F

Fatma Kaynak

@fatmakaynak

4 paylaşım0 takipçi0 takip
F
Fatma Kaynak
·8 Haz 14:14·Yaşam

"Ben kedileri sevmem, köpekler daha iyi." demeden önce kedileri henüz tanımadığınızı bilin. Kediler köpeklere göre daha duygusuz, diye bir şey yoktur. Onlarla iletişime geçmenizin yolu, köpeklere göre daha farklıdır. Hepsi bu. Kuyruk ve kulak hareketleri onların en belirgin iletişim dilleridir. Bunun yanında size sergilediği birkaç hareketle de size ne kadar bağlı olduklarını gösterirler. Kedileri yeterince tanımıyorsanız köpeklere daha çok ısınmanız muhtemeldir. Kedi sahiplenmek isteyen kişilerin de onları sadece sevimli buldukları için sahiplenmemesi gerekir. Sonuç olarak sahiplendiğimiz hayvanlar zamanla ailemizden biri oluyorlar. Peki kedi severler onları yeterince iyi tanıdıklarını düşünüyorlar mı? <img class="wp-image-14597 aligncenter" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/06/50-300x180.jpg" alt="" width="675" height="405" /> Kedilerin iletişim dilleri hakkında biraz bilgi edinelim. Bakalım evimizde ya da dışarıda sevdiğimiz minik dostlarımız bize neler söylemeye çalışıyorlar. Minik dostumuz size bedenini sürtüyorsa bu sizi işaretlediği anlamına gelir. Kendini sevdirmeye çalışmaktan çok kokusunu üzerinize geçirmeye, bir nevi sizi sahiplenmeye çalışıyor demektir. Belki de bu sizi kendinden biri gibi görmek istediği anlamına geliyordur? Sizi gördüğünde pıt pıt yanınıza gelen minik dostumuzun kuyruğu havada ise sizi gördüğüne sevindiğini söylüyordur. Sizinle tanışmaya ve güvenmeye açıktır. Arkadaşı olmanızı isteyebilir. Minik dostlarımızın bazen çok tuhaf biçimlere büründüğünü görmüşsünüzdür. Kulaklar yatık ve geride (ben buna uçak kanadı diyorum) sırt tüylerinden kuyruğa kadar kabarmış, ve kuyruğu aşağı kadar indirmiş o agresif hâl... (Kedime ne oldu? Sırtlana döndü resmen, diyebileceğiniz durum.) Tehlikede hissettiği, korkup tedirgin olduğu, her an savunmaya geçebileceği bazen de aşırı stres hali. Kedileri kavgadan hemen önce bu haliyle yakalamak daha olasıdır. Evinizdeki kedi size bu tavrı gösteriyorsa onları daha da fazla strese sokmayın ve oradan uzaklaşın derim. Kulaklar neredeyse kafasına yapışık derecede eğik, kuyruk titriyorsa, bir de üzerine tıslama potansiyelini ekliyorsa oradan acilen uzaklaşmanızı tavsiye ederim. Minik dostumuz sinir küpü olmuş. Sonra neden beni tırmaladı demeyin. İşte bu en belirgin beden dilleridir. Yere yatıp yuvarlanırken göbeğini size gösteriyorsa bu sizden zarar görmeyeceğini anlamış demektir. Size güveniyor ve yanınızda herhangi bir tehlike hissetmiyor demektir. Kediler bunu herkese sergilemez. Çünkü minik dostumuzun en savunmasız hali budur. Savunmaya geçebileceğim herhangi bir durum olmayacak çünkü sana güveniyorum, deme şekilleridir. Muhteşem göbüşler aşkına!!! <img class="wp-image-14611 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/images-4-1-300x200.jpeg" alt="" width="758" height="505" /> Bu en seveceğiniz beden dili olabilir! Kuyruğu içeriden göbeğe kadar çekmek... Kediler alfa ruhlu hayvanlardır. İtaat etmezler. Onları köpekler gibi istediğiniz zaman sevip okşayamazsınız. Eğitilmesi daha zordur. Onları sadece istediğinde sevebilirsiniz, o sadece istediğinde yanınıza gelir. Onlar istediği sürece onlarla arkadaş olursunuz. Onların her zaman kendi başının çaresine bakabilecek kadar güçlü varlıklar olduğunu ve bu yüzden size ihtiyaç duydukları zamanlar haricinde sizi umursamayacaklarını bilmeniz gerekir. Neden çağırdığımda gelmiyor demeyin. Onlar doğası gereği kimseye boyun eğebilecek hayvanlar değillerdir. Bu yüzden onları anlayarak onlara yaklaşmak size her zaman kazandırır. Kuyruğu rahat ruh halinde göbeğe kadar çeken minik dostumuz sizin otoritenizi kabul etmiş anlamına gelir. Yaygın olarak yavru kedilerde daha fazla görülür. Eğer kediniz size karşı bu davranışı sergiliyorsa onu tamamen kazandığınızı ve size itaat etmeye daha açık olduğunu dile getiriyordur. Kesinlikle bilmeniz gerekiyor ki, bunu her kedi yapmaz. Çünkü onlar kolay teslim olan canlılar değillerdir. Bu hareketi gergin bir tavırla sergiliyorsa oldukça tedirgin hissediyor ve kaçacak yeri olmadığını düşünüp çaresiz hissediyor olabilir. Daha fazla üzerine gidip ona kötü hissettirmeyin derim. Kuyruk aşağıda ve sağa sola hareket ediyorsa bu, "Beni sevdiğini biliyorum." ya da "Sana karşı duyarlıyım, senin farkındayım."  deme şekilleridir. Kediniz sizi her zaman anlıyor olabilir! Hedefine atlamadan hemen önce gözleri kocaman olmuş, popoyu sağa sola oynatıp birden atladığı hareket. "Oynayarak avlanıyorum." ya da "Hazırım." deme şekilleridir. Bunu bazen minik dostunuzla evde oyun oynarken de fark edebilirsiniz. Kediler en sinirli en üzgün ya da en tedirgin olduğu zamanlarda bile oyuna hayır diyemezler. Bu size avlanırken yaptığı sinsi hareketleri andırıyor olabilir. Haklı olabilirsiniz! Kediler " avla - öldür - ye" üçgeni içerisinde içgüdüsel olarak avlanma ihtiyacı hissedebilirler. Evcil olsun ya da olmasın yaratılışları gereği, avlanmak onların uslanmaz bir özelliğidir. Bazen yumak ipinizi talan ederken bu, avıyla oyun oynamak isteyen bir kedi gibi görünebilir. Kulaklarını dikleştirip ileri geri hareket ettirdiği sırada etrafı daha dikkatli dinliyor ve olup biteni anlamaya çalışıyor demektir. Ani bir hareket yapıp minik dostumuzu korkutmayalım. Sizi en cezbedecek davranışlardan birine geldik diyebilirim. Bu onların en samimi olduğu zamandır ve siz bunu iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Ellerinizi ve yüzünüzü, saçlarınızı yalıyorsa bu sizi en yakını gördüğü anlamına gelir. Annesi, babası ya da en yakın arkadaşı siz olabilirsiniz. Kediler bunu annesine, en sevdiklerine, anne kediler ise yavrularına yaparlar. Minik dostunuz bunu herkese sergilemez. Ev içinde genelde bunu tek bir kişiye yaparlar. Bu hareketi bazen yüzünü sizin yüzünüze sürterek de yapabilirler. Eğer minik dostunuz böyle size bu hareketleri gösteriyorsa sizinle mükemmel bir bağı var demektir. Tebrik ederim! <img class="wp-image-14618 aligncenter" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/06/kedim-beni-neden-isiriyor-kedilerde-isirmanin-nedenleri-300x199.jpg" alt="" width="657" height="436" /> Minik dostunuzun size daha önce masaj yaptığını düşündüğünüz oldu mu? Kediler henüz annelerini emdiği dönemlerde patilerini annelerinin göbeğine hafifçe bastırarak, masaj yapıyor gibi yoğururlar. Bunu yaparken aynı zamanda mırladıklarına da şahit olabilirsiniz. Bunu size yapıyorsa sizi önemsediği anlamına gelir. Başka bir teoriye göre de uyku hazırlığı demektir. Birazdan ayak dibinize ya da üzerinize yatacak olan minik dostunuzdan bu hareketi görmeniz oldukça mümkün. Kediler çene altından, yanaklarından ve baş üstünden hafifçe okşanmasına bayılırlar. Onları bu şekilde sevdiğinizde gözlerini kısıp mırlamaya başlayacaklar. Bu çıkardıkları ses  "Buna bayılıyorum." deme şekilleridir. İnanın ki, o an oldukça huzurlular! Yere tamamen inik ve ağır ağır sallanan bir kuyruk... Minik dostunuz üzgün. Onunla hemen ilgilenin. Kediler her ısırıklarında can yakmazlar. Oyun ısırıkları ve agresif ısırıkları birbirinden farklıdır. Kulaklar rahat hareket ediyorsa bu oyun ısırığıdır. Canınızı yakmak istemeyecekler. Minik dostunuz yavru ise dişlerinin kaşınması da olası bir durumdur. Kulaklar yatık ve ani bir şekilde ısırmaya çalışıyorlarsa onları biraz rahat bırakmalısınız. Stres halinde, agresif ısırıklar sergileyebilirler. Sonra neden kedim beni şiddetle deşmeye çalışıyor demeyin. Peki onlara zarar vermeyeceğinizi söylemek ister misiniz? Ya da bu konuda size güvenliklerini anlamak..? Bunu yeni tanıştığınız bir kediyle de yapmanız mümkün. Minik dostunuzla göz göze geldiğiniz anda gözlerinizi hafifçe kapatıp açın. Bunu oldukça yavaş yapmalısınız. Bu, sana zarar vermeyeceğim ve sana güveniyorum demenin en iyi yoludur. Eğer aynı tavrı size sergiliyorsa, işte bu kadar! İlk adım olarak onu kalbinden vurdunuz! Sizin zararsız olduğunuzu biliyor ve size güvenmeye oldukça açık. Onun için bir tehlike olmaktan çıktınız. Ufak bir bilgi daha: Kedilerin sadece insanlara miyavladığını biliyor muydunuz? Artık kediler hakkında belli başlı bilgilere sahipsiniz! Minik dostunuzun beden ve kuyruk hareketlerini takip edip size neler söylemeye çalıştığını bir gözden geçirin. Artık onlara daha yakından iletişime geçebilirsiniz.

3
F
Fatma Kaynak
·18 May 09:29·Felsefe

En büyük hüsranı nerede mi tattım? Asla yıkamayacağım kadar kalın ördüğün duvarlarının yıkılması için sadece yaslanmam gerektiğini öğrendiğim zaman. "Her tuğladan duvar olmuyor, bunu yaslandığınızda anlarsınız." diye bir söz okumuştum. Bundan farksız. Geçmeyecek gibi hissettirdiğin bütün acılarımı, avuçlarım arasında sıkı sıkı tutarak taşıdım. Ellerim kesilirken aynada gördüğüm yüzü yıllarca utanç ve antipatiyle besledim. Senin muazzam tekebbürünü her zaman uzaktan izledim. Bir gün her şey inandığım kadar güçlenerek son bulduğunda, o gün beni kırdıklarınla kalacağım. Sen üzerimden soğuk bir su içerken ben, sessiz bir kalabalıkta dizleri üzerine çökerek çığlıkları arasında sıkışıp kalan yeislerimle  baş edeceğim. Hayat bu; ellerimize verilen ufak oyuncaklardan ibaret. Belki de beni döktüklerini toplayamadan gideceksin buradan. Git... Gözlerimdeki bütün portreleri yıkarak git. Sana yaslandığım bütün duvarları, tek bir sağlam tuğla bırakmadan, beni altında bırakırcasına enkaz ederek git. Arkana bakmadan, bir kez daha dönmemek üzere, melül ve edilgin ruhumu en büyük külfeti kaldırmak zorunda bırakarak git. Sorgulamadan, sormadan, düşüncesizce ve gamsızca... Gittiğin bütün yollarda, bütün hayatlarda, kalplerde en iyisini yaşa ama bilmen gereken birkaç şey varsa: Sen vicdanımın sana serptiği onca sadakatin kaybıyla yaşayacaksın. Sana layık gördüğüm sevginin kaybıyla, sana layık gördüğüm inancımın kaybıyla yaşayacaksın. Sabaha karşı uykusuzluklarımın getirdiği göz ağrılarımın tadı, ağlarken dudak çukurlarımdan boynuma dökülen gözyaşlarımın yanaklarımda bıraktığı gergin hissin tadı olarak kalacaksın. Dahası yok!

2
F
Fatma Kaynak
·10 May 10:00·Felsefe

<p>İnsanları kalabalıkta ya da yalnızken &nbsp;ayırt edemezsiniz. Herkesin zevahiri aynıdır.&nbsp;</p><p>Heyhat kötüleri sezemezsiniz, onları çok yakından tanımanız gerekir. İyileri ise sadece gözlerinizle &nbsp;bakarak göremezsiniz. Kalbinizin onları görmesine izin vermeniz gerekir. Aslında her insan yetim ve öksüz doğar(yalnız), seçim fırsatı sunulmayan &nbsp;çekirdek bir toplumda büyür(aile).&nbsp;</p><p>Bazıları çekirdekten şanslıdır, bazıları çekirdekten kovulur, bazıları ise çekirdeği hiç tanımazlar... Bunu anlamak zor değildir: İnsanlar çekirdeklerine göre çeşitlenir. Çekirdekten şanslı olanlar, çekirdekten kovulanları, çekirdekten kovulanlar ise çekirdeğini tanımayanları anlayamaz. Herkes tasalarının dengini ararken en giriftli yollardan yürür. O yollarda çakıştıkları insanlar tasalarına denk düşmeyince kendilerini anlaşılmaz sanarlar. Anlaşamamak insanlığın bir kanunudur ve herkes bunu ikiye bölmekte ısrar eder. İyi veya kötü...&nbsp;</p><p>"Dertsiz insan mı olurmuş?" derler, ama kimse derdi sormaz. Daha kötüsü şu ki, bazıları sadece içgüdüsel meraktan sorar, bu duygusunu tatmin eder ve gider.. Bunu en kötüleri de, en iyileri de yapar. Herkes bir noktada insan olduğunu unutuverir ama yine de herkes çok iyi bilir: &nbsp;Herkesin acısı düştüğü kalbi yakar.</p><p>Nitekim yetim ve öksüz doğduğumuz bu dünyadan her şeyi toplayıp yetim ve öksüz gideceğiz. O gün geldiğinde iyilerin yaraları, kötülerin ise yara verdiklerinin ahları doldurup taşıracak bohçalarını.&nbsp;</p>

2
F
Fatma Kaynak
·8 May 20:25·İnsan

<p>Bundan yıllar önce bir filmde gördüğüm ve sadece "güzel bir söz" diye üzerinden geçtiğim bir cümlenin, birkaç sene sonra tekrar karşıma çıktığında, özünde neyi anlatmak istediğini tam anlamıyla anlayacağım hiç aklıma gelmezdi.&nbsp;</p><p><strong>"Acı hissedilmeyi talep eder."</strong></p><p>Filmi tekrar araştırırken<strong>&nbsp;John Green</strong> ' in, <strong>"Aynı Yıldızın Altında"&nbsp;</strong>kitabının filme döküldüğünü öğrendim. John Green, sen muazzam bir ruhsun!&nbsp;</p><p>Acı hissedilmeyi talep eder, derken aslında acıyı insanlaştırdığını farkettim. Hissetmek duygusu insanları birbirine bağlayan en değerli duygudur ve en önemlisi bu her zaman bedensel yapılmaz. Günümüz topluluğuna baktığımda herkesin bir parçası depresyonla başa çıkmaya çalışırken, "Artık ben de mutlu olmak istiyorum!" diye avaz avaz bağırıyor. Ölmüş ya da ölmeye ramak kalmış, sağlıklı düşünemeyen ruhlar görüyorum. Yorgun beyinler ve pes etmiş &nbsp;bedenler...&nbsp;</p><p>Sadece bir şeyi bilmenizi istiyorum ki, mutluluk sizi asla büyütmeyecek.&nbsp;</p><p>Aynadaki kişiye baktığınızda neleri aştığınızı görmelisiniz. Ağlayarak büyüyeceksiniz. Kırılarak, paramparça olarak, yalnız kalarak büyüyeceksiniz. Acıyı dışlamamanız gerekir.</p><p>Mutlu olmayı hakettiğinizi düşünüyor olabilirsiniz ama acı sizi kanatları altına almayı bilen en güçlü duygudur. Siz çıkmak istemeyene kadar sizi sahiplenecek bir babadır. Size kendisini hissettirecek, sizi sert tüyleri arasında yoğuracak, savaşmayı ve güçlü kalmayı öğretecek, savaş bittiğinde ellerinize tecrübelerinizden bilediği yenilmez bir kalkan vererek sizi mutluluğa yollayacak en iyi öncünüzdür. Ölene kadar tecrübe edinmeye devam edeceğinizi unutmayın. Aynadaki kişiden nefret etmeyin ve onun her şeyle başa çıkabileceğine inanın.</p><p>"Acı hissedilmeyi talep eder."</p><p><strong>Hatalar asla kusur değildir. Acıyla barışın. </strong></p>

4