içinde

MuhteşemMuhteşem

Dış Dünyaya Kapalı Mağara

Karşılıklı anlaşma, yardımlaşma, birbirlerinin istek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için insanların etkileşime girmeleri sonucunda ortaya çıkan etkileşime “iletişim” adı verilmektedir. İnsanlarla hayvanlar, hayvanlarla insanlar hatta diğer canlılarla cansız varlıklar arasında da belirli kodlarla örülmüş iletişim çeşidi mevcuttur. Bu iletişim bazen tek taraflı olabilirken bazen de birliktelik arz etmektedir. Van Gogh’un ‘‘Yıldızlı Gece“, Picasso’nun “Guernica“, RaphThe School of Athens( Atina Okulu) – Raphael’in eseridir.

Tüm bu tablolarda insanlara gösterilmeye çalışılan bir şeyler vardır. Kimi eser, toplumun aksayan yönüne dikkat çeker, kimi eser de aşk, sevgi, tutku gibi daha çok bireyselliğin ön planda olduğu duyguları insanlara sunar. Bu örneklerde iletişim iki yönlüdür. Akışkanlığı, sürekliliği ortaya koyar. Bunları anlayabilmek için asgari oranda anlama ve anlatabilme fonksiyonlarına sahip olmak gerekir. Bir de diğer insanlarla iletişime girmekte zorlanan, temel ihtiyaçlarını dahi diğer insanlara bağımlı şekilde sürdürmeye çalışan insanlar vardır.

Bu insanlar sosyalleşmede diğer insanlara oranla dezavantajlı durumdadır. Bugün sosyal iletişim bozukluğu yaşayan insanların yaşadığı sıkıntılar üzerinde duracağız. Hepimiz konuşma bozukluğu yaşayan, kelime dağarcığı dar insanlarla karşılaşmışızdır. İşte o insanların yaşadığı problemlerin özellikleri:

1) Kelime ve cümle dağarcıkları dardır.

2) Arkadaşlarla sohbet etmekte ve sohbeti başlatmakta sıkıntı yaşarlar.

3) Hikaye anlatmakta ve sürdürmekte sıkıntı içine girerler.

4) Kendilerini anlatmakta zorlandıkları için çok fazla iletişim kurmak istemezler.

5) “Merhaba, hoşça kal, görüşürüz…” gibi basit iletişimde kullanılan sözcükleri kuramazlar.

6) Dil bilgisi ve mantık hatalarını farkında olmadan sık sık yaparlar.

7) Ana dillerini normal insanların kullandığı biçimde kullanamazlar bu yüzden diğer insanların onları geç fark etmelerine ve iletişimde aksaklık ve dönütlerin geç gelmesine sebebiyet verirler.

Sosyal iletişim bozukluğu küçük yaşlardan itibaren görülen aksaklıklardandır. “Erken Gelişim” denilen ”3 – 6 yaş” aralığında görülme ihtimalleri fazladır. Erken tanı teşhisinin olabildiğince zamanında konulması gerekir. Okula başlamadan ve çok fazla kendi yaşıtlarıyla iletişime geçmeden bu tedavi sürecinin başlatılması gerekir. Bu yaşlarda ne kadar çok tohum ekilirse o kadar çok meyve ve fidanlar yetişir.

Anne ve babalar çocuklarının zihinsel ve bilişsel gelişiminde belirtilen yaş gruplarında çok ince bir çizgidedir. Bu dönemde nesneleri tanıma, koklama, elleme, ağzına alma veya tatma duyu organları sürekli kullanılır. Bu süreçte çocuğun yaşadığı sıkıntıların gözardı edilmesi ilerleyen yaşlarda çocuğun kendi ifade etmede, istek ve şikayetlerini dile getirmede problemlere yol açabilir.

Sosyal iletişim bozukluğu sadece kendini “çocukluk” dönemlerinde göstermez. Kişinin yaşadığı coğrafya da bunda etkilidir. Dış dünyaya kapalı, “gelenekçi“, dinsel ve ideolojik baskıların katı olarak hissedildiği aile ve toplum gruplarında da sosyal iletişimde bozukluklar yaşanabilir. Dünyayı sadece kendi çemberinden gören, geniş acıları kendi at gözlüğü ile daraltan insan grupları sosyal iletişim bozukluğunu hem yaşar hem de diğer kendi çemberine aldıkları insanlara yaşatırlar.

Özellikle köy hayatında yaşayan, şehir alt yapısı gelişmemiş ailelerin çocukları şehir dışında eğitim görmeye gittiklerinde daha fazla hissederler. Örneğin kırsal hayatın fazla olduğu bir çevrede büyüyen öğrenci İstanbul, Ankara veya İzmir gibi çocuklarına daha fazla özgürlük alanı tanıyan, hayatın hızlı yaşandığı kozmopolit şehirlerde arkadaş bulmakta, kendini bir grubun içinde hissetmekte sıkıntılar yaşayabilir. Çünkü o öğrenci sadece kendi anne ve babasından başlayarak, sterotip dediğimiz kalıp yargılarla yetişen bir aileden beslenmesi sebebiyle çekingenlik, yalnızlık, korku ve güvensizlik hislerine kolayca kapılabilir. Peki bu sosyal iletişim bozukluğu nasıl giderilebilir? İşte çözüm önerilerinden bir derleme:

1) Arkadaş çevreleriyle daha akışkan ve eğlenirken öğreten tarzda konuşmalarda bulunabilir.

2) Diğer insanlarla daha fazla “Sosyal Deneyim Alanı” oluşturabilir, bu alanı esnek tutarak başka kültürden insanların da alana girmesine izin verebilir.

3) Kültürel, tarihi ve sanatsal aktivitelerde bulunarak öğretim alanında eksiklikleri gidermeye çalışır.

4) Sosyalleşmek için sadece fiziksel ortamı değil, çevrimiçi iletişim yoluyla, Facebook, Twitter, İnstagram veya Telegram gibi küresel iletişim ağlarını aktif şekilde kullanarak bu sıkıntısını kapatabilir.

Sosyal İletişim Bozukluğu konusunda günümüz 21. yüzyılında yaşanılan sıkıntılar ileride daha geniş ekonomik, sosyal ve kültürel yozlaşmalara sebebiyet verebilir. Artık Dünya Kanadalı yazar Marshall McLuhan’ın tabiriyle “Küresel Köy” şeklinde dönmektedir. Elimizdeki telefon, bilgisayar, tablet cihazlar sayesinde bu köyde yaşamaktayız. Böyle bir çağda Sosyal İletişim Bozukluğu yaşayan her insan Gogol’un eserinden ilham alarak söylemek gerekirse “Ölü Canlar” sınıfına girmektedir. Bunun önüne geçmek de insanların yaşadığı dünyaya karşı ne kadar duyarlı ve iletişime açık bir kimlikte olduklarının seviyesiyle doğru orantılıdır. Hiçbir insan Sosyal İletişim Bozukluğu hastalığına maruz bırakılmamalıdır.

 

Editör: Fatih Düz – 19.10.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Uzman

Furkan Toprak tarafından yazıldı

1999 yılında Mersin'de doğdum. 22 yaşındayım. Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri 2. sınıf öğrencisiyim. 2018 yılında Harran Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmıştım; devam edemedim. Ardından bir süre bekleyip Çukurova Üniversitesi'nde İletişim Bilimleri bölümüne kaydoldum. Küçükken bir trafik kazası geçirdim. Bu durum sağlığım açısından fizikdel gelişimimi olumsuz etkiliyor. Hedefim bu sitede yazılar yazarak, fotoğraflar paylaşarak farkındalık yaratmak olacaktır.

Makale YazarıYorumcuÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Bilim İnsanları Onaylıyor: İnsanlar Başkalarından Enerji Emebiliyor

    Çağımızın Yeni Vebası | Fomo Nedir? Nasıl Önleyebiliriz?