Nikola Tesla’nın ağlatan hikayesi…

Yine bir deha ve döneminin ötesinde bir mucit… Dünyayı kökten değiştirecek icatlara sahip olan iyi niyetli bir köylü çocuğa hayatın yaptığı haksızlıklar...13 dk


4
23 paylaşım, 4 puan

Nikola Tesla, Sırbistan'ın Similjan kasabasında 10 Temmuz 1856 tarihinde doğdu. Babası papaz, annesi ise okuma yazması olmamasına rağmen küçük ev aletleri tasarlayan müthiş hafızaya sahip bir kadındı. Yeteneklerinin ilk olarak annesi tarafından fark edilmesi bu yüzden ilginç olmasa gerek. Milca, Angelina ve Marica isimli üç kız kardeşi vardı. Sade bir yaşam süren, İncil’den ve şiirlerden pasajlar okunan bir ev ortamında büyüdü. Tesla hiç evlenmedi. 

Sade bir aile düzeni vardı evet, fakat hep ailesi tarafından rahip olması gerektiği ve bunun eğitimini alması gerektiği yönünde bir baskı vardı. İlk olarak gerçek adı yerine dedesinin Nicola adını almasıyla bile hayatında psikolojik bir süreç başladığını düşünebiliriz…

Biyografisinde: “Sekiz yaşıma kadar zayıf ve kararsız kişiliğim vardı. Kesin bir karar almak için gereken cesaret ve güçten yoksundum. Duygularım dalgalıydı ve uç noktalar arasında devamlı gidip gelirdi. Beni tüketecek kadar güçlü arzulara sahiptim ve çok başlı bir yılanın kafaları gibi çoğalıyorlardı. Acı, ölüm ve dini korkulara dair düşünceler bana sıkıntı verirdi. Batıl inançların etkisi altındaydım ve sürekli kötücül yartıkların korku ve endişesiyle yaşıyordum.” demiştir. 

Bunların dışında, Tesla’nın, dehasına rağmen ne kadar zor bir hayat yaşadığını ve Obsesif Kompülsif Bozukluk belirtileri gösterdiği anlaşılan şu dizelerinden anlayabiliriz: “Bir görüntü ve düşünce, bütün çabalarıma rağmen bazen elimle bile defetmeme rağmen gözümün önünden veya aklımdan gitmezdi. Küpelerden hoşlanmazdım. Başka insanların saçlarına dokunamazdım, silah zoruyla olursa, belki. Şeftali görecek olursam ateşim çıkardı ve evin içinde herhangi bir yerde bir parça kafur olması bende ciddi rahatsızlık yaratırdı. Yürürken adımlarımı sayardım ve çorba kaselerinin, kahve fincanlarının ve yiyeceklerin hacimlerini hesaplardım, aksi halde yediğimden tat alamazdım. Yaptığım tüm tekrarlanan hareket ya da işler üçe bölünebilir olmalıydı ve eğer sayıyı kaçıracak olursam hepsini saatler sürse bile baştan yapmak zorunda hissederdim.” Tesla’nın zihninin bedenini ve tüm yaşamını nasıl etkisi altına aldığını ve aslında küçüklüğünden beri fiziğe nasıl meraklı olduğunu anlamak zor olmasa gerek… Acı içinde kıvranan bir deha…

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Her zaman fotografik hafızasını ve zekasını annesinden aldığını söylerdi. Kadınların yeteneklerinin adil değerlendirilmediği bir ülkede ve zamanda yaşadığı için annesi adına hep üzülürdü. 

Küçüklüğünde inanılmaz ufak tefek icatlar yaparken bir ara tahta bıçaklar üzerine yapıştırılan on altı mayıs böceği tarafından çekilen pervane icat etmişken, hatıralarında ruh haline aldığı ikinci kötü darbeyi şöyle anlatır:

“Bu yaratıklar inanılmaz ölçüde etkiliydi. Bir kere başladıklarında durmak nedir bilmez ve saatlerce dönmeye devam ederlerdi… Her şey yabancı bir çocuğun gelişine kadar çok iyi gitti. Bu çocuk Avusturya Ordusu’ndan emekli bir subayın oğluydu. Bu yaramaz, mayıs böceklerini canlı canlı yer ve sanki mavi istiridye yemiş gibi tadını çıkarırdı. Bu mide bulandırıcı görüntü, gelecek vadeden bu alandaki başarılarımı sonlandırdı ve o zamandan bugüne dek bir daha mayıs böceği veya herhangi bir böceğe bu amaçla dokunamadım.”

Ona göre ise tüm yaşadığı tecrübelerden en kötüsü şuydu: “Kasabada, kiliseye çok bakımlı ve iyi giyimli bir kadın geldi, uzun kuyruklu bir elbisesi ve hizmetçileri vardı. Bir Pazar günü, çan kulesindeki çanı çalmayı henüz bitirmiş ve aşağı doğru aceleyle koşarken büyük hanım da hızla çıkmaktaydı ve yanlışlıkla onun eteğinin kuyruğuna bastım. Acemi askerlerce ateşlenen yaylım ateşi gibi bir ses çıkararak müthiş bir gürültüyle yırtıldı. Babam öfkeden mosmor kesilmişti. Yanağıma hafifçe bir tokat attı, bu bana uyguladığı tek fiziksel cezaydı ama şimdi bile hissedebiliyorum. Onu izleyen utanç ve şaşkınlığımı anlatmaya kelimeler yetmez.” Bu olaydan sonra Nikola bölge halkından uzun bir süre dışlandı. Ta ki zekasıyla, hortumundan su çıkmayan bir itfaiyenin sorununu giderip şehrin yangını durdurmayı sağlayana kadar.

Hep kadınları öne çıkardı. Ona göre ileride kadınların cinsiyet eşitliği mücadelesi, kadınların üstünlüğü ile sonuçlanacaktı. Annesi evet, anneannesine bakması gerektiği sebebiyle okumamıştı fakat inanılmaz bir hafızaya sahipti ve ciltler dolusu yerli ve klasik Avrupa şiiri külliyatını ezbere okuyabiliyordu. 

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Ve sadece annesi değil, rahiplik konusunda zıtlaşmış olsa da babası da Büyük Napolyon’un ordusunda görev yapmış bir subayın oğluydu ve matematik profesörü kardeşi gibi askeri bir eğitim almış fakat sonrasında rahipliği seçmiştir. Çok bilgili bir adamdı, doğuştan gerçek bir filozof, şair ve yazardı; vaazlarının da çok etkili ve güzel olduğu söylenirdi. İnce bir espri anlayışı vardı. Bir gün çiftlikte çalışan Mane adında şaşı bir adam ağaç keserken yakınında duran babası oldukça rahatsız olmuştu ve: “Tanrı aşkına Mane, baktığın şeye vurma, vurmak istediğin şeye bak.” demişti. Başka bir gün pahalı kürk paltosunu arabasının tekerleğine süren arkadaşına, “Paltonu çek, lastiğimi mahfediyorsun” demişti. Ses tonunu ustalıkla değiştirerek neşeyle sohbet eder, hararetli tartışmalar yapardı. 

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Ve evet… bir sonraki büyük travması: Bir kış gecesi babası acil göreve çağrıldığında dağlardan geçen kurtlar etrafını sarmış, ürken at babasını sert bir şekilde sırtından atıp kaçmış, korkmuş ve kanlar içerisinde eve dönen at, kardeşinin ölümüne sebep olacak kadar yaralanmasına sebep olmuştur… Hatıralarında bu trajik sahneye şahit olduğunu ve yıllar geçmesine rağmen gözlerinin önünden gitmediğini yazmıştır. 

Nikola hep elektriğe ve fiziğe merak sarmış, bu alanda eğitim görmek istemiştir. Babası ise ısrarla din adamı olmasını istemiştir. Birçok kez ölümden dönmüş, Karlovaç’da dil ve matematik eğitimi alırken ölümcül bir hastalığa yakalanmış, hasta yatağında babası artık dayanamayarak “Dünyadaki en iyi teknik okula gideceksin” demiş ve kabul etmiştir. Bu sevinçle ve acı ilaçlarla ve babasının desteğiyle Tesla, mucizevi bir şekilde iyileşmiştir. 

Nikola Tesla’nın yaptığı, yapmayı tasarladığı ve hayal ettiği birçok icadı günümüzde bile tezahür etmek kolay değildir. Projelerinden yalnızca birkaçı, kablosuz elektrik üretimi, ekvatoru dolanacak bir demiryolu, Mars’a mesaj göndermek, mekanik uçma makinası, düşüncelerimizi görüntülere çevirmek ve sayısız icat… 

Onun büyük rüyaları vardı. Avusturya Styria Gratz’daki Politeknik Okulu’na yazılacaktı. Fakat din adamların saygınlığı eskisi gibi kalmadığından ailesi para sıkıntısı çekiyordu, bunun için Ordu Öncü Birliği bursunu kazanmalı, sabak saat üçten akşam 10’a kadar aralıksız çalışmalıydı. Öyle de yaptı. Nikola durmadan, ölümüne çalıştı, hocaları artık Nikola’ya verecek not bulamıyorlardı. Babası öldükten sonra, babasının okula gönderdiği mektubunda şu notları gördü: “…çocuğumu okuldan almazsak çok çalışmaktan ölecek.” Tesla üzüntüsünü tarif edemiyordu. Çabalarına rağmen ekonomik sıkıntısı yüzünden okulu bitiremeden bıraktı. Fakat yıllar boyunca, bugün bile asosyalliği yüzünden okulu bıraktığı yazılır.

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Ömrünün ortalarında, bütün emekleriyle birlikte Amerika’ya gittikten sonra Edison ile tanıştı. Tesla’ya tam zıt olarak, kaba saba, neşeli, zeki bir ‘reklamcı’ydı. Elbette kendi çalışmaları vardı fakat çalmayı da iyi biliyordu. Çalışanlarından biri yeni bir fikir ortaya atar atmaz Amerikan Patent Ofisi’nin yolunu tutardı. Çok iyi bir yetenek avcısıydı. Hatiplikteki uzmanlığı, fikirlerini tutkuyla anlatışı o zamanın bankerlerinden fikirlerine yatırım alabilmek için en güçlü silahıydı. Büyük meydanlarda yaptığı gösterişli ürün tanıtımları ile halkı etkilemeyi başarmış, onların desteğini de arkasına almıştı. Konuşmalarını ezberler, halkın karşısına çıkmadan önce onlarca kere çalışanlarının önünde pratik yapardı. Bir yandan da alternatif akım, kablosuz ampul, floresan lamba, elektron mikroskobu, radyo dalgası, telsiz, neon lamba, kablosuz telgraf, uzaktan kumanda, kablosuz elektrik aktarımı, elektromanyetik motor, elektrikli raylı sistem ve jeneratör gibi patentini aldığı fakat çoğu da ışınlanma ve hatta zaman makinası gibi hayata geçirilmemiş yaklaşık 700 icat ve buluşun sahibi olan büyük deha Nikola Tesla… ve Tesla bunları ticarete dönüştürmeyi umursamadığı için bütün bu ünü ve şöhreti kazanan ise Edison oldu. 

Edison o yıllarda kurduğu şirket ‘General Electric’ ile şehirlere doğrusal akım kullanarak elektrik üreten santraller inşa ediyordu. Fakat Amerika’da sık sık meydana gelen elektrik kesintilerindeki eksik parçayı çözecek olan Tesla’ydı. Öyle de oldu. Amerika’ya ulaştığında cebinde sadece 4 cent, bir de patronunun referans mektubu vardı. Edison’un şirketine girdi. Santraldeki akım sorununu çözen Nicola Tesla, Edison ile 1 yıl boyunca çalışmaya devam etti.

Problemi çözen Tesla anlaştıkları ücreti istediğinde, Edison, “Tesla Amerikan şakalarından hiç anlamıyorsun!” diyerek ödemeyeceğini söyledi. Bu acımasız adam, Tesla’nın yanında haftada 18 dolara çalışmasını istiyordu! Çünkü Tesla’nın meziyetlerinin kendisinkinden üstün olduğunu o da çok iyi biliyordu. Hatta en iyi o biliyordu çünkü Tesla iyi niyetiyle hevesle gidip ona anlatmıştı… Tek derdi insanlığa fayda sağlamak, bedava enerji sağlamak, bilime fayda sağlamak olan, ruhu kirlenmemiş, köylü, masum bir insandı…

Edison’un yanından ayrılan Tesla, bir süre kablo döşemesi için çukur kazıp kürek sallayarak hayatını kazanmaya çalıştı. Dünya üzerine  Tanrı tarafından bir lütuf olarak gönderilmiş bu cevher, bir dakikasını dahi bilim için harcamadan geçirmeyen bu dahi, kürek sallıyordu evet. Ancak çok geçmeden bazı küçük yatırımcılar kendisinden bir ark lambası icat etmesini istedi. Önerilen ücret çok az da olsa, Tesla teklifi kabul etti, aldığı parayla da Tesla Elektrik Işık Şirketi’ni  (Tesla Electric Light Company) kurdu. Sıra AC ile çalışan motor fikrini yatırımcılara kabul ettirmeye gelmişti. Bir şirketle çalışan Tesla kazandığı paralarla hemen yeni bir laboratuvar yaptırdı. 

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Herkes ampülü Edison’un 999 başarısız yolu keşfettikten sonra 1000. denemesindeicat ettiğini bilir. Gerçekte ise Edison ampülü keşfetmemiş, kendisinden önceki 22 bilim adamının çalışmalarını derlemiş ve ampulü nasıl ticarileştirebileceğini keşfetmişti. Günümüzün deyişiyle o müthiş bir girişimciydi! Dönemin güçlü politikacıları ile arasındaki ilişkileri sıcak tutmuş olması da işlerinin hızla ilerlemesine katkı sağlıyordu. Çalışmalarına rahatlıkla fon bulabiliyordu.

Bu arada Edison Tesla’nın faaliyetlerini tepkiyle izliyor, kendi ampullerine ve elektrik hatlarına rakip olacaklarından dolayı rahatsız oluyordu. Westinghouse, Tesla ve AC şebekesine yönelik eşi görülmemiş bir karalama kampanyası başlattı. Her tür platformda, Westinghouse’un desteklediği AC şebekesinin son derece tehlikeli olduğunu söylüyor, kullanımı aleyhine yasa tasarılarını finansal olarak destekliyor, bir yandan da sokaklarda AC’nin tehlikelerine ilişkin halkı korkutacak broşürler dağıttırıyordu. Kısa zamanda, AC’nin önlenemez yükselişini gördükçe daha da ilginç yöntemlere girişti. Edison'un alternatif akımı kötülemek için kamuoyu önünde yaptığı en çılgın gösterilerden biri, zenci bir mahkumu, elektrikli sandalyede idam etmek oldu. Evet Edison, Tesla’nın teknolojisini kötülemek için “Bakın alternatif akım kötü bir şey ben bundan elektrikli sandalye yaptım” dedi, fakat bu elektrikli sandalye fikri hükümetin hoşuna gitti ve mahkumlarda idam için kullanılabileceğini söyledi, bu kez Edison U dönüşü yaptı ve Tesla’nın teknolojisi ile yaptığı elektrikli sandalyesini pazarlamaya başladı! Ne adam ama! 

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

6 Ağustos 1890 tarihinde, Edward Kemmler isimli suçlu, Edison’un ekibi tarafından Tesla’nın teknolojisi kullanılarak tasarlanan AC akımı ile çalışan ilk elektrikli sandalyeye oturtuldu. Sandalye, ani kalp durmasına neden olacağına inanılan 1000 Volt’a ayarlanmıştı. Bu ayar, bir gün önce bir at üzerinde denenmiş, ani bir ölüme yol açacağına kanaat getirilmişti. Ancak mahkum tam 8 kez denenmesine rağmen ölmemiş, en son damarları patlayıp alev alarak son nefesini verebilmişti. Elektrikli sandalye infazının bu başarısızlığı üzerine, Edison’un ekibi daha büyük bir hedefe gözlerini dikti. Üç kişinin ölümüne yol açtığı için ölüme mahkum edilen New York sirkinin meşhur fili Topsy'yi AC kaynağından 6000 volt elektrik vererek 1500 kişi önünde öldürdüler. Edison, filin infazını baştan sona filme aldı ve AC anti-propoganda kampanyasında kullanmaya devam etti. 

1893 yılı, Tesla ve Westinghouse için bir dönüm noktasıydı. Chicago’da Kristof Kolomb’un Amerika kıtasının keşfinin 400. yılını kutlamak amacıyla o güne dek görülmemiş bir fuar düzenlendi. Fuarda, Amerikan rüyasını simgeleyen son teknolojik gelişmeler de sergilenecekti, bunların başında elektrik gelmekteydi.  Hem Westinghouse, hem de Edison’un ortağı olan General Electric firması fuarın aydınlatma işleri için ihaleye katıldı. General Electric ve Edison’un teklifi 1 milyon doların üzerinde, Westinghouse ve Tesla ikilisinin teklifiyse 400 bin dolardı. Aradaki fiyat farkı, General Electric ve Edison’un açgözlülüğünden değil, bu denli büyük bir alanı aydınlatmak için DC sistemin ihtiyacı olan ilave kablo ve jeneratör masraflarından kaynaklanmaktaydı. İhale elbette Westinghouse’a kaldı. Bu Tesla için çok büyük bir fırsattı. Sonunda, dünyaya AC’nin avantajlarını, Edison’un karalama kampanyası olmadan gösterebilecekti. İhaleyi kaybetmekten hiç de mutlu olmayan General Electric grubu ise son kozunu oynayarak, Westinghouse ve Tesla’nın fuarın ışıklandırmasında patenti Edison’un olan akkor lambalı ampulu kullanmasını yasakladı. Westinghouse ekibi, hızla bu ambargoyu delmek için iki pinli yeni bir ampul icat etti.

Chicago Dünya Fuarı, 1 Mayıs 1893 tarihinde açıldı. Açıldığı günün akşamında o zamanki ABD başkanı Glover Cleveland, ışıkları yakan ana şalteri indirdi. Fuar alanı yüzbinlerce akkor ampul ile ışığa boğuldu. Bu, fuara katılan herkesin nefesini kesen, muhteşem bir manzaraydı. Fuarı 27 milyon kişi gezdi ki bu rakam o zamanki ABD nüfusunun dörtte biriydi. Savaşı Tesla ve onun alternatif akımı kazanmıştı. Tesla için bu büyük bir zaferdi. Fuarın hemen ardından Westinghouse firması, ABD doğu kıyısına AC akım üretmek için Niagara şelalerinde dev bir hidrolik santral kurma ihalesini kazandı Bu dünyanın ilk hidroelektrik santrali oldu. Hatta AC’nin üstünlüğü artık o kadar tartışmasızdı ki, Westinhouse’un ezeli rakibi General Electric bile, Edison’un itirazlarına sırt çevirerek AC sistemi ile çalışan ürünler yapmaya başladı.

Tesla halka ucuzdan da öte bedava elektrik enerjisi temin etme hayalleri kurmaya başlamıştı. 1900'de yatırımcı J.P. Morgan'ın 150 bin dolarlık mali desteği ile Long Island'da "Kablosuz Yayın Sistemi"ni kurdu. Bu yayın kulesi telefon ve telgraf hizmeti verecek, aynı zamanda dünyaya resim, borsa haberleri ve hava durumu yayını yapacak bir tasarımdı. İnternetin atası sayılabilirdi. Morgan bunun gerçek anlamda "bedava enerji" olduğunu anlayınca desteğini çekti. Çünkü bundan bir kazanç elde edemezdi. Çılgın Tesla tüm dünyaya bedava elektrik dağıtmak niyetindeydi. Kablosuz elektrik deneyleri başarılı olmuştu. Morgan'ın desteğini çekmesi Tesla'yı finansal sorunlar içine sürükledi. Kule, hurda fiyatına alacaklılara satıldı. Dünya Tesla'nın çatlak olduğunu düşünmeye başlamıştı. O dönemde sesin, resimlerin ve elektriğin kablosuz olarak tüm dünyaya yayılması duyulmuş şey değildi çünkü.

Bu arada Edison da Tesla'nın önünü tıkamaktan asla vazgeçmedi. Fuar yenilgisini kabul etmedi. Tesla'nın ayağını kaydırana kadar sonuna dek savaştı. I. Dünya Savaşı'nın başında Tesla, Amerikan Donanma Karargahı’na giderek Alman denizaltılarının yerlerinin bugün radar olarak adlandırılan sistemle teşhis edilebileceğini söylemişti. Edison ise donanma yönetimini bu fikrin pratikte çalışmayacağına ikna etti. ve geniş çevresini kullanarak Amerikan Donanması’nın ar-ge müdürü oldu. Edison’un bu inadı ve hırsı yüzünden radarın icadı uzun yıllar sonra gerçekleştirildi. 

Nikola Tesla'nın ağlatan hikayesi...

Tesla 1943 yılında bir otel odasında, beş parasız yaşlı ve yalnız bir adam olarak hayata gözlerini yumdu… Bu arada öldüğü gün otel odasında bulunan yüzlerce sayfalık araştırma notlarına FBI tarafından el konduğu biliniyor. Daha sonraki yıllarda nükleer teknolojinin geliştirilmesinde ve uzay çalışmalarında değerlendirildiği söylenen bu belgeler üzerinde incelemeler, bugün bile sürüyor… Ve bizce gelecekte bile Tesla’nın kayıp fikirlerine ihtiyacımız olacak… 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla paylaşın!

4
23 paylaşım, 4 puan

Sizdeki Reaksiyonu Nedir?

hahaha hahaha
0
hahaha
korkunç korkunç
0
korkunç
tanrım tanrım
2
tanrım
inekçe inekçe
0
inekçe
o ne o ne
0
o ne
şirin şirin
1
şirin
şaşkın şaşkın
1
şaşkın
zafer zafer
0
zafer
zayıf zayıf
0
zayıf
aşık aşık
0
aşık
lanet lanet
0
lanet
eğlenceli eğlenceli
0
eğlenceli
nefret nefret
0
nefret
beğenme beğenme
0
beğenme
beğen beğen
2
beğen
Neutron NK

Efsane

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Hikaye
Yerleştirmeli Metin ve Görsel Biçimi
Caps
Özel Caps'ler yapmak için kendi resminizi yükleyin
Görüntü
Resim, Fotoğraf ya da GIF
Ses
SoundCloud ya da MixCloud Yerleştirmeleri
Video
Youtube, Vimeo ya da Vine Yerleştirmeleri
Gif
Hareketli Resim formatı
Anket
Karak vermek veya görüşleri belirlemek için oy kullanma
Liste
Klasik İnternet Listemeleleri
Geri Sayım
İnternetin heyecanlı geri sayımı
Açık Liste
Herkes kendi öğesini göndersin ve en iyisi için oy verilsin
Sıralı Liste
Listenin en iyi öğesini belirlemek için Artı ya da Eksi oy verilsin
Kişilik testi
Kişiliğe dair bazı şeyleri ortaya çıkaran soru dizisi
Bilgi testi
Bilgi seviyesini kontrol eden doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi