R

Ramazan Adsan

@ramazan767

13 paylaşım0 takipçi0 takip
R
Ramazan Adsan
·3 Haz 10:47·Gündem

Dolar kurundaki yukarı yönlü hareketlilik ve Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle artış gösteren brent petrol fiyatı akaryakıt zammını da beraberinde getiriyor. Son olarak 28 Mayıs günü yapılan zammın ardından benzin 24 TL'nin üzerini görürken, motorin ise 23 TL’yi aşmıştı. 2 Haziran itibariyle Benzin ve motorine gelen akaryakıt zammının ardından benzin fiyatları 26 liranın üstüne çıkarken motorin fiyatı ise 26 liraya dayandı. <strong>2 HAZİRAN GÜNCEL LPG FİYATLARI</strong> 26 Mayıs 2022 Perşembe gecesinden itibaren geçerli olmak üzere otogaz fiyatları 36 kuruş zamlanmıştı. Otogazda; İzmit/İzmir: 36, Kırıkkale: 37, Dörtyol: 37, Samsun: 38, Ambarlı: 38 kuruş fiyat artışı meydana geldi. Artış pompa 26 Mayıs gece yarısı itibarı ile pompa fiyatlarına yansımıştı. İstanbul Anadolu yakasında bir litre LPG fiyatı: 11.61 TL İstanbul Avrupa yakasında bir litre LPG fiyatı: 11.82 TL Ankara'da LPG litre fiyatı: 11.85 TL İzmir'de LPG litre fiyatı: 11.55 TL

1
R
Ramazan Adsan
·25 May 08:47·İnsan

Kabil, Âdem ile Havva’nın ilk çocuğudur. Bu sebeple anne ve babası ona bir hayli ilgi göstermektedir. Fakat bu ilgi Habil doğana kadar sürmüştür. Habil ile Kabil bir arada sürekli olarak Tanrı’ya ibadet ederler. Fakat bu durum çok uzun sürmez. Zira Habil tamamen uysal ve iyi huyludur. Bu durum ise annesinin ilgisini toplamayı başarmasını sağlamaktadır. Fakat bunu gören Habil içten içe kardeşine kin beslemekte ve onu kıskanmaktadır. Kabil çiftçilik ile meşgul olurken Habil ise çobanlık yapmaktadır. Aradan geçen zaman Kabil’in kalbini daha çok hırsın bürümesine ve kıskançlığının artmasına neden olmuştur. Kabil Habil’i alarak çiftçilik ile uğraştığı tarlaya götürmüştür. Burada <strong>Habil</strong> <strong>ile</strong> <strong>Kabil</strong> birlikte iş yapmaya başlamışlardır. Habil’in iş yapmasını fırsat bilen Kabil eline bir taş alarak kardeşinin başına vurmaya başlar. Art arda gerçekleşen darbeler sonucunda ise Habil oracıkta ölüverir. Bunun üzerine Kabil oracıkta öldürdüğü kardeşini izlemeye koyulur.  Habil’in bedeni ise kanla kaplanmıştır. Bunun üzerine kardeşine duyduğu öfkesi bir anda pişmanlığa bırakır yerini. Kabil bu suçluluk duygusu ile başa çıkmaya çalışsa da kendini kötü hisseder. Kabil gün geçtikçe daha kötü olmaya başlar. Bunun üzerine dayanamayarak oradan ayrılır ve bir gün günahlarının bağışlanması umudu ile oradan uzaklaşır. Her şeyi geride bırakmak amacıyla oradan ayrılan Kabil Nod topraklarına yerleşir. O her şeyi ardında bırakarak yeni bir yaşam sürmeyi ister.

1
R
Ramazan Adsan
·24 May 08:09·Yaşam

<p>Bir zamanlar çok azimli, yaptığı her şeye emek veren bir adam varmış. Fakat ne kadar çalışkan olsa da verdiği bu emek yiyecek yemeği bile bulmasına yeterli olmazmış, kıt kanaat geçinirmiş. Ekmek parasını kestiği kütükleri siparişe göre haneden haneye taşımak, insanlara ısıtmaya yarayan malzemeleri satmakmış. Günün birinde yine ormandayken değişik şeyler duymuş.&nbsp;</p><p>Görmezden gelmiş ve şehre götüreceği kütükleri kesip yüklemeye devam etmiş. Yine tüm dikkatini işine vermişken garip birden hayvan iniltisine benzer bir şey duymuş. Çok fazla tırsmış ve cesaretini toplayıp sesin geldiği yere doğru adım atmaya başlamış. Gitmiş, gitmiş sonra bir bakmış ki dallanıp budaklanan çalıların arasında ışıl ışıl göz kamaştırıcı bir kız var. Anında gitmiş yanına ve onu kurtarmış, oduncu kıza sende kimsin deyip ismini öğrenmek istemiş. Kızda ilk onun ismini söylemesini istemiş.</p><p>Oduncu şaşkın bir şekilde yarım yamalak adını söylemiş. Kız oduncuya tanışmanın onun tarafından olduğunu söylemiş, bu kız adamın şansıymış.’’ Beni kurtardığın yerde senin olan paralar duruyor. ‘’ demiş kız. Oduncu anlam verememiş, kız bunun onun payına düşen tüm yıl çok emek verip aldığı para olduğunu söylemiş. Oduncu bir hayalde olduğunu düşünmüş bir an için.</p><p>Sonra gidip paraları almış. Şoke olmuş ve mutlu bir şekilde kulübesine geri gitmiş. Karına olan biteni anlatmış fakat ikisi de anlam veremiyormuş. Yaşamları farklı bir doğrultu göstermeye başlamış ve eski geçim dertleri olmadığından mesutlarmış. Herkeste nasıl bu kadar çabuk bir hayat değiştirdiklerini merak ediyor ve sürekli soru yağmuruna tutuyorlarmış. Adam doğruları söylüyormuş ve ormanda şansıyla denk geldiğini ifade ediyormuş.</p><p>Hiçbir şey yapmayan bir adam bu olan biteni duyunca ormana gitmiş, şansına ulaşmak için. Her yerde onu aramış ve sonunda korkunç görünüşlü bir kadın ortaya çıkmış, adam şansının bu olduğuna inanmakta güçlük çekiyormuş. Kadın şansın emek vermekle doğru orantılı olduğunu söylemiş. Adam bunu duyar duymaz ışık hızıyla ormandan kaçmış çünkü çalışmak ve emek göstermek ona göre değilmiş. Küçük yaşamında hiçbir şey yapamadan göçüp gitmiş.</p>

2
R
Ramazan Adsan
·23 May 05:37·Yaşam

<p>Fethin onuncu yılında Fatih Sultan Mehmet, adını taşıyan bir camii yaptırmak ister.</p><p>Ve caminin kubbeleri Ayasofya’dan büyük ve azametli olsun ister. Bunun için getirttiği mermer sütunları kestiren Rum mimar İpsilanti Efendi'ye kızıp elini kestirir.</p><p>Bunun üzerine İpsilanti Efendi, ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi'ye başvurur.&nbsp;</p><p>Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının Padişah'tan alınmasını ister.</p><p>Kadı, Padişah'ı çağırtır.&nbsp;</p><p>Muhakeme başlar.</p><p>Padişah girdiğinde İpsilanti Efendi dâvâcı makamında ayakta durmaktadır.</p><p>Padişah "<strong>maznun</strong>" minderine bağdaş kurmak üzereyken, Kadı Efendi sert bir tonla uyarır:</p><p>"Beyim, davacı ile hukuk önünde yüzleşeceksin, ayağa kalk!"</p><p>Padişah kalkar. Kendisini savunması istenince hata ettiğini belirtir.&nbsp;</p><p>Kadı Efendi "<strong>Kısasa kısas</strong>" hükmünü verir:&nbsp;</p><p>Hüküm gereğince Padişahın da eli kesilecektir.</p><p>Dinleyenler dehşetten ve hayretten dona kalmışlardır.</p><p>Padişah boyun bükmüş, hükme rıza göstermiştir.&nbsp;</p><p>Durum o kadar alışılmışın dışındadır ki; İpsilanti Efendi'nin eli, ayağı titremeye başlar.&nbsp;</p><p>Biraz kendine gelince;</p><p>"Dâvâmdan vazgeçtim. adâletinin büyüklüğü gördüm, yaşadım..&nbsp;</p><p>Böyle bir cihangirin elini kestirip kıyamete kadar lânetlenmeyi göze alamam" der.</p><p>Fatih'in eli kesilmekten kurtulur. Ama tazminat ödemeye mahkûm olur.&nbsp;</p><p>Kestirdiği elin diyetini şahsî gelirinden öder.&nbsp;</p><p>Ayrıca bir de ev verir.</p><p>Mahkeme sona erip herkes çıktıktan sonra,</p><p>Padişah, Kadıya döner: "<strong>Bak Hızır Çelebi, bu padişahtır deyu iltimas eyleseydin, adalete mugayir hüküm verseydin &nbsp;şu kılıçla başını koparırdım.</strong>"</p><p>Kadı Hızır Çelebi minderini kaldırır, minderin altında duran demir topuzu Padişaha gösterir:</p><p><strong>Siz de padişahlığınıza mağruren hükmü tanımasaydınız billahi bu topuzla başınızı ezerdim.</strong>"<br /><br />Öyle bir adalet sistemi ki;<br />Herkes herkese karşı hakkının korunacağına inanıyor.<br />Padişah bile olsan mahkemeye gidiyor, muhakeme ediliyorsun.<br /><br />Mahkeme huzurunda herkes eşit muamele görüyor. <br /><br />Kadının yani hakimin huzurunda kimin kim ve ne olduğunun bir ayrıcalığı olmuyor.<br /><br />Taraflardan birisi padişah bile olsa, mahkum edilebiliyor.<br /><br />Hükmün maddi tazminata çevrilmesi, ancak &nbsp;mağdurun rızasıyla olabiliyor.<br /><br />Ve padişah, tazminatı “<strong>şahsi gelirinden</strong>” ödüyor.<br /><br /><strong>Fatih Sultan Mehmet der ki;</strong><br /><br />“Aklı öldürürsen ahlak da ölür, <br />Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. <br />Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. <br />Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür”.</p>

1
R
Ramazan Adsan
·21 May 12:47·Gündem

<h2>Rusya Savunma Bakanlığı Batı'nın Kiev'e gönderdiği büyük bir silah sevkiyatının Ukrayna'nın kuzeybatısında uzun menzilli füzelerle imha edildiğini duyurdu. Bakanlık Sözcüsü İgor Konaşenkov ise Mariupol'de Rusya'ya karşı direnişi sürdüren Azovstal çelik fabrikasındaki Ukrayna askerlerinin son grubunun da teslim alındığını, fabrikanın tamamen boşaltıldığını açıkladı.</h2><p><a rel="nofollow noopener" href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/rusya" target="_blank">Rusya</a>&nbsp;Savunma Bakanlığı bugün Kiev'e gönderilen büyük bir silah sevkiyatının&nbsp;<a rel="nofollow noopener" href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ukrayna" target="_blank">Ukrayna</a>'nın kuzeybatısında uzun menzilli füzelerle imha edildiğini duyurdu.</p><p>Bakanlığın açıklamasında<strong>&nbsp;"ABD ve Avrupa ülkelerinden teslim edilen çok sayıda silah ve askeri teçhizat Zhytomyr bölgesindeki Malin tren istasyonu yakınlarında Kalibr füzeleri ile imha edildi"</strong>&nbsp;ifadeleri kullanıldı.<br /><br /><strong>'MEŞRU HEDEF OLUR' DİYE UYARMIŞTI</strong></p><p>İmha edilen silahların Batı'dan Donbas savaşı için gönderildiği belirtildi.</p><p>Batı'nın Ukrayna'ya gönderdiği silahlar konusunda sık sık uyarıda bulunan Rusya yabancı ülkelerin Ukrayna'ya silah tedarik etmesine izin vermeyeceğini belirterek&nbsp;<strong>"Silah taşıdığını düşündüğümüz Ukrayna topraklarına giren herhangi bir yük meşru hedef olacaktır"</strong>&nbsp;açıklamasında bulunmuştu.</p><p>Rusya Devlet Başkanı Putin de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmesinde Batı'yı silah yardımı konusunda uyarmış ve&nbsp;<strong>"Batı Ukrayna'ya silah tedarikini durdurarak bu vahşeti durdurabilir"</strong>&nbsp;demişti</p>

0
R
Ramazan Adsan
·21 May 08:21·Gündem

<p>Finlandiyalı enerji şirketi Gasum tarafından yapılan açıklamada ülkenin gaz satın alırken Ruble ile ödeme yapmayı kabul etmediği; gaz akışının bu sebeple durdurulduğu söylendi.</p><p>Gasum ülkenin, Finlandiya ve Esyonta'yı birbirine bağlayan Balticconnector boru hattı üzerinden gaz almaya devam edeceğini söyledi.</p><p><strong>FİNLANDİYALI ŞİRKET: HABERİMİZ VARDI</strong></p><p>Doğal gaz, Finlandiya'nın enerji tüketiminin yaklaşık yüzde sekizini oluşturuyor ve bunun çoğu Rusya'dan geliyor.</p><p>Rusya'nın 24 Şubat'ta Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından Moskova, AB üye ülkeleri de dahil olmak üzere "dost olmayan ülkelerden" müşterilerinden, Batı'nın merkez bankasına yönelik mali yaptırımlarından kaçınmanın bir yolu olarak Doğalgaz&nbsp;için ruble ödemesini istemişti.</p>

0
R
Ramazan Adsan
·20 May 19:30·Ekonomi

Altın fiyatları bugün durgun seyrediyor. Son günlerde yükselişe geçen altın fiyatları haftanın son iş gününü 950 lira seviyelerinde sabitlendi. Altının gram fiyatı, güne yükselişle başlamasının ardından saat 13:50 itibarıyla Kapalıçarşı'da 951,92 liradan alıcı buluyor. Dün, ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanan altının gram fiyatı, günü yüzde 0,95 artışla 940,5 liradan tamamladı. ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin "ekonomide yumuşak iniş" için gereken her şeyi yapacakları sinyalini vermesinin ardından dün yüzde 1,36 yükselişle günü 1.841,6 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, şu dakikalarda önceki kapanışına göre yüzde 0,2 artışla 1.844,9 dolardan işlem görüyor. Analistler, küresel çapta enflasyonist baskıların devamına işaret eden gelişmelerin, daha agresif merkez bankaları ve büyüme odaklı endişelerin gündemde kalmasına neden olduğunu ifade etti. Yatırımcıların riskli varlıklardan güvenli limanlara yönelimi sürerken, mevcut endişelerin aşırı fiyatlandığına dair görüşlerin de olduğuna işaret eden analistler, Çin Merkez Bankası'nın 5 yıllık referans kredi faizini yüzde 4,60'tan yüzde 4,45'e indirmesinin küresel ölçekte piyasaları desteklediğini kaydetti. Analistler, bugünün veri gündeminde Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksinin öne çıktığını belirterek, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.830 ve 1.800 doların destek, 1.880 doların direnç konumunda bulunduğunu söyledi.

0
R
Ramazan Adsan
·20 May 19:06·Gündem

<h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savunma sanayii alanındaki birikimleri dostlarımızla paylaşma irademizin bir nişanesi olan Pakistan MİLGEM Projesi'ni daha büyük iş birliklerinin de habercisi olarak kabul ediyorum" dedi.</h2><p>Erdoğan, Türkiye'nin Pakistan için inşa ettiği MİLGEM korvetlerinden üçüncüsünün suya indirilme törenine video mesaj gönderdi.</p><p>Erdoğan konuşmasında, "Dost ve kardeş Pakistan için inşa ettiğimiz dört MİLGEM korvetinden üçüncüsünün suya indirilme töreni vesilesiyle sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Türkiye ve Pakistan'ın kökleri derinlere inen tarihi bağlarının son dönemdeki en somut ürünlerinden biri olarak gördüğüm bu projenin ülkelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Savunma sanayi alanındaki birikimleri dostlarımızla paylaşma irademizin bir nişanesi olan Pakistan MİLGEM projesini daha büyük iş birliklerinin de habercisi olarak kabul ediyorum. Pakistan dünyanın önde gelen coğrafyaları arasında yer alan Güney Asya'nın en stratejik konuma sahip ülkesidir. Tarih boyunca bu coğrafya kadim kültürü ve zenginliğiyle dünyanın göz bebeği olmuştur. Pakistan ve Pakistan halkı milletimiz ve bizim nezdimizde ayrı bir yere sahiptir. Güvenliğini, istikrarını, refahını kendimizle eş tuttuğumuz Pakistan'ın askeri altyapısını güçlendirilmesi için her türlü katkıyı yapmayı, kardeşlik hukukumuzun bir gereği olarak görüyoruz" dedi.</p><p>Erdoğan, "Bu anlayışla Pakistan Deniz Kuvvetleri için dört adet MİLGEM sınıfı inşa etmek için başlattığımız projenin salgın dönemine rağmen belirlenen takvim çerçevesinde gecikme olmadan yürümesini sağladık. İkisi Pakistan'da ikisi ülkemizde inşa edilen gemilerin yapım aşamaları birer birer tamamlanıyor. Geçen yıl İstanbul'da Cumhurbaşkanı Sayın Alvi ile birlikte BABUR Gemisi'nin suya indirme törenine iştirak etmiştik. Bugün de BADR Gemisi'nin Karaçi'de yapılan suya indirme töreninin sevincini yaşıyoruz. Eylül ayında da İstanbul'da KHAIBAR Gemisi suya indirilecek" ifadelerini kullandı.</p>

0
R
Ramazan Adsan
·20 May 14:23·Gündem

<h2>Ukrayna'daki savaş son sürat devam ederken Zelenski'den peş peşe flaş açıklamalar geldi. Donbas'taki son durumu dünyaya duyuran Zelenski'den çok konuşulacak bir 'Terminatör' açıklaması geldi.</h2><p>Rusya Devlet Başkanı Putin'in emri ile 24 Şubat'ta başlayan savaş son dönemde ülkenin doğu bölgelerinde yoğunlaşmış durumda.</p><p>Zira 24 Şubat'ta başlayan savaşta ana hedefini ülkenin başkenti Kiev olarak belirleyen Rusya kenti kuşatmış ancak ele geçirememiş, daha sonra ise hedefini Donbas olarak belirlemişti.</p><p>Haftalardır yoğun çatışmalara sahne olan bölgedeki son durum ile ilgili Zelenski'den açıklama geldi.</p><p>Ukrayna lideri Donbas için 'Orası Cehennem gibi' dedi ve Putin'in güçlerinin mümkün olduğu kadar çok Ukraynalıyı öldürmeye çalışmakla suçladı.</p><p>İngiliz Independent gazetesinde yer alan habere göre, Harkiv'de yenilen Rusya Donbas'a yönelik saldırılarını artırdı.</p><p>'Donbas tamamen yok edildi' diyen Zelenski 'acımasız ve kesinlikle anlamsız bombardımanında' 12 kişinin daha hayatını kaybettiğinin altını çizdi.</p>

0
R
Ramazan Adsan
·20 May 08:00·Gündem

<h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ankara'nın İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılmasına 'evet' demeyeceğini duyurması uluslararası medyada ilk sayfadan veriliyor. Wall Street Journal gazetesi, 'Finlandiya, İsveç NATO'ya girmeyi planlarken, Türkiye taleplerini açıkça belirtiyor' başlığını kullandı, The Times ise İsveç'in masaya getirebileceği iki teklifi yazdı.</h2><p>Rusya'nın 24 Şubat 2022 sabahı Ukrayna'yı işgale girişmesiyle küresel dengeler tepetaklak oldu, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) doğu kanadındaki ülkelere on binlerce asker ve savaş uçağı yığdı.</p><p>Ukrayna işgali 200 yıldır tarafsız olan İsveç'le on yıllardır tarafsız pozisyon alan Finlandiya'da da taşları yerinden oynattı. İki İskandinav ülkesinin NATO'ya üyelik başvurusu yapabileceğine yönelik sinyaller Nisan ayında gelmeye başladı.</p><p>Mayıs ayında ise önce Finlandiya, ardından İsveç NATO'ya katılmak için harekete geçeceklerini resmen dünyaya ilan ettiler.</p><p>İki ülkenin aldığı karara Rusya'dan arka arkaya uyarı geldi. Devlet Başkanı Vladimir Putin, NATO'nun genişlemesinin ABD'nin yararına olduğunu belirtip Finlandiya ve İsveç'e askeri üs kurulması halinde Moskova'nın tepkilerinin tetiklenebileceğini söyledi.</p><p>Rusya ayrıca bugün Finlandiya'nın Moskova Büyükelçiliği'nde görevli iki diplomatı sınır dışı edeceğini açıkladı. Söz konusu adım, bir misilleme niteliği taşıyor. Helsinki yönetimi, diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte bazı Rus diplomatları 'istenmeyen adam' ilan etmişti.&nbsp;</p>

1
R
Ramazan Adsan
·19 May 17:51·Gündem

<h2>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılma başvuruları üzerine açıklamada bulundu. Stoltenberg, "NATO'daki fikir ayrılıklarına çözüm buluruz" derken, "İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılması için hızlı karar çıkmalı" diye konuştu. Stoltenberg, "Türk yetkililerle iletişim halindeyiz" derken, “Türkiye gibi önemli bir müttefikimiz güvenlik endişelerini dile getirdiğinde bu konuda harekete geçmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.</h2> NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımlarını değerlendirirken Türkiye'nin ifade ettiği güvenlik endişelerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, "Türkiye gibi önemli bir müttefik güvenlik endişelerini gündeme getirdiğinde bunu halletmenin tek yolu ortak bir zemin bulmak için oturup konuşmak." dedi. Stoltenberg, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Kopenhag'da yaptığı görüşmeden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yaptıkları başvuru hakkında değerlendirmede bulunan Stoltenberg, "Tüm müttefiklerin güvenlik endişeleri dikkate alınmalıdır. İsveç ve Finlandiya'nın NATO katılmaları konusunda ortak bir karara kısa sürede varacağımıza inanıyorum." dedi. Stoltenberg, NATO'nun 30 müttefiki arasında bazen farklılıklar olabildiğini ancak bunların konuşularak aşılabileceğini belirtti. İsveç ve Finlandiya'nın katılımı konusunda Türkiye'nin yanı sıra tüm NATO üyeleriyle yakın temas içinde olduklarını vurgulayan Stoltenberg, "Türkiye'nin ifade ettiği endişeleri ele alıyoruz. Türkiye gibi önemli bir müttefik güvenlik endişelerini gündeme getirdiğinde bunu halletmenin tek yolu ortak bir zemin bulmak için oturup konuşmak." ifadesini kullandı. Stoltenberg, iki ülkenin NATO'ya katılmaları durumunda AB nüfusunun yüzde 96'sının NATO içinde olacağını belirterek, NATO ve AB'nin Batı Balkanlar, Ukrayna, siber güvenlik gibi konularda her zamankinden daha yakın iş birliği içinde olduğunu kaydetti. Stoltenberg, "AB'nin savunma çabalarını memnuniyetle karşılıyorum. Doğru yönde yapılırsa bunlar hem NATO'yu hem de AB'yi güçlendirecektir." diye konuştu.

0
R
Ramazan Adsan
·12 May 16:45·Kültür

<p><strong>Malazgirt Savaşı&nbsp;</strong>26 Ağustos 1071 tarihinde&nbsp;Büyük Selçuklu&nbsp;hükümdarı&nbsp;Alp Arslan&nbsp;ile&nbsp;Bizans&nbsp;hükümdarı Romen Diyojen&nbsp;arasında gerçekleşen muharebedir.&nbsp;Alp Arslan'ın kesin zaferi ile sonuçlanan bu muharebe, "Türklere Anadolu'nun kapılarını sonsuza dek açan muharebe" olarak bilinir.</p><h2>Alparslan´ın tarihi konuşması</h2><p>Sultan Alparslan askerlerine; "Burada Allah´tan başka bir sultan yoktur; emir ve kader tamamiyle O´nun elindedir. Bu sebepten benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz."</p><p>&nbsp; &nbsp;Askerler heyecanla, hep bir ağızdan; "Asla emrinden ayrılmayacağız!" diye haykırmışlardı. Alparslan konuşmasına böyle devam etmiştir:<br /><br />&nbsp; &nbsp;"Ey askerlerim! Eğer şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun, Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır. Ey askerlerim ve kumandanlarım! Daha ne zamana dek biz azınlıkta düşman çoğunlukta olmak üzere, böyle bekleyeceğiz. Düşmanı yenersek arzu ettiğimiz netice olacaktır. Yoksa şehit olarak Cennete gideceğiz. Beni izlemek isteyenler gelsinler. Geri dönmek isteyenler serbestçe dönsünler. Onlara hiçbir ceza verilmeyecektir. Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım."</p><p>Savaş öğle saatlerinde&nbsp;Türk&nbsp;atlılarının toplu ok saldırısına geçmesiyle başladı. Türk ordusunun çok büyük çoğunluğu atlı birliklerden oluştuğundan ve neredeyse hepsinde de ok olduğundan bu saldırı Bizanslılar'da önemli miktarda asker kaybına neden olmuştu. Ama yine de Bizans ordusu saflarını bozmaksızın korudu. Bunun üzerine ordusuna yanıltıcı bir çekilme buyruğu veren&nbsp;Alp Arslan, gerilerde gizlediği küçük birliklerinin tarafına doğru çekilmeye başladı. Bu gizlediği birlikler az miktarda organize olmuş askerlerden oluşuyordu. Türk ordusu, arka saflarda bir hilal biçiminde yayılmışlardı. Türklerin hızlıca çekildiğini gören Romen Diyojen, Türklerin saldırı gücünü yitirdiğini ve sayıca fazla olan Bizans ordusundan korktukları için kaçtıklarını düşündü. En baştan beri Türkler'i yeneceğine inanmış olan imparator, bu bozkır taktiğine kanıp, kaçan Türkler'i yakalamak için ordusuna saldırma&nbsp;emri verdi.</p><p>Çok az zırhları olduğu için hızlıca geri çekilebilen Türkler, zırh yığınına dönmüş Bizans süvarileri tarafından yakalanamayacak kadar hızlıydı. Ancak buna rağmen Bizans ordusu, Türkler'i kovalamaya başladı. Yan geçitlerde pusu kurmuş Türk okçuları tarafından ustaca vurulan ama buna aldırmayan Bizans ordusu saldırıya devam etti. Türkler'i iyice kovalayıp yakalayamayan, üstüne bir de çok yorulan (üstlerindeki ağır zırhların etkisi büyüktü) Bizans ordusunun hızı durma noktasına geldi. Türkler'i büyük bir hırsla kovalayan ve ordusunun yorulduğunu anlayamayan Romen Diyojen yine de takip etmeye çalıştı. Ancak bulundukları mevziden çok ileri gittiklerini ve çevreden saldıran Türk okçularını görüp kuşatıldığını çok geç zamanda anlayan Diyojen, geri çekilme buyruğu verme ikilemindeydi. Tam da bu ikilemdeyken, geri çekilen Türk süvarilerinin, yönlerini tam olarak Bizans ordusu üzerine geçip hücuma kalkmaları ve geri çekilme yollarının da Türkler tarafından kapatıldığını gören Diyojen, paniğe kapılarak çekilme buyruğu verdi. Ancak ordusu, çevrelerindeki Türk hatlarını yarıncaya kadar, yetişen Türk ordusunun ana kuvvetleri, Bizans ordusunda tam bir panik başlattı. Kaçmaya kalkan generalleri görüp daha da paniğe kapılan Bizans askerleri, en büyük savunma güçleri olan zırhlarını da atıp kaçmaya çalıştı. Ardından ustaca kılıç kullanan Türk kuvvetleriyle eşit duruma düşüp büyük çoğunluğu yok oldu.</p><p>Ordusunu komuta etme olanağının kalmadığını gören&nbsp;Romen Diyojen, yakın birlikleriyle kaçmaya kalktıysa da artık bunun imkânsız olduğunu gördü. Sonuçta tam bir bozgun havasına giren Bizans ordusunun büyük bölümü akşam hava kararıncaya kadar yok edildi. Kaçamayıp sağ kalanlar teslim oldular. İmparator omzundan yaralı olarak ele geçirildi.</p><p>Bu savaş, zafer kazanan komutan&nbsp;Alp Arslan'ın Romen Diyojen&nbsp;ile antlaşma yapmasıyla son buldu. İmparatoru bağışlayan ve ona iyi davranan Sultan, antlaşmaya göre imparatoru serbest bıraktı.&nbsp;</p>

1
R
Ramazan Adsan
·11 May 16:24·Haber

<p><strong>III. Dünya Savaşı</strong>, gelecekte nükleer silahların geliştirilmesi, test edilmesi ya da kullanılması sonucunda gerçekleşeceği düşünülen bir&nbsp;<a rel="nofollow" href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_sava%C5%9F%C4%B1">dünya savaşıdır</a>. 2. Dünya Savaşı bu yıkımın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını göstermektedir. Bazıları bu savaşı,&nbsp;<a rel="nofollow" href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/So%C4%9Fuk_Sava%C5%9F">Soğuk Savaş</a>&nbsp;ya da&nbsp;<a rel="nofollow" href="https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Ter%C3%B6rizmle_Sava%C5%9F">Teröre Karşı Savaş</a>&nbsp;gibi sınırlı veya daha küçük çatışmalara atıfta bulunmak için kullansa da, diğerleri böyle bir çatışmanın hem kapsam hem de yıkıcı etki açısından önceki dünya savaşlarını geride bırakacağını varsayıyor.</p><p>Her seferinde karşı karşıya gelen Rusya ve ABD bu savaşı başlatabilecek ülkeler arasında. Şu an her ne kadar karşı karşıya gelmemiş gibi dursalarda geçmişte yaşananlar savaşın ne kadar yakın olduğunu ve ufak bir hatada neler yaşanabileceğini tahmin etmek zor değil.</p><p>Söz konusu savaş birçok ülkede askeri ve sivil yetkililer tarafından beklenmekte ve bu doğrultuda savunma planları yapılmaktadır. Bu planlar dahilinde nükleer sığınaklar inşa edilmiştir.&nbsp;</p>

0