Cana yakın, sevimli, sempatik, aurası, yüksek; toplumda bazen böyle insanlara denk geliriz ve çoğu zaman onları hayatımıza alırız. <em>Peki bu insanların sırrı ne? </em> <strong>Beden dili nedir? </strong> Çoğunlukla sözel olmayan davranışlar ya da beden dili olarak adlandırdığımız bir iletişim biçimi olan beden dili, insanlarla aranızda konuşmanız, diyoloğa girmeniz gibi bir iletişim türüdür. Ancak bu iletişim türünde herhangi bir söz bulunmaz bunun yerine jestler, dokunma, fiziksel hareketler, vücudun duruşu, kişinin ses tonu ve ses tonununun yüksekliği aracılığı ile gerçekleştirebilmektedir. Beden dili insanlar arasında iletişimin ortalama %60 ila %65 ini kapsamaktadır. <strong>BEDEN DİLİ HAREKETLERİ</strong> <strong>1. Göz Teması</strong> <img class="wp-image-15311 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/21-eye-contact-rules-level-up-your-skills-2-300x160.jpg" alt="" width="617" height="329" /> Göz teması kurmak konuşma yaparken ya da dinleme durumunda oldukça önemlidir. Direkt ve sürekli olarak göz teması kurmanız konuşma esnasında kişinin sizi anlamasını kolaylaştırır, karakterinizi güçlü gösterir ve güven duygusu aşılar. Konuşurken aşağı bakmak ise teslimiyeti, güven eksikliğini ve içe dönüklüğü temsil edebilir. <strong>2. Abartılı kafa sallama</strong> <img class="wp-image-15335 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ezgif.com-gif-maker-5-4-300x169.jpg" alt="" width="698" height="393" /> Bu tip bir davranış anlatılan durumu/olayı tam anlamadığınızı, anlamış gibi gösterdiğinizi ifade edebilir. Ya da tam tersi gibi göstermek olarak algılanabilir. <strong>3.</strong><strong>Tokalaşma</strong> <img class="wp-image-15313 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/5eb5ceaaadcdeb13dc963ebc-2-300x168.jpg" alt="" width="654" height="366" /> Tokalaşma esnasında ne çok zayıf ne de çok sıkı olmalısınız. Zayıf tokalaşma gücünüzün, güven duygunuzun veya otoriter yapınızın eksik olduğunu gösterir. Sıkı tokalaşma ise agresif, diktatör bir yapıya işaret edebilir. <strong>4. Gülümseme</strong> <img class="wp-image-15303 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/beden-dili-300x200.jpg" alt="" width="627" height="418" /> Gülümsemeler, tam yüz ifadesine bağlı olarak farklı şeyler ifade edebilir. Mutlu gülümsemeler, utangaç gülümsemeler, sıcak gülümsemeler ve ironik gülümsemeler var. <em><strong>Gerçek bir gülümsemede</strong>,</em> ağız köşeleri açılır, gözler köşelerden daralır ve hafif kırışıklık oluşur. <em><strong>Samimiyetsiz gülümsemeler</strong></em> genellikle gözlerde bir değişikliğe neden olmaz ve rahatsızlığa tepki olarak gerçekleşebilirler. <strong>5. Gözlerin aşağı bakması</strong> <img class="wp-image-15318 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/goz-temasi-1-300x169.jpeg" alt="" width="661" height="372" /> Zemine veya yere bakmak, zayıf ve emin görünmemenizi sağlar. Orada tartışmanız gereken bir şey olmadığı sürece, gözlerinizi diğer kişinin yüzünün seviyesinde tutmanız gerekir. Göz temasını kestiğinizde, birkaç saniyede bir yaptığınız gibi, yana bakmayı deneyin. <strong>6. Konuşurken saate bakmak</strong> <img class="wp-image-15308 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/83e9e2a8a010a8d6552e20495f7d809400fa0b3c-300x169.jpeg" alt="" width="646" height="364" /> Biraz sıkıldık mı? Evet. Bir an önce karşımızdaki cümlesini bitirsin mi istiyoruz? Kesinlikle evet. Biri konuşurken saate bakmak karşı tarafta direkt sıkılma algısı yaratıyor. Siz masum bir şekilde gerçekten saatin kaç olduğunu merak ettiğiniz için bakmış olabilirsiniz ama vücut dili işte, başka anlamlara da gebe. <strong>7. Kulağını çekmek</strong> <img class="wp-image-15338 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/pulling-the-earlobe-can-be-a-sign-of-indecisiveness-1642109105-300x169.jpg" alt="" width="715" height="403" /> İnsanlar genellikle bir karar vermeye çalışırken kulaklarından birinin loblarını çekerler ancak kararsız kalırlar. Bu hareket bir sonuca varılamadığını göstermektedir. <strong>8. Burnunuza dokunmak</strong> <img class="wp-image-15340 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/yuz-mimikleri-ve-el-hareketleri-17-300x200.jpg" alt="" width="735" height="490" /> Burnunuzu ovaladığınızda veya dokunduğunuzda, bir inançsızlık veya ret sinyali olabilir veya dürüst görünmezsiniz. Açıklık ve dürüstlük gerektiren bir konuşmada yaparsanız, hedeflerinize ulaşmada sorun yaşarsınız. Ve başka birinin burnunu ovuşturduğunu görürseniz, size otomatik olarak söyledikleri her şeye inanmamaya dikkat etmeniz iyi bir işarettir. <strong>9. Kollarını kavuşturmak</strong> <img class="wp-image-15342 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/evrimagaci.org_public_content_media_c8f6f63721bd84358a5e130dc46d293d-300x169.jpg" alt="" width="664" height="374" /> Kolları kavuşturmak ki buna kolları kapatmakta denilebilir, kişinin zihninde aynen vücudunun önünde olduğu gibi bir duvar oluşturur. Duygu ve beden tamamıyla birbirlerinden etkilenmektedir. Yani duygu bedene yansırken, bedende duygulara yansımaktadır. Beden ve duygu birbirine bağımlıdır. Kişi bu hareketi yaptığında kendi bedeni ile karşı taraftaki kişinin bedeni arasında bir set çekerken zihinde karşı tarafla iletişime geçmeme, diyalog kurmama konusunda aynı seti çekmektedir. Kollar kavuşturulduğu anda hem bedensel olarak hem de zihinsel olarak karşı tarafa kendimizi tamamıyla kapatırız. Kolların kavuşturulması diyalog açısından, iletişimin kalitesi açısından, algılama ve anlama açısından olumlu sonuçlar vermemektedir. Yapılan bir araştırmaya göre okullarda kollarını kavuşturan çocukların, kavuşturmayan çocuklara göre daha az öğrendikleri saptanmıştır. Bundan dolayıdır ki okulda ders anlatılırken çocukların kollarını kavuşturmalarına mani olmak gerekmektedir. <strong>10. Eller belde tutuş (Tartışmacı duruş) </strong> <img class="wp-image-15343 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/D4WV759-300x240.jpg" alt="" width="685" height="548" /> Eller belin iki tarafına dokunur şekilde yerleştirilir. Ve kollar kıvrılarak V şeklini alır. Bu beden dili otoriter ve baskıcıdır. Karşı tarafa verdiği mesaj sözel kavgaya hazırım şeklindedir. Bu beden dilini genelde kadınlar kullanır. Erkeğin kullandığı durumlar da olabilir fakat erkekte itici durur. <strong>11. Otoriter Duruş</strong> <img class="wp-image-15347 alignnone" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/Three_fingers_in_a_hand_behind_back-300x200.jpg" alt="" width="716" height="477" /> Okul zamanlarınızda koridordaki nöbetçi öğretmenlerinize veya bir inşaat yapılırken inşaata bakmaya gelen müteahhitlere dikkat ettiniz mi. Genellikle duruşları aynıdır. Eller arkada birleşmiş ve bir el diğerini bilekten kavramış şekildedir. Bu duruş şeklinde vücut olduğundan biraz daha büyük ve cüsseli durur. Karşı tarafa verdiği <a href="https://griyasam.com/psikoloji/bilinc-ve-bilincalti/" target="_blank" rel="nofollow noopener">bilinçaltı </a>mesajı bu ortama ben hakimim buradaki otorite benim şeklindedir. Bu hareketi <a href="https://www.psikolojisozlugu.com/context-baglam" target="_blank" rel="nofollow noopener">bağlama</a> göre incelemek önemlidir. Mesela bir müzede gezen birisinin bu hareketi yapması gezerken düşündüğü. sorguladığı ve eserleri incelediği anlamına gelir. <strong>12. Tırnaklarını yemek</strong> <img class="wp-image-15348 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/7de2765cf5b0223224f3212673bcc6ca-300x152.jpg" alt="" width="712" height="361" /> Tırnakları yemek net bir şekilde kişinin stresli ve gergin olduğunu gösterir. Aynı zamanda psikolojik bir rahatsızlık göstergesi olan tırnak yemek, vücut için son derece zararlı olabildiği gibi kişinin dış görüntüsünden dolayı ona öz güven problemi de yaşatabilir. <strong>13. Tebessüm etmek</strong> <img class="wp-image-15351 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/tebessum-eden-yuz-hayra-donuk-gonul-omre-omur-katiyor-h1545489840-6a1b10-300x150.jpg" alt="" width="774" height="387" /> Beden dili hareketleri ve anlamları arasında en açık hareket tebessüm etmektir. Tam bir yüz sıcaklığı olarak görülen tebessüm etme, kendi içinde farklı anlamları barındırabilir ve bu beden dilinin anlamlarını çözmek de oldukça kolaydır. Mutluluk tebessümü, utangaçlık tebessümü, sıcak tebessüm ya da ironi içeren tebessüm, karşınızdaki kişi ile iletişimde kendini net şekilde açık eder. <strong>14. Kıpırdamak huzursuz durmak</strong> <img class="wp-image-15356 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/ezgif.com-gif-maker-6-3-300x240.jpg" alt="" width="681" height="545" /> Bir konuşmanın ortasında sürekli parmaklarınızla ritim tutmak, saatinizi kontrol etmek, kıpırdanmak, saçınızla oynamak karşınızdaki kişiye sıkıldığınız ve gitmek istediğiniz mesajlarını verir. Bunun yerine karşınızdaki kişiye odaklanmayı deneyebilirsiniz <strong>15. Başka yere bakmak</strong> <img class="wp-image-15357 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/konflikte-team-scaled-1-300x200.jpg" alt="" width="677" height="451" /> Biri konuşurken bir başka yöne bakmak, dikkati dağılmış bir izlenim verir ve oldukça kaba bir davranıştır. Bunun yerine size bir şeyler anlatan ya da gösteren kişiye odaklanın ve onu dinleyin. <strong>Kendinize güvenin ve güven seviyeniz ayarlayın. </strong> <strong>Profesyonel ve kişisel yaşantınızda bakış açınızın ve beden dilinizin farklılaşması dileğiyle.. </strong>
Gülten Tütüncü
@gultentutuncu
<h2>Kendini Keşfet: Bireyleşmenin Albenisi Üzerine' isimli kitap, Hermann Hesse'nin, insanın iç dünyasını keşfi bağlamında kaleme aldığı yazılarının bir derlemesi. Erdem, kahramanlık, normaller… Her birini incelikle işliyor yazar ama ‘dik başlılık' hem eserlerinin hem özyaşamının ana fikri gibi.</h2><p>20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan ve 'Bozkırkurdu', 'Siddharta' gibi yapıtlarla tüm dünyaca tanınan İsviçreli yazar ve ressam Hermann Karl Hesse, hayat verdiği kahramanlarının birçoğunda -belki de kendi hayatındaki- bir arayış ve tamamlanma yolculuğunu anlatır. Edebiyatın gücü ile gerçek hayat arasında dil yoluyla sihirli bir bağ kuran Nobel Ödüllü yazar, "Uyum yerine kendi kaderini tayin etme, tabi olma yerine dik başlılığı..." benimsemiştir.</p><p><strong>HESSE'NİN ANA FİKRİ</strong></p><p>İşte Profil Kitap tarafından yakın zamanda yayımlanan 'Kendini Keşfet: Bireyleşmenin Albenisi Üzerine' isimli kitap, yazarın, insanın iç dünyasını keşfi bağlamında kaleme aldığı yazılarının bir derlemesi. Volker Michels tarafından derlenen kitabı dilimize Barış Tut, Almanca aslından çevirdi. Erdemler, kahramanlık, normaller... Her birini incelikle işliyor yazar ama 'dik başlılık' hem eserlerinin hem özyaşamının ana fikri gibi. Kitabın pek ufuk açıcı ikinci yazısından bir bölüm:</p><p><strong>BİRİCİK ERDEM</strong></p><p>"Pek sevdiğim biricik erdem vardır. Adı dik başlılık. Kitaplarda okuyup öğretmenlerin söz ettiğini duyduğumuz tüm erdemlere öyle değer atfetmem. Yine de insanın kendine yarattığı diğer tüm erdemler tek bir adla kapsanabilirdi. Erdemin adı itaat. Mesele yalnızca kime itaat edildiği. Yani dik başlılık da itaattir. Ama çok sevilen ve övülen diğer tüm erdemler insanların koyduğu yasalara itaat ederler. Yalnızca dik başlılık bu yasalara bağlı değildir. Dik başlı olan, başka bir yasaya, tek, kesinlikle kutsal, kendi içinde yasa olan, 'kendi'nin 'anlamı'na boyun eğer." Hesse bu erdemi öyle seviyor öyle yüceltiyor ki bu eylemin keşfinin diğer tüm erdemleri kuşkulu bıraktığı görüşüne varıyor.</p><p><strong>SIĞINAK ARAYIŞI</strong></p><p>Hesse'nin vardığı bir diğer nokta da insanın, çatışma ve ayrışma adımlarını atmasının bir zorunluluk olduğu. Bu ayrışma aileden biri ya da üstad olabilir... Katlanılması zor olan bu durum birçoklarını sindirebilir, sığınak aramaya itebilir. Ve galiba bulunan sığınak yine insanın kendine özgü yalnızlığından başka bir şey değildir. Çünkü insan sonsuz ve tanrısaldır: "Her insan dikkate değer bir noktadır, o noktada dünyanın tüm olayları kesişir, sırf bir kezliğine ve asla yinelenmeyecek biçimde. Bu yüzden her insanın öyküsü önemli, sonsuz ve tanrısaldır. Her insanda ruh biçim bulmuştur, her insanda bir canlı acı çeker, her insanda bir kurtarıcı çarmıha gerilir."</p>
<h2>Gelin hep beraber öğrenelim.</h2> <h2>Deniz biyologları, ahtapotların çiftleşmeden sonra neden kendi kendilerini yok ettiğini ortaya çıkardı.</h2> Yeni araştırmanın bulgularına göre çiftleşme ve yavrulama, ahtapotlarda moleküler düzeyde değişime yol açıyor. Bu değişim de hayvanların ölümüyle sonuçlanıyor. Dişi ahtapotlar yumurtalarını bıraktıktan sonra yemek yemeyi bırakıp kendi kendini yaralamaya, derilerini koparmaya ve dokunaçlarının uçlarını ısırmaya başlıyor. Yavru ahtapot yumurtasından çıktığında annesi çoktan ölmüş oluyor. Dahası birkaç ay sonra babası da ölüyor. Araştırmadaki haberlere göre çoğu ahtapotun yaklaşık bir yıllık kısa ve çile dolu bir ömür sürmesi, bilim insanlarının uzun süredir dikkatini çekiyordu. 1944'ten beri uzmanlar, çiftleşmenin bu deniz canlılarında bir şekilde "kendi kendini yok etme düğmesine" bastığını varsayıyordu. <strong>OPTİK BEZLERİN ÜRETTİĞİ SPESİFİK KİMYASAL SÜREÇLER AÇIKLANDI</strong> Sonraki araştırmalar, ahtapotta ölümü de içeren bu üreme davranışının, hormonları ve çeşitli bedensel süreçlerden sorumlu salgıları üreten iki optik bez tarafından kontrol edildiğini göstermişti. Bu bezler, görme yetisiyle ilgisi olmamasına rağmen, hayvanın gözleri arasında yer aldıkları için "optik" diye nitelenmişti. Her iki bez de cerrahi işlemle çıkarıldığında dişinin yavrusunu terk ettiği, tekrar yemeye başladığı ve ömrünün uzadığı görülmüştü. Yaklaşık 80 yılın ardından belirsiz hipotez daha da şekillendi. Hakemli bilimsel dergi Current Biology’de yayımlanan araştırmada bu üreme davranışını yöneten optik bezlerin ürettiği spesifik kimyasal süreçler açıklandı. <strong>KOLESTEROL METABOLİZMASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLERİN, YAŞAM SÜRESİ ÜZERİNDE CİDDİ SONUÇLARI OLABİLİR</strong> Kaliforniya’ya özgü iki noktalı ahtapotlar üzerinde yapılan incelemeler, anne ahtapotlardaki optik bezlerin, kolesterol metabolizmasında ve üretilen steroid hormonlarında çarpıcı değişikliklere neden olduğunu ortaya koydu. İnsanlar da dahil olmak üzere birçok hayvanda kolesterol metabolizmasındaki değişikliklerin, yaşam süresi üzerinde ciddi sonuçları olabilir. Çalışmanın yazarlarına göre yeni bulgular, hayvanlar aleminde, yumuşak gövdeli kafadanbacaklılarda ve omurgalılarda bu steroidlerin işlevlerinin önemli ölçüde benzediğini gösteriyor. <strong>‘YAŞAM DÖNGÜSÜ SÜRECİNDE DE ROL OYNADIĞINI GÖRMEK BÜYÜK BİR SÜRPRİZ’</strong> Washington Üniversitesi'nde görev alan, çalışmanın başyazarı Z. Yan Wang, "Kolesterolün beslenme açısından ve vücuttaki farklı sinyal sistemleri içinde önemli olduğunu biliyoruz. Hücre zarlarının esnekliğinden stres hormonlarının üretimine kadar her şeye dahil oluyor. Ancak bu yaşam döngüsü sürecinde de rol oynadığını görmek büyük bir sürprizdi” dedi.