M

Melisa Nur Uğuz

@melnr17

4 paylaşım0 takipçi0 takip

Kitap okumanın tabii ki mevsimi yoktur ama soğuk kış günleri geldiğinde soğuktan korunmak amacıyla evimizin içinde ya da ısınmak için girdiğimiz bir mekanın sıcaklığında okunan bir kitap her zaman iyi gelir. Herkesin kendine göre beğendiği, okumak istediği, okumaktan keyif aldığı kitap türleri olabilir ama ben sizlere nacizane birkaç öneride bulunmak istiyoruz. Buyurun başlayalım; <ul> <li> <h2><strong>KÜRK MANTOLU MADONNA</strong></h2> </li> </ul> Sabahattin Ali'nin çok değerli eserlerinden biri olan <em>Kürk Mantolu Madonna</em> ile başlayalım. Raif Efendi bir bankada kendi halinde çevirmenlik yapan bir adamdır; o kadar sessiz birisidir ki bankada çalışan herkes üzerine gelmektedir ve kendi işlerini dahi ona yaptırmaya çalışırlar. Artan iş yüküne ve evinin curcunasına çok fazla dayanamaz. Sık sık hastalanır ve işe gelmemeye başlar. Raif Efendi ile aynı odada çalışmaya başlayan bir beyefendinin dikkatini Raif Efendinin sıklıkla işe gelmemesi dikkatini çeker. Bir gün Raif Efendinin evine gider ve yardımcı olmak ister ancak evine gittiğinde onu oldukça kötü bir halde bulur. Raif Efendi odasının çekmecesinde bulunan eşyalarını ister ve sır gibi sakladığı defterini bir günlüğüne okuması için beyefendiye verir. Beyefendinin Raif Efendinin hayatını okuması, o günlüğün içinde saklanan anıları derinden hissetmesi ve Raif Efendiyi günün birinde anlamasını konu alan roman size iyi gelecektir. <img class="alignnone wp-image-56770" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/11/kurk-mantolu-madonna-300x196.jpg" alt="" width="773" height="505" /> <ul> <li> <h2><strong>SON ADA </strong></h2> </li> </ul> Zülfü Livaneli'nin <em>Son Ada</em> kitabını okuduğunuz zaman hissettiğiniz duygular sırasıyla değişmektedir. İlk başta hissettiğiniz mutluluk yerini garip bir hüzne bırakıyor. Şehirden uzaklaşmak isteyen bir grup insanın uzun zaman önce aldıkları adada yaşamaya başlaması ile başlayan hikaye bir başkanın adaya taşınması ve gelişen olaylar ile devam ediyor. Küçük adada yaşamaya başlayan insanlar, şehirden arındıkları için oldukça keyiflilerdir ve adanın etrafında uçuşan martılar da onların keyiflerine eşlik etmektelerdir. Her şey çok yolunda giderken adaya taşınan başkan ile her şey değişir. Başkan şehir hayatından uzaklaşmak yerine hayatına kaldığı yerden devam eder. Adayı da şehirleştireceğini düşünür ve keyifle uçuşan martılar ölmeye başlar... <img class="alignnone wp-image-56771" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/11/son-ada-kapak-300x171.jpg" alt="" width="777" height="443" /> <ul> <li> <h2><strong>MUTLU PRENS</strong></h2> </li> </ul> Oscar Wilde isimli yazarımızın <em>Mutlu Prens</em> isimli kitabı hem okunmasının kolaylığı ile hem de insana okurken kattığı hissiyat oldukça güzel. Mutlu Prens ülkesini yönetirken, mutlulukla yönettiğini sanarken ülkesini izlemeye başladığı andan itibaren her şeyin o kadar da güzel olmadığını ve ülkesinde çoğu şeyin yolunda gitmediğini fark eder. Yanında bir gün konaklayan göçmen kuşa ülkesinde zorluk çeken insanlara vücudundan bir parçayı götürmesini ister. Her geçen gün üzerinden kopan bir parçayı göçmen kuş ile birlikte gönderir. Üzerindeki son parçayı da göndermek zorunda kaldığında kendisinden geriye bir şey kalmayacağını bilir ama yine de vazgeçmez. <img class="alignnone wp-image-56773" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/11/8ae24d24ab5af6c005baad7cc1cae841-300x169.jpg" alt="" width="774" height="436" /> <ul> <li> <h2><strong>LYON'DA DÜĞÜN</strong></h2> </li> </ul> Stefan Zweig birçok hikayesinde ve romanında olduğu gibi bu hikayesinde de insanı derinden etkilemeyi başarıyor. Devrimlerin olduğu bir zamanda ayrı düşen iki sevgiliyi konu alan hikaye ile başlıyor kitap. Sevgilisinin öldürüleceğinin haberini alan genç kız onunla birlikte olmak, ölecekse de birlikte ölmek için suç işler ve onu da sevgilisinin bulunduğu hapishaneye atarlar. Tek bir istekleri vardır; o da ölmeden önce evlenebilmek... Bunu da eski bir papaz sayesinde kolayca hallederler. Birbirlerine kavuşurlar lakin ölüm, kapılarını çalmak için beklemektedir. <img class="wp-image-56774" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2018-11-01-at-18.00.20-e1669585860130.jpeg" alt="" width="774" height="436" /> <ul> <li> <h2><strong>HASRET </strong></h2> </li> </ul> <img class="wp-image-56772 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/11/f3cb6e7cb49eb290da3faec209443bd8-300x225.jpg" alt="" width="1201" height="901" /> <span style="font-size: 16px">Canan Tan'ın çok kıymetli eserlerinden birisinden bahsedeceğim şimdi de. Kırıkkale'ye bağlı Keskin köyünde başlayan hikaye nüfus mübadelesi ile devam ediyor. Tacettin ve bir Rum kızı Patricia'nın birbirini çok sevmesi ve yıllar içinde birbirlerine olan aşklarının onlar için imkansız bir şeye dönüşmesini okuyoruz. Bir bey oğlu olan Tacettin, ailesinin ona uygun gördüğü kişiyi istemez. Çünkü sevdiği Patricia ile bir gelecek düşünmektedir. Ailesine ne kadar karşı çıksa da ailesi onu evlendirir ama bu onun aşkından vazgeçmesine neden olmaz; ta ki nüfus mübadelesine kadar. Bu sefer yolları ayrılmak zorunda kalır...</span>

Kitap okuma alışkanlığı kazanırken bir kitap dönüm noktası oluyor insanın. Bazen okuduğumuz kitap hayatımıza yön veren bir rehber oluyor. Ne okuduğumuz kadar neyi, nasıl okuduğumuz da önemli bu süreçte. Okuma alışkanlığı kazanan birey zaten kitap seçiminde oldukça hassas olacak ve seçtiği her kitap ona zevk vermeye başlayacaktır. Beyza Alkoç, dönemin çok satan ve hayran kitlesi oldukça yüksek olan yazarlardan birisi ve oldukça da üretken. Yazdığı her kitap ile okuyucularının hayatına dokunmayı başarıyor. Kitaplarının içerikleri de güçlü, yazım dili insanı sıkıp bunaltmak yerine rahatlatıyor ve kitabın ahengine katılmamıza yardımcı oluyor. Yazarın basılı 14 tane kitabı bulunmaktadır. Şimdi kitaplarının bazılarına bakacak olursak; <ul> <li><strong>Karantina </strong></li> </ul> <img class="aligncenter snax-figure-content attachment-large " src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/15623664_1835086913397559_4353401790645927936_n.jpg" alt="http://ohyoulovemetoo.blogspot.com/2016/12/karantina-beyza-alkoc-kitap-yorumu.html" width="786" height="557" /> Karantina beş kitaplık bir seriden oluşmaktadır. Zeynep, yeni okuluna başladığı gün, okulda bir salgın hastalık nedeniyle okul karantinaya alınır. Tüm öğrenciler okulun her yerine dağılmış, karantinanın son bulmasını beklemektedir. Zeynep, okulun koridorunda gezerken koridorda yatan bir kız görür. Yanına yaklaştığında fark ettiği gerçek onu ürkütür ve tanıştığı Onur ile okulda işlenen cinayetin peşine düşerler. Okulun sahibinin oğlu olan Onur, babasının ve okulun itibarına zarar gelmesin diye cinayeti örtbas etmek için elinden geleni yapar ancak onları da şaşkına uğratan olaylar karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Ortada işlenmiş bir cinayet vardır ama katilin nerede olduğu, kim olduğu, nasıl bir plan yaptığı hakkında hiçbir fikirleri olmadan ellerinden geleni yapmaya devam ederler. Zeynep yeni tanıştığı bu insanların yanında kendini rahat hissetmektedir. Sanki yıllardır onların yanındaymış gibi. <ul> <li><strong>Asansör</strong></li> </ul> <img class="alignnone wp-image-44058" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-1-18-300x225.jpg" alt="" width="767" height="575" /> <span style="font-size: 16px;">Yeni evli iki çift, balayı için aynı otele gider. Nefes, eşinin sürekli annesi ile iletişimde olmasından dolayı rahatsız olur ve kendisini odadan dışarıya atar. Enes de aynı oteli tercih edenlerden birisidir ve o da istemediği bir evliliğe kurban gittiği için kendine kaçmak için fırsat arar. İkisi de aynı asansörü tercih ederler ve asansörde kalırlar. Birlikte geçirdikleri dakikaların sonunda ikisi de az çok birbirini tanımış durumdadır. Enes ve Nefes birbirlerini tanıyan iki kişi olarak asansörden inerler. Otelde kaldıkları süre boyunca denk gelirler ve ikisinin de evlilikleri daha başlangıç aşamasından sorunlu olduğundan kaçacak yer olarak birbirlerini bilirler.</span> <ul> <li><strong>3391 Kilometre &amp; Sıfır Kilometre </strong></li> </ul> <img class="alignnone wp-image-44059" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-2-19-300x300.jpg" alt="" width="908" height="908" /> İki serilik kitaptan oluşmaktadır. İzmir, kendi halinde yaşayan asosyal birisidir. Tumblr uygulamasından, gecenin bir saatinde gelen bir mesaj hayatına damga gibi düşer. Kim olduğunu bilmediği, takma adı<strong> ''gelmemeye giden adam''</strong> olan Ege ona mesaj atmıştır ve o andan itibaren İzmir, Ege'nin kim olduğuna, neden ona böyle bir mesaj attığına dair meraka düşer. Tanışırlar ve aralarında hiç beklemedikleri bir uyum olur. Ege, Fransa'da yaşamaktadır ve Türkiye'ye gelmesi konusunda bazı sorunlar bulunmaktadır. İzmir ile Ege bir mesafe ilişkisi yaşamaya başlarlar. Kah iyi kah kötü, bir sürü arama, bir sürü görüntülü konuşma ile mesafeleri aşmaya çalışırlar lakin İzmir'in başına çok kötü bir şey gelir. Uzakta olan Ege'nin bile yanına gelmek isteyeceği kadar kötü bir şey. <ul> <li><strong>No: 26</strong></li> </ul> <img class="alignnone wp-image-44060" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-3-16-300x159.jpg" alt="" width="843" height="447" /> Yeşil küpeli kız olarak da bilinen Mine, uzun zamandır kendini gizleyerek magazin haberleri ile uğraşmaktadır hatta öyle ki çoğu haberin ilk ona gelmesini sağlayacak güçlü bir ağı vardır. Efe, internette paylaştığı müzik videosu ile gündeme oturmuş bir müzisyen. Mine, Efe hakkında güçlü bilgilere ulaşmaya çalışır. Bir gün trafikte onun arabasını görmesi sonucunda takip ediyor ve onun yaşadığı apartmana taşınma kararı alıyor, hem böylece Efe'ye yakın olacak ve onun hakkındaki bilgilere kolayca ulaşabilecektir fakat kariyerini daha iyi bir yere getirme amacı ile Efe' yi araştırırken öğrendiği şeyleri kendine saklayacak hale gelmiştir. Çünkü onun da hesaba katmadığı şeyler vardır. <ul> <li><strong>Enkaz Altındakiler</strong></li> </ul> <img class="alignnone wp-image-44061" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/th-4-13-290x300.jpg" alt="" width="743" height="768" /> Dünyada aynı anda başlayacak bir yarışmanın broşürünü gören Kumru, bunun kendisine bir işaret olduğunu düşünür ve yarışmaya katılmak için başvuru yapar. Elemelere katılır ve ''<strong>Enkaz Altındakiler''</strong> yarışmasına katılmaya hak kazanır. Onunla birlikte yarışmaya katılmaya hak kazanan Uraz, Eren, Nisan ve Bulut' tur. Hepsi birlikte yarışmanın gerçekleşeceği platforma getirilir. Yerin altında olan bu platformdan çıkabilmek için yaklaşık 250 kilometrelik bir alanı yürümeleri gerekir ancak prodüksiyondan kaynaklı sorunlardan dolayı içerisi hiç bekledikleri gibi değildir. Bir sürü aksaklıklar ve sorunlar onları beklemektedir, koşullar hiç iyi değildir.

5
M
Melisa Nur Uğuz
·29 Ağu 13:16·Edebiyat

Kitap okumak kadar okuduğun kitapta önemlidir. Her şeyin de okunmaması gerektiğini düşünüyorum. Kitabın iyisi kötüsü olmaz belki ama bazen okuduğun zaman sana zevk vermeyen bir kitap ile de zaman kaybı yaşamaya da gerek olmadığını düşünüyorum. O yüzden kitap seçerken kapağına bakıp ona aldanmadan önce kitap hakkında detaylı bir araştırma yapmak çok iyi oluyor ki en azından birçok kişinin kitap hakkında düşüncesini de görmüş, fikir edinmiş oluyoruz. Zeynep Sahra, yazdığı her kitapla çok satanlar listesinde başta kalmayı başarıyor. Her kitabında ayrı bir emek, ayrı bir güzellik olmasının yanında kitaplarının büyüleyici dünyası insanı etkiliyor. Ayrıca kitapları dünya çapında yayılmaya başlamış durumda. Bazılarını sizlerle beraber inceleyecek olursak: <ul> <li><strong>Ayçöreği</strong></li> </ul> <strong> <img class=" wp-image-43662 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/aycoregi-Cropped-300x169.jpg" alt="" width="666" height="375" /></strong> Yazarın ilk kitabı olmasının yanı sıra dünyaya açılan kitaplarında başı çekmektedir. İngilizceye çevrilmiştir. Sahra, olağan hayatında alıştığı bazı şeylerin değişmesini istemeye başlar, bunun başında yıllardır platonik aşık olduğu Ahmet'in onun hislerini anlaması ya da kendisi gibi onun da aynı duygularını beslemesini ister. Ahmet, çocukluğundan beri yanı başında hemen yan evlerinde oturmaktadır ve çocuklukları birlikte geçmiştir. Ahmet, onun oyun arkadaşıyken büyüdüğünde evlenmeyi düşündüğü kişi olmuş zamanla. Sahra duygularını o kadar iyi gizlemiş ki en yakın arkadaşı, aynı zamanda Ahmet'in kardeşi, Erva bile hiç fark etmemiş. Tıp fakültesini kazandığında hayatına giren Romeo ile hayatı başka bir yöne kaymıştır. Emir, namıdiğer Romeo, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi bir doktor adayıdır ve ailevi sorunlar ile baş etmeye çalışır. Hiç olmayacak yerde Sahra ile karşılaştığından beri onun peşini bırakmaz ama Sahra'nın etrafında dolaşan başka kelebekler de vardır. &nbsp; <ul> <li><strong>Elmalı Turta</strong></li> </ul> <img class=" wp-image-43664 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/wp-image-1061779162-300x169.jpg" alt="" width="662" height="373" /> Ayçöreğinin devam kitabı olan Elmalı Turta'da Emir ve Sahra'nın hikayesi kaldığı yerden devam etmektedir. Sahra yaşadıkları olayların ardından Emir'e olan güveni günden güne artarken Ahmet ile aralarında ikisinin de anlam veremediği gelişmeler olmaktadır. Öyle ki her zaman yanında olan Emir'i bir anda geri plana çekilmiş bir anda bulunca bocalar. Onun arkadaşlığına aslında ona ihtiyacı vardır. Emir, Sahra'nın yaşadığı kararsızlıktan sıkılmıştır ve onu da kendisini de daha fazla üzmek istemez. Ahmet'te kendi duygularını fark ettiği an Sahra'nın peşinden koşmaya hazırdır fakat bu sefer ne istediğini bilen bir Sahra vardır karşısında... <ul> <li><strong>Kırmızı Kurabiye </strong></li> </ul> <img class=" wp-image-43672 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/0001968228001-1-300x256.jpg" alt="" width="662" height="565" /> Ayçöreği serisinin son kitabı Kırmızı Kurabiye'de heyecan kaldığı yerden devam etmekte. Yıllar sonra Sahra karşısında Emir'i bulunca ne yapacağını bilemez. Onun gerçekliğinden bile emin olamaz. Emir, Sahra'yı hiç beklemediği bir anda bulunca gözleri yıllar öncesinden kalma bir şeyler arar ama ne artık boynunda ayçöreği kolyesi kalmıştır ne de Sahra artık ayçöreklerini seviyordur. Sahra ve Emir yeni bir başlangıç yapmak üzereyken bir anda aralarına giren Rosa tüm kafaları karıştırır. Kimdir bu Rosa? Neden Emir'in arkasından gelmiştir? <ul> <li><strong>Broke &amp; Lıght</strong></li> </ul> &nbsp; <img class=" wp-image-43678 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/maxresdefault-58-300x169.jpg" alt="" width="665" height="374" /> Yazarın bu kitabı da diğer kitaplarından bağımsız kendi içinde ayrı güzel olan bir kitaptır. Burak ve Işıl... Işıl, Harry Potter aşığı ışıl ışıl bir genç kız. Burak, çizgi romanları dünyası haline getirmiş bir genç adam. Işıl kusursuz olduğunu düşündüğü birisinden hoşlanır ve hoşlandığı kişiyi etkilemek için elinden geleni yapar, bunun için yeri geldiğinde kılık bile değiştirir. Burak, aynı kahvecide çalışıyorlar, onun bu hallerini hiç doğru bulmasa da ona zarar gelmesin diye yardımcı olmaya çalışır, bir gün çalıştıkları kahveciye Bay S gelince Işıl bunun bir işaret olduğunu düşünür ve dikkatini çekmek için elinden geleni yapar... <ul> <li><strong>Dün, Bugün, Yarın ve Sonsuza Kadar</strong></li> </ul> <img class=" wp-image-43661 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/dun-bugun-yarin-ve-sonsuza-kadar-seti-551677cezxpyct-300x225.jpg" alt="" width="663" height="497" /> Zeynep Sahra'nın bir diğer kitabı olan <em>Dün, Bugün, Yarın ve Sonsuza Kadar</em>. Eser ve Elif'in hikayesini anlatıyor. Elif kendi halinde yaşayan ve yakında düğünü olacak birisidir. Bir gün asansörün birinde mahsur kalır yanında birisi ile. Eser, o asansörden indikten sonra ikisinin de hayatının aynı olmayacağından emindir. Elif, onun bu düşüncesini reddetse de asansörden indikten sonra gerçekten de Eser'in dediği olur. Bir asansör onların hayatlarının değişmesine neden olmuştur... Okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Kitap önerilerinizi de bekliyorum.

4
M
Melisa Nur Uğuz
·28 Ağu 09:23·Edebiyat

Kitap okumak, kimisine göre bir hayat şeklini almışken kimisine öylesine bir şey gibi gelmektedir. Oysa kitap okumanın birçok açıdan insana faydası vardır lakin çoğumuz bunu görmezden gelir ve ne zaman kitap okuyan, kitap okumayı çok seven insanları görsek eleştirir gözle bakar 'bu da anca kitap okusa' deyip burun kıvırırız. Son zamanlarda, yani eskiye kıyasla kitap okuyan kişi sayısı artmıştır lakin piyasadan etkilenen kitaplara zam üstüne zam gelmiştir. Hal böyle olunca herkes elindeki kitaba sahip çıkıp, indirim kovalar hale gelmiş bulunmakta. Okuma listeleri belirleniyor, öncelik sırasına göre kitaplar ayarlanıyor ve daha çok kitap okumak hedefleniyor. <ul> <li><strong>Yeşil Ada'nın Çocukları</strong></li> </ul> <img class="wp-image-43410 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/entegra-1824649910-1611356423-20210123-300x244.jpg" alt="" width="733" height="596" /> Havva Tekin'in Yeşil Adanın Çocukları, 1947 yılında Kıbrıs'ta yaşanan olaylara ışık tutan genç roman kategorisinde yer alan tadı damağınızda kalan ama içinizde de bir hüzün yumağı bırakan bir kitap. Rum ve Türk dostluğunu konu alan kitabın başrollerinde olan iki küçük çocuğu anlatıyor. Biri Cengiz birisi Yorgo... 1947 olaylar tam kızışmışken aileler gerginken onlar kendi dünyalarında, hayallerinde, barışa özlem duyarak ve birbirlerine destek olarak geçirirler günleri. Onların dostluğunu Yorgo'nun annesi istemez ancak savaş kızışınca onlara da ilk destek çıkan gene Türklerdir. 1947 Kıbrıs Barış Harekatına kadar kah korkulu kah hüzünlü geçen günlerin ardından alınan karar iki dostu üzer en çok. Türkler kuzeye, Rumlar güneye denmiştir. Artık iki dost için ayrılık vaktidir... <ul> <li><strong>Yeşilin Kızı Anne</strong></li> </ul> <img class="wp-image-43413 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/maxresdefault-55-300x169.jpg" alt="" width="843" height="475" /> L.M. Montgomery eserleri son günlerde çoğumuzun bildiği, okuduğu kitaplardan olan Yeşilin Kızı Anne ile gündemde. Anne, evlatlık verildiği ailenin yanında yaşamaya başlayınca aile onun çok konuşmasından, hayal kurarken etrafındakileri unutmasından rahatsızdır. Neticede onu yanlarına alırlarken bu yaşlı iki kardeşe yardım etmesi amacıyla alınmıştır ama o yapacağı işler unutup kendi halinde hayal kuruyordur. Gün geçtikçe ve Anne büyüdükçe iki kardeşin ona olan sevgileri de bağlılıkları da artar, öyle ki önceden kızdıkları Anne, fikirlerini sordukları, birlikte karar verdikleri Anne'e dönüşmüştür. Kitapta Anne'in maceralarını, Avonlea'ı keşfetmesini, birbirinden güzel hayallerini okuyacaksınız. <ul> <li><strong>Yeni Dünya</strong></li> </ul> <img class="wp-image-43414 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/sabahattinali_yenidunya-300x158.jpg" alt="" width="928" height="489" /> Benim çok sevdiğim yazar Sabahattin Ali'nin pek kıymetli bir eseri Yeni Dünya. Kitap birçok hikayeden oluşmakta ve ismini de içindeki Yeni Dünya adındaki bir hikayeden almaktadır. Yeni Dünya adındaki bir çengici kadın son günlerde adını duyurmuş şimdi de bir düğüne çağırılmıştır. Düğünde dans edip hizmet ederken ondan rahatsız olan birkaç kişi düğün sahibine bu çengiciyi nereden bulduğunu sorarlar. Sonra Deli Emine'yi getir derler. Deli Emine alınmaya gider, birkaç saat içinde de düğüne gelir. Bir bakar Yeni Dünya da orada, der ki kendince onu şöhretine kanıp onu çağırdılar beğenmediler. Emine bir atar kendini ortaya, onu bekleyenler de keyiflenir. Oynar, hizmet eder, köşede çalan çalgıcıdan şarkı ister. Neşe getirir bir anda bulunduğu yere. Kendi halinde onu izleyen Yeni Dünya da ona katılır sonra. İkisi kıyasıya bir rekabet içine girerler. Ortalık kızışır, ikisi de iyice bir yoruluncaya denk devam ederler ta ki çalgıcı yorgun bir şekilde sazı elinden bırakana kadar... <ul> <li><strong>Kar Küresi</strong></li> </ul> <img class="wp-image-43415 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/08/Ekran-Resmi-2020-09-09-13.16.32-300x200.jpg" alt="" width="855" height="570" /> Beyza Alkoç, günümüzde birçok güzel kitapla karşımızda. Her kurgusu da hitap ettiği kesime göre oldukça hoş ve anlamlı. Kar küresi rehabilitasyon merkezine başvurmak zorunda kalan Eylül, orada olmak istemese de annesinin baskısına dayanamaz ve tedavi olabilmek için rehabilitasyon merkezine gelir. Sosyal fobisi olduğu için insanlardan her ne kadar uzak kalmak istese de buna imkan yoktur. Tanıştığı Merih, takıntı hastalığı olan birisidir ve onun için de orada bulunmak oldukça zordur. Merih ile vakit geçirirken ikisinin de ilgisini çeken ve kırmızı bölge denilen, eski bir hastaneyi andıran yerden gelen sesler hem korkmalarına da hem de içeride birileri varsa onlara yardım etme ihtiyacı duyarlar. Başlarına ne geleceğini bilmediklerinden sebep arkadaşları ile birlikte eski hastaneye girerler... <ul> <li><strong>Kürk Mantolu Madonna</strong></li> </ul> <img class="wp-image-43416 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/08/kurk-mantolu-madonna-1024x694-1-300x203.jpg" alt="" width="955" height="646" /> Günümüzde Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sını okumayan kaldı mı acaba? Okumayan varsa da bence en kısa sürede okumalı. Rasim'in işsiz kalması sonucunda iş arayışı kısa bir süre devam eder, ardından bir arkadaşının ona sağladığı imkan ile işe girer. Oda arkadaşı Raif efendi Almanca çeviriler yapmaktadır. Birlikte çalışmaya başlarlar, bir süre sonra Raif efendi işe gelmez. Rasim yeni tanıdığı ama merak da ettiği bu adamın işe gelmemesi sonucunda evine gider. Bakar ki Raif efendi çok hasta. Raif Efendi ona bir defter emanet eder. Defterin içinde hayatına dair notlar bulunmaktadır. Kendi halinde yaşayan Raif efendi yıllar önce gittiği Almanya da bir sergiye gider, sergide bir portre bulunmaktadır. Portrede ki kadına karşı önlenemez duygular hissetmeye başlar. Her gün gidip portreye bakar ta ki kadını karşısında görene kadar... Çok beğendiğim kitapları önermek istedim. Sizde önermek istediğiniz kitapları yoruma yazarsanız çok sevinirim..