içinde

MuhteşemMuhteşem

Rengarenk Nebula Düşlerim

Hislerim var benim; konuştukça bitmeyecek, bitmedikçe çoğalacak sözlerim. Sözlerimin arkasında sırlarım, sırlarımın önünde ise binlerce bulutum var benim. Saydıkça sayamadığım, yoruldukça usanmayacağım alışkanlıklarım var. Yazıyorum öyleyse, belki bir gün keşfedilir de gökyüzünde değerini hisseder diye.

Yazdığım yere bakıyorum da, ne bir kağıt ne de bir kalem görüyorum. Karanlığın ardındaki güneşe sığınarak cümlelerimi renklendirebiliyorum. Koyulaştıkça aydınlanan, aydınlandıkça siyah enerjiyi çağıran bir atmosferde var oluşumun tadını çıkarıyorum.

Belki de en başından başlamalıydım, geç mi kalmıştım yoksa erken yapsaydım tadını mı çıkaramayacaktım. Kendimle baş başa kalmaktansa, Nebula’mda kaybolmayı yeğlerdim. İyi bir karar vermiştim. Acele etseydim gökyüzünde değil, kendimde kaybolurdum. Olmak istemeyeceğim son yerden, başlangıçlarımı aramakla meşgul olurdum. 

Buradayım, düşünmekten çekindiğiniz düşlerin üzerindeyim. Ne bitmek bilmeyen bir fırtınanın içerisindeyim ne de ne zaman yağacağı belli olmayan yağmur tanelerinin üzerinde.

Peki ya siz neredesiniz? Düşlerinize hayal edebileceğiniz kadar uzak mı, yaklaşamayacak kadar yakın mı? Dokunamadan mı hislerinizi biliyorsunuz, bilemediğiniz için mi düşlemeye devam ediyorsunuz? Beyniniz size neyin iyi olup olmadığını mı söylüyor, siz mi beyninizi yönlendiriyorsunuz? Belki evet, belki de hayır. 

Kalemlerin bittiği yerde mürekkep değil, düşünceleriniz akmaya başlar. Aktıkça yazmazsanız, cümleleriniz ağırlaşır. Bir bakmışsınız ki, kendinizi taşıyamaz olursunuz. Kendinizi taşıyabilecek bir bedene muhtaç kalmışsınızdır. Artık konuşmak değil, sır kalmak istersiniz. Kimsenin sözlerinde yerinizi alamayacak kadar boşluktasınızdır. 

Gökyüzü ise izlemeye devam eder. Yanına çağırırsa, Nebula’lar düşlerinizi size gösterir. Sizi, size izletir. Keşke demeye başlarsınız, “keşke daha önce bunu yapabilseydim.” Çünkü görmüyorsunuz, sadece bakıyorsunuz. Baktıkça çoğu şeyi gözünüzden kaçırıyorsunuz. Mutlu olabilmek için, düşlere dalabilmek için gözlerinizin arkasına sığınmak yerine, dürtülerinize sarılıyorsunuz. Dürtüler sizi siz yapmaz, sizi sizden alır. Hiç olmayacağınız veya olmak istemeyeceğiniz bir kişilikte size hayat verir. 

Gerçekler, bulutların size yakın olmadığı kadar, sizi size bağlayamayacak kadar gerçektir. Her sırrın bir gerçeği, her gerçeğin de bir yalanı vardır. Sır olabilmek de, yalanlarla yaşayabilmek de sizin elinizde. 

Gerçeklere inanmak istemedikçe, hayallerde kaybolmanın şerefine.*

                                                 ( *SIR- 17. BÖLÜM- KALINTILAR )

Editör: Ece Altaylıgil – 01.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Danışman

Ece Altaylıgil tarafından yazıldı

İngilizce öğretmeni, 3 kitap yazarı ve anne.

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Kahve Hakkında Bilmedikleriniz ve Kahvelerin Hazırlanış Şekilleri

    Kırım Tatarlarının Mutfağında Ne Çok Hamur İşi Gördüm, Hadi Beraber Göz Atalım