içinde

Erteleme Hastalığı Hayatımızdan Neler Götürür?

“Bugün değil, yarın.”

Tehlikenin bu cümleyle başladığını söylesem ne düşünürdünüz? Benliğiniz için zamanla ölümcül hale gelebilecek, üstelik kanser gibi sinsice tüm hücrelerinize yayılan ciddi bir hastalığın tam olarak bu “masum” cümleyle başladığını? Sözgelimi, işte ya da okulda delice bir koşturmacayla geçen yorucu bir günün ardından nihayet boş zamana kavuştuğumuzda ya da hafta boyu durmaksızın çalışıp iple çektiğimiz izin günü nihayet göz kırptığında öyle tatlı ve kolaydır ki yapılması gereken işleri ertesi güne erteleyerek “Aman, ne olmuş! Yarın yaparım. Daha zamanım var” deyivermek. “Nasılsa arkamdan atlı kovalamıyor” diye düşünerek “yarına” ertelediğiniz kaç iş yüzünden panik ve sıkıntı yaşadığınızı hatırlıyor musunuz?

Yıllardır kitap yazma hayali kurduğu halde eline kalemi aldığı anda esneyerek geri çekilen, bir yabancı dili iyi konuşabilecek şekilde öğrenmek istediği halde bunun için somut hiçbir adım atmayan, işinden hiç memnun olmadığı halde istifa etmeyi erteleyerek yakınmaya devam eden, boşanmak için can atmasına rağmen inisiyatif almaktan çekindiği için bitmiş bir evliliği zoraki sürdüren, para biriktirmeye karar verdiği halde gereksiz harcamalardan ayın sonunu göremeyen, spora/ diyete “yarın başlıyorum” demesinin üstünden beş sene geçmiş olmasına rağmen hiçbir ilerleme kaydedememiş kaç kişiyi tanıyorsunuz etrafınızda? Bu kişi siz olabilir misiniz?

Yer yer sorumluluklarımızdan kaçmak suçlu bir zevk veriyor olsa da büyük resme dönüp baktığımızda gördüğümüz şeyden mutlu muyuz? Kendimize sormamız gereken en önemli soru bu. Dönüp baktığımızda sırf erteleme hastalığımız yüzünden neleri kaçırmışız? Üstelik farkında bile olmadan. Neler uçup gitmiş hayatımızdan? Ertelememiş olsaydık şimdi nasıl bir hayatımız olurdu? Artık çok mu geç? Acil ne yapılabilir? Huylu huyundan vazgeçer mi?

Öncelikle huylunun huyundan vazgeçmesi zaman, emek, bazen de para alır. Bazen kalp kırıklarına ve göz yaşlarına sebep olur. Zordur evet ama samimi istek, istikrar ve kararlılıkla gayet mümkündür. Mesele insanın değişmeyi ne kadar istediği ve bunun için neleri göze alabileceğidir. Kolay kazanılmış zaferler, hızlı bezginliklere sebep olur. Pes etmeden uğruna mücadele ettiğimiz şeylerinse değeri paha biçilmezdir. Çok severek okuduğum birkaç alışkanlık kitabında dikkatimi çeken yaptığımız en önemli yanlış acelecilik huyumuzun hayatımızı ne denli baltaladığıydı. Her şeyi hemen ve şimdi istiyoruz. Armut piş ağzıma düş. Süreç doğal olarak istediğimiz gibi hızlı işlemeyince de havlu atmaya dünden razıyız..

Oysa ki sabır, buradaki anahtar kelime, ve bırakmamak.

Seçtiğimiz bir alanda her gün ufak ama düzenli adımlar atarak bile görmeyi umduğumuz kişiye dönüşmemiz aslında kaçınılmaz.

Örneğin;

– Her gün düzenli bir sayfa yazı yazan bir kişi ayda 30 sayfadan 6 ay gibi kısa bir süre içinde 180 sayfalık ortalama bir kitap dosyasını elinde tutuyor olur.

– Her gün düzenli bir saat yürüyen ya da haftada üç gün düzenli bir saat spora giden bir kişi 6 ay içinde istediği vücuda kavuşmakta olduğunu gözlemler.

– Dil öğrenmeye niyetlenmiş bir kişi internetteki kaynaklardan kendi kendine her gün 1 saat çalışarak ya da bütçesi bazında uygun bir yabancı dil kursuna yazılarak 6 ay içinde konuşmayı istediği dille ilgili en azından başlangıç seviyesini tamamlamış olur.

– Her gün kenara düzenli 10 ₺ para koymayı kendine alışkanlık edinen bir kişi yılın sonunda fazladan 3.600 ₺ biriktirmiş olur.. Bu saydığım örnekler sizlerin de listeye ekleyecekleriyle uzar gider..

Özün sözü, günlük hayatın akışına ve kaosuna kapılıp giderken neleri ertelediğimizin farkına varmak ve “bugün” harekete geçmek. Sevgili Mevlana’nın da vurguladığı gibi:

“Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…”

Editör: Melike Bay – 04.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Uzman

burcueken tarafından yazıldı

Makale YazarıYorumcuÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Birçoğunuzun Bilmediği, Bilenlerin İse Unutamadığı Bir Dizi | Şubat

    9

    Trenle Amasya