Dünyada safranın 70 cinsine ait olarak 1.800 tür bulunmaktadır. Bu bitkinin anavatanı Yemen'dir. Daha çok boş arazilerde yetişmekte olan safran, bir kez dikildiğinde 10-15 yıl kadar aynı kökten tekrar tekrar yetişebilmektedir. Diğer bitkilerde olduğu gibi çiçek açtıktan sonra tohumlanır, kuruyup olgunlaştıktan sonra da başak kısmı açılarak tohumları toprağa dökülmektedir. Dökülen bu tohumlar toplanarak safran yağı elde edilmektedir. <strong>Safran neden pahalıdır?</strong> <img class="wp-image-24500 alignnone" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/07/ezgif.com-gif-maker-5-3-300x165.jpg" alt="" width="1293" height="709" /> Bir kilogram safran yaklaşık olarak 45-50 bin TL civarındadır. Avrupa'ya bakıldığında bir kilogramı 20 bin dolar seviyelerine kadar ulaşmaktadır. Ağustos ayında ekimi yapılmakta olup hasat yapılan aylar ise Ekim-Kasım arasıdır. Safranın boyu 15 ila 30 cm'ye kadar ulaşmaktadır. Bu uzunluğa ulaşıldığında tepe kısımları el ile toplanır ve kömür ateşi üstünde bal mumuyla karıştırılarak kurutulmaktadır. Yarım kilogram kurutulmuş safran üretebilmek için 80-120 bin arası çiçek gerekmektedir. Bu yüzden safran üretimi büyük bir el işçiliği gerekmektedir. Ticari amaçla satışa sunulan safran bitkisi gram olarak paketlenmektedir. Ülkemizde Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yılda ortalama 20 kilogram safran üretimi yapılmaktadır. <strong>Faydaları</strong> <ul> <li>Antioksidan ve antikanserojen etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar neticesinde tümör hücrelerini küçülttüğü ve yayılmasını engellediği ispat edilmiştir.</li> <li>Gerçekleştirilen klinik deneylerde hafif ve orta dereceli Alzheimer hastalığında etkili olduğu kanıtlanmıştır.</li> <li>Hafıza fonksiyonlarını artırmakta ve hafıza kaybına karşı etkilidir. Japonya'da hafıza kaybı tedavisinde kullanılmaktadır.</li> <li>Solunum bozukluğu tedavisinde kullanılmaktadır.</li> <li>Sindirim bozuklukları ve sindirimin desteklenmesi tedavilerinde kullanılmaktadır.</li> <li>Yaşa bağlı olarak gerçekleşen zihinsel bozuklukların tedavisinde kullanılmaktadır.</li> </ul>
Efdal Türe
@efdalture
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Haziran 2022 aylık ve yıllık bazda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı. TÜİK verilerine göre 2022 Haziran aylık enflasyon oranı %4,95 olarak tespit edilmiştir. Haziran 2022 yıllık enflasyon oranı ise %78,62 olarak tespit edilmiştir. TÜFE ana harcama grupları incelendiğinde 2022 yılı haziran ayında en az artış meydana gelen harcama grupları içerisinde %0,18 ile giyim ve ayakkabı, %1,97 ile sağlık ve %2,02 ile eğlence ve kültür grubu olmuştur. Buna karşılık, 2022 yılı haziran ayında artışın yüksek olduğu ana harcama gruplarıysa sırayla, %10,59 ile ulaştırma, %8,34 ile konut ve %5,42 ile lokanta ve oteller olmuştur. <strong>Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Hesaplaması</strong> ENAG verilerine göre ise 2022 Haziran aylık enflasyon oranı %8,31, yıllık enflasyon oranı ise %175,55 olarak tespit edilmiştir. Ocak-Haziran ayları kapsamında 6 aylık zaman diliminde yaşanan fiyat artışı ise %71,43 olarak hesaplanmıştır. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG)’ın web sitesinden paylaşılan seçilmiş ürün bazlı fiyat artış verilerine göre ise en düşük artış oranları %0,80 ile sağlık, %5,01 ile ev eşyası ve %5,12 ile haberleşme alanında gerçekleşmiştir. Buna karşın en yüksek artışlar ise %16,51 ile konutta, %14,81 ile ulaştırma ve %9,70 ile çeşitli mal ve hizmetler yer almıştır.
Algı kavramı kısaca duyu organlarının edinmiş olduğu bilgileri işleyip aktif olarak bir bütün haline getirme becerisidir. Algı yönetimi ise mevcut düşüncelerin kişilere kabul ettirilmesidir. Başarılı bir algı yönetiminde ulaşılmak istenen bir hedef vardır. Bu hedeflerin içerisinde en belirgini hedef kitleler üzerinde hakimiyet kurmak, üstünlük sağlamak, algıları belli bir yöne doğru kanalize edebilmek ve bunu sürekli hale getirebilmektir. Ortaya çıkarılmış olan algının daha sürdürülebilir olması adına hedef kitlenin davranış ve tutumlarını istenilen düzeyde etkileyebilmenin yolu, kamuoyu hassasiyetini sürekli olarak canlı tutmaktan geçmektedir. Algıyı oluşturan ve algının muhatabı olan taraflar arasında bir bağ oluşabilmesi, iletilmek istenen mesaj içeriğinin de ehemmiyetini artırmaktadır. Bundan ötürü algı yönetimi amaçlarından birisi de iletilmek istenen mesajın açık ve anlaşılır olabilmesini sağlamaktır. Hedef kitle üzerinden gerçekleştirilecek algı yönetiminde iletilecek olan mesajın içeriği ve iletilen kanal ortamı bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Algı yönetimi, ülkelerden işletmelere, ticaretten siyasete kadar günümüzde her alanda kişinin lehine sonuçlar doğurabilmesi adına başvurulan yönetsel bir araçtır. Bu bağlamda her ne kadar daha çok reklam ve tanıtımlardan fayda sağlamak amacıyla kullanılıyor olsa dahi politik propaganda ve kurumsal başarılarda vazgeçilmez yöntemler içerisinde yerini almaktadır. Başarılı bir algı yönetiminin amaçları içerisinde hedef kitlenin istek ve arzularını bilmek, önemli gördükleri ve de önceliklerini analiz etmek yer almaktadır. Algı yönetiminde başarıya ulaşılmış olmanın ölçütü, hedef kitlenin duyularına seslenebilme gücü olarak gösterilir. Eğer ki ortada bilinçaltının istenilen hedefe doğru harekete geçtiği gözlemleniyorsa başarılı bir algı yönetiminin gerçekleştiği söz konusudur.
Küreselleşmenin ve sanayileşmenin çevre üzerinde yol açtığı tahribat sürdürülebilirlik, kâğıt israfı, tasarruf, karbon ayak izi gibi birçok konuyu gündeme getirmiştir. Avrupa, dünyanın 2050 yılında yaşanılamayacak bir yer olduğunu anladığı için kendi içinde önlem almaya başladı. <strong>Avrupa Yeşil Mutabakatı</strong> ile çevreye karşı olan duyarlılık hayatımıza 2030 yılında zorunlu olarak girecektir. Türkiye’nin de bu konuda hayata geçirdiği birçok proje bulunmaktadır. Sanayide sadece kârlılık değil, sürdürülebilir üretim ve geri dönüşüm de göze çarpmaya başladı. Türkiye’nin ihracatında büyük paya sahip olan AB ülkeleri, Türkiye’nin 2030 yılına kadar Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde <strong>karbon ayak izi</strong> ile ilgili düzenlemeler yapmasını mecbur kılmaktadır. Eğer mutabakatın gerekliliği olan projeler üretilmez ve sanayilerde de bu bağlamda üretim hattı yenilenmezse Avrupa’ya yapılan ihracatımız durmak zorunda kalacak. Kurumsalların bu sürece adapte olması ne kadar sancılı olursa olsun elbette bireysellere nazaran daha kolay olacaktır. Fakat bireysel bazda neler yapılabilir? Kurumsal firmalar daha iyi bir gelecek için çalışmalar yaparken bu firmaların personelleri veya halkın kalan kısmı gelecek nesillerimiz için fert fert ne yapmalı? Dünyanın buğday ihracatında büyük bir payı olan Hindistan, buğday ihracatına kısıtlama getirdi bile. Çin, buğday stoku yapmaya çoktan başladı. Gıda, enerji, lojistik, üretim ve tüketim alanlarında <strong>sürdürülebilir</strong> ve gelecek nesillerimize iyi bir dünya bırakmak için bireysel olarak biz ne yapabiliriz? Sadece <strong>tasarruf</strong> yapmak yeterli mi? Çin gibi biz de mi buğday stoku yapalım? <strong>Peki Ne Yapabiliriz?</strong> Tabii ki tasarruf tek başına yeterli değil. Hepsinden önce düşünmeliyiz. Her şeyden yeteri kadar tüketmeliyiz. Kullanmadığımız ürünleri elimizden geldiği kadar dönüştürmeliyiz. Doğada çabuk çözünebilen ürünleri ve geri dönüşüm ile hazırlanmış ambalajları tercih etmeliyiz. Hepsinden önemlisi çevre dostu projelere katkı sağlamalıyız. Çevre dostu birçok start-up ve sosyal girişime destek vermek bireysel olarak her bilinçli kişinin yerine getirmesi gereken sorumluluk arasında yer almaktadır. <strong>Sosyal Sorumluluk Girişimlerine Destek Verin</strong> <strong>Panoyabak,</strong> bu start-up ve sosyal girişimlerden sadece biri. 2019 yılından beri gelişen uygulamanın temel amacı üniversite öğrenci topluluklarının, sanat merkezlerinin, yerel yönetimlerin ve diğer organizasyonların düzenleyeceği etkinliklerde broşür, afiş ve kâğıt israfının önüne geçmektir. <strong>PANOYABAK,</strong> etkinliğin tanıtımı için kullanılan afişleri dijitale aktararak sadece kâğıt israfını önlemekle kalmıyor; etkinlik ekosistemine katılan her organizasyon için TEMA iş birliği ile doğaya bir fidan bağışı yapıyor. Ayrıca öğrenci topluluğunun, belediyelerin veya organizasyonların ulaşmak istediği hedef kitle ağını genişletiyor. Yani hem doğayı koruyor hem de etkinliklerin daha geniş kitlelere duyurulması için dijital bir ekosistem sunuyor. <strong>Panoyabak</strong> uygulamasının birçok özellikleri var. Etkinliği düzenleyen organizasyonlar için etkinlik kontrol panelinde birçok özellik sunarken, organizasyonu takip eden ve etkinliğe katılan kullanıcılara da sosyal bir <strong>dijital pano</strong> sunuyor. <strong>Panoyabak Uygulamasının Özellikleri Nelerdir?</strong> Uygulamanın temelde etkinlik düzenleyen (organizasyon) ve etkinliğe katılan (kullanıcı) olmak üzere iki ara yüzü bulunmaktadır. Organizasyonlar etkinlik ile ilgili detaylı bir paylaşım yapabilir, kulüp kontrol panelinden etkinliğin operasyonunu yönetebilir, katılımcılarına sertifika gönderebilir ve <strong>panoyabak.com</strong> web sitesinden çekiliş düzenleyebilir. Katılımcılar ise uygulama içinde toplulukları ve diğer katılımcıları takip edebilir, katılmak istediği etkinlik yaklaşınca bildirim alabilir, etkinlikten sonra etkinliğin ve topluluğun değerlendirmesi için yorum yapıp puanlayabilir. Birçok özelliği bulunan <strong>Panoyabak</strong> uygulaması; sempozyumların, tiyatroların, üniversite öğrenci toplulukları ile diğer bağımsız organizasyonların düzenlediği etkinliklerin paylaşıldığı dijital pano, event manegement ve etkinlik ekosistemidir.