E

Evin Kılıç

@evinkilic

3 paylaşım0 takipçi0 takip

Disney+ biliyorsunuz ki bu yıl 14 Haziran da ülkemizde yayın hayatına başlamıştı. Ülkemizdeki ilk yerli içerikli dizisi<strong> Kaçış'</strong>tan sonra ikinci yerli yapım içeriği <strong>Dünyayla Benim Aramda</strong> geçtiğimiz çarşamba günü ilk 2 bölümüyle yayınlandı. Kaç bölümden oluşuyor inanın bilmiyorum fakat her çarşamba yeni bölümleri yayınlanacak. Dizinin konusu ünlü bir oyuncu olan sevgilisiyle sevgili olan İlkin zamanla ilişkisini yitirmeye başlamış ve ilişkisine iyice yabancılaşıyor. Dolayısıyla bir gün sahte sosyal medya hesabı açıyor ve sevgilisine ulaşıyor. Ve bir de adeta sevgilisinin aklını yitirebilecek bir kadın haline geliyor. İlkin aynı zamanda bir dergide yöneticilik yapmaktadır. Dizinin kadrosunda Demet Özdemir, Buğra Gülsoy, Hafsanur Sancaktutan, Melisa Döngel gibi isimler yer alıyor MF Yapım imzalı dizinin senaryosu Pınar Bulut’a ve yönetmenliği ise Hülya Gezer’e ait. <img class="alignnone wp-image-48843" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/th-38-300x157.jpg" alt="" width="795" height="416" /> Dizinin konusu ve senaryosu biraz cringe gibi olsa da aslında şu ana kadar ilginç geldi bana açıkçası. Şimdi düşünüyorum da aslında  nedenleri belli olsa da neden biz bu tür dram içerikleri TV de değil de dijitalde izliyoruz ben bunu pek de anlayamıyorum doğrusu. Aslında bazen hak bile veriyorum bu duruma çünkü+18 ibaresi bulunuyor zaten bazı sahnelerden belli oluyor bu durum . Hadi burayı geçeyim neyse de bence cast çalışması başarılı olmuş sayılabilir. Senaryo konusunda sıkıntı göremiyorum ama eğer dizi tutulursa ve 2. Sezon gelirse o zaman anlarız. Tabi dizinin senaristi geçen yıl final yapan Mucize Doktor dizisinin de senaristi aynı zamanda. 10 ve üzeri reytingi olan dizinin 2. Sezonda senaryo olarak 39. bölümden sonra bozulmuş olması burada büyük bir ölçü getiriyor bence  Bir dizinin devam edebilmesi için kesinlikle senaryonun konu olarak bozulmaması ve dizinin konusunun kimyasını da bozmaması gerekiyor bir senaristin. Öte yandan bu dizi konusunun kaliteli ve sıra dışı olmasıyla Türk dizi tarihine de yazıldı. Bu arada dizinin Kore yapımı uyarlaması olduğunu da belirteyim. Gerçi Pınar hanımı da bu konuda hem eleştiriyor, hem de kızıyorum da o ayrı mesele. Umarım ki ilerleyen bölümlerde aynı hataları görmemiş oluruz çünkü yukarıda bahsettiklerim gibi oluyor yoksa. Dizideki oyunculuk performanslarına gelince Demet Özdemir bence resmen yaşamış oynamamış gibi görünüyor çünkü <strong>Doğduğun Ev Kaderindir</strong> dizisi hariç genel anlamda romantik komedi tarzında yapımlarda yer aldığı için bu tarz bir karaktere çok hakim olduğunu görebildim doğrusu. Buğra Gülsoy da dizide kendi mesleğini canlandırdığı için pek bir şey söyleyemem ama kötü de oynamıyor. Ama Sinem karakterini oynayan sevgili Hafsanur Sancaktutan.. <img class="alignnone wp-image-48844" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/th-2-21-300x168.jpg" alt="" width="968" height="542" /> Kendisi henüz 22 yaşında olmasına rağmen ( benden 1 yaş büyük sayılır) kariyerinde bence bu rolüyle adeta daha da parladı aslında diyebilirim <strong>Son Yaz</strong> dizisini izlemesem de bayağı da çok sevildi ve çok olumlu övgüler aldı. sadece bu alanda mı? Kesinlikle hayır, tiyatro sahnelerinde bile yeni yüzleri, yeni yetenekleri de izlemek gerekiyor mutlaka izleyici olarak. Hafsanur da bu sektöre kazandırılmış yeni isimlerden. Umarım kariyeri boyunca doğru seçimleriyle doğru yerlere gelirse yıldızı çok daha parlayacak. Bir diğer yeni nesillerden Melisa Döngel için de şunu söyleyeceğim; oyunculuğu gerçekten çok yetersiz. Sadece meslek olarak değil, karakter olarak da sevemedim kendisini. Zerrin Tekindor zaten usta bir isim ama oynadığı rol sanki ona çok fazla geldi yaşına göre. Keşke bu oynadığı rolü otuzlu yaşlardaki birine verselermiş dedirtti bana. Dediğim gibi dizinin konusu cringe (utanç komedisi) gelebilir size ama olağanüstü bir iş olduğunu da söyleyeyim.

6
E
Evin Kılıç
·28 Ağu 17:40·Kültür

<p>Öncelikle merhaba herkese, yeni bir yazımla sizlerleyim. Bugün sizlere gündem dışı bir konu hakkında yazmak istedim. Özellikle benim gibi 14-25 yaş aralığında olan ve daha çok popüler içerikli hikayeler okuyan bir kitleye hitap eden bir platformdan bahsedeceğim.</p><p>Şimdi bu yazıyı okuyanların arasında bu konudaki düşüncelerim hakkında bazıları rahatsız olabilir. O yüzden bu uyarımı yapmadan edemeyeceğim.</p><p>Hangi platformdan bahsediyorum diye sorarsanız cevabımı buradan da vereyim.</p><p><strong>Wattpad'ten</strong> bahsediyorum. Bu siteye konu hakkında arama yaptığımda bir sonuca varamadım. O yüzden inceleme ve düşüncelerimi yazan ilk ben olacağım. Ve tabi ki de basılmayı kesinlikle değer vermiş kitapların önerisini de yapacağım.</p><p><strong><em>Wattpad nedir? Ne zaman kuruldu?</em></strong></p><p><em>&nbsp;</em></p><p>Wattpad, yazarların ve okuyucuların buluştuğu hikaye, şiir &nbsp;ve kurguların yazıldığı ve okuyucular tarafından tercih edilen bir plartform. Bu site 2006 yılında Kanada’da Allen Lau Ivan Ylen tarafından kurulmuş bir site. Yani aslında kitapların bir sosyal medya ağı diyebiliriz.</p><p>Çünkü o zamanlar Facebook, Twitter ve YouTube da daha yeni kurulmuştu.</p><p>Wattpad'in ülkemizde dahil dünya genelinde yaklaşık 500 milyondan fazla kullanıcısı mevcut. Türkiye'de ise 4. ülke olarak yoğun bir şekilde kullanılmakta olup bazı yazarların isimlere kavuşup çok ciddi başarılara imza atmasında fayda sağlamıştır hatta bazıları ününe kavuştu bile.</p><p>Bu sadece ülkemiz için konuştuğum şey değil, dünya çapında da popüler bir site olduğu için yazarlar çok ciddi başarılara imza attı. Bu bence çok büyük bir başarı.</p><p>Bu site, daha sonra geliştirilerek farklı versiyonları ve yazılımları da geliştirerek bugünlere gelmesini sağladı.</p><p><em><strong>Bu platform daha çok neye hitap ediyor?</strong>&nbsp;</em></p><p>Platform, daha çok yazarların bir çok okuyucu kitlesine hedefliyor. Bu daha çok okuyucu kitlesine hedef olacak ilgi çekici hikaye ve kurguları okuyucu kitlesine hitap ediyor. Mesela atıyorum siz bir kitap yazıyorsunuz, konunuz vs falan belli. Ama okuyucu kitlesi bulmakta güçlük çekiyorsunuz diyelim. 'Siz olsanız ne yapardınız?' diye bana sorulursa ben cevabımı bir şekilde verirdim.</p><p>Günümüz İnternet teknolojisi bana bu konuda imkan tanıdıysa ben de yazdıklarımı bu platformda okuyucularla paylaşır yayınlardım tıpkı bir çoğunun yaptığı gibi.</p><p>Şunu geçemeyeceğim, eskiden yazar olmak hakikaten çok zordu, gerçi günümüzde de böyle ne türde eser yazarsanız yazın, hakikaten çok zor. Çünkü emek vermenin yanı sıra ben eserimi/eserlerimi okuyucu kitleme nasıl hitap edebilirim diye dert edinirdik. Fakat bu günümüzde hele ki genç yazarlar için oldukça şans tanıyan bir platform.</p><p>Aralarında hikayeleri basılmayı pek hak etmeyen yazarlar da var fakat kurgu açısından benim de başarılı bulduğum yazarlar da var. Bu platform da buna da çok değer veriyor. Ama hak ettiğinden daha fazla abartılan da var.</p><p>Bir örnek vereyim; Büşra Yılmaz’dan vereyim bunu.</p><p>Zamanında 4N1K kurgusu çok okundu, çok sevildi ve Epsilon Yayınevi tarafından kitap haline getirildi. Hatta imza günlerinde izdiham bile yaşandı. Bir de haber konusu olan çok nadir yazarlardan bir tanesi... &nbsp;</p><p>Haberin video linki:<a rel="nofollow noopener" href="https://youtu.be/4ZDPDSb1SBQ" target="_blank">https://youtu.be/4ZDPDSb1SBQ</a></p><p>Tabi bununla sınırlı kaldı mı? Hayır! İlk filmi çekildi, beyaz perdeye taşındı.</p><p>Tabi bununla da sınırlı kalmadı. Dizisi çekildi ve tabi ki de 2. kitabı da bu süreç zarfında yazıldı ve okurlarla buluştu. Ee bununla da sınırlı olmadı, hemen ikincisinin filmini çektiler.</p><p>Ama ben de bu kitabın bir fanı olarak şunu söylemeliyim ki; keşke dizisi çekilmeseydi diyorum çünkü hem hikayeye hem de kurguya çok yazık oldu. Zaten TV'de olduğu için reyting oranları da pekte iyi değildi. Evet, bir okuyucu gözüyle olarak keşke sadece film serisi olarak kalsaymış diye düşünüyorum. Yazarın tabi ki de diğer basılı kurgu hikayeleri de mevcut bu arada. Mesela son olarak <em>’’Aşkın -de hali’’</em> adlı yeni bir kitabı çıktı. Ben henüz okumasam da çokta olmasa merak ettiğim bir kurgudan.</p><p>Daha çok örneğini vermek istediğim yazarlar var ama burası çok uzun olacak.</p><p>Genellikle en çok ne tür okunuyor? Ve yaş kitlesi…</p><p>Genellikle tür olarak aşk, gençlik kurgu ve fantastik tarzında &nbsp;türler okunuyor. Ve ortalama yaş kitlesi genellikle 13-25 yaş arası diyebilirim. Çünkü kurgular da bu yaş ortalamasına hitap eden kurgu türlerinden... Tabi bur kurgu türlerin arkasında<em>&nbsp;Romantik</em> ve <em>Bilim-Kurgu</em> türü de arkalarından izliyor.(Benim de aslında en çok okuduğum kitap türü de bu olabilir.)</p><p>Wattpad’i ister seven olsun ya da olmasın, bu açıdan baktığımızda yeni genç yazarlara da şans tanıma fırsatı tanıyan bir platform. Böylelikle yeni yazar ve yazar olmak isteyenler için bence bir şans. Çünkü hem önceden tanınma şansına sahip oluyorsunuz hem de hikayeleriniz kitap olarak basılmadan da popüler ve tanınır haline gelebilme şansına sahip oluyor.</p><p><em><strong>Peki Wattpad Neden Bu Kadar Eleştiriliyor?</strong></em></p><p>Şimdi o kadar popüler olmasına rağmen neden bu kadar eleştiri alabilen bir platform? Öncelikle bu konuya da açıklık getireyim.</p><p>Günümüz İnternet çağı aslında bir çok şeyi ifade ediyor. Yararlarının olduğu gibi zararları da mevcut. Maalesef ki sosyal medyada olduğu gibi Wattpad’te de aynı durum mevcut hatta bir çok sitede olduğu gibi diyebiliriz. Her ne kadar güzel ve milyonlarca okuyucuya sahip olsa da yararlarının olduğu gibi zararları da olduğundan ötürü, ben bazı yapılan eleştirilere hak verdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Aslında bu kısmı konudan bağımsız yazmak istiyorum çünkü sadece bu platformda değil, basılı şeylerde de görüyoruz. Örneğin mesela, istismarı normalleştirir gibi anlatan, özellikle toplumsal olarak hassasiyet olduğumuz konuları anlatan çocuk kitapları var ki, hele o yazarlardan bahsetmek istemiyorum bile.</p><p>Wattpad da bunlara benzer olmasa da bir çok kurguda cinsellik içerdiğinden ötürü çok eleştiri alıyor. Bazı Wattpad yazarları aslında bu hassas içerikten ötürü 18 YAŞ VE ÜZERİ ibaresi koyuyor. Bence bu türde yazanın herkesi artık koyması lazım çünkü maalesef ki her yaşa hitap etmeyen içerikler var. Bu sadece bu platformda değil, genel olarak genç kuşaklara hitap eden türlerdeki her yazar ve kitaplarda geçerli.</p><p>Birde bu eleştiri konusunda şöyle bir şey de var. Platformu eleştirenlerin çoğu ya bu siteyi hiç kullanmamış ya da sadece kendilerini klasik okurlara yönelmiş insanlar. (Klasik okurlara tabi ki de sonsuz saygım var. Ama ‘’Çöp’’ diye hitap edenlere hakaret gözüyle saygı duymam.) Belki de içerik olarak yaş itibariyle beğenmiyor olabilir. Onlara da saygı duyuyorum tabi ki.</p><p><strong>Kitap olan Wattpad kitap önerileri</strong></p><p>Buraya kadar gelmişken öneriler yapmadan olmaz diyorum. Hadi o zaman başlayalım listeye:</p><p>1- Kazanırsak Kaybederiz: Çevrimiçi - Zeynep Sey: &nbsp;Benimde sonlara doğru yarıda bırakmak zorunda olsam da gerçekten günümüz sosyal medyanın gücünü ve nelere yol açabileceğini anlatan bir kitap. Martı Yayınlarından çıkan kitabın ikincisini de listemde.</p><p>Ciltli: <a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz-cevrimici?gclid=CjwKCAjwpKyYBhB7EiwAU2Hn2QpnuEQMjkWgr6sz-bIk8kKxhz_iRgJNpO_E2rTTk22sKHaDVzmhtRoC1YkQAvD_BwE&amp;referrer=gclid%3DCjwKCAjwpKyYBhB7EiwAU2Hn2QpnuEQMjkWgr6sz-bIk8kKxhz_iRgJNpO_E2rTTk22sKHaDVzmhtRoC1YkQAvD_BwE&amp;gref=EkQKPAoICPCkrJgGEHsSLABTYefZCme4RAyORaCvqzP5siTyQrGHP-JGAk2k78TatNOTbawodoNXOaG1GgLViRAC8P8HARjfzOjvAg" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz-cevrimici?gclid=CjwKCAjwpKyYBhB7EiwAU2Hn2QpnuEQMjkWgr6sz-bIk8kKxhz_iRgJNpO_E2rTTk22sKHaDVzmhtRoC1YkQAvD_BwE&amp;referrer=gclid%3DCjwKCAjwpKyYBhB7EiwAU2Hn2QpnuEQMjkWgr6sz-bIk8kKxhz_iRgJNpO_E2rTTk22sKHaDVzmhtRoC1YkQAvD_BwE&amp;gref=EkQKPAoICPCkrJgGEHsSLABTYefZCme4RAyORaCvqzP5siTyQrGHP-JGAk2k78TatNOTbawodoNXOaG1GgLViRAC8P8HARjfzOjvAg</a></p><p>Ciltsiz(Karton Kapak):<a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz</a></p><p>Cep boy(Karton Kapak): <a rel="nofollow" href="https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz-cevrimici-cep-boy">https://www.bkmkitap.com/kazanirsak-kaybederiz-cevrimici-cep-boy</a></p><p>2- Gençlik Serüveni Serisi - Ng Kabal: İlk olarak Ephesus Yayınlarından çıkan seri, daha sona Martı Yayınları tarafından yeniden basıldı. Her ne kadar aslında platformda bölümleri yayınlanmış olan yazarın ‘’Gecenin Hikayesi’’ni önermek istesem de henüz okuma fırsatı bulamadığımdan bu seriyi önermek istiyorum. Şu ana kadar 4 kitaptan 2’sini okuyabilsem de gençlere çok severek önerebileceğim bir seriye mutlaka göz gezdirmelerini tavsiye ediyorum.</p><p>Ciltli set: <a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-ciltli-1-baskiya-ozel-yazar-imzali" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-ciltli-1-baskiya-ozel-yazar-imzali</a></p><p>Ciltsiz(Karton Kapak) set: <a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-4-kitap-takim-695706" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-4-kitap-takim-695706</a></p><p>Cep boy(Karton Kapak):</p><p><a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-4-kitap-takim-cep-boy?waw_keyword=Gen%C3%A7lik%20Ser%C3%BCveni" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/genclik-seruveni-4-kitap-takim-cep-boy?waw_keyword=Gen%C3%A7lik%20Ser%C3%BCveni</a></p><p>3- Sokak Nöbetçileri - Aslı Arslan: Bu yılın bana göre en iyi kurgularından diyebilirim. Yazarın ‘’Emare’’ adlı yine bu platformda yazılmış ve şu anda 2 kitap halinde basılmış ve 3’sü de yolda. (Yanlış hatırlamıyorsam 3. kitabı çıkacak.) Aynı şekilde bu 2 li hikayesi de çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Bu sene sonunda 2.yi kesinlikle okuyacağım.</p><p>Sokak Nöbetçileri 1(Karton Kapak):</p><p><a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri</a></p><p>Sokak Nöbetçileri 1(Ciltli) :</p><p><a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-538951?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-538951?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri</a></p><p>Sokak Nöbetçileri 2(Karton Kapak): <a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-644232?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-644232?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri</a></p><p>Sokak Nöbetçileri 2 (Ciltli):&nbsp;</p><p><a rel="nofollow noopener" href="https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-2-ciltli-644231?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri" target="_blank">https://www.bkmkitap.com/sokak-nobetcileri-2-ciltli-644231?waw_keyword=Sokak%20N%C3%B6bet%C3%A7ileri</a></p><p>Bu arada Emare’nin yeni kapak baskıları da yıl sonuna doğru İndigo Yayınevi tarafından (eski Ephesus Yayınları) çıkacağını da hatırlatayım.</p>

<p>*Bu fotoğraf karesi 17 Ağustos 1999 depreminde çekilmiş kare. &nbsp;Anadolu Ajansı (AA) tarafından çekilmiştir .</p><p>Günlerden 16 Ağustos 1999 günü...Herkes o gün normal hayatına devam ediyor, başına geleceklerden habersiz hayatlarını sürdürüyorlardı. O gün sonrası hiçbir şey eskisi olamayacaktı asla belki de.</p><p>Kimileri belki ertesi gün için planlarını yapmıştı bile, belki düğün yapacaklardı.</p><p>Ama o gece, yani 16 Ağustos'tan 17'sine bağlayan gece ne olduysa o an olmuştu artık. Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktı hayat asla. 17 Ağustosa bağlayan gece adeta uzaydan göktaşı düşüyormuş gibi yaşanmıştı acı olay. Sanki kıyamet kopacakmış gibi yeryüzü şiddetli sallanmıştı. Belki aylarca, yıllarca belki de asla kapanmayacaktı bu yaralar. Bazılarınınki de asla kapanmayacak ve bu acı olayın izleri yıllarca belki de ömür boyu sürecekti.</p><p>Bazıları dedim ya? Onların ki hiç kapanır mıydı yaraları yani? Ailesini, çocuğunu, eşini, annesini, babasını kaybetmişti belki de.</p><p>Ne demişlerdi atalarımız’’ Giden geleni aratmıyor’’ diye, halbuki de öyle çünkü kaybettiklerimizin yerini asla doldurmuyor hiç kimse. Belki o insanların evleri yıkıldı, aylarca veya yıllarca evsiz kaldı, bazıları çadırda kaldılar, bazıları da konteyner da kaldılar.</p><p>Bir okuduğum kitapta şöyle bir cümle geçiyordu ve cümle aynen şu şekildeydi.</p><p>’’Öyle büyük bir korku var yüreğimde. Sanki kıyamet bizim için kopacak. Büyük bir yangın çıkacak. Ama bu sefer sadece ben değil, hepimiz yanacağız.’’</p><p>Aynen de o gün bu cümle gibi oldu. O gece yarısıydı...</p><p>Bazılarında bu his eminim ki o gün olmuştur bile. Belli ki içerinde bu his doğmuştur bile.</p><h2>GECE YARISI SAAT 03.05...</h2><h2>İşte o an... 45 saniye boyunca o korkunç olay oluyor ve....</h2><p>Türkiye ve dünya, yaşanan bu olayı konuşmaya başlamıştı. TV kanallarında ve gazete manşetlerinde çok gündeme gelmişti günlerce. Sanki bir bölge adeta yeryüzünden silinecekmiş gibi sallanmıştı. O kadar sallanıyordu ki kıyamet kopacak gibiydi.</p><p>O 45 saniyede ne olduysa artık olan olmuştu. Merkez üssü Kocaeli, Gölcük…</p><p>Ankara dan İzmir'e doğru büyük yankı uyandırmıştı deprem...</p><p>Marmara adeta sanki bu gezegenden silinecek gibi &nbsp;sallanmıştı.</p><h2>17 bin 480 ölü, 23 bin 781 yaralı...</h2><p>Artık asla hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı bazı insanlara. Yıkık evler, hasar görmüş binalar… Enkaz altında zamanla yarışan insanlar...</p><p>Bazıları can vermişti, bazıları sağ çıkmıştı. Kim bilir ömür boyu izini taşıyacak sakatlıkta kalmıştır bile.</p><p>Bu deprem, hem maddi hem de manevi olarak büyük zararlara yol açmıştı. Belli ki bu acıyı hiç bir zaman asla ve asla tarif edilemez bir şekilde taşıyorlardır kim bilir.</p><h3>Ya depremden sonrası?</h3><p>Öncelikle bu depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabır diliyorum. Bu hikayeyi yazdığıma göre artık konuyla ilgili düşünce ve yorumlarımı yazabilirim.</p><p>Aradan 23 yıl geçti. Ve bunca yıl geçmesine rağmen acılar hâla taze.</p><p>Peki biz halen bu deprem konusunda halen bir ders alabildik mi sizce?</p><p>Bence hayır. Hala alamadık diyebilirim hatta geç bile kaldık. Üstelik kentsel dönüşüm yasası 10 yıl önce değil de keşke o depremden sonra çıksaydı. Hatta artık gerçek anlamda mağduriyet yaratmadan zorunlu olmalı. Çünkü deprem önlemleri ne kadar alırsak hem maddi, hem manevi olarak zarara uğramaz. Belli ki hepimizin artık ülkece olarak bu saatten sonra bile ders almamız gerekiyor. Çünkü yarın ne olabilir? Hiç de belli bile olmaz ne olacağı. Maalesef deprem ülkelerinden birisi de Türkiye. Yani bizim ülkemiz.</p><h2>Peki 17 Ağustos’tan sonra ne oldu?</h2><p>Aynı yıl 12 Kasım Düzce depremi oldu. Ve orada da yine aynı manzaralar yaşandı. Gerçekten çok kötü bir olay. Çünkü psikolojik olarak kendimizi kötü hissedebiliyoruz o anı orada yaşamsak bile. Bundan sonrası da var elbette. 2011 Van, 2019 Elazığ, 2020 İzmir depremi. Belki bir çoğunuz hatırlar bunları da. Ama bir de şu var. Hani diyorlar ya o büyük deprem...</p><p>Belli ki bugün olmadı ama yarın o büyük deprem yine olabilir ki zaten jeoloji alanındaki bilim uzmanları da bunu söylüyor zaten. Bas bas bağırıyorlar hazırlıklı olun diye.</p><p>Ama dinleyen var mı? Cevabını siz verin derim. Ama ben kendi cevabımı da vereyim.</p><p>YOK!!</p><h2>Peki deprem gerçek anlamda ne anlamına geliyor?</h2><p>Deprem &nbsp;bir doğal afet olayıdır. Nasıl sel, heyelan, dolu, hortum, kasırga, yangın oluyorsa deprem de budur.</p><p>Peki deprem gerçekten önlenebilir mi? Cevabı kesinlikle evet. Ben bu konunun uzmanı veya mühendisi olmasam da kendi düşüncelerimi yazacağım. Unutmayın ki deprem değil, ekonomik ömrü tamamlanmış, yönetmeliğe göre sağlam inşa edilmemiş binalar bizi hayattan koparır. Öncelik olarak eski binaların (restoreye uygun tarihi binalar hariç) tamamen kentsel dönüşüme sokulması gerekiyor. Böylelikle hem estetik ve modern bir görünüme sahip binalar ortaya çıkar, hem de can ve mal güvenliğini de korumuş oluruz ve ortaya gerçekten çok sağlam binalar ortaya çıkar. Ama öncelikli olarak bu yasanın tamamen zorunlu haline gelmesi gerekiyor. Ve maddi manevi olarak bu süreçlerde kesinlikle zarara uğranmaması da lazım.</p><p>Tabii sadece kentsel dönüşüm buna çözüm değil. Hali hazırda olan inşaatların zorunlu olarak ciddi sıkı denetimlerden de geçilmesi gerekiyor. &nbsp;Yani burada inşaat mühendislerine de büyük görev düşüyor denetim konusunda. &nbsp;Tabiki de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na da bu konuda denetim görevi düşüyor. Bu tüm 81 illerimizde zorunlu olarak denetimlerden geçirilmesi şart. Bu da binalarının güvenliğini de arttırıyor. Ve yönetmeliğe göre uymayan inşaata ve müteahhitlere de ciddi yaptırımlar yapılması lazım. Bu denetim konusu da kesinlikle ihmal edilmemeli.</p><p>Bunun dışında başka önlemler de alabiliriz. Mesela ev eşyalarını sabitlemek gibi. Sadece depremde değil, oluşabilecek herhangi bir ev kazası da meydana gelebilir. Bu nedenle evimiz için de önlem almamız şart. Tabi bunlarla da sınırlı kalmıyor.</p><p>Mutlaka bir tane deprem çantası bulundurmak gerekiyor elimizde.</p><p>Siz deprem konusunda ne düşünüyorsunuz? Yorum ve düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Daha çok yazı yazabilmem için oylamayı ve destek vermeyi unutmayın.</p><p>Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle…</p><p>(Kapaktaki resim 12 Kasım 1999 depreminden çekilmiştir. )</p>

6