Tam adı <strong>Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon</strong> olan dünyaca ünlü Meksikalı ressam, 6 Temmuz 1907'de Meksika'nın Coyoacan bölgesinde Macar Yahudi fotoğrafçı, Wilhelm Kahlo ve Kızılderili asıllı, Matilde Calderon Gonzoles'in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya gelmiştir. Sol görüşlü oluşuyla tanınan Kahlo, Meksika Devrimi'nin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 tarihini doğum günü olarak ilan etmiştir. Çünkü hayatının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamasını istemiştir. <strong>'Tahta Bacak' Lakabı Nereden Gelmektedir ?</strong> Daha 5 yaşındayken babası ile çıktığı bir gezinti sırasında ayağı ağaç köklerine takılmış ve çok büyük bir acı içinde yere düşmüştür. O gün geçirdiği <strong>çocuk felci</strong>nden sonra ise ona kalan şey, topallayan ve çelimsiz bir bacak olmuştur. Sinirleri etkileyen çocuk felci, solunum zorluğu yaşayanlar hayatını kaybederken, o sağ bacağının incelmesi ile kurtulmuştur. Bu nedenle sürekli uzun etekler giymiştir. Ve bacağının engelli kalmasından dolayı kendisine<strong> 'Tahta Bacak'</strong> denilmiştir. <strong>Frida</strong> ise bu acıyı şu şekilde anlatmıştır: ''Chapultec'teki düşüşümle, daha sonra yaşadıklarım arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir, bilmiyorum. Ama kesin olan bir şey varsa, o da acının bedenime ilk kez o gün girmiş olduğudur.'' <img class="alignnone wp-image-61808" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/04/frida-kahlo-art-events-nyc-300x180.jpg" alt="" width="868" height="521" /> <strong>Kahlo</strong>, üç kız kardeşi olmasına rağmen bir erkek çocuk gibi yetişmiştir. 5 yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin etkisinde kalan Kahlo, tıp eğitimi almaya karar vermiştir. Meksika Ulusal Hazırlık Okulu'nun tıp bölümüne kabul edilmiştir. Ve burada bir ilk gerçekleşmiştir; önceliği hep erkek öğrencilere veren okul, ilk kez bir kız öğrenciyi kabul etmiştir bu da Frida Kahlo olmuştur. Kahlo, burada sanat, felsefe, edebiyat gibi alanlara yönelmiştir. İleride, Meksika düşünce yaşamının önemli ismi olarak anılacak,<strong> Alejandro Gomez Arias</strong>, <strong>Jose Gomez Robleda, Alfonso Villa</strong> ile okul arkadaşı olmuş ve anarşist bir edebiyat grubuna dahil olmuştur. Fakat geçirdiği kaza sonrası hayatı tamamen alt üst olmuştur. <strong>Hayatını Değiştiren Kaza</strong> 19 yaşında,17 Eylül 1925'te erkek arkadaşı Alejandro Gomez ile bindiği otobüste, şemsiyesini unuttuğu için otobüsten inip başka bir otobüse binen Kahlo'nun bindiği otobüs ile tramvayın çarpışması sonucunda binlerce kişinin ölmesiyle sonuçlanan kazada, tramvayın demir çubuklarından birisi Frida'nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştır. Kazadan sonra tüm hayatı korseler, ameliyatlar ve hastaneler arasında geçen Frida, omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acı yaşamıştır. Hayatı boyunca 32 ameliyat geçirmiştir. Ve çocuk felciyle sakat olan bacağı da kangren sebebiyle 1954'te kesilmiştir. Kazadan bir ay sonra sonra hastaneden çıkan Frida, ailesinin desteğiyle, sıkıntı ve kederden uzaklaşmak için resim yapmaya başlamıştır. Yatak odasının tavanına bakarak otoportreler yapmıştır. <img class=" wp-image-61805 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/04/fridapaintinginbed-300x242.jpg" alt="" width="559" height="451" /> İlk otoportresi, <strong>''Kadife Elbiseli''</strong> otoportredir.1927 tarihinde yürümeye başlayan Frida, sanat ve politika çevreleri ile yakınlaşmaya başlamıştır. Kübalı önder, <strong>Julio Antonio Mella</strong> ve fotoğraf sanatçısı olan, <strong>Tina Modotti</strong> ile tanışmıştır. Resim çizmeye devam eden Kahlo, arkadaşı Tina Modotti aracılığı ile ünlü ressam <strong>Diego Rivera</strong> ile tanışmış ve ona resimlerini göstermiştir. Frida, Ulusal Hazırlık Okulun'da okuduğu sırada kadınlara düşkünlüğü ile bilinen Diego okula bir duvar resmi yapmak için gelmiştir bunu gören Frida üç saat boyunca kendisini izlemiş, Diego'dan çok etkilenmiştir. <img class="alignnone wp-image-61806" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/04/frida1-300x200.jpg" alt="" width="792" height="528" /> İki ressamın arasında romantik bir ilişki başlamıştır ve 21 Ağustos 1929'da evlenmiştir. Frida, Diego'nun üçüncü eşidir. Evlilikleri <strong>'fil ile güvercinin evliliğine'</strong> benzetilmektedir. Diego hiçbir zaman sadık bir erkek olmamıştır ne evliliklerinde ne de sonrasında. Evlendikten sonra, Frida ikinci otoportresini yapmıştır. Bu eseri, 2000 yılında bir Amerikalı koleksiyoner, 5 milyon dolara satın almıştır. Evliliklerinden iki yıl sonra, Frida düğün fotoğraflarından esinlenerek '<strong>'Frida ve Diego Rivera'' </strong>adlı tablosunu yapmıştır. San Fransisco Kadın Ressamlar Topluluğu'nda sergilenen bu tablo onun bir sergide yer alan ilk eseri olmuştur. <img class="alignnone wp-image-61807" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/04/maxresdefault-5-300x169.jpg" alt="" width="712" height="401" /> Çiftin fırtınalı, zor bir evlilikleri olmuştur. Sağlık sorunları nedeniyle bebeğini aldırmak zorunda kalan Frida sonrasında da iki kez düşük yapmıştır ve bu olayı da tablolarına yansıtmıştır. Frida, Diego ile evlilikleri sırasında çeşitli erkeklerle birlikte olmuştur. Diego'nun da başka ilişkileri olduğunu öğrenmiş ve ilişkilerini sonlandırmışlardır. Hayatı boyunca sevgili olduğu isimler; <strong>Breton, Muray, Kandinsky, Picasso</strong> olarak bilinir. Sık sık sağlığıyla ilgili sorunlar yaşayan Frida, tüm gücüyle resimler yapmıştır sadece kendi ülkesi Meksika'da değil aynı zamanda Amerika ve Fransa'da da sergiler açmıştır.1938 yılında New York'ta açtığı sergi büyük ün getirmiş, Paris'teki sergisinde de büyük övgüler toplamıştır. Kahlo'nun 143 resmi bulunmaktadır ve bunun 55 tanesi otoportredir. 1943 yılında<strong> 'La Esmeralda'</strong> adlı bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlamış, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen on yıl boyunca öğrencilerine ders vermeye devam etmiştir. Sağlık sorunu nedeniyle, Meksika'da evinde dersleri vermeye devam etmiş öğrencilerine de <strong>'Los Fridos'</strong>, (Frida'nın öğrencileri) denilmiştir. <img class="alignnone wp-image-61735" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/04/s-45824ea37d32146b9bc3a788e7495a9fba3bc87b-Cropped-300x169.jpg" alt="" width="779" height="439" /> 13 Temmuz 1954'te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini vermiştir. Son tablosu, <strong>'Yaşasın Yaşam'</strong> adlı bir tablodur. Son sözleri ise günlüğüne yazdığı şu sözlerdir; <strong>''Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım.''</strong> Cenazesi ertesi gün yakılmış ve külleri de çocukluğunu geçirdiği <strong>'Mavi Ev'</strong>de muhafaza edilmiştir. 'Mavi Ev' 1955 yılında Diego tarafından devlete bağışlanmıştır. Şimdi müze olarak kullanılan evde Frida Kahlo'nun eşyaları sergilenmektedir.
Rumeysadogan
@rumeysadogan
https://youtu.be/3CImvksovN8 Bu videoda nereye gidiyoruz biliyor musunuz? Dünyanın en uzun dağına... Hayır, burası Asya kıtasında değil, Pasifik Okyanusu’nun ortasında, Hawaii adasında. Ve yine hayır, Everest’e değil, Mauna Kea’ya gidiyoruz. İyi de dünyanın en yüksek dağı Everest değil miydi?
Efsane, Atina'da bulunan <strong>Athena</strong> tapınağında geçmektedir. Phorkus ve Keto'nun üç kızından biri olan <strong>Medusa</strong>, diğer kardeşlerinden farklı olarak ölümlü doğmuştur. Medusa güzelliğiyle tanrılar dahil herkesi kendine hayran bırakır, gören bir daha dönüp bakar. Bu yüzden de yeryüzündeki bütün kadınlar Medusa'yı kıskanır ve ondan nefret ederler. Medusa, ikiz kardeşi Sthenno ve Euryale ile birlikte Athena tapınağında yaşar ve kendini sadece tanrılara saklar. Athena tapınağında yaşayan, bu kadından çok etkilenir fakat onu kendisi kadar güzel ve zeki bulmaz bu yüzden pek önemsemez. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/04/Polish_20230403_132800240-601x800.jpg" alt="" width="601" height="800" /> Fakat Athena'nın kocası <strong>Poseidon</strong> Medusa'dan çoktan etkilenmiştir. Poseidon bir ölümlüye aşık olduğu için insanlardan çekinmiş ve aşkını saklamaya karar vermiştir. Buna rağmen Poseidon, Medusa'yı unutamamış ve en sonunda Athena tapınağında Medusa'yla zorla birlikte olmuştur. Medusa bundan kötü etkilenmiş olsa da tapınakta yaşamaya devam etmiştir. Daha sonra Athena bu olayı öğrenmiş ve Medusa'yı cezalandırmaya karar vermiştir. Medusa ve kardeşlerini korkunç canavarlar anlamına gelen '<strong>Gorgon'</strong>a çevirmiştir. Medusa yılan saçlı korkunç bir yaratığa dönüşmüştür. Medusa artık çok çirkin bir yaratığa dönüştüğü için kimse onun yüzüne bakmamıştır. Bakanlar ise birden taşa dönüşmüştür. Poseidon'un Medusa'ya yaptıklarından sonra Medusa hamile kalmıştır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/04/Polish_20230401_212644484-640x800.jpg" alt="" width="640" height="800" /> <strong>Athena</strong> daha da çıldırmış ve Medusa'yı öldürmeye karar vermiştir. Athena, Medusa'yı öldürmek için Zeus'un oğlu olan Perseus'la birlikte hareket etmiştir.Perseus aynı zamanda Athena'nın üvey kardeşidir. Perseus, Hesperidler adındaki gece perilerinin ülkesine gitmek için aralarında tek bir gözü paylaşan üç yaşlı kadın olan <strong>Gri Cadılar</strong>ı bulmuştur. <strong>Perseus,</strong> bu tek gözü üç cadıdan çalmıştır<strong> Hesperidler</strong>'in yerini öğrenmek için koz olarak kullanmaya karar vermiştir. Perseus bu gözü koz olarak kullanmış ve aradığı yeri öğrendikten sonra gözü cadılara geri vermiştir. Perseus, Hesperidler'in ülkesine gitmiş ve bir kibisis (çanta) almıştır. Bunu alma nedeni, Medusa'nın başını kesip bu çantaya koyacak olmasıdır. Bütün tanrılar Perseus'u silahlarla kuşatmış ve Medusa'nın yanına gitmek için yola çıkmıştır. Medusa uyurken, Perseus kılıçla başını tek hamlede kesmiştir. Medusa öldükten sonra ise onun gövdesinden kanatlı bir at olan Pegasus ile dev Khrysaor dünyaya gelmiştir. Bu iki gorgon ise Medusa'nın intikamını almak için Perseus'un peşine düşmüştür. Perseus peşine düşen iki gorgondan kurtulmak için tanrı Hades'in kendisine verdiği görünmezlik miğferini (çelik başlık) kullanmış ve onları atlatmıştır. Ve Medusa'nın başını Athena'ya getirmiştir. Athena, Medusa'nın başını kalkanına yerleştirerek düşmanlarına karşı bir koruyucu kalkan olarak kullanmaya başlamıştır ve gören herkesi taşa çevirmiştir. Günümüzde Medusa'nın kabartmaları Türkiye'de, biri Didim Apollon Tapınağının giriş kapısında diğeri ise İstanbul Yerebatan Sarnıcın'da bulunmaktadır. <img class="alignnone wp-image-61583" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2023/04/a16a28511d1319d7e8e4c8c5d448c72a-300x200.jpg" alt="" width="774" height="516" /> Medusa'nın baktığı herşeyi taşa çevirmesinden dolayı Didim Apollon tapınağını koruduğuna inanılmaktadır. İtalyan sanatçı, <strong>Luciano Garbati</strong> 2008 yılında yaptığı Medusa heykelinde, Medusa'nın bir elinde kılıç diğer elinde ise Perseus'un başı yer almaktadır. ''<strong>Medusa Perseus'un Başı İle</strong>'' olarak adlandırılan heykel bugün, <strong>New York Ceza Mahkemesi</strong>'nin önünde adalet sembolü olarak yer almaktadır.
<strong>Transandantal meditasyon</strong>; kısaltması <strong>TM</strong> olarak bilinen meditasyon tekniği, <strong>Hintli Maharishi Mahesh Yogi</strong> tarafından bulunmuş olan stres ve rahatsız edici düşüncelerin sakin, huzurlu bilinç haline geçirmeyi amaçlayan bir meditasyon türüdür. Transandantal meditasyon için sadece dikkatinizi dağıtabilecek, telefon, tablet, bilgisayar vb. herhangi bir şeyi 20 dakika boyunca çevrenizden uzaklaştırmanız yeterlidir. Daha sonrasında rahat bir ortamda oturur pozisyonda, genellikle sırt dik, ayaklarınızın yere değdiğinden emin olarak, gözleriniz kapalı ve elleriniz kucağınızda olduğu ve Hint geleneğine ait bir söz veya ses söylenerek tekrarlanır. Yapılması gereken tek şey derin bir konsantrasyon sağlamaktır. <img class="alignnone wp-image-60779" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/03/Yoga-Techniques-for-Deeper-Sleep-300x200.jpg" alt="" width="812" height="541" /> Dini hece anlamına gelen <strong>mantra</strong> türlerinin ilki <strong>'shiring mantrası'</strong> ile başlayarak zihninizdeki ses titreşimleri ile mantrayı tekrar ederek ortak bir akış içerisinde olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Kendinizi rahat bir konumda kalarak mantrayı dilediğiniz kadar tekrar edebilirsiniz ve zihnin farklı yerlere gidip gelerek serbest bırakılmasını sağlayabilirsiniz. Farklı şeyler düşündüğünüz zaman ya da bulunduğunuz yerden uzaklaştığınızı hissettiğinizde meditasyonu bırakmadan yavaşça kendinizi mantranın akışına geri çağırmaya çalışabilirsiniz. Bunun için de derin bir nefesin ardından odak noktanızı tekrardan içerisinde olduğunuz ana çevirebilir ve kendi mantranızı tekrar edebilirsiniz. Mantralar, her meditasyonunuzda aynı olabilir veya değişiklik gösterebilir. Anlamlı veya anlamsız kelime gruplarından oluşabilir. Mantrayı tekrar etmenin amacı düşüncenin en saf haline ulaşmaktır. <img class="alignnone wp-image-60780" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2023/03/Transcendental-Meditation-scaled-1-300x169.jpg" alt="" width="1131" height="637" /> <strong>Transandantal Meditasyon Aşamaları Nelerdir ?</strong> 7 aşamada tamamlanabilen bir eğitim süreci ile başlanır ve bu süreci tamamlayan bireyler 15-20 dakikalık aralarla günde iki keze kadar transandantal meditasyon uygulamaya devam eder. Eğitimin aşamaları aşağıdaki şekildedir: 1. Eğitmen tarafından temel bilgilerin verilmesi (yaklaşık bir saat sürer.), 2. İç dünyaya yolculuğa hazırlık aşaması, 3. 15 dakikalık deneme süreci, 4. 1-2 saat süren bireysel çalışmalar, 5. Bireye özel mantra sanskritçe verilmesi, 6. 3 günlük deneme ve uygulama, 7. Kontrol aşaması. <strong>Transandantal Meditasyonun Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri Nelerdir?</strong> <strong>1. Stres ve anksiyeteyi azaltır.</strong> Her gün 20 dakika bu meditasyonu yapan insanların daha sakin, pozitif, empati kabiliyeti gelişmiş ve daha ılımlı oldukları fark edilmiştir. <strong>2. İkili ilişkileri güçlendirir.</strong> Meditasyonu uygulayan evli çiftlerin evliliklerinin daha mutlu, huzurlu ve sakin olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak sadece duygusal ilişkilerde değil, hem sosyal hayatta hem de iş hayatında olumlu etkileri gözlemlenmiştir. <strong>3. Kan basıncını düzenler.</strong> 55 yaşında bir hipertansiyon hastasının düzenli olarak yaptığı bu meditasyon sonucunda kan basıncının %30 azaldığı tespit edilmiştir. <strong>4. Zihin sağlığına iyi gelir.</strong> Algı, analiz, yorumlama gibi konularda gelişme gösterdiği ve bilişsel zekaya katkıda bulunduğu görülmüştür. <strong>5. Hiperaktivite bozukluğu ve uyku problemleri yaşayan bireylerde terapiye ek olarak kullanılır.</strong> Hiperaktivite tedavisinin bir parçası olarak yapılan 3 aylık meditasyon sonucunda odaklanmanın ve uyku kalitesinin artmasını sağladığı da kayıtlara geçmiş bilgiler arasında yer almaktadır.
Denizli ilinin çevresinde yer almaktadır. Lykos ırmağına yakın bir yerde kurulmuştur. Seleukos kralı olan II. Antiokhos tarafından kurulmuştur. MÖ 260 yılına tarihlenen kente eşinin adını, Laodike ismini verir. Laodikya antik kenti Hristiyanlığın ilk 7 kilisesinden biri olma yönünden önemlidir. Hac kilisesi özelliği ile de Hristiyan dünyası için önemlidir. MS 7. yüzyıla kadar dini bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Aynı zamanda tarihteki en eski metropollerden biri olmasıyla bilinmektedir. 2013 yılında <strong>UNESCO Dünya Miras Listesi</strong>ne girmiştir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/10/Polish_20221004_124341935-1-800x450.jpg" alt="" width="701" height="394" /> <em><strong>Laodikya Kilisesi</strong></em> Hristiyanlık için en eski ve en önemli kilise buradadır. Bir hac kilisesi olma özelliğiyle bilinmektedir. Hristiyan olmayı seçen büyük Konstantin zamanında inşa edilmiştir. MS 4. yüzyıl itibariyle Kutsal hac merkezi olarak dini özelliği vardır. Üstelik Hristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil'de geçmektedir. <strong><em>Laodikya Kazısı</em></strong> Çok fazla arkeolojik kalıntılara sahiptir. Önemli alanlar şu şekildedir; <ol> <li>Anadolu da ki en büyük stadyumlar</li> <li>Tiyatro</li> <li>Hamam</li> <li>Nymphaeum</li> <li>Giriş kapısı</li> <li>Bouleuterion (meclis binası)</li> </ol> Antik kentin etrafında, nekropoller, latrina, anıtsal caddeler kazıdan çıkarılan bazı alanlardır. 2002 yılında kazı çalışması başlamış, 2008 tarihinden sonra ise alınan izinlerle 12 ay daha yapılabilir duruma gelmiştir. Günümüzde ise bir açık hava müzesi aynı zamanda arkeoloji parkı olarak kullanılmaktadır. <em>Yapılar</em> <em>Büyük tiyatro:</em> Antik kentin kuzeydoğu tarafında kalan, Yunan tiyatrosu tipinde araziye uygun olarak yapılmış, Roma tarzında inşa edilmiştir. Sahne (skene) tamamen yıkılmış, cavea ve orkestrası halen ayaktadır. 20.000 kişilik bir tiyatrodur. <em>Küçük tiyatro:</em> Büyük tiyatrodan 300 metre kadar daha kuzeybatı tarafında yer almaktadır. Tam olarak 15.000 kişiliktir. <em>Stadyum ve gymnazyum:</em> Antik kentin güneybatısında yer alarak doğu-batı tarafına doğru uzanmaktadır. Stadyum ve gymnazyum, bir bütün olacak şekilde yapılmıştır. <em>Anıtsal çeşme:</em> Ana cadde ve ara caddenin köşesinde konumlanmaktadır. İki cepheli olarak yapılmıştır. Havuz ve nişlerle oluşturulmuştur. Bizans zamanında onarıma girmiştir. <em>Zeus tapınağı:</em> Sütunlu caddenin doğu tarafında küçük sütun ve nymphaeum arasında kalır. <em>Büyük kilise:</em> Sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişiktir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/10/Polish_20221004_124443612-1-800x450.jpg" alt="" width="699" height="393" /> <em><strong>Laodikya'ya Nasıl Gidilir?</strong></em> Laodikya Antik Şehri, Denizli ili sınırlarındaki Eskihisar ve Bozburun köylerinde yer almaktadır. Otobüs veya minibüs ile ulaşım kolaylıkla sağlanabilmektedir. Denizli otogarından Pamukkale tarafına doğru giden toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz. Aynı zamanda Korucuk minibüsleriyle de Antik kente ulaşım sağlayabilirsiniz. Dilerseniz özel aracınızla da gitmek için, Denizli'den çıkarak D585 kara yolunu takip ederek kuzey yönüne doğru 10 dakikalık bir mesafe sonrasında Laodikeia'ya ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda Denizli-Pamukkale yolundan 6 km gittiğinizde Korucuk Mahallesine ulaşıp, batı yönünde devam ettiğinizde yaklaşık 500 metre kadar sonrasında Laodikya Antik Kenti karşımızda olacaktır. <em><strong>Antik Kentin giriş ücreti;</strong></em> 18 Türk lirası anca müzekarta sahipseniz müzekartla birlikte yılda 2 kez sınırsız olarak gezebilirsiniz. <strong><em>Antik kentin ziyaret günleri ve saatleri:</em></strong> Pazartesi günleri hariç; Yaz dönemi: 15 Nisan- 2 Ekim 08:00-19:00 Kış dönemi: 3 Ekim-14 Nisan 08:00-17:00 Denizli sınırları içerisinde yer alan antik kent ayrıca Menderes ovasının başlangıcı ve Suriye tarafına baktığından Suriye caddesi adı verilen bölgede yer almaktadır. Aynı zamanda pamuk üretiminden dolayı zengin bir şehirdir. Ve Anadolu'nun en büyük stadyumu burada yer almaktadır. Helenistik dönemi yansıtan bu antik kent mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir.
Stratonikeia, Muğla'nın Yatağan ilçesinin 7 km batısında, Eskihisar köyü sınırlarının içerisinde yer alır. Kent surlarla çevrilmiştir. Yerleşim alanının kuzeydoğu köşesinde, büyük kesme taşlar kireçten oluşan harçla örülmüş olup güçlü bir kalenin harabeleri vardır. Yapının onarım gördüğü diğer yapılardan alınmış yazıtlı taşlar ve sütun gövdelerinde sergilenmektedir. Kentin kuzey kenarındaki ana giriş kapısı büyük bloklar ile yapılmış olup geniş ve ince taş duvar işçiliğiyle örülmüştür. Bu kapının üstünde kemer olduğu kalıntılardan anlaşılmıştır. Kapı iki girişten oluşmaktadır. İki kapı girişi arasında bir nymphaion vardır. Kapıdan sonra ise sütunlu bir alan ve yol olduğu bilinmektedir. Kentin tam ortasında göze çarpan bir yapı, kent meclisinin toplandığı 'bouleuterion meclis binası' bulunmaktadır. Bouleuterion tiyatro benzeri olan küçük bir yapıdır. Bu yapının batısındaki tek kapı, alanın giriş kapısıdır. Bunun, Seramis tapınağı olduğu ön görülmektedir. Fakat kazılarda bulunan yazıtlar bu görüşün yanlış olduğunu göstermektedir. <img class="alignnone wp-image-48985" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/20190624112447641_logolu_IMG_6985-300x200.jpg" alt="" width="720" height="480" /> Yapının altındaki oturma sıraları korunmuştur. Kentin batısında, Antik Yunan ve Roma'da gençlerin düşünsel ve bedensel yönden eğitildikleri, öğrenim gördükleri ve spor etkinliklerinde bulundukları 'gymnasion' ismindeki yapı bulunmaktadır. Kentin giriş kapısının önündeki kutsal yolun kenarında oda mezarlar bulunmaktadır. Nekropol sahası günümüzde kömür ocakları havzası altında kalarak yok olduğu bilinmektedir. MÖ 3.yüzyıl başlarında Seleukos kralı I.Antiokhos tarafından, büyük aşkla bağlı olduğu karısı Stratonike'nin adına ithaf edilmişti. 1957 tarihinde yıkıcı etkileri olan bir deprem yaşamış olan köy zarar almış olsa da bugün hala tarihi köy evlerinde yaşayanlara rastlanabilmektedir. Tüm devletlerden kendine iz bırakan Stratonikeia Antik kenti yaklaşık 7 km bir alanı kapsar. Dünyanın mermerden inşa edilmiş en büyük kentlerinden biri olarak bilinmektedir. Stratonikeia, Helenistik dönem izlerini taşıyarak birbirine paralel olarak planlanmış olup kesişen caddelerden oluşmuştur. Bizans döneminden kalma mozaiklerin olduğu, Antik kentte zengin bir tarihi mirası vardır. Antik kentte, Bizans mozaikleri ile birlikte gladyatör mezarları da sergilenmektedir. Roma hamamından, Osmanlı dönemi boya atölyesine kadar çeşitli eserleri aynı alanda görülebilmektedir. Oda mezarların yanında kutsal yolun devamında yer alan Lagina Antik Kenti, giriş kapısında oda mezarların sırasında, kutsal yolun devamında yer alan kentte, ölenlerin ruhlarını teslim aldığı efsanelerin anlatıldığı Ay Tanrıçası 'Hekate' adına kutsal törenler düzenlenir. Antik kazılar sırasında,Tanrıça Hekate'nin tek vücutlu, tek başlı heykeli Lagina'da bulunmuş, Turgut Belediye Binası önünde sergilenmektedir. <img class="alignnone wp-image-48986" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/09/helenistik-300x169.jpg" alt="" width="701" height="395" /> <strong>Stratonikeia Antik Kenti'nin Hikâyesi</strong> Efsaneye göre Kral Seleukos'un oğlu 'Antiokhos', çaresi bulunamayan ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Dört bir taraftan gelen hekimler Antiokhos'u soluksuz bırakan bu hastalığın devası ararlarken fark ederler ki Antiokhos'un üvey annesi Stratonike, yanına her geldiğinde nabzı daha da güçlü atmaya başlamış. Çaresizce toplanıp durumu krala anlatmışlar. Kral çaresiz, oğlu için karısından boşanarak oğlu ile evlenmesine izin vermiştir. Kralın tek bir şartı vardı ki kendisinden uzak bir yerde, ona gözükmeden yaşamalarıymış. Böylece karısı ile birlikte kralın topraklarından ayrılan Antiokhos, eski üvey annesi ancak şuanda ki karısı ile Stratonike, için 'Stratonikeia Antik Kenti'ni kurmuştur. <em><strong>Stratonikeia Kazısı</strong></em> UNESCO Dünya Miras Geçici listesinde yer alan Antik kent, ilk kazısı 1977 yılında başlamıştır. 2017 senesinde yapılan kazıların 40. yıl dönümü nedeniyle bir tören düzenlenmiştir. Stratonikeia Türk arkeologlar tarafından yapılan ilk kazı olmasıyla önemlidir. <em><strong>Stratonikeia'ya Nasıl Gidilir?</strong></em> Yatağan-Milas yolu üzerindeki Eskihisar köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kendi aracınız ile ulaşım sağlamak isterseniz, kara yolunu Muğla'dan Yatağan'a doğru takip ettiğinizde antik kenti Yatağan-Milas kara yolu çıkışının hemen ilerisinde görebileceksiniz. Otobüs ile gitmek isterseniz, Muğla, Muğla'dan Yatağan ve Eskihisar'a düzenli seferler şeklinde ulaşım vardır. Antik Kentin Giriş Ücreti Girişte herhangi bir ücret alınmaz. 2019 yılının eylül ayında güncellenmiştir. <em>Ziyaret Saatleri</em> Yaz dönemi (15 Nisan-2 Ekim) 09.00-19.00 Kış dönemi (3 Ekim-14 Nisan) 08.00-17.00
<strong>Didim Apollon Tapınağı </strong> Apollon tapınağı, Didim'in kuzeyinde, Yenihisar köyünde yer almaktadır. Öncelikle Didim merkeze ulaşıp daha sonra Apollon tapınağına ulaşabilirsiniz. Merkezden, Yenihisar köyüne kalkan dolmuşlarla tapınağa ulaşabilirsiniz. Araba ile gidecekseniz, Didim merkeze ulaşıp burada , Didim Altınkum plajının olduğu yola çıktığınızda da Apollon tapınağına direkt ulaşabilir dilerseniz Yenihisar köyü levhalarını takip ederek de tapınağa gidebilirsiniz. Didim Apollon tapınağı, Efes'teki 'Artemis Tapınağı' ve Sisam adasındaki' Heraion tapınağı'ndan sonra dünyanın en büyük üçüncü tapınağı olmakla ünlüdür. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/1662979291642.jpg" alt="" width="904" height="624" /> <strong>Tapınağın Hikâyesi</strong> Dünyanın en büyük tapınaklarından olan Apollon tapınağı, Kutsal yol üzerinde bulunup, bilicilik merkezi şiirin, sanatın ve ışığın tanrısı Apollon için inşa edilen tapınaktır. Rivayete göre Apollon, yolda çoban Brankhosla karşılaşır, Apollon da ona kehanetin sırlarını öğretir. Çoban ise Apollon tapınağını yapar. Çobanın ailesinden olanlar da tapınağa uzun süre yöneticilik görevi yapar. Bilicilikte çok fazla ilgi gören tapınağa, bir çok sayıda devlet adamları, ve hastalığına şifa arayan insanlar gelir. Bu insanlar genelde, savaşa girecek devlet adamları, ordu komutanları ve hastalığıyla ve geleceğiyle ilgili bilgi almak isteyen insanlardı. Bir haftadan uzun süren yolculuklar yapıp kehanetleri öğrenebilmek için ücret ödüyorlardı. Kahinlerde ayinlere katılmadan önce kutsal su ile yıkanıyordu. Ayinler için tapınaktaki görevlilere ücret ödeniyordu. Ama bir zaman sonra tek tanrılı dinlerin çıkmasıyla tapınaktaki gelecek tahminleri şeytanca kabul edilerek yasaklandı. Tapınak sonrasında ise Pers hâkimiyeti altına girdi. Büyük İskender Persleri mağlup ettiği zaman yapının inşasına tekrar başlandı. Mimarlığını Daphnis ve Artemis tapınağının da mimarisi olan Paionos'un yaptığı tapınak çok uğraş verilmesine rağmen tamamlanamadı. İki sıra halinde ve 124 sütundan oluşan tapınak zamanının aşındırmasına dayanamayarak zedelenir. Fakat devasa kolonlardan günümüze kadar gelmeyi başarır. Apollon tapınağı diğer tapınaklardan farklı özellikleri ve incelikli işçiliğiyle kendisini hayran bırakır. Tapınak kolonları korint ( Başlığı akantus yapraklarıyla süslü) düzeni, kutsal avluya inilen kapıların arasındaki tek parça mermer blok dünyanın en büyük mimari parçası kabul edilmektedir. <strong>Medusa </strong> Medusa başı Apollon tapınağında yer almaktadır. Didim'in sembollerinden biri haline gelen ve yüzünün ortasında yarık olan (Yılan saçlı kadın) Medusa, Yunan mitolojisinde yer altı dünyasının dişi canavarı olarak bilinir. Medusa, kendisiyle yüz yüze geleni taşa çevirme yetisine sahiptir. Antik dönemde çok sık kullanılmasının ve önemli olmasının sebebi budur. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/1662978973200-1.jpg" alt="" width="1123" height="747" /> Meşhur olan, Medusa sembolü tapınağın giriş bahçesinde yer almaktadır. Tapınağın giriş ücreti 30₺ Müze kart geçerli Ziyaret saatleri : 1 Nisan- 1 Ekim (Yaz dönemi) Giriş saati : 09:00-20:00 1 Ekim- 1 Nisan (Kış dönemi) Giriş saati : 08:30- 17:00 <strong>İyi gezmeler ❤️</strong>
Bugün gezdiğim ülkelerden son bir tanesini daha sizlerle paylaşacağım. Avusturya-Viyana'dan bahsetmek istiyorum. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220824_230353588-1-800x450.jpg" alt="" width="819" height="460" /> Viyana, Orta Avrupa'da Avusturya'nın kuzeydoğusunda bulunur. Viyana havzasında, Alplerin en doğusunda yer almaktadır. Şehrin ortasından Tuna nehri geçmektedir. Avusturya'nın başkenti ve en büyük yüzölçümü konumuna sahiptir. Karasal iklime sahiptir. Viyana'da 4 mevsim belirgin bir şekilde yaşanır. Yazlar sıcak, kışlar sert geçer. İlkbahar ve sonbahar aylarında ortalama hava sıcaklıklı ve ılık bir rüzgâr vardır. Mayıs ve eylül ayı şehri gezmek için en uygun zamandır. Türkiye'den Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya'ya aktarmasız uçuş vardır. Aktarmasız uçuşlarla Viyana'ya ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 2 saat 35 dakika sürmektedir. Şehir içi ulaşım ağı metrolar, otobüsler, tramvaylar ile sağlanır. Dilerseniz bisikletlerle de gidebilirsiniz. Viyana'da nerede kalınır diye soranlara ise Viyana, Mozart'ın şehri, Gustav Klimt'in ilham kaynağı, mimarinin harikalar yarattığı bu zengin şehir her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlamaktadır. Birçok otelde kalma imkânınız vardır. 2-3 ay öncesinden rezervasyon yaptırmanız yeterli olacaktır. Bazı otel önerileri; <ol> <li>Feel the city life from the Gustav Klimt studio</li> <li>Superior Retreat Apartmen in Vienna- LEONHARD</li> <li>Beautiful apartment in Vienna's Heart 15</li> </ol> Şehir merkezine yakın konaklama tercihi ise; Hotel Altmann, Apartmens Wile Süd. Gezilecek yerler noktasında; Viyana, Avrupa'nın hatta dünyanın en gözde turizm şehirlerinden biridir. Tarih kokan binalar şehrin en önemli ve en güzel örneklerindendir. <ol> <li>Viyana Opera binası,</li> <li>Aziz Stefan katedrali,</li> <li>Schönbrunn sarayı,</li> <li>Viyana Belediye binası.</li> </ol> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220824_230527072.jpg" alt="" width="758" height="520" /> Belkide, benim içinde şehrin en görkemli ve en büyük yapısı. Almanca 'Wiener Rathaus' adıyla bilinen Belediye binası, aktif olarak kullanılmaktadır. 19.yüzyıl etkisini gösteren yapı Neo-gotik mimarisiyle yapılmıştır. 1872 ve 1883 yılları arasında sürmüştür. Binanın yapımında kulenin üzerine, Viyana sembolü olan Rathausmann konulmuştur. Binanın yenileme çalışmaları 27 Eylül 2012 tarihinde başlanmış ve bina için 35 Milyon dolar bütçe ayrılmış ayrıca çalışmaların 2023 tarihine kadar süreceği söylenmiştir. Rathaus hem yapısıyla hem de mimarisiyle Viyana'nın en ilgi çekici yerlerinden biridir. Avrupa'da modanın ve kültürün başkenti olan Viyana'da ki bu yapı şehrin tüm özelliğini yansıtmaktadır. En çok turist çeken yerlerden biridir. Rathaus'un mimari Friedrichvon Schmidttir. Binanın sağ tarafında Viyana Üniversitesi, sol tarafında ise Avusturya Parlemento binası bulunmaktadır. Belirli zamanlarda binanın önünde etkinlikler düzenlenmektedir. Bu da binanın önünü korumasını sağlar. Belediye binası hafta içi her gün 08.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Adres: Landesgerichtsstrase 8, 1010 Viyana. Mutfağına baktığımızda, kendi mutfak kültürü dışında İtalyan ve Fransız mutfaklarının izlerine de rastlanır. Viyana mutfağının en ayırt edici özelliği ise farklı lezzetteki sosların birbirleri ile harmanlanıp farklı bir tat ortaya çıkar. Viyana'da tatlıların da önemli bir yeri vardır. Apfelstrudel etkileyici lezzetli meyveli bir tatlıdır. İnce hamurun içine elma parçaları ve kuru üzüm konularak hazırlanır. 'Linzar Torte de' bir diğer önemli tatlılar arasındadır. Viyana'da alışveriş için birçok çeşit vardır. Viyana'da gece hayatı oldukça renklidir. Her bütçeye uygun eğlence mekânları bulabilirsiniz. Rhiz, B72, Q isimli barlar farklı konseptleriyle etkileyici dizaynları ile şehrin en önemli eğlence mekânları konumundadır. Pratersauna da şehrin en popüler kulüplerindendir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220824_230444529-800x450.jpg" alt="" width="731" height="411" /> Son olarak Viyana festivalleri; Film ve müzik festivalleri ile ön plana çıkan Viyana'da her yıl Ekim ayında 'The Viennale' en önemli festivallerdendir. Eylül ayına kadar müzik/film festivali en popüler açık hava festivallerindendir. Mayıs festivali, şehrin en önemli ve eğlenceli mekânlarından biri olan Prater Park'ta gerçekleşir. Son olarak 'Hayat Festivali' (Life Ball), dünyadaki en büyük AIDS yardım etkinliklerinden ve Viyana dönemin en önemli festivallerinden biridir diyerek yazımı burada sonlandırıyorum umarım faydalı bilgiler olmuştur sizler için keyifli okumalar :)
Bir yeni merak uyandıran şehirle daha karşınızdayım. Macaristan-Budapeşte bir dönem Roma İmparatorluğu'nun parçası olup, imparatorluk yıkıldığı zaman ise kendi krallığını kurmuş bir şehirdir. Daha sonrasında ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun bir parçası haline gelmiştir. Reformla birlikte kent gelişmeye başlamıştır. Macar Ulusal müzesi ve Tuna Nehri'nin iki kıyısını birbirine bağlayan 'Zincir Köprü' de bu dönemde inşa edilmiştir. Daha sonra 1873 tarihinde 'Eski Buda' ve 'Pest' şehirlerinin birleşmesiyle yeni şehir 'Budapeşt' oluşmuştur. Şehrin Buda kısmı tarihi bölgesini oluşturup, Tuna Nehri'nin batısındaki tepeye kurulmuştur. Nemli bir iklime sahip olan şehirde popüler dönem ikiye ayrılır. Mart ayında sıcaklıkların yükselmesiyle, hareketlenmeye başlayan şehirde yaz aylarının sonlarına kadar turist sayısı katlanarak artar. Özellikle haziran, temmuz ve ağustos turistlerin en fazla olduğu dönemdir. Yoğun ve sıcak dönem yerine daha sakin ve serin bir havada Budapeşte'yi görmek isteyenler içinse marttan mayısa kadar ki dönem uygun olabilir. Budapeşte'ye gidiş için İstanbul'dan aktarmasız ve gün aşırı uçuş vardır. (Ferench Lizst Havaalanı) Budapeşte havaalanı, kent merkezi için otobüs, tren, taksi kullanılabilir. 200 E numaralı otobüs hattını kullanarak şehir merkezine ulaşabilirsiniz ayrıca gece varışlar içinde 900 E numaralı otobüs hattını kullanabilirsiniz. Şehir içi ulaşımda geniş bir ulaşım ağı vardır. Otobüs ve trenler şehrin her noktasında bulunmaktadır. Turistik merkezlerine ulaşım için, 2-4-6 no.lu metro hatları kullanılabilir. Tuna Nehrini ziyaret içinse Tuna Nehri feribot seferleri düzenlenen Budapeşte'de şehri gezebilme imkânınıza sahip olabilirsiniz. Budapeşte'de çok sayıda uygun otel bulabilirsiniz. Otellere 2-3 ay öncesinde rezervasyon yaptırmak önemlidir. Gezilecek yerlerle ilgili bilgi vermeden önce Budapeşte'nin UNESCO Dünya Miras Listesinde olduğunu söylemek gerekir. Aynı zamanda Avrupa'nın en güzel şehirlerinden birisidir. <img class="alignnone wp-image-40888" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220821_182829957-300x225.jpg" alt="" width="780" height="585" /> Öncelikle Budapeşte'yi yakından tanımak ve eşsiz bir manzara gezisi düşlediğinizde tekne gezisi bunun için doğru bir tercihtir. Dilerseniz romantik bir akşam yemekli, şarap tadımlı nehir turu, kokteyl eşliğinde nehir turu veya özel gruplar için nehir turu gibi her zevke hitap edecek turlar mevcuttur. Budapest River Cruise firmasının turları ile seçilen turlara göre 12.50 euro-88 euro arasında değişmektedir. Elbette Budapeşte'de görülmesi gereken tarihi ve kültürel birçok yer de vardır. Bunlar arasında; Buda kalesi, Budapeşte Güzel Sanatlar müzesi Budapeşte Parlamento binası Kahramanlar meydanı, Aziz Stephen bazilikası Geleneksel bir Macar mutfağını her yerde görebilir ve tadabilirsiniz. Osmanlı döneminin izlerini Macar yemeklerinde görmek mümkündür. Macar mutfağı çorbalarıyla ünlüdür. Özellikle kendi tattığım ve Türklerin sebze çorbasını andıran tadıyla 'Gulaş' çorbası Macar mutfağında çok önemli bir yeri vardır. Türk tadını andıran bu çorba bazen sadece sebze ile bazen de yeşil fasulye ile yapılmaktadır. Ana yemekleri ise patates, makarna veya pirinç ile bir arada sunulmaktadır. En meşhur etli yemeklerinden olan, 'Pörkölts' ve 'Paprikas' sığır eti, domuz eti veya koyun etinden yapılır. Noel ya da Paskalya bayramlarında, lahana dolması, kızarmış kaz ciğeri eti meşhurdur. Budapeşte'de 'Fözeleks' en iyi sebze yemeklerindendir. En ünlü şarabı ise 'Tokaji'. En iyi restoranları ise; Arany Kaviar, Costes Downtown, Babel Budapest. En iyi kafe; Book Cafe; Özellikle kahve içmek için tercih edilebilecek en iyi kafelerden birisidir. Şehirde çok fazla butik ve özel tasarım olduğundan alışveriş seçeneği çok fazladır. Vaci caddesi Budapeşte'nin en ünlü alışveriş caddesidir. Her Ekim ayında, Budapeşte Tasarım haftası her Nisan ayında Moda haftası şehrin alışveriş ve modaya olan ilgisinin önemli bir parçasıdır. Budapeşte'nin ünlü 'The Room' mağazasındaki yetenekli Macar tasarımcıların özel kreasyonlarını görebilirsiniz. Gece hayatı oldukça hareketli olan şehirde 'TÜTÜ Budapeşte' gece kulübü, tiyatrosu, dans evi, müzikleri ve ses sistemiyle görülmesi gereken en önemli mekânlardan biridir. Macaristan-Budapeşte'de çok fazla festival düzenlenmektedir. Sziget, Avrupa'nın en büyük popüler müzik ve kültür etkinliklerinden biri olup her Ağustos ayında düzenlenir. Eylül ayında Uluslararası Şarap festivali, Satranç festivali gibi çok sayıda festival vardır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220821_183235354-800x532.jpg" alt="" width="818" height="544" /> Aynı zamanda kaplıcaları, geleneksel hamamlarıyla ünlü şehirde, 'Rudas Kiraly' ve 'Veli Bej Osmanlı' döneminden kalma hamamlar en önemli hamamlarıdır. Para birimi Macarca forinti kullanılmaktadır. 1 Macar forinti yaklaşık 0.0125 TL'dır. Resmi dili Macarca olan şehir, Orta Avrupa'nın en büyük sanat ve kültür merkezi konumundadır.
Bugün, aşık olduğum ve büyülendiğim şehir Çek Cumhuriyeti, Prag'tan bahsetmek istiyorum. Prag, Vlatna Nehri üzerinde yer alan, Ortaçağ zamanlarını andıran bir şehirdir. Çekya (Çek Cumhuriyeti'nin başkenti) olan şehirde, çok fazla gotik ve barok mimarisine sahip yapılar görebilirsiniz. Ilıman karasal iklime sahip şehir, dört mevsim yaşansa da hava durumu değişken ve tahmin etmesi oldukça zordur. Prag'ta kış oldukça sert, yaz ise sıcak geçmektedir. Bu nedenle Prag'a gitmek için temmuz-ağustos aylarını tercih edebilirsiniz. Ağustos ayında gitmiş biri olarak kuru bir sıcağı ve turistin de en yoğun dönem olduğunu söyleyebilirim. Türkiye'den, Prag Vaclav Havel Havaalanına birçok havayolu şirketinden uçuş sağlayabilirsiniz. Aktarmasız olan uçuşlar yaklaşık 3 saat sürmektedir. Şehir içi ulaşımda ise; metro, otobüs, tramvay, füniküler (demiryolu) ve taksi kullanılmaktadır. Konaklama için farklı konseptte yaklaşık 3000'e yakın otel bulunmaktadır. Geniş bir konaklama imkanı sunulur. Otellerde 2-3 ay öncesinde rezervasyon yaptırmanız, daha uygun fiyatlı konaklamanızı sağlar. Şehir, tarihi ve kültürel açıdan oldukça zengin olduğundan çok fazla barok ve gotik mimari eserler, yapılar bulunmaktadır. En önemli yapı, ''Karl Köprüsü''dür. Karl Köprüsü, şehirde dikkat çekici yapılardan biridir. Köprü, Vlatna nehri üzerinde bulunur. Köprü, Prag'ın sembolü olup sadece yaya yolu açıktır. 10.yy'da tahta köprü sel felaketinden dolayı kullanılamaz hale geldiğinden, 1170 tarihinde, Kral Vladislav tarafından ''Judith'' isimli tarihi bir taş köprü yapılmıştır. Aynı şekilde bu köprüde selden dolayı yıkılınca bu sefer, Kral Charles tarafından şu an kullanımda olan ''Karl Köprüsü'' yaptırılmıştır. Köprünün, 1402 yılında yapımı tamamlanmıştır. Şu anda da halen kullanılmaktadır. 515.8 metre uzunluğunda ve 8.5 metre genişliğindedir. Bu köprünün mimarı, Peter Parler'dır. Köprünün her iki başında Barok, görkemli, süslü tarzda yaklaşık 30 adet heykel bulunmaktadır. Bunların içindeki en önemli heykel, ''Aziz John Nepomuk''un heykelidir. Burada dilerseniz köprü üzerinde, sokak sanatçılarına karikatürünüzü yaptırabilirsiniz. Üstelik sadece 15 dakikada ve 20 Euro. Bir diğer önemli yer ise hepimizin bildiği, Alman edebiyatı yazarlarından olan ''Franz Kafka''nın müzeye çevrilen evi ve meydandaki heykeli görülmesi gereken bir diğer eserdir. Prag kalesi, Old Town meydanı, Aziz Vitus katedrali, John Lennon duvarı, Strahov manastırı diğer önemli yapılardır. Mutfak kültürüne baktığımızda, menüler çorbayla başlamaktadır. En çok tercih edilen, benim de orada içtiğim ve tadı tıpkı Türklerin sebzeli çorbasına benzeyen ''Gulaş çorbası''dır. Hafif bir şey tercih etmek istediğinizde bu çorbayı içebilirsiniz. Geleneksel yemekleri; vepro, knedlo, zelo, kızarmış domuz etidir. Tavuk yemek isterseniz, farklı soslarla lezzetlendirilen patates şinitzelini tercih edebilirsiniz. Geleneksel tatlısı ise, sokaklarda çok fazla satılan, ''Trdelnik'' isimli hamurdan yapılan tatlıdır. En çok tercih edilen ve zamanla gelenekselleşen içeceği biradır. Cerna Hora, Lobkowicz en çok tercih edilen bira markalarıdır. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220818_195109710-800x532.jpg" alt="" width="662" height="440" /> Alışveriş için Old Town meydanındaki hediyelik eşya dükkanlarını tercih edebilirsiniz. El yapımı kuklalar da oldukça tercih edilen hediyelik eşyalardandır. Prag'ta gece hayatı hareketlidir. <img class=" wp-image-39841 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-5-8-300x200.jpg" alt="" width="785" height="523" /> Haziran-Ağustos arası en hareketli olduğu zaman dilimidir. Old Town meydanında farklı konseptlerde çok sayıda gece kulüpleri, striptz kulüpler ve publar bulunmaktadır. Bugsy's Bar ve Tretter's tercih edilen mekanlar arasındadır. En popüler gece kulüplerinden biri olan ve Karl Köprüsü'nün kenarında bulunan 'Karlovy Lazne' tercih edilmesi ve mutlaka gidilmesi gereken bir mekandır. Para birimi Çek Korunası 'CZK' dır. 1 Türk Lirası = 7,03 CZK dır. Turistik bölgelerdeki mağaza ve restoranlarda Euro da kabul edilir. Resmi dili Çekçe, turistik bölgelerde ise Almanca ve İngilizce de yaygın olup şehirdeki genç nüfus çoğunlukla İngilizce konuşabilmektedir. Son olarak Prag festivalleri; Prag Kış Müzik festivali (Ocak) Avrupa Film Günleri (Ocak sonu-Şubat başı) Bohemya Karnavalı (Şubat sonu-Mart başı) Türkiye saatinden yaklaşık 2 saat geride olan bu eşsiz mimari yapılara sahip olan şehri 3 günde gezebilirsiniz.
Bugün de, sular altında kalan büyüleyici görüntüsüyle birçoğumuzun bildiği ve fazlasıyla merak ettiği şehir, Venedik'ten bahsetmek istiyorum. Ve sizlerle kendi çektiğim fotoğrafı paylaşarak yazıma başlıyorum. Adriyatik Denizi kıyılarında kurulu sular şehri Kuzey İtalya'nın doğusundadır. Veneto şehrinin başkenti olan şehir, uzun zaman boyunca lagünlerin etkisiyle oluşmuş olan kanallar bölge için fazlasıyla önemli bir nokta olmuştur. Özellikle turistler için ilgi çeken noktalardan biri, sular altındaki şehrin eşsiz görünümüyle gün boyunca kanaldan geçen gondollarda şehri seyretmektir. Akdeniz iklimine sahip olduğundan her mevsim tercih edebilirsiniz. Nisan-Ekim arası yoğunluk arttığı için bu aylar daha çok tercih edilir. Sağanak yağış olduğunda 'acqua alta' (suların yükselmesi) ile şehirde gezmek çok fazla zor olduğundan dolayı gitmeden önce hava durumunu iyi bilmenin çok önemli olduğunu da vurgulamalı. Türkiye'den İtalya'ya ulaşım ise hava yoluyla, İtalya Venedik'ten demir yolu ile gidilebilir. Şehrin içinde ise yürüyerek gezilebilmektedir. Kanalların ve adaların olduğu kısım araç trafiğine kapalıdır. Gondol turları şehrin en önemli gezi ve ulaşım kaynağıdır. Gondollar su trafiğinin en yoğun olduğu Büyük Kanal'dan geçmektedir. Ulaşımda su taksileri, otobüsler ve tekneler kullanılabilir. Taksi, tekneler, dakikası 1.8 Euro olarak ücretlendirilir. Büyük çantanız var ise bagaj ücreti de alınabilir. Konaklama için, uygun oteller bulabilmek için gitmeden yaklaşık 2 -3 ay öncesinde rezervasyon yaptırmak gerekir. Gezilecek tüm turistik mekanlar ada etrafında toplanmıştır. Venedik şehrinin en önemli turistik yeri gondolların geçtiği 'Büyük Kanal 've 'Rialto Köprüsü'. Gün boyu gondol turu yapabilir, dilerseniz gün batımını da izleyebilirsiniz. Rialto Köprüsü Venedik'in kalbi konumundadır. 7.5 metre kemerden oluşup, 12.000 tahta döşemenin üzerine inşa edilmiş bir yapıdır. Köprünün üç yürüyüş yolu bulunmaktadır. Köprü temeli basamaklardan oluştuğundan, bebek arabası veya tekerlekli sandalye kullananlar için zor olabilir. Köprü, Büyük Kanal üzerinde taş kemerli bir köprüdür. Venedik'in en eski ve halen kullanılmakta olan köprüsüdür. Köprünün yanı sıra Murano, Lido ve Burano adası gezilecek diğer yerlerdendir. Tarihi-kültürel geziler istiyorsanız, San Marco Bazilikası, Dükler Sarayı önemli gezi noktalarıdır. Venedik Mutfağına baktığımızda, İtalyan mutfağına ait pizza ve makarna çeşitleriyle ünlüdür tabii ki de. Ünlü pizzalarından; Quanto Basta Pizza, Pizza Al Volo, Cip Ciap gibi lezzetli pizzalarından yiyebilirsiniz. Ama Venedik'te pizzalardan daha önemli bir yemek kültürü şu ki, deniz ürünleri büyük önem kaplıyor. Çeşit çeşit deniz ürünlerinin bulunduğu restoranlar bulabilirsiniz. Fiyatı 20-35 Euro arasında değişen 'Osteria Alla Staffa Castello', popüler restoranlardan biridir. Önemli yemeklerinden biri olan Sarde in Saor sardalyanın soğan, üzüm ve fıstık ile pişirilip tatlı ekşi bir tadı olan yemektir. Aynı zamanda ıstakoz, ahtapot ve yengecin de çeşitli sunum şekilleri bulunmaktadır. 'Risotto' şehirde sevilen yöresel yemeklerdendir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220816_155719356-800x450.jpg" alt="" width="662" height="372" /> Akşam yemeğine giriş vakti sayılan 'bacari' denilen zamanlarda buluşup bir şeyler içme kültürü vardır. Bacaride yöresel 'Prosecco' şarabından yapılan 'spritz kokteylini' tadabilirsiniz. Tatlı olarak tiramisu çok fazla tercih edilmektedir. Tiramisu için 'I Tre Mercanti' tercih edilebilir uygun ve sevimli kafelerdendir. Alışveriş için San Marco bölgesi, Mercerie ve Castello bölgesi tercih edilebilir aynı zamanda Rialto köprüsü üzerinde bulunan alışveriş dükkanları hediyelik eşyalar için tercih edilebilir. Maskeler, gondol temalı eşyalar ve danteller hediyelik eşya seçiminde uygun olabilir. Para birimi Euro, resmi dili İtalyanca'dır. Turistik bir şehir olduğundan halkın çoğu İngilizce konuşur. Venedik Festivalleri arasında, en önemlisi 'Venedik Karnavalı'dır. Şubat ayında gerçekleşen festivalde turistik açıdan en pahalı zamandır. Maskeli ve değişik kostümlü insanlar, her yere dağılmış çeşitli aktivitelerde bulunur. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Polish_20220816_155853079-800x533.jpg" alt="" width="662" height="441" /> Diğer festivaller: <ul> <li>Venedik Film Festivali (Ağustos sonu, eylül başı)</li> <li>San Marco Festivali (25 Nisan)</li> <li>Vogalonga (Mayıs)</li> <li>Redentore Festivali (Temmuz)</li> </ul> Pek çok tarihi ve kültürel yapıları olan bu şehri iki-üç günde gezebilirsiniz.
Herkese merhabalar bugün sizlere yıllar önce gittiğim Balkan ülkesi Bosna Hersek - Mostar şehri ve Tarihi Mostar Köprüsünden bahsedeceğim. Bosna-Hersek’in başşehri Sarajevo’nun (Saraybosna) 162 km güneybatısında deniz seviyesinden 59 m yükseklikte, Sarajevo’yu Adriya denizi kıyısına bağlayan önemli yol üzerinde yer alır. Hersek bölgesinin merkezi olan şehrin ortasından Neretva nehri geçer. Adı Boşnakça’da ve diğer Slav dillerinde “köprü” anlamına gelir (most: köprü). Buraya Mostići, Mostar ve daha doğrusu Mostari (köprücüler) denilmiştir. Evliya Çelebi de Mostar’ın “köprülü şehir” mânasına geldiğini belirtir .(Seyahatnâme, VI, 481) Mostar'da Akdeniz iklimi hâkim olduğundan dolayı ziyaret için yaz ayları tercih edilir. Mostar'a direkt uçak bulunmadığından Türkiye'den Saraybosna'ya uçtuktan sonra Mostar'a gidiş için tren ve araba tercih edilebilir. Şehir içi ulaşımda ise otobüsler tercih edilebilir fakat küçük bir şehir olduğundan gideceğiniz yerlere yürüyerek gidebilir veya bisiklette kullanabilirsiniz. Konaklama için şehirde 4 veya 5 yıldızlı oteller ve kiralık daireler tercih edilmektedir. Mostar'da gezilecek yerler olarak hepimizin aslında birçok kez duyduğu fakat hikâyesini belkide ilk kez duyduğu Tarihi Bosna Mostar Köprüsü, Neretva nehrinin üzerinde, Bosna Hersek şehri, Mostarda bulunmaktadır. Orijinal köprü 1566 yılında Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından yaptırılmıştır. Köprü için 456 taş kullanılmıştır. 9 Kasım 1933 yılında Bosna Hırvat savaşında Hırvat güçleri tarafından tahrip edilmiştir. 1997 yılında UNESCO ve Dünya Bankasının öncülüğünde yeni bir köprü planı yapılmış fakat köprü için uygun taşlar bulunamamış ve 23 Temmuz 2004'te yeni bir köprü planı daha yapılmıştır. Çevredekiler tarafından 'Mostra' olarak adlandırılan köprü 2005 yılında ise UNESCO Dünya Miras Listesine girmiştir. Aynı zamanda köprünün yanındaki Old Bridge Museum, Hersek Tarih Müzesi, Osmanlı mimarisinden kalan Muslibegovica evi , tarihi şehrin merkezinde ki Koski Mehmet Paşa Camiisi görülmeye değer yerlerdendir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/1660315109321-1.jpg" alt="" width="662" height="497" /> Mostar'dan bahsetmişken elbette ki mutfağından bahsetmemek olmaz, Bosna Hersek Mostar Mutfağında, sebzelerin etle birlikte soğanla pişirilmesi yönünden Türk mutfağına benzetilebilir. Genellikle doğal sebze ve meyveler kullanılır. Sebzeler; Ot, patlıcan, domates, patates, soğan, havuç, maydanoz, salar, pırasa, mahuna, pirinç, yasış tatlı biber. Meyveler; Erik, ayva, elma, vişne, kiraz. Süt ve süt ürünleri; Tatlı ve ekşi süt, kaymak, yoğurt, tatlı kaymak kullanılır. Süt ve süt ürünleri en önemli ürünleridir. Yemekleri çoğunlukla haşlama türünde olup hafiftir. Yemeklerde sos pek fazla tercih edilmez. En ünlü yemekleri; Begova çorbası, cevapi köftesi, ve Boşnak böreğidir. <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/1660315062034-1.jpg" alt="" width="504" height="336" /> Elbette ki alışveriş için hediyelik eşya dükkanları "Eski Pazar" tercih edilir. Eski Pazarın içinde kuyumcular, ayakkabıcılar , bakır ve altın işlemeceliği ön plandadır. Mostar para birimi ve dilinden bahsetmemek elbette olmaz. 'Konvertıbıl Mark' para birimidir. 1 TL= 0.61 Konvertıbıl mark. Resmi dili ise Boşnakça, hırvatça ve sırpça olarak 3 etnik dili vardır. Son olarak Mostar festival ve resmi tatillerinden bahsedeceğim. Mostar Yaz Festivali (Eylül) Geleneksel Koyun Peyniri Fuarı (Kasım) Mostar Blues Festivali (Temmuz) Mostar Film günleri (Sonbahar) <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large size-large" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/1660315378176-1.jpg" alt="" width="637" height="332" /> Resmi Tatiller; Sırp Yılbaşı (14 Ocak) Ortodoks Noeli (7 Ocak) Ortodoks ve Katolik Paskalyası. Tarihi Mostar Köprüsüyle ünlü bu küçük Balkan şehrini vizesiz ve sadece iki günde bile gezebilirsiniz.