içinde

Edebiyatın İçindeki “Edeb”

“Edebiyat” ve “edeb” birbirinden bağımsız olarak görülen ancak birbirlerinin kaynak ve ağız dediğimiz o akarsu terimlerini hatırlatan kavramlar. Edebiyat kelimesinin kökü edeb Arapçadaki “أدب, edeb” teriminden gelir ve görgü, terbiye, konuk ağırlama adabı, yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan gibi anlamlara gelir. Arapçadaki edeb teriminin kökeninin Sümerce olduğu düşünülmektedir. Edebiyat ile edeb arasındaki ilişki üzerinde duracağız.

Edebiyat; en kısa tabiriyle duygu, düşünce ve tarihin “dil” aracılığıyla kişiden kişiye, kişiden topluma, toplumdan dünyaya, en nihayetinde de gelecek nesillere aktarılma biçimi ve üslubudur. Edebiyat bunları yaparken geçmişin, şimdinin ve geleceğin toplumsal iç ve dış görgü kurallarını dikkate alır. Edebiyat ve edeb birbirinin tamamlayıcılarıdır. Bireye ve topluma ahlak dersi vermeyi de amaçlayan, geçmişte “taşlama” günümüzde de “eleştiri” dediğimiz toplumda ve bireyde bulunan kötü davranışlara dikkat çekmek, onun kusurlarını örtmeye yarayan bir kanaldır. Geçmişten günümüze insanların kültür, din, dil ve coğrafyasında yaşanan değişimleri ve gelişimleri sanatsal ve öğretici kaygıları ön plana çıkartan sanat dalıdır edebiyat. Edebiyatı diğer bilim ve sosyolojik dallardan ayıran en önemli yanı doğa bilimleri ile merkezinde “insan” olan sosyal bilimlerin argümanlarını bir araya getirebilme, bir arada tutma, bir yerlere taşıma gücüne sahip olabilmesidir. Bunu edebi hassas noktaları da dikkate alarak yapabilmesi edebiyatın özgün bir alan olduğunun kanıtıdır.

Edebiyatın edebi, ön plana almasının arkasındaki önemli sebep “edebi” olarak görülen gelenekleri içinde taşımasıdır. Bu noktadan dolayı coğrafi farklılıkların ve sosyo-kültürel etkilerin izleri edebi yazıların, örneğin roman türünün içinde gizlenir. Rus kültüründeki tarihi dokunun etkisi o ülkede ün salmış Dostoyevski, Tolstoy veya Aleksandr Puşkin gibi dehaların eserlerinde kendini ister istemez gösterir. İşte burada doğmuş oldukları ülkenin davranışları belirmeye başlar. Bu durum tüm milliyetçi yazarlar için böyledir.

Yazımızda Rus dehalarını dikkate aldığımızdan dolayı Ruslara ait birkaç kültürel örnekler sıralamak istiyoruz:

– Rusya’da aile büyüklerinin isimleri yeni doğanlara verildiğinden isim çeşitliliği oldukça azdır.

– Trafik kazasında ölen biri için yakınları, düzenli olarak kazanın meydana geldiği yere çiçek bırakır.

– Rusya’da kış uzun ve zor, ama Ruslar, sıfırın altında havaya bile eğlenceli bir şekilde nasıl enjekte edileceğini biliyorlar. Aralık ayında başlar ve Ocak ayında devam eder. Kış festivali Moskova ile sınırlı değil; Rusya genelinde şehirler kış festivaliyle ilgili etkinliklere ev sahipliği yaparak kışın karanlığını hafifletir.

– Sviatki veya Svyatki, 7 Ocak (Ortodoks Noelleri) ve 19 Ocak (Epiphany) arasında kalıyor. Christmastide, fortune telling ve caroling gibi eski gelenekleri hatırlamak için bir zamandır. En dindar bu dini dönemi, bir ırmağın ya da akıntının buzlu sularına daldırıp, Epiphany’de büyülü güçlerle bahşedilmiş olduğunu söyler.

Edeb öyle bir kavram ki; geleneklere ve göreneklere saygı duymayan herhangi bir toplumsal davranış, kendi ırkından olmayan, dünyayı sadece kendi doğduğu ailedeki davranış kalıplarından gören, algı gücü zayıf, gelişmeye ve değişime açık olmayan, kültürel ve eğitimsel yönü zayıf insan için bir ön yargıya sebebiyet verebilir. İşte bu tabuları yıkabilmenin yolu Edebiyat okumakla, farklı kültürel ve davranış kalıplarının içindeki mesajları anlayabilmekle mümkündür. Bazen o gelenekleri okumakla, görmekle sınırlanmak o kültürel manevi duyguyu anlamada yetersiz kalmamıza sebebiyet verebilir. Bunu şu misalle somutlaştırabiliriz: Müslümanların “Kurban Kesme” geleneğinin manasının teslimiyeti, yaratıcıya sunulan şey, yardımlaşma ve dayanışmanın köprüsü anlamlarında kullanıldığını bilmeyen herhangi bir inançlı veya inançsız biri, bu geleneği “Hayvan Öldürme” girişimi olarak telakki edebilir. Ancak bu davranışın sebebiyetini okuduktan ve amacını öğrendikten sonra duruma bakış açısı değişecektir. İşte edebiyat burada insanların inançlarına edeb ile yaklaşmayı da dolaylı olarak öğretme amacını güder. “Görülen” ile “görünemeyen” arasındaki kıldan ince çizginin adıdır edeb.

Edebiyat bizlerin farklılıklara saygı duymayı, Kaf Dağının ardındaki gizemi öğretmeye, anlatmaya yarayan araçtır. Bu yüzden “edeb” edebiyatın içine gizlenmiştir. “Dünya Vatandaşı” olmayı öğreten de edebiyattır. Kendi çerçevelenmiş sınırların içine hapsoldukça edebiyatın iklimini bir insan kavrayamaz. Edebiyat bu yönüyle bizlere gök kuşağı elbisesini üzerimize giydirir. Okumanın salt okuma olmadığını gösterendir Edebiyat. Edeb, okumanın namusudur. İçeriğimize son verirken İmam Gazzâlî’nin okumakla ilgili şu muazzam sözünü paylaşmak istiyoruz.

“Okumak üç türlüdür: Dilin okuması kıraat, Aklın okuması tefekkür, Kalbin okuması hayattır.” 

Editör: Zehra Garipli – 01.10.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Uzman

Furkan Toprak tarafından yazıldı

1999 yılında Mersin'de doğdum. 22 yaşındayım. Çukurova Üniversitesi İletişim Bilimleri 2. sınıf öğrencisiyim. 2018 yılında Harran Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmıştım; devam edemedim. Ardından bir süre bekleyip Çukurova Üniversitesi'nde İletişim Bilimleri bölümüne kaydoldum. Küçükken bir trafik kazası geçirdim. Bu durum sağlığım açısından fizikdel gelişimimi olumsuz etkiliyor. Hedefim bu sitede yazılar yazarak, fotoğraflar paylaşarak farkındalık yaratmak olacaktır.

Makale YazarıYorumcuÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Sosyal Medya’ya Ara Verdiğinizde Yapabileceğiniz Şeyler!

    Bibliyoterapi Nedir? | Bana Yardımcı Olabilir Mi ?