içinde

ÜzgünÜzgün KızgınKızgın

Biz Öldürülüyoruz | Kadın olmak….

Biliyorsunuz ki bu aralar İran’da öldürülen Mahsa Amani ‘’ kıyafet kurallarına aykırı’’ davrandığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra öldürüldü. Ve bunun üzerine ülkede protestolar ve olaylar yaşanmaya başladı.  Aslında bu da kadınlar olarak bir isyan niteliğinde diyebiliriz. Çünkü ülkemiz de dahil olmak üzere bizler zaten her gün ama her gün öldürülüyoruz. Neden? Çünkü eziliyoruz karşı cins tarafından.

Evet bu olayın siyasi, politik nedenleri de elbette olabilir ama biz sürekli bir baskı altındayız. Zaten ben bu konu üzerinden bayağıdır yazı yazmayı düşünüyordum, ama bu gelişen olaylar bu yazıyı yazmama sonunda beni itti. Şunu unutmayın, kadın olmak zor değildir aslında bir güçtür. Çünkü bizler mücadele edenlerdeniz. Niye, çünkü bizlerin hep cinsiyetçi, baskılayıcı şeylere karşı isyanımız var aslında. Belli ki birileri bizden beklenti içinde davranıyor diyebilirim.  Ve olacak, olmaya da devam edecek. Esas işin aslı, asıl mesele de bu!

Eziliyoruz, bu yüzden hep güçlü bir şekilde karşılarına çıkıyoruz. Ve bu isyanları yapan kadınlara destek veren erkekler de var. Buna gönlümce seviniyorum doğrusu.  Ama hala bu baskıcı şeylere destek veren de var. Ama bazıları belki de korktuklarından ses çıkar(a)mıyor!

Unutmayın ki bizleri de bir kadın dünyaya getirdi!  Eğer sizin kadınlara olan saygınız yoksa ben bir şey diyemeyeceğim.

Bakın KADINA ŞİDDET diye bir gerçek var. Gerçi herkese hayvanlara da çocuklara da şiddet var . Hem de her türlüsü var arkadaş. Gerek fiziksel, gerek psikolojik baskı her türlüsü var!

Bakın ülkemiz de dahil dünyamızın her yerinde kadın cinayetleri çok fazla ama ülkemizde çok ciddi rakamlara ulaştı (medyada göremediklerimiz de dahil).

Bakın size bir örnek vereceğim lütfen bu satırları özellikle iyi okuyun;

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ nun (KCDP) Nisan 2022 verilerine göre Türkiye’de en az 24 kadın, cinayete KURBAN EDİLDİ! 16 kadın ise şüpheli olarak ölü bulundu.

Sadece bir örnek vermek istedim ve bu da aslında çok ayrı bir mesele olduğu için başka bir zaman bu konuyu da ele alacağım. Çünkü bu konu çok ciddi bir mesele.

Kaçış” dizisini izlediniz mi bilmiyorum ama İrem Helvacıoğlu’nun oynamış olduğu Zeynep karakteri de aslında bunu anlatıyor diyebilirim. Bu arada halen izlemeyenler varsa bence diziyi kesinlikle izleyin derim. Çok da uzun değil sadece ilk sezondan 8 bölümlük oluşuyor ve bu arada kesinlikle ikinci sezonu da gelecek inşallah.

Bu yaşanan olayların da tabii ki de ideolojik nedenleri var. Elbette tüm devletler aynı şeyleri yapmıyor.

Ben hep şunu savundum ve bunu savunmaya da devam edeceğim;

Hangi ülkede olursak olalım, din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi ideoloji, siyasi görüşümüz ne olursa olsun hep birbirimize saygı duymayı, öncelik olarak dünyaca barışçıl ve birlik olmayı hep birlikte öğrenmeyi ve saygı duyulması gerektiğini de kesinlikle unutmamalıyız.

Ben bu yazımı biraz sert üslupla yazmış olabilirim bu yüzden biraz olsa da eleştiri alabilirim. Ama elbette dinin de bazı kuralları tabii ki de vardır mesela.  Ancak ideolojik olarak baskılayıcı yasalar vs. falan olunca bu olayların olması kaçınılmaz oluyor. Dolayısıyla hiçbir ülkenin hükumeti kesinlikle çok katı, kısıtlayıcı uygulamalar yapmaması gerekir giyim konusunda kadınlar için. Tabii diğer şeyler için bir şey diyemiyorum da.

Bir de şu konuya da kısacık değinmek istiyorum;

Dinde kesinlikle zorlama yoktur ve zaten de böyle bir şey kesinlikle olmamalı. Yani bizlere gelip bize zorla namaz kıldıramaz, zorla oruç tutturamaz falan gibi. Ve kimse de dayatamaz ve bu yüzden hep kısıtlamalar falan olmuştur. Ben özellikle bu olaydan sonra bayağı çok düşündüm. Özellikle bizler, kadınlar olarak var olmak için gücümüze güç katarak çalışmaya devam edeceğiz. Ve bizde yaşamak için yaşam haklarımızın elimizden alınmaması için var olmaya da devam edeceğiz.

Umut dolu, sevgi ve saygıyla, barış dolu yarınların olduğu günlere…

Editör: Sümeyye Vurucu – 22.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Meraklı

Evin Kılıç tarafından yazıldı

Bookstagram. Burada yazar..
Blogger
Feminist 🏳️‍🌈
Oğlak kızı♑️ '21
İg: evosun_kitapligi

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    1. Merhabalar Evin hanım,
      Son cümlelerinizde “dinde zorlama olmaz” didiginizi görüyorum. Bu duruma bir açıklık getirmek istiyorum. Dinde zorlama olmazdan kasıt kişinin hangi dini seçmesi yönünde ( İslam, yahudilik, Hıristiyanlık vb.) zorlama olmadığını belirtir. Kişi Müslüman ise müslümanın zorunda olduğu dini ibadetleri yapması zorunluluğu vardır ve bu sadece İslam da değil diğer dinlerde de vardır. Şöyle örnek vereyim; Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin o ülkenin bir anayasası vardır ve eyer X ülkesinde yaşıyorsanız o ülkenin anayasasına uymak zorundasınız. Veya bir iş yerinde çalıştığımızda o işyerinin kuralları vardır. Eğer orda çalışmak istiyorsanız iş yerinin size yapmakla zorunlu olduğu şeyleri yapmanız lazımdır. Mesela işe giriş çıkış saatleri, kafanıza göre işe gel git yapamazsınız. Demem o ki Hangi dini, hangi ülkeyi veya hangi işi seciyorsaniz onun gerekli kıldığı zorunluluğu yapmakla mükellefsiniz.

    2. Fiziki veya psikolojik şiddet görmüş, tacize uğrayıp susmak zorunda kalmış daha da kötüsü sesini çıkarmak istediğinde suçlu bulunan kadınlar… Neyin düşmanlığı, neyin kini ile böyle katliamlar yapılıyor cidden aklım almıyor. En acısı da kadına şiddet vakaları arttıkça bunun canice normalleştirilme çabası içinde olan insanlar(!). Her haberde bu son olsun deyip daha haberler bitmeden yeni bir cinayet, yeni bir zulüm başlıyor. Artık yeter demek için her şeyi yapıyoruz ama bir türlü yettiremiyoruz. Kaleminize sağlık, umarım en kısa zamanda tarihe karışır ve biter bütün kötülükler.

    3. Öncelikle aile yapısını düzeltmek gerekiyor. Anadolu’da bozuk bir düzen var. Değersizlik duygusu, çocukları aşağılama, çocuklarını kaç yaşına gelirse gelsin birey olarak kabul etmeme, eşlerini esir gibi yaşatma, kızların isteklerini görmezden gelme gibi ciddi davranış bozuklukları var. İşte katiller böyle yetişiyor malesef. İnsana değer vermeyi öğrenen, gerçekten birey olan ve stres altında, hiç takdir edilmeden büyüyen çocuk hayata karşı nefretini ilerde belli başlı insanlara ya da gruplara yönlendiriyor. Anneler bilinçli olmak zorunda. Kadın gelişirse toplum yükselir demiş Ziya Gökalp. Kadınlar gece gündüz çalışmaktan kişisel gelişime ve hatta oturup düşünmeye vakit ayıramıyor. Zaten gün içinde stresli bir iş ortamında çalışıyorsa tahammül sınırları o kadar zorlanıyor ki çocuğuna tahammülü kalmıyor eve gelince. Oysa kadın evin beynidir, yöneticisidir diye düşünüyorum. Kadının en önemli görevi toplumu inşa etmektir.

      • Kesinlikle sizin yorumunuz tek tek harfiyen katılıyorum. Özellikle erkek çocuk yetiştiren bazı kadınlar hiç farkında bile olmadan cinsiyetçi olarak yetiştiriyorlar. Evet o stresin etkisi üzerinde siniri vardır elbette. Ve bunun hiç te farkında olmuyorlar. Hele ki şiddet olduğu bir evde özellikle erkek çocuğu buna maruz kalıyorsa çok vahim bir durum. Hele ki sürekli annesine şiddet uygulayan bir baba varsa oda onun bir faktörü çocuk için ileriki hayatı için gerçekten çok tehlikeli. Keşke ülkemizde zorunlu her aileye bir psikolog uygulaması olsa.

    Güncel Film Önerisi; “Kimi” Kimdir?

    Gerçek İslam Tartışması| Mahsa Amani’nin Ölümü Üzerine