşhisi kondu ve hayatını kaybetti. <img class="wp-image-14849 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/tarihi_olaylar_cernobil-faciasi-to-jpg_617776129_1423953527-300x204.jpg" alt="" width="676" height="460" /> 1994 - 2000 yıllarında doğan insanların 200 binden çoğu radyasyondan öldü. Bu trajedinin kurbanları sadece insanlar değildi. Radyasyona maruz kalan arabalar parçalanıp gömüldü. Orada yaşayan hayvanlar mutasyona uğradı. 2001 yılından itibaren Çernobil ıssız bir şehir ilan edildi. Çernobil'de 300 yıl sonra insanlar güvenle yaşayabilecek. Şu anda Azerbaycan'da 4.500'den fazla Çernobil katılımcısı yaşıyor. 2800'den fazla kişi engellilik derecesi almış. 2022'de Çernobil tehdidi dünya gündemine geri döndü. 24 Şubat, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının ilk günü Rus silahlı kuvvetleri tarafından ele geçirilen ilk bölgelerden biri Çernobil Aes bölgesi ve Pripyat şehriydi. Doğrulanmayan haberlere göre, Rus ordusu tarafından ateşlenen top mermilerinden biri radyoaktif atıkların depolandığı alana düşmüş. 3 Nisan'da Rus birlikleri bölgeyi terk etti. Aynı günde de Çernobil izolasyon bölgesi Ukrayna ordusunun kontrolüne geri döndü.
<h2>20 yılda dünyanın en ünlü şirketlerinden biri olan, televizyon dünyasının en devrimci projelerinden sayılan Netflix nasıl yaratıldı?</h2> Reed Hastings Netflix'in kurucu ortağı, şimdiki yönetim kurulu başkanı ve eş CEO'sudur. 1960 yılında ABD'nin Boston şehrinde dünyaya geldi. Bowdoin koleji'nde matematik eğitimi aldı. Güney Afrika'da Esvatini'ye giderek 2 yıl matematik öğretmenliği yaptı. Döndükten sonra, Stanford Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği derecesi ile mezun oldu. "Adaptive Technology" şirketinde yazılım mühendisi olarak çalıştı. 1991 yılında arkadaşları Mark Box ve Reymond Peck'le "Pure Software" şirketini kurdular. Sıfırdan kurulan şirket hızla büyümeye başladı ama Reed amacının bu olmadığını biliyordu. 1996 yılında şirket "Atria" ile birleşti. <strong>Reed 1997 yılında Marc Randolph 'la birleşerek "Netflix" şirketini kurdu</strong>. ABD'deki müşterilere posta yoluyla sabit ücretli film kiralama hizmeti sundu. Netflix, ABD'nin her yerine DVD kiralama hizmeti veren bir sistem haline geldi. 1999 yılında ise artık müşteriler aylık abonelik olarak sınırsız DVD kiralayabiliyorlardı. Reed Hastings' in kişisel becerileri ve yaratıcılığı şirketin hızla büyümesini sağladı. <h3>"Biz şirketin ismini "DVDs by Mail" de adlandırabilirdik ama 1997'de DVD'lerin uzun sürmeyeceğini biliyorduk."</h3> Şirketin maaşları ve çalışan hakları sektördeki en yetenekli insanları buraya cezbetmektedir. 2007'de Netflix çevrimiçi bir maceraya başladı. Popüler dizilerin yayın hakları alınarak yayınlandı. Kısa sürede abonelik sayısından elde edilen gelir o kadar arttı ki, 2013 yılında Netflix ilk defa kendi televizyon dizisi olan <strong>"House of Cards"</strong> dizisini yayınladı. Dizi, prestijli ödüller kazanarak şirketin değerini üçe katladı. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/104284856-Reed_Hastings_Netflix.jpg" alt="" width="662" height="372" /> <h3>"Rekabete dikkat edin ve daima rakiplerinizi takip edin."</h3> 2018 'de 108 milyondan fazla abonesi olan Netflix, Sadece 20 yılda dünyanın en popüler markalarından biri haline geldi. 2020'de ise abone sayısı 200 milyona ulaştı. Reed Hastings'in başarılarından biri de, çalışanlarına sağladığı özgürlüktür. O, çalışanlarının mutluluğunu şirketin başarısında önemli bir faktör olarak görüyor. Reed'in Kaliforniya'daki Netflix binasında özel odası yok. Masaların etrafında dolaşır ve genellikle şirketin kafesinde oturur. Netflix, yapay zeka algoritmaları kullanan en iyi şirketlerden biridir. Şirket, derin yapay zeka teknolojisi ile insan beyninin nasıl çalıştığını araştırıyor. Sadece 2018'de Netflix, orijinal dizi ve filmlerin üretimi için 8 milyar dolarlık bir bütçe ayırmıştı. Netflix "Stranger Things", "Orange is New Black", "Narcos" gibi orijinal senaryolar hariç, "La Case De Papel" gibi projeleri alarak başarı elde etti. <h3>"Başarının kısayolu yoktur, Kısa yol sadece başarılı olmak için bir şanstır. Şirketinizi şansa bırakmayın, ciddi ciddi düşünerek çalışın."</h3> <ul> <li><strong>Reed </strong><strong>Hastings</strong><strong>'in</strong> <strong>şu</strong> <strong>anki</strong> <strong>varlığı</strong> <strong>2.5</strong> <strong>milyar</strong> <strong>dolardır.</strong></li> </ul>
1923 yılında bir çiftçi safkan akita cinsinden olan yeni doğulmuş bir köpek yavrusunu, Tokio üniversitesinde çalışan profösör Hidesaburi Uenoya hediye etti. Profösör köpek yavrusuna "Hachiko" (Japoncada sekizinci) ismini verdi. Profösör her sabah üniversiteye giderken, Hachiko da ona Shibuya istasyonuna kadar eşlik ederdi. O dönene kadar da mahallede dolaşır, tam saat 3'de istasyona geri dönüp, profösörü karşılardı. <h3>21 mayıs 1925 yılında profösör Tokio üniversitesinde kalp krizi geçirdi. Doktorlar hayatını kutaramadı ve o artık eve dönmedi.</h3> Hachiko ise yine aynı saatte sahibinin dönmesini bekliyordu. 18 aylık Hachiko aynı gün profösörün dönmediğini görüp gitse de, sonraki günlerde her gün istasyonun önüne gelerek geceye kadar beklerdi. Sonra ise profösörün evine dönerdi. Sahibinin arkadaşları ve akrabaları Hachikonu defalarca eve götürseler de, o yeniden bir yol bularak istasyona geri dönerdi. Sahibinin geri döneceğini beklerdi. İstasyonun etrafındaki satıcılar ve demiryol işçileri köpeğin bir yere ayrılmadığını görüp beslerlerdi. 1932 yılında Tokio'nun tanınmış gazetelerinden birinde yazıyordu: <strong><em>"Sadık köpek 7 yıl önce ölmüş sahibini bekliyor"</em>.</strong> Bu olaydan sonra insanlar Hachikoyu görmek için istasyona geliyordu. Hachiko 10 yıl aynı yere gelerek sahibinin işten dönmesini bekliyordu. Lakin o gün beklediği son gün oldu. Hachikonun ölümü tüm Japonyada, gazete manşetlerinde yayıldı. <h3>8 mayıs 1935 yılında Hachikonun cesedi istasyonun yakınlığında bulundu.</h3> Ülkede bir gün yas ilan edilirken halkın bağışları ile Shibuya istasyonu önüne bronzdan bir Hachiko heykeli dikildi. Heykel, Hachiko hayranları tarafından sık sık ziyaret edildi. Ülke İkinci Dünya Savaşına girmişti. Savaşın en zor zamanlarıydı ve Japon ordusunun cephane üretmek için en küçük metal parçasına dahi ihtiyacı vardı. Hachiko vatanı uğruna cephanede olmak üzere götürüldü. 1948 yılında savaş bitmişti. Japonların gönlünde yer etmiş olan vefakar köpek Hachiko unutulmamıştı. Shibuya istasyonun önüne yeniden bir Hachiko heykeli dikildi. Bugün Shibuya istasyonu’nun o kapısı Hachiko çıkışı olarak bilinir ve Tokyonun en önemli buluşma merkezlerinden biridir... <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/IMG_20220602_200837.jpg" alt="" width="599" height="390" /> <h3>1987 yılında Japonlar tarafından Hachiko hikayesini konu alan bir film yapılırken 2009 yılında ise Hollywood Şirketlerinde bir film daha yapılmıştır. “Hachiko: Bir Köpeğin Öyküsü” adlı Hollywood çekimi film ülkemizde de yayınlanmış olup, Profesör Ueno rolünü Richard Gere başarılı bir şekilde canlandırmıştır.</h3>
<h2>George Stinney'in mahkemesinde olan tüm jüriler beyaz tenliydi.</h2> George Stinney, Amerikada 20.Yüzyılda ölüme mahkum edilen en genç insandır. O 14 yaşındayken elektrikli sandalyeye bağlanıp idam edildi. Mahkeme zamanı öldürüleceği ana dek elinde İncil tutarak günahsız olduğunu söyleyen George Stinney, 11 yaşındaki Betty ve 7 yaşındaki Mary isimli kızları öldürmekle suçlanıyordu. Sebebi ise olay zamanı George'nin kızların öldürüldüğü evin yakınlığında olması idi. George Stinney'in mahkemesinde olan tüm jüriler beyaz tenliydi. Mahkeme iki saat kadar sürdü ve tereddüt edilmeden 10 dakika sonra cezalandırıldı. Ailesi ile daha önce buluşmasına izin verilmediğinden, ölümünden 81 gün sonra ailesine öldüğü bildirilmişti. Yaşadığı yerden 80 km uzaklıkta gerçekleşen mahkemede onun savunulması için hiçbir avukat tutulmadı. Kafasına 5300v elektrik verilen zaman azaplar içerisinde hayatını değişti. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/Tumblr_l_274248800291345.jpg" alt="" width="662" height="300" /> Ölümünden 70 yıl sonra Güney Carolina'daki bir hakim tarafından günahsız olduğu kanıtlandı. İki kızın öldürüldüğü alet 19 kilodan ağır olduğu ve Stinney'i kaldırabilmesi mümkün değildi. İki kızı sertçe vurup, öldürecek kadar gücü de yoktu. Sadece siyahi oluğu için günahlandırıldı. Daha 14 yaşındayken hayatı elinden alındı. <h3>Stephen King, küçük Stinney'in hikayesini duyduktan sonra çok üzülerek 1996 yılında Green mile - Yeşil yol romanını yazdı.</h3> <strong>1999 yılında ise hepimizin bildiği Yeşil yol filmi çekildi.</strong> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/IMG_20220601_201609.jpg" alt="" width="591" height="411" /> Yeşil Yol filminde John Coffey karakterini canlandıran Michael Clarke 1957 doğumlu Amerikalı aktör, 1999 yapımı Yeşil Yol ( The Green Mile ) filmi ile tanınmıştı. Frank Darabont'un yönettiği filmde Tom Hanks ile başrol oynayan oyuncu, canlandırdığı 'John Coffey' karakteri ile sinema tarihine geçmişti. Duncan, çok sayıda filmde oyunculuk yaptı. Yeşil Yol filmi ile Akademi ve Oscar Ödülleri'ne aday gösterilen Duncan, uzun boyu, iri yapısı ve sempatik tavırları ile biliniyordu. Ayrıca ses tonunun kalınlığı ile de meşhurdu. Michael Clarke Duncan, 54 yaşındaki oyuncu kalp krizi nedeniyle hayata veda etti. <ul> <li><strong>Yönetmen</strong>: Frank Darabont</li> </ul> <ul> <li><strong>Oyuncular:</strong> Tom Hanks, David Morse, Michael Clarke Duncan, Barry Pepper, Bonnie Hunt</li> </ul> <ul> <li><strong>Uyarlandığı eser: </strong>Yeşil Yol</li> </ul> <ul> <li><strong>Film müziği:</strong> The Green Mile</li> </ul> <ul> <li><strong>Müzik: </strong>Thomas Newman</li> </ul> <h3></h3> <h2></h2>
<h2>1950' de, Kuzey Kore Güney Kore'ye savaş ilan etti. 3 yıl sürecek bu savaşta, 3 milyondan fazla insan hayatını kaybetti.</h2> Birleşmiş milletlerin çağrısı üzerine Türkiye, Güney Kore saflarında savaşmak üzere 15 bin asker gönderdi. Bu askerlerden biri de, Astsubay Süleyman Dilbirliği idi. O, tüm ailesini kaybeden, -35 derece soğukta tek başına kalan küçük bir kızı sahiplendi. Astsubay Süleyman, Ayla ismini verdiği bu çocuğu tüm taburun kaldığı yere getirdi. Türk dilini öğrenmeye başlayan Ayla, Süleyman'ı babası, kendisinin ise Türk olduğunu düşünüyordu. Savaş bittiğinde Türkiye 'ye dönmek zorunda olan Astsubay, Ayla bebeği yanında götürmek istese de, Kore kanunları buna izin vermedi. Gözyaşları içinde babasından ayrılmak istemeyen Ayla, ailesini yitiren çocukların kalması için, Türk askerlerinin yaptığı bir yurda yerleştirildi. Bu yurdun ismi "Ankara okulu" idi. Ne Ayla Süleyman babasını, ne de o kızını unutacaktı.. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/20220531_223230.jpg" alt="" width="662" height="460" /> İkisi de 60 yıl boyunca bir birlerini aradı. Gazi Süleyman'ın, Ayla'nın gerçek ismini bilmemesi tüm çabalarını sonuçsuz bırakıyordu. Astsubay Süleyman 85 yaşındayken, son çare olarak Ayla'nın fotoğrafını Kore gazileri derneğine götürerek kızını bulmaları için yardım istedi. Hikaye, Güney Kore medyasında da geniş yankı buldu. Ayla ile aynı okulda okuyan bir arkadaşının yardımı ile sonunda Ayla bulundu. Medya ve yetkililer, Ayla'nın o dönem çalıştığı Anaokuluna gitti. Ayla'ya babasının fotoğrafı ve onu bulma çabası anlatıldı. Aynı zamanda da, Astsubay Süleyman Kore'ye davet edildi. İki ülkeyi de gözyaşlarına boğan o büyük buluşma, bir zamanlar "Ankara okulu" nun bulunduğu yerde gerçekleşti. Süleyman bey Türkiye' ye döndükten sonra da, kızı ile mektuplaşmaya devam etti. Kısa süre sonra Ayla, Türkiye 'deki ailesini ziyaret etti. <img class=" wp-image-12031 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped_content_ayla-filminin-kahramani-astsubay-suleyman-dilbirliginden-kotu-haber_F2f6h7z81TxiOX6-300x169.jpg" alt="" width="454" height="289" /> Bu destansı hikaye 2017 yılında Beyaz perde' ye aktarıldı. Süleyman Dilbirliği, 2017 yılında hayatını kaybetti. 12 saat sonra ise eşi Nemet hanım da hayata gözlerini yumdu.
<h2>"Gerçek" piyanist Wladyslaw Szpilman, hayatını devam ettirebilmek için Nazilerin gittiği restoranlarda piyano çalmak zorunda kalmıştı.</h2> Roman Polansky’nin 2002 yapımı “Piyanist" filmi, II. Dünya Savaşı‘nda Polonya’nın Varşova kentinde yaşananları konu almıştı. Nazi Almanya’sının yahudi politikasından etkilenen binlerce insanın yaşadıkları bu filmde gözler önüne serildi. Piyanist filmi her ne kadar belirli bir dramaturjik yapıya sahip olsa da anlatıda gerçeğin izlerini bulmak mümkündü. Bu izlerin en belirgini ise filmin ana karakteri olan Adrien Brody’nin canlandırdığı Wladyslaw Szpilman isimli bir piyanistti. Gelin hayatıyla piyanist filmine konu olan Szpilman’ın hikayesine yakından bakalım. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/05/InShot_20220531_103257329.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Film, 2002 yılında ünlü yönetmen Roman Polansky‘nin imzasıyla seyirci önüne çıktı. II. Dünya Savaşı’nı oldukça çarpıcı bir şekilde işleyen bu film, izleyenlerinden tam not aldı. Filmde, gerçekte yaşamış olan Wladyslaw Szpilman, Adrien Brody tarafından canlandırılıyor. Varşova’nın Almanlar tarafından işgali sonrasında Wladsylaw, bir gettoda yaşam mücadelesi vermektedir. Ailesini trajik bir şekilde kaybeden Wladyslaw’ın öyküsü, gerçeği ile doğru orantılı bir şekilde filmde temsil edilmiştir. <h3>Bu muhteşem filme esin kaynağı olan <strong>Wladyslaw</strong> <strong>Szpilman</strong> kimdir?</h3> Tam ismi ile <strong>Wladyslaw</strong> “<strong>Wladek</strong>” <strong>Szpilman,</strong> 5 Aralık 1911 tarihinde Polonya’da dünyaya geldi. Çocukluğunda ailesinin telkinleri ile piyano eğitimine başladı. Okula gittiğinde piyano ve müzik konusunda fazlasıyla yetenekli olduğu anlaşıldı. Bu durumu gören eğitmenleri onu daha fazlasını yapması için cesaretlendirdi. Müzik eğitimi için Varşova’da bir dizi çalışmalara katıldı. Bu çalışmaların ardından Almanya’da bulunan Berlin Sanat Akademisi’nde oldukça yoğun bir piyano eğitimi aldı. Kompozisyon eğitimleri ile birlikte yeteneğini hem pratik hem de teorik anlamda yukarılara taşıdı. <h3><img class="wp-image-11797 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/05/b523e8094430e439bef06018f106d409e966ae5d-300x169.jpeg" alt="" width="673" height="379" /></h3> <h3></h3> <h3>Piyano konusunda adeta bir efsaneye dönüştü.</h3> Kısa sürede yeteneklerini geliştiren Wladyslaw Szpilman eğitim döneminde müzik konusunda önemli isimlerle yan yana geldi. Ünlü Avusturyalı besteci Franz Schreker gibi isimlerle çalışma imkanı buldu. Almanya’daki uzun eğitiminin ardında memleketi Polonya‘ya döndü. Polonya’ya döndüğü sene Almanya’da Naziler iktidara gelmişti. 1 Nisan 1935 tarihinde Polonya Radyosu’nda görev aldı. Piyano konusunda maharetleri ve tarzı kısa süre içerisinde neredeyse tüm ülke vatandaşları tarafından takdir topladı. Oldukça kısa bir süre içerisinde Polonya’nın en sevilen ve en tanınan müzisyenleri arasına girmeyi başardı. <h3></h3> <h3><strong>1 Eylül 1939</strong>’da Polonya ve <strong>Szpilman</strong>’ın en büyük kabusu başlamıştı.</h3> Adolf Hitler 1 Eylül 1939 tarihinde Polonya’yı hızlı bir şekilde işgal etti. Polonya’nın işgalinin gerçekleştiği gün Szpilman, Polonya Radyosu’nda piyano çalmaktaydı. Ağır bombardıman altında ezilen Polonya’nın en ünlü radyosunda sadece Szpilman’ın piyanosunun sesi duyuluyordu. Polonya’nın işgali tamamlandıktan sonra işler iyice çığırından çıktı. Almanlar, Yahudi politikası nedeniyle Polonya’da yaşayan Yahudileri getto adı verilen bölgelere toplamıştı. O dönemde özellikle Varşova’nın çoğu yerinde bu tür gettolara rastlamak kolaydı. Szpilman ve ailesi de bu gettolardan birinde yaşamını sürdürmekteydi. Durum içler acısıydı. <h3>Hayatını devam ettirebilmek için Nazilerin gittiği restoranlarda piyano çaldı.</h3> Savaş sonrası Szpilman işsiz kalmıştı. Kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını kazanmak için bildiği işi yapmaya devam etmek zorundaydı. Bu yüzden ilk olarak yoksul kesimin yaşadığı bazı restoranlarda piyano çaldı. Bu ne yazık ki yeterli gelmedi. Bunu takip eden süreçte ülkesini işgal eden Nazilerin gittiği lüks restoranlarda çalmaya başladı. Bu durum her ne kadar kendisini üzse de yapmak zorundaydı. Kendisini ve ailesini bir süre daha taşıyabilecek bir birikim elde etmişti. <h3></h3> <h3>Ailesinden geriye kalan tek isim oydu.</h3> Szpilman, Varşova Getto Ayaklanması ismi verilen süreçte aile üyelerini kaybetti. Geriye yalnızca kendisi kalmıştı. Buna ek olarak birkaç defa Nazilerin elinde tutsak kaldı. Buna rağmen kaçmayı ve saklanmayı başardı. Bu kurtuluş sürecinde ona Polonya Radyosu’nda görev yapmış arkadaşları destek oldu. Hatta bu desteğin içerisinde bir Alman subayı olan Wilm Hosenfeld gibi önemli bir isim de vardı. Rastgele karşılaştığı ve onun için piyano çaldığı bu Alman subay, Szpilman’ın hayatını kurtarmıştı. <h3></h3> <h3><strong>Szpilman</strong>, savaş sonrasında Polonya Radyosu’nda görevine devam etti.</h3> Savaşın bitişiyle Polonya hızlı bir şekilde eski günlerine dönmeye başladı. Wladyslaw Szpilman’da bu şekilde yeniden Polonya Radyosu’na döndü. Uzun yıllar oldukça başarılı bir kariyer sergiledi ve sayısız besteye imzasını attı. 2000 yılında Varşova’da hayatını kaybettikten sonra yaşam öyküsü “The Pianist” isimli bir filme konu oldu.