içinde

Nesillere Çağrı Olan Dava Adamı: Mehmet Akif İnan

Şair, sendikacı ve “Yedi Güzel adam”dan biri olan Mehmet Akif İnan’a yer vermek istiyorum bugünkü yazımda.

Kendisiyle yollarımız hiç kesişmedi ta ki bu zamana kadar, şimdi daha yakından tanıyıp hayatıma yeni bir değer katmak için yola çıktım.

Kadim bir coğrafyanın, kadim dinamikleriyle şahsiyetini ve şiirini biçimlendiren nadir insanlardandır Akif İnan.

İslami tefekkür davasını kendisine şiar edinmiş bir isim olan İnan, toplumu ve eğitimi ilgilendiren meselelerden geri durmamış ve 1993 yılında Eğitim-Bir’in kurucu başkanı olarak vefatına kadar emek vermiştir.

Hayatı hak, hukuk mücadelesi ile geçmiştir İnan’ın.

Mehmet Akif İnan Türk şair, yazar, araştırmacı ve öğretmendir. 12 temmuz 1940’da Peygamberler şehri Urfa’da dünyaya gelmiş, ilköğrenimini Urfa’da tamamlamış, lise son sınıfta kendine zulüm eden bir öğretmeni dövdüğü için Maraş’a sürgüne gönderilmiştir. (Alaeddin Özdenören’in ifadesiyle) Bu nakil aslında onun tüm hayatını belirleyecek yolun ilk adımı da olmuş oluyordu. Gittiği Maraş lisesinde hayatını devam ettirecek dava arkadaşlarını buldu. Her zaman aktif kişiliğiyle dikkat çeken Akif İnan, 1969’da Maraş’ta üstat Necip Fazıl’la tanıştı ve Fazıl’dan hayatı boyunca gözle görülür bir şekilde etkilendi.

Üstat Necip Fazıl Akif İnan’ı; “Akif Urfalı değil, Urfa Akif’lidir.” diyecek kadar çok seviyordu.

İnan’a göre Türk insanının temel sorunu İslam uygarlığıyla arasındaki bağın kopmasından ileri gelmektedir. Bu nedenle edebiyat, medeniyet ilişkisine odaklanmış ve eserler vermiştir.

Akif İnan; “Şiir hikmet erbablarının refikidir. Şiir ilim mensuplarının arkadaşı olmuştur. Hayânın çocuğudur, şiirle tanışmamış olanlar fukaralığın trajik tutsaklarıdır.” der.

Tabi herkes şiir yazamaz ama okumak bize insan olduğumuzu hatırlatır bence.

Mehmet Akif İnan denilince akla Mescid-i Aksa şiiri gelir.

“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde

Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu

Varıp eşiğine alnımı koydum

Sanki bir yer altı nehri çağlıyordu

Gözlerim yollarda bekler dururum

Nerede kardeşlerim diyordu bir ses

İlk kıblesi benim Ulu Nebi’nin

Unuttu mu bunu acaba herkes”

Akif İnan, Yedi Güzel Adam’dan en dışa dönük olanıdır. Onların içerisinde aksiyona ilişkin teorisini, düşüncelerini, hareket planında en fazla pratiğe dökmüş olandır.

Aslında her şair, her yazar dava adamıdır. Zulme karşı susmazlar, susturamazlar kalemlerini.

“Dedi ki sen şairsin elindeki taş ne

Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil”

Akif İnan, mütefekkir ve şair olduğu kadar mücadeleciydi, düşünceleri ve eserleri her dönemde anlaşılmaya çalışıldı. Akif İnan’ın davası bütün mağdur ve mazlumların umut ışığı oldu. Çağı kurtarmanın mücadelesini yaşam tarzı olarak benimsemişti İnan.

“Ölüm bir tohumsa kefen zarında

Gün olur fışkırır bir orman olur”

Dizeleriyle umutsuzluğa kapılanlara umut aşıladı. İnan bir tohumda ormanı düşledi.

“Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri.” diyerek vefayı öğütledi.

Mehmet Akif İnan’ın tüm hayatı hep mücadeleyle geçmiştir, kalemi susana kadar da durmadan yazmıştır.

İnan 6 ocak 2000’de bir Ramazan gecesi dünyaya gözlerini yummuştur.

Bu değerli üstadın bir şiirine yer vererek  yazımı sonlandırmak isterim.

“Gözlerin kalbime değmeden önce

İstanbul o kuşlar acep nerdeydi

İçimdeki sürekli yağmur bulutu

Ormanlar, nehirler, göller nerdeydi

Bir ışık yalımı parmaklarındır

Anamın, kızımın eli nerdeydi

Ülkemin çığlığı her saat zili

Nerde Ortadoğu savaş nerdeydi

Gözlerin kalbime değmeden önce

Acılar, kuşlar, düşler nerdeydi”

Editör: Zehra Garipli – 24.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Meraklı

Özlem Demirel tarafından yazıldı

Makale Yazarı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Hangi Burçlarla Arkadaşlık Kurmalısın Test Edelim?

    Demans Riskinin Erken Uyarı İşareti, Sizi Geceleri Uyandırıyor Olabilir