"Ne kadar güzel" dediğiniz bitkiler, aslında arkasında çok yüksek riskli ölümcül zehirler saklıyor olabilir. Hatta bu bitliler genellikle suikast yapmak amacı ile kullanılmıştır ama çoğunlukla bu suikastlerin sonucu başarısız olmuştur. Bu dünyanın en zehirli bitkilerinin listesini sizler için hazırladık. İsterseniz tabii şimdi bu bahsettiğimiz dünyanın en zehirli bitkileri nelermiş bakalım. <em><strong>| Dünyanın En Zehirli Bitkiler:</strong></em> Zakkum Beyaz yılan kökü Gece Gölgesi Su baldıran otu <em><strong>| Güzel olan ama tehlikeli olan bitki: Zakkum</strong></em> <img class="alignnone wp-image-50210" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/09/zakkum-cicegi-zehirli-mi-cogaltilmasi-bakimi-faydalari-300x200.jpg" alt="" width="692" height="461" /> Güzelliğiyle hayli tehlikeli olan zakkuma. Zakkum dışarıdan bakıldığında oldukça güzel ve tatlı gibi görünen zakkum her bir zerresinden zehir saçıyor. Oleandrin ve nerin isimli ölümcül kardiyak glikozitler içeren bu çiçekler ile temasa geçtiğinde ciddi sağlık problemlerine neden oluyor. Bu problemler kusma, ishal, düzensiz nabız, kriz nöbetleri ve komaya neden oluyor. Bu sağlık problerinin en kötüsü zakkum ile temasa geçen bir kişinin ölüm riski çok yüksek. Eskiden zakkum çiçeğinden yapılan ballarda yiyen insanlar hastalanmış ve tedavi edilmiştir. <em><strong>| Süt zehirlenmesi hastalığı olarak bilinen: Beyaz yılan kökü</strong></em> <img class="alignnone wp-image-50211" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/09/beyaz-yilan-koku-bitkisi-1021x580-1-300x170.jpg" alt="" width="683" height="387" /> Beyaz yılan kökü normalde zararsız ama dolaylı yollardan tüketildiğinde ölümle sonuçlanan bir hastalığı sahip beyaz yılan kökü, ABD'nin 16. cumhurbaşkanı olan Abraham Lincoln'ün annesi Nancy Hanks, bu bitkiyi doğrudan yemedi ama beyaz yılan kökü yemiş bir hayvanın sütünü içti ve hastalandı hastalığın sonucunda da öldü. Beyaz yılan kökü Kuzey Amerika'ya ait olan bir bitkidir. Beyaz yılan kökü trematol adlı çok tehlikeli bir alkol içeriyor. Beyaz yılan kökü vücudumuza dolaylı yoldan girdiğinde mide bulantısı, kızarık, halsizlik ve sonunda ölümle sonuçlanıyor. Nancy Hanks'ın ölümünden sonra hayvancılar hayvanların bu bitkiyi yememesi için tedbirler almaya başladılar. Bu bitkinin hastalığının ismi halk arasında süt zehirlenmesi olarak biliniyor. <em><strong>| Kalpte felç meydana getiren: Gece gölgesi</strong></em> <img class="alignnone wp-image-50212" src="https://cdn.wonder.tr/sites/dergio/media/2022/09/b869c7e31598eed9cfc05722cbd592f705a0d8c8-300x169.jpeg" alt="" width="699" height="394" /> Gece gölgesi çoğunlukla suikastlerde kullanılan favori bir bitkidir. Henüz kanıtlanamayan iddialara göre Macbeth'in askerlerini hazırladığı bir tatlı ile Danimarkalılar öldürüldü ve tatlının içerisinde gece gölgesi vardı. Gece gölgesi Orta ve Güney Avrasya'da yetişen bir bitkidir. Dışarıdan bakılınca gece gölgesi çok masum gibi dursa da gece gölgesinin yeşil yaprakları ve kiraza benzeyen meyve dalları içerisinde atropin ve skopolamin içerir. Bu bitki yenildiğinde vücutta felç meydana gelir ve sonucunda ölüm gerçekleşir. <em><strong>| Su baldıran otu</strong></em> <img class="alignnone wp-image-50213" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/09/lechebnye-svoystva-boligolova-pri-davlenii-44-300x200.jpeg" alt="" width="702" height="468" /> Su baldıran otu Sokrates'in ölümüne neden olmuş bir bitkidir. Zehirli baldıran otu ile birbirine çok benzer olan su baldıran otu dünya genelinde bilinen en tehlikeli bitkilerdendir. Su baldıran otu Kuzey Amerika'da yetişen en şiddetli toksik bir bitki unvanına sahiptir ve köklerinde ölümcül sikütoksin vardır. Bu bitkiyi yiyen herhangi bir kişi ölümcül semptomlar meydana gelir ve sonucunda ölüm meydana gelir. Su baldıran otunun semptomları ağrılı konvülsiyonlar, mide bulantısı gibi sorunlar çıkar ve sonucu ölüm olur eğer ölmezseniz bile vücutta kalıcı amnezi veya titreme problemleri oluşuyor.
bünyamin göbütoğlu
@bunyamingobutoglu-1
<em>Yaşadığımız dönemde çok fazla bilinmese de Türk mitolojisinde de zengin ve birbirinden enteresan yaratıklar vardır.</em> Türk mitolojisindeki yaratıklar Yunan, Roma, Mısır, İskandinav mitolojileri kadar bilinmese de kültürümüzde asırlardır bulunan yaratıklar vardır. Bu yaratıklar dünyada popüler olmadığı kadar <strong>Türkler arasında bile hak ettiği değere ulaşamamıştır.</strong> Birazdan anlatacağım yaratıkların bazılarını duymuşsunuzdur ama çoğunu ilk defa duyacaksınız bundan emin olabilirsiniz<strong>. Belki bir gün bu yaratıklar popüler dizi ve filmlere konu olur.</strong> <strong>En meşhur olanı: Gulyabani</strong> <img src="https://static.boxofficeturkiye.com/movie/backdrop/full/82/2011882-674661174.jpg" alt="Gulyabani Filmi Galerisi - Box Office Türkiye" /> Gulyabani'yi ilk defa herkesin izlediği ve bildiği bir filmde görmüştük. O film "<strong>Süt kardeşler"dir. </strong>Gulyabani'yi ilk kez Süt kardeşler filminde görsek de bizim kültürümüzde hayali bir yaratıktır. Gulyabani devasa boylu, uzun sakallı ve asalıdır. <strong>İnsanları yakalayıp boğup boğduktan sonra yiyen yaratık: Hınkır Munkur</strong> <img class="" src="https://scontent.fyei6-4.fna.fbcdn.net/v/t1.6435-9/34278701_1254913091310371_1427358387129024512_n.jpg?_nc_cat=104&ccb=1-7&_nc_sid=973b4a&_nc_ohc=KgPRzrfK4TcAX_m_NhU&_nc_ht=scontent.fyei6-4.fna&oh=00_AT8uEh5EPIarslemCiLcfrSn3woIb11hL58AmSJwQTp_jw&oe=6354F43B" alt="Fotoğraf açıklaması yok." width="709" height="404" /> İnsana benzeyen Hınkır Munkur resimde görebileceğiniz şekilde göbeğinde bir kese var ve içinde yavrusunu taşır. Hınkır Munkur'un en korktuğu şey <strong>üzerine işenmesi </strong>eğer ola ki bir gün Hınkır Munkuru görürseniz korkudan altınıza işemeniz sizin lehinize olacaktır. <strong>Uyuyan insanları Boğazlayan Yaratık: Enkebit</strong> <img src="https://i.pinimg.com/originals/ef/d9/78/efd97890fcad1492bc50c218339b4f43.jpg" alt="Türk Mitolojisinde Efsanevi Yaratıklar" /> Enkebit İç Anadolu'ya özgü bir yaratıktır. Resimde görebileceğiniz şekilde sağ elinin ortası deliktir, başında altından bir fes vardır<strong>. Enkebitten kurtulmanın tek yolu başındaki fesi alabilmek.</strong> <strong>Yeni doğmuş bebeklerin ve lohusaların ciğerlerinde beslenen yaratık: Alkarısı</strong> <img src="https://www.kahramangiller.com/wp-content/uploads/2017/02/alkFeature.jpg" alt="Alkarısı Nasıl Cin Oldu? - KahramangillerKahramangiller" /> Alkarasının kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılır. Alkarası, Albastı adlı ruh hastalığına neden olur. Alkarasından korunmak için lohusa bir kadını yalnız bırakmamak, ışıkları sürekli açık bırakmak, baş ucunda kuran okumak gibi şeylerin işe yaradığı düşünülür. Alkarasının tarihi Şamanizm'e kadar gitmektedir. <strong>Dede korkut hikayelerinden bildiğimiz yaratık: Tepegöz</strong> <img src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2020/03/dede-korkut-chronicles-tepegoz.png" alt="dede-korkut-chronicles-tepegoz > Bilimdili.com" /> Tepegöz Yunan mitolojisindeki kiklopların aynısıdır. Tepegöz Kaf dağında yaşar, Tepegözün annesi alageyik kılığına girebilen bir peridir, babası ise bir çoban olduğuna inanılıyor. Tepegöz parmağında büyülü bir yüzük vardır bu yüzüğün ne işe yaradığının bilinmez. <strong>Tepegözün derisi kıl</strong><strong>ıç ve ok işlemez. </strong>Tepegözün tek zayıf yanı Tek gözlüdür. <strong>Tepegözün kadın hali olan: Demirkıynak</strong> <img src="https://i.ytimg.com/vi/NA8KxBGqHOg/maxresdefault.jpg" alt="Türk Mitolojisi - Tepegözün Kardeşi Demirkıynak - YouTube" /> Demirkıynak demir tırnaklı, demir burunlu, pis kokulu bir yaratıktır.<strong> Demirkıynak kılıktan kılığa girerek, korkunç sesler çıkararak insanları delirmesine neden olur. </strong>Demirkıynak'ın korktuğu tek şey sudur. <strong>Çirkin ve zaman zaman birden fazla başı olan dev yaratık: Emegenler</strong> <img class="" src="https://www.friendz10.com/content/upload/posts/adsiz-tasarim-20220909111753.png" alt="DÜNYAYA KÖTÜLÜĞÜ GETİREN: EMEGENLER | Friendz10 Sosyal Medya İçerik Platformu" width="687" height="453" /> Emegenler üç ayda yüzden fazla çocuk doğururlar. Emegenler, kafkas efsanelerinde anlatılır. Dünyadaki bütün kötülüklerin anası olarak gösterilir. <strong>Orman cini: Arçura</strong> <img class="" src="https://d.wattpad.com/story_parts/514425449/images/1504cc23dc223834433932745361.jpg" alt="Türk Mitolojisi - Arçura - Wattpad" width="667" height="470" /> Arçura ikisi önde ikisi arkada olmak üzere dört gözlü üç kolu ve üç bacağı vardır. Arçura vücudu kıllara kaplıdır. Arçura insanları gıdıklayarak insanları güldürerek öldürür. <strong>Devasa büyüklükteki yeraltı yaratıkları: Abra ve Yutpa</strong> <img src="http://www.twilight-shadows.net/Sayfalar/5-T%C3%BCrkiye-Gizemleri/11-T%C3%BCrkler/Resimler/37-Abra-Yupta.png" /> Abra ve Yutpa Tengiz adındaki yeraltı denizinde yaşar. Resimde gördüğünüz şekilde Abra ve Yutpa çatal kuyruklu ve dört ayakladır. Abra ve Yutpa bir fili tek lokmada yutabilir. <strong>İnsana Benzeyen Yılanlar: Maranlar</strong> <img class="" src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/thumbnails/image/2021/01/26/570006-8671257.jpg" alt="Kadın ruhlu bir efsane: Şahmaran | Independent Türkçe" width="666" height="483" /> Maranlar Yeraltında yaşayan, akıllı ve iyicil canlılar olduklarına inanılıyor. Maranlar Şahmaranın insanlar tarafından öldürüldüğünü bilmiyor ve bunu öğrendikten sonra Maranların ülkesinden çıkıp şehirleri yerle bir edeceklerine söylenir. <strong>Köpek başlı insansı yaratıklar: İtbaraklar</strong> <img src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/5/10/230116061-itbarak1.jpg" alt="İtbarak nedir? Oğuz Kağan destanlarında geçen İtbarak'lar kimler?" /> Türklerin kuzeybatısında yaşayan yaratıklardır. Oğuz han İtbaraklara karşı bir akın yapmış ve yenilmiştir ve dağlar arasındaki bir nehrin ortasındaki küçük bir adaya sığınmış olduğuna inanılıyor.
İnsanların çoğu "ben dedikodu sevmem", "hiç dedikodu yapmam" der ama bunun hepimiz yalan olduğunu biliyoruz. Özellikle bizim toplumumuzda insanlar sosyalleşme anlayışında dedikodu çok yaygındır. Herkesin hayatında zaman zaman en az bir kere kadınlar mı, erkekler mi daha çok dedikodu yapar diye düşünmüşsünüzdür. Düşünenler şimdi gelin kim daha çok dedikodu yapıyormuş bilimsel araştırmalarla cevabına bakalım. Bizim toplumuzda genelde dedikoduyu <strong>kadınların </strong>yaptığı düşünülür. Hatta Google'da dedikodu ile ilgili bir arama yaptığınızda genellikler kadınlar yoğunluktadır. Erkeklerin ise kadınlara göre çok daha az dedikodu ile ilgili resimler vb şeyleri çıkar. Tabi bu durum <strong>"Erkekler kadınlardan daha az dedikodu yapar veya erkeler dedikodu yapmaz!" </strong>anlamına gelse de işler aslında hiç de öyle değil. Yapılan bilimsel araştırmalar, erkeklerin de en az kadınlar kadar dedikodu yaptığını söylüyor. Gelin hep birlikte araştırmalara bakalım. <strong>Dedikodu eski dönemlerde günümüzdeki gibi olumsuz bir anlama sahip değilmiş.</strong> Dedikodu eski dönemlerde kullanılma amacı; kimin iyi, kimin kötü veya kime güvenilip güvenilmeyeceğini öğrenmek amaçlı kullanılırmış. Psikolog Robşn Dunbar; <strong>Dilin insanların dedikodu yapması için evrimselliştiğini, </strong>söylüyor. İlginç bir söylem değil mi? <img class="alignnone wp-image-47650" src="https://dergio.com/wp-content/uploads/2022/09/dedikodu-psikolojisi-dedikodu-yapan-insanlara-nasil-davranmali2-300x200.jpg" alt="" width="704" height="469" /> Dedikodu sosyalleşmede sosyal uyumu sağlayan ve insanların birbirleriyle çatışmasını engelleyen bir iletişim aracı olduğu söylenebilir. Mesela orta çağda dedikodu doğum yapan kadınların birbirlerini desteklemek için kullanıyorlarmış. Dedikodunun zamanla anlamı değişerek arkadaş veya akraba arasında dahil boş konuşma yapan herkesin yani dedikoducuların yaptığı olumsuz bir davranışa türüne dönüştü. Bu durum 16-18 yüzyılları arasında büyücülükle uğraşan kişilere söylenen kötü bir iletişim tarzı olarak kaldı. Orta Çağ'da cadı avları yapılırken kadınlar dedikodu yaptıkları gerekçesiyle suçlanıyordu ve bu suçlamalardan sonra dedikodu bu anlamda toplumda kaldı. 17 ve 18 yüzyıllarda erkekler kahvelerde zekalarını ve entelektüel yeteneklerini sergiledikleri sohbetlerde dedikodu kategorisine dahil edildi. Dedikodu o zamanlar ciddi sohbet olarak adlandırılırmış. Şimdi ise erkekler ben dedikodu yapmam derler ama bunu araştıran bir psikolog erkeklerin dedikodu yaptığını söylüyor ve ben dedikodu yapmam söylemini stratejik bir araç haline getirdiklerini söylüyor. <strong>Kadınlarda erkeklerde yapar ama ikisininde dedikodu yapma amaçları birbirlerinden farklıymış.</strong> Yabancı bir dergide yayımlanan çalışmada, dedikodu yapmanın cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı inceleniyor. Bu çalışmada 2230 katılımcı ile yapılıyor katılımcılara anket ile çalışma yapılıyor. Katılımcılara ankete bir arkadaşına yeni tanışmış olduğu birilerini tanıtmaları isteniyor. Çalışma sonunda erkeklerin ve kadınların farklı şekilde dedikodu yaptığı ortaya çıktı. Kadınlar dedikodu yaparken başkalarının fiziksel görüntüsü veya ilişkileri gibi sosyal konular hakkında dedikodu yapıyorlar; erkekler ise daha rekabetçi biçimde kullandıkları tespit ediliyor ve erkeklerde dedikodu yapmam söylemi doğru olmadığı ortaya çıkıyor.
Sivrisinekler insanlar bulmak için vücut ısılarımızı takip ediyorlar. Bilim insanları gerçekleştirdikleri bir çalışmada sivrisineklerin insanların nasıl vücut ısılarını takip ettiğini buldular. Sivrisinekler, gezegenimizde yaşayan en ölümcül canlılardan birisi olabilir. Her yıl yüzlerce insan sivrisinek ısırmasından yüzlerce insan sıtma, dang, Bat Nil virüsü ve sarım humma gibi hastalıklardan hayatını kaybediyor. 200 milyondan fazla insan ise bu hastalıkların semptomlarından müzdarip durumda. 6 Şubat 2016'da Science dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmayla sivrisineklerin insanları bulmak için vücut ısılarını bulma sistemleri devre dışı bırakmanın olasılığını ortaya koyuyor. Paul Garrity, Chloe Greppi ve Willem Laursen sivrisineklerin insanların vücut ısılarını takip ederek bulması üzerine bir çalışma gerçekleştirdi. Sivrisineklerin insanları nasıl takip ederek buldukları ilk olarak 20.yy başında İngiliz bilim insanı Frank Milburn Howlett keşfetti. Howlet çay içerken sivrisineklerin çay koyduğu <strong>çaydanlığın etrafında yoğun olarak </strong>bulunduğunu keşfetti. Sivrisineklerin sıcaklığı takip ettiğini düşünen Howlet, sivrisineklerin sıcaklığı gerçekten takip edip etmediklerini öğrenmek için sivrisinekleri yaşayabilecekleri bir torbaya koydu ve sonra sıcak su dolu bir tüpü torbaya yaklaştırdı. Howlet, sivrisineklerin zamanla torbanın sıcak olduğu tarafa doğru yaklaştıklarını fark etti. Howlet, sivrisineklerle ilgili araştırmasının sonuçlarını 1910 yılında yayınladığı makale ile duyurdu. Howlett sivrisineklerle ilgili araştırmasının sonucunda sivrisineklerin soğukkanlı hayvanları ısırmadığını da ortaya çıkardı. Howllet bu iki araştırmasında da sivrisineklerin insanların vücut sıcaklığını takip ederek bulduklarını ortaya çıkarmış oldu. Howlet'ten sonra yapılan araştırmalar sonucunda sivrisineklerin insanlara birkaç metre uzakta olduklarında insanların verdikleri nefes sonucu ortaya çıkan <strong>karbondioksitin </strong>kokusuyla bulduklarını, insanlardan daha uzakta olduklarında insanların vücut sıcaklığını takip ederek bulduklarını kanıtladılar. Sivrisinekleri ilginç bir özelliği insanları ısıran sivrisineklerin dişi olduğu. Dişi sivrisineklerin bizi ısırma sebebi ise yumurtalarını beslemek için insanların kandaki proteinlerini kullanmaları. Erkek sivrisinekler ise sadece meyve ve bitkilerin nektarından besleniyorlar. 2015 yılında gerçekleştirilen başka bir çalışma ise sivrisineklerin çevre sıcaklığındaki degişikliği anlamak için antenlerinin ucundaki reseptörleri kullandığını ortaya çıkardı. Eskiden beri, sivrisineklerin reseptörleri ile çevrenin sıcak ya da soğuk olduğunu anladıkları düşünülürdü. Ancak 2015 yılında Paul Garrity ve ekibi bu reseptörlerin çevre sıcaklığının değişimini anladıklarını ortaya çıkardı. Garrity ve ekibi çevredeki sıcaklık değişimini algılayan bu reseptörler konusunda IR21'A isimli <strong>moleküler reseptöre </strong>güveniyor. Science'de yayınlanan 2015'de yayınlanan son çalışmada ise Garritiy ve ekibi IR21'a isimli reseptörün üretilmesinden sorumlu olan <strong>sivrisinek genini </strong>durdurmayı başardılar. Bu gene sahip olmadan doğan böcekler ve IR21'A genine sahip olan sivrisinekler, bir duvarı insan vücut sıcaklığına eşit bir kutuya yerleştirdiler. Sivrisineklere ise insan nefesini taklit etmek için karbondioksit verildi. Genleri ile oynanmayan sivrisinekler, insan vücut sıcaklığına sahip duvara toplandılar. Genleri ile oynanan böcekler ise duvarı görmezden geldiler. IR21'a reseptörü olmadığında böceklerin çevrelerindeki sıcak noktalar ile ilgilenmediği ortaya çıkmış oldu. İkinci bir deneyde Paul Garrity ve ekibi, sivrisinekleri bir kafese yerleştirdiler. Kafesin bir tarafına insan kanı, diğer tarafına vücut sıcaklığına sahip insan kanı yerleştirdiler. Genleri ile oynanmış sivrisinekler normal sivrisineklere göre vücut sıcaklığında kanla daha çok ilgilendiler.