içinde

Dünya Hassas Kalpler İçin Cehennemdir

“Ölüm korkusu, yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde daima en fazladır.” der Irvin Yalom. Haklı mıdır, haksız mıdır karar sizin de ben şöyle bir örnek geldi aklıma: Elimizde birbirinin aynısı ama biri dolu, diğeri boş iki bardak olsa ve biz bu ikisini aynı yükseklikten zemine bıraksak hangisi daha hızlı yerle buluşup tuzla buz oluverir? Bazılarımız sanırım hayat karşısında doluyor ve kimimizden daha hızla düşüp zeminle buluşuyor. Yazarlar da bazıları ve kimimize dahil olduğundan zeminle daha hızlı buluşmayı seçenleri ve yazgılarını görmek hayatımıza fark katabilir.

1)Beşir Fuat(1852-1887): Tanzimat döneminde felsefe, edebiyat, eleştiri türlerinde adını duyurmuş önemli bir Osmanlı aydını olan Beşir Fuat; pozitivizm, materyalizm, realizm, natüralizm akımlarından etkilenmiştir.

Algılayabildiğimiz dünyayı gözlemlemeyi ve varlığın işleyişine meraklı bir aydın olarak kendi hayatını da bir deneyin konusu yapmaktan çekinmemiş ve 35 yaşında bileklerini keserek bilincinin açık olduğu sürece de hissettiklerini yazarak bir deneye girişmiştir. Yazık ki bu deney hiç de olumlu sonuçlanmamış, Beşit Fuat’ın hayatına mal olmuştur.

Beşir Fuat’ın intiharının ardından dönemin basın camiası olayla ilgili haberlere genişçe yer verip okurları bilgilendirmeye çalışırken “intihar” olayının da Osmanlı’da reklamını istemeden de olsa yapmış ve İstanbul’da bir dönem intihar salgını baş göstermiştir.

2)Nilgün Marmara(1958-1987): İstanbul doğumlu, otuzuna değmemiş bir şairken kaybetmişiz Marmara’yı. Öğrencilik yıllarından itibaren şiire bağlıydı hatta üniversite bitirme tezi o melun olayı haber verircesine “ Sylvia Plath’in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi “ idi.

Eşi Kağan Önal’ın dediğine göre şair manik depresifmiş. Doktoru kendisine verilecek lityum içerikli ilaçlarla rahatsızlığının belirtilerinin bastırılabileceğini söylemiş. Ne var ki eşine doktoruyla görüşeceğine söz verdiği günlerden birinde İstanbul Kızıltoprak’taki  Ferah Apartmanı’nın beşinci katından atlayarak yaşamına son verir.

3)Sadık Hidayet(1903-1951):İran dilinin ve edebiyatının uluslar arası çevrelerde tanınmasını ve sevilmesini sağlamış, İran halkının gerileme sebeplerini monarşide, ruhban sınıfında ve halkın olan biten karşı körlüğünde gören çok önemli bir aydındır Sadık Hidayet.

Hidayet’in ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı, tarihçi, yazar Büzürg-i Alevi, yazarın Kör Baykuş romanın sonunda yer alan sonsözde de kısaca değindiği üzere şöyle anlatır: “Paris‘te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanı başında yerde duruyordu.”

4)Virginia Woolf(1882-1941): “Kendine Ait Bir Oda” isimli feminist hareketin klasiği olan kitabıyla ve  eserlerinde kullandığı “bilinç akışı” tekniğiyle meşhur olan İngiliz yazar; II. Dünya Savaşı döneminde savaş korkusu,yeteneğini kaybetme korkusu, stres sonucu bunalıma girer.

Dönemin baskın atmosferine ruhu daha fazla dayanamayan Woolf eşi Leonard Woolf’a, 18 Mart 1941’te yazdığı mektubu şöyle bitirir: “Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum.”

Mektubundan tam on gün sonra da evlerinin yakınındaki Ouse nehrine ceplerini taşlarla doldurarak atlayıp intihar eder.

Editör: Melike Bay – 01.09.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Usta

Cihan TELLİ tarafından yazıldı

BELLUM OMNİUM CONTRA OMNES

Makale YazarıYorumcuÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Ölümsüzlüğün Sırrı: Yazmak

    Kahve Hakkında Bilmedikleriniz ve Kahvelerin Hazırlanış Şekilleri