Dünyayı sarsan Cemal Kaşıkçı olayını tüm detaylarıyla yorumluyoruz!

8 dk


3
3 puan

Konuya yabancı olanlar için öncelikle ana hatları ile özetleyelim. Cemal Kaşıkçı denen Suudi gazeteci, yıllardır ABD'de yaşıyor ve Türk nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenmek için ABD'deki Arabistan konsolosluğuna başvuruyor ve onlar da Türkiye'ye gönderiyorlar. Kaşıkçı,  evlenmesi için gerekli belgeleri temin etmek amacıyla Türkiye’deki Arabistan Başkonsolosluğuna geliyor. Fakat çıkamıyor… Veya ölüsü bir şekilde çıkıyor. Yani haber alınamıyor. Ve evet bu herhangi bir tehlikede 'sığınılan' en güvenilir mekânda 'Büyükelçilikte' gerçekleşiyor. Ve olayın içerisinde görünürde 3 ülke var ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye. Arka planında ise hangi ülkelerin çıkacağı henüz belli bile değil. Durum böyleyken tüm dünyanın pür dikkat bu olaya kilitlenmiş vaziyetteler. 

Öncelikle Cemal Kaşıkçı'nın kim olduğunu bilelim:

13 Ekim 1958'de Arabistan'ın Medine kentinde dünyaya geldi. 1985 yılında ABD'deki Indiana State University'den mezun olan Kaşıkçı, sonrasında ülkesine dönerek gazetecilik yapmaya başladı. 1991 – 1999 yılları arasında Al Madina gazetesinin yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği vekilliği yapan Kaşıkçı, bu süreçte Afganistan gibi ülkelerden haberler yazdı, 1987-95 yılları arasında eski El Kaide lideri Usame bin Ladin ile Afganistan ve Sudan'da söyleşiler yaptı. 

Daha sonra İngilizce yayın yapan Arab News'in başında dört yıl çalışan Kaşıkçı, buradan geçtiği Al Watan'ın yazı işleri müdürlüğünde 52 gün görev yapabildi, gazetede ülkedeki dini yapıyı eleştiren yazıların çıkması üzerine görevden alındı. Bunun üzerine ülkeyi terk eden Kaşıkçı, İngiltere ve ABD'de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapan Prens Türki al Faysal'ın danışmanlığına getirildi. 2008 yılında tekrardan Al Watan'ın yazı işleri müdürlüğüne getirildi ve 2010 yılında gazetede yayınlanan eleştirel yazılar nedeniyle bir kere daha görevden alındı.

Suudi gazeteci, radikal İslam'ın önüne geçebilmek için ülkedeki din eğitiminin gözden geçirilmesi gerektiğini, din eğitiminin yalnızca dini okullarda verilmesini, çocuklara bir dinin empoze edilmemesi gerektiğini savunuyordu.

BBC'nin yazdıklarına göre Cemal Kaşıkçı'nın bir gazeteci olarak yazdıkları eleştiri bile değil, nasihat niteliğindeydi. Çünkü Arabistan'da yaşayan iki oğlu vardı ve onlara bir zarar gelmesini istemiyordu. Yazılarında kelimelerine dikkat ederek yer veriyordu. Peki, öldürülmesi için yalnızca bu geçerli bir sebep miydi? Ortada daha derin bir hesaplaşma olduğu belli. 

Öncelikle ‘Arap Baharı’yla başlayan özgürlük furyasını hepimiz biliyoruz. Bu baharla İhvan sahneye çıktı. Mevcut duruma alternatif olarak ve fakat sakıncalı görülen İhvan'la yeni iktidar kuşağı Körfez'in monarşilerini alarma geçirdi. 2013'te Mısır'da Sisi darbesiyle İhvan kuşağına "Dur" denilirken müdahalenin ana finansörleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) idi.

Katar'ın, Suudilerin Vehhabi-Selefi kanallardan yürüdüğü İslam dünyasında kendilerine alan açmak için İhvan'ı kullanması Körfez'deki diğer oyuncular için zaten rahatsızlık nedeniydi. El Cezire'nin İhvan liderleriyle yaptığı yayınlar nedeniyle Katar, 2014'te hedef tahtasına konuldu. Kendi istikametinden şaşmayan Katar 2017'den itibaren abluka ve tecrit dâhil kapsamlı bir çökertme stratejisiyle karşı karşıya kaldı.

Türkiye, Katar'da üs kurarak Körfez'in müdahale planlarına karşı kalkan olarak devreye girdi. Suudi Arabistan ve BAE'de "saraylı" çevrenin Türkiye'de AKP iktidarına karşı 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbeye girişimine umut bağladıkları görüldü. ABD Başkanı Donald Trump'la, özellikle de damadı Jared Kushner'le özel bir ilişki geliştiren Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman sarayda ipleri eline alırken Türkiye ve Katar'a karşı sıra dışı bir dil kullanmaya başladı. Muhammed bin Selman, İhvan'a "Yok edilmesi gereken terör kuluçkası" derken; İran, Türkiye ve Katar'ı "şer ekseni" olarak niteledi. Suudi Arabistan, ABD'nin yönlendirmesiyle Türkiye'nin "terör oluşumu" olarak baktığı Suriye'de Fırat'ın doğusunda Suriye Demokratik Güçleri'ne el attı. Bütün bunlar bir tarafta Katar, Türkiye ve İhvan; diğer tarafta Suudi Arabistan ve BAE'nin olduğu kamplaşmayı derinleştirdi.

Peki, Kaşıkçı bu denklemin neresinde? Biraz geriye gitmek gerekiyor.

1960'larda İslam dünyasındaki komünist yayılma ve Mısır'da Cemal Abdünnasır'ın estirdiği pan-Arabizm rüzgârını kesmek için Suudi Arabistan, Rabıta'yı kurarak Selefiliği ihraç etmeye başladı. Bu yeterli olmayınca pan-İslamizm kartı öne sürüldü ve bu süreçte İhvan'a iş düştü. Bu planın baş destekçisi Kral Faysal, Abdünnasır'dan kaçan İhvan'a kapılarını açtı. Örgütün "eğitimli" kadroları Suudilerin hem içerde hem dışarda ihtiyacını görüyordu. Bu sayede İhvan üyeleri Suudi sarayına da girmiş oldu. 1979'dan itibaren Sovyetlere karşı Afganistan'a küresel "mücahit otobanı" kurulurken hem Vehhabi-Selefi havuz hem de İhvan kullanıldı. Bu süreçte iki akım iç içe geçti ve birbirini etkiledi.

Kral Faysal, Vehhabi geleneğinden sapmalar gösteren bir çizgiye sahipti. Kadınların eğitimi gibi belli konularda reformlara yönelmişti. Özellikle kadınlar için okulların açılmasına İstanbul doğumlu ve Adapazarlı bir Abhaz olan eşi İffet Hanım öncülük ediyordu. İffet Üniversitesi onun miraslarından biri. Kral Faysal babasından farklı olarak Filistin meselesiyle de ilgilenerek şimşekleri üzerine çekmişti.

Afganistan-Pakistan hattında El Kaide ve Taliban'ı doğuran seferberliğin sahadaki takipçisi ise Kral Faysal'ın oğlu Prens Turki bin Faysal idi. Yani Usame bin Ladin'i Afganistan'a gönderirken Kaşıkçı'nın da elinden tutan namlı Suudi Arabistan İstihbarat Şefi. Cemal Kaşıkçı'nın farklı tonlarda "militan İslam" ile teması Afganistan'daki mücahit kamplarında başlıyor. Spekülasyona açık bir konu olmakla beraber yaygın kanı şuydu: El Kaide lideri Usame Bin Ladin dahil mücahitlerle yaptığı röportajlar biraz gazeteciliğinin biraz da istihbaratla dirsek temasının gereğiydi.

Dayısı Kemal Ethem'den sonra gizli servisi 24 yıl yöneten Prens Turki, 2003'de Londra, 2005'te Washington'a büyükelçi olarak atandığında Kaşıkçı'yı danışman olarak yanına aldı.

Kaşıkçı yıllar içinde Ladin'le dostluktan "Radikalizme karşı siyasal İslam'ın önü açılmalı" diyen bir çizgiye gelmişti. İhvan da Kaşıkçı'ya örgütün hedeflerine ulaşmasına hizmet edecek "zeki bir aydın" olarak bakıyordu. (BBC) 

Böylesi bir denklemde Cemal Kaşıkçı gibi El Kaide, Taliban ve 11 Eylül'ün hava korsanlarıyla bağlantılar dahil çok sayıda gizli dosyaya vakıf birinin karşı eksene kayması hayatının tehlikeye girmesi için yeterli. İhvan'la bağlantılı tarihsel arka plan da Kaşıkçı'yı çok özel bir yere oturtuyor.

Özetle kaçırılma ya da ölüm birkaç adımda geldi:

Amerikan yönetimi, Katar'da Sani hanedanını çökertme planına göz yumarken; Cemal Kaşıkçı'nın Muhammed bin Selman'ın Trump'la yakınlaşmasını Suudi Arabistan için tehlikeli bulması "Yazma, tweet atma, sus" diye uyarılmasını tetikledi.

Cemal Kaşıkçı geçen yıl Muhammed bin Selman'a mesaj göndererek kendisi gibi bir danışmana ihtiyacı olduğunu belirtip birlikte çalışmayı önerdi. Veliaht Prens, Kaşıkçı'nın İhvan ve Katar gibi iki düşmanla ilişkileri olduğunu belirtip reddetti. Bunun yerine ülkeye dönmesi için Kaşıkçı'ya telkinlerde bulunanlar çıktı. Bunların başında Muhammed bin Selman'ın küçük kardeşi ve Washington Büyükelçisi Halid bin Selman geliyor. Büyükelçi son 3 ayda Kaşıkçı ile 4 kez görüşerek tehlikede olmadığını söyledi.

Kaşıkçı'nın geçen yıl New York'ta BM Genel Kurulu sırasında Katar Emiri Temim ile görüştüğü ve daha sonra Doha'da yeniden bir araya geldiği ortaya çıktı. Kaşıkçı'nın Washington Post'ta yazmasını sağlayanın da Temim olduğu öne sürüldü.

Bu arada Kaşıkçı alenen "İhvan'ın Suud ayağı ve Katar'ın adamı" olarak resmedildi.

Erdoğan'ın ekibiyle yakın temaslarına ilaveten Türkiye'den biriyle nişanlanması hassasiyeti artırdı. Tabii böyle zamanlarda insanların şeceresi de hatırlatılıyor: Kaşıkçı, Suudi Arabistan'ın kurucusu Abdülaziz ibn Suud'un özel doktoru olan Kayserili Muhammed Kaşıkçı'nın torunu. Yani Prens Turki anne tarafından, Kaşıkçı büyükbaba tarafından Türkiye'yle bağlantılı.

Hesap neydi?

Kaşıkçı Suud Hanedanı'nda oyunun kurallarını bilen biriydi. Prens Turki'nin yanındayken elçiliklerin nasıl çalıştığını öğrenmişti. Buna rağmen İstanbul'a yönlendirilirken oyuna gelmesine kimse anlam veremiyor.

Yeni ortaya çıkan bilgilere göre Muhammed bin Selman'ın demir yumruğu altında duran Prens Turki, Kaşıkçı'yı ikna emrini aldı. Kaşıkçı'yı arayan Turki tehdit olmadığını belirtip konsolosluğa gitmesini telkin etti.

Bu suçu işleyenlerin hesabına göre Muhammed bin Selman'ın Trump ile dostluğunu bozacak ya da hassas bilgileri düşmanlarla paylaşabilecek aileden biri bertaraf edilmiş, Türkiye ve Katar'a da dersleri verilmiş oldu. (BBC) 

Ortada bir gazeteci var ve belli ki bu cinayet sadece klasik eleştiren, muhalif bir vatandaşa uygulanan cinsten değil. Okuduklarımıza göre Cemal kaşıkçı zaten uzun bir süredir okları gizliden gizliye kendine çekmiş durumdaydı, Suudi yönetimi bir süredir izliyordu ve en doğru ‘mekan’ı buldu (kendilerine göre) fakat en doğru zamanı buldular mı orası tartışılır. Nitekim uluslararası arenada bu beceriksiz ‘ortadan kaldırma’ işlemi Suudi Arabistan’a ciddi ölçüde bir prestij kaybettirmiş, bununla da kalmayıp, Ortadoğu ülkelerine karşı duyulan önyargıyı güçlendirmiş, hatta ve hatta Avrupa’nın genelinin sahip olduğu İslamofobiyi pekiştirmiştir. 

Şimdi dergio ekibinin yorumuyla ortada çok ilginç iki soru var: Cemal Kaşıkçı zeki bir adamdı ve başına gelebilecekleri tahmin etmesine rağmen gerçekten suikast planını farketmedi mi? Veya fark etti fakat bunun kaçınılmaz olacağını biliyor muydu ve buna rağmen mi Türkiye’ye geldi? En can alıcı ve fakat düşük bir ihtimal ise; her şeyin farkındaydı ve evlilik heyecanıyla soğukkanlılığını ve otokontrolünü kaybetti…?! Yani duygusallık yine bir insanın hata yapmasına mı mal oldu? 

Şimdi biraz diğer ülkelerin bakış açısına bakarsak; Belçika basını ise Kaşıkçı krizinin kazananının Türkiye olduğunu söylüyor. “Erdoğan ilk kez ölçülü ve taktiksel bir yaklaşım benimsedi.” Diye yazıldı. 

Belçika'da yayımlanan De Morgen gazetesi, Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi nedeniyle yaşanan krizden 'en kârlı çıkanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimi olduğunu' yazdı. Gazete, Kaşıkçı'nın kaybolmasının ABD ile Suudi Arabistan üzerinde büyük baskı oluşturduğunu, buna rağmen Erdoğan'ın son 2 haftada oldukça rahat pozisyonda hareket ettiğini vurguladı.

Haberde, "Ülkenin kalbinde meydana gelen bu provokasyon karşısında Erdoğan ilk kez bağırıp çağırmadan, ölçülü ve taktik bir yaklaşımı benimsedi" deniyor.

Bunun yanı sıra Türkiye, Suudi Arabistan'la ilişkilerde de istikrarın korunması için nispeten yapıcı bir rol oynadı. 

Öte yandan Konsoloslukta ise hala hayat normale dönmüş değil. Tüm dünyadan basın mensupları her gün nöbet tutmakta, oldukça tuhaf hareketlenmeler yaşanmakta. Bir son dakika haberine göre ise bugün konsolosluğa giren iki şapkalı kişi görülmüş. Acaba Kaşıkçı'nın cesedi hala oradan çıkarılmadı mı? 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla paylaşın!

3
3 puan

Sizdeki Reaksiyonu Nedir?

hahaha hahaha
0
hahaha
korkunç korkunç
0
korkunç
tanrım tanrım
1
tanrım
inekçe inekçe
1
inekçe
o ne o ne
0
o ne
şirin şirin
0
şirin
şaşkın şaşkın
1
şaşkın
zafer zafer
0
zafer
zayıf zayıf
0
zayıf
aşık aşık
0
aşık
lanet lanet
0
lanet
eğlenceli eğlenceli
0
eğlenceli
nefret nefret
0
nefret
beğenme beğenme
0
beğenme
beğen beğen
0
beğen
Neutron NK

Efsane

Bir Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Hikaye
Yerleştirmeli Metin ve Görsel Biçimi
Caps
Özel Caps'ler yapmak için kendi resminizi yükleyin
Görüntü
Resim, Fotoğraf ya da GIF
Ses
SoundCloud ya da MixCloud Yerleştirmeleri
Video
Youtube, Vimeo ya da Vine Yerleştirmeleri
Gif
Hareketli Resim formatı
Anket
Karak vermek veya görüşleri belirlemek için oy kullanma
Liste
Klasik İnternet Listemeleleri
Geri Sayım
İnternetin heyecanlı geri sayımı
Açık Liste
Herkes kendi öğesini göndersin ve en iyisi için oy verilsin
Sıralı Liste
Listenin en iyi öğesini belirlemek için Artı ya da Eksi oy verilsin
Kişilik testi
Kişiliğe dair bazı şeyleri ortaya çıkaran soru dizisi
Bilgi testi
Bilgi seviyesini kontrol eden doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi