içinde

Çocuk Yaşımızın Gözyaşları | Hepimizin Gözyaşları

Şimdi sizinle biraz, maalesef ki yalnızca ülkemizin değil dünyanında bir gerçeği olan konuda, bu yazı aracılığıyla yüzleşelim. Devamında belki biraz sert söylemli bir yazıya dönüşebilir bende aslında kafamda tasarlamadan doğaçlama giriş yapacağım, o nedenle yanlış kelimelerim biliniz ki hissettiklerimdendir…

Dün Tiktok platformunda gezinirken genç arkadaşlarımın; yaşıtlarımın, kardeşlerimin, abla ve abilerimin yani cinsiyet ve yaş fark etmeksizin aslında birçok çocuğun yaşamış olduğu ve çoğunluğun susturulduğu ya da sustuğu bir konuya maalesef ki sessiz kalamayarak değinmek istiyorum. Ki buna hiçbirimiz sessiz kalmamalıyız.

İstismar.

Evet bu kelimeyi yazarken bile bazı şeylerin içimde kırıldığını hatta parçalandığını hissediyorum. Akım içinde dolaşırken her bir videoyu aşağı kaydırışımda; dedesinden, amcasına, eniştesine, halasına, üvey ya da öz, yakın ya da yabancı olan herkesten ben onların yerine de nefret ettim. Her videoyu aşağı kaydırışımda farklı bir günde, farklı bir odada, farklı saatlerde bulunduğumu hissettim. Onlarla birlikte her anın içinde hissettim kendimi.

Çocuklarınızı, çocuklarımızı kız ya da erkek fark etmeksizin korumak, onun çevresinde bulunan her vicdanlı bireyin görevidir. Bunu unutmayın! En basitinden babasıdır, annesidir deyip karışmazsanız o çocuğun ruhundaki bir hançerin üzerinde, ister inanın ister inanmayın sizinde parmak izleriniz olacaktır.

Bazı insanımsıvariler maalesef ki yaşına, cinsiyetine, yakınlık derecesinin ne olduğuna, ne giydiğine, ne yediğine hatta insan olup olmamasına bakmadan iğrençliklerini çocukların ruhuna ve diğer canlarımıza bulaştırıyorlar. Artık her şeyin alenen yapıldığı edep, ahlak tanınmadığı bu dünyada çocuklarınızı, çocuklarımızı korumak zorundayız.

Onlara susmamaları gerektiğini öğretmeliyiz. Ve ona herkesin her şeyi yapabileceğini söylemeliyiz. Anlatabiliyor muyum? Kim olursa olsun, ona karşısında ki kişi kim olursa olsun susmamasını söylemeliyiz! Onlar çocuk ve ruhları da öyle, bedenlerini ama önce ruhlarını kurtarmalıyız.

Ve bu durumu, maalesef ki, yaşayanlara söylüyorum şimdi. Belki sende bu yazıyı okuyorsun. Lütfen yalnız hissetme ve ne olursa olsun kendinden ya da affedemediğin çocukluğundan vazgeçme. Yaşadıkların için, ne kadar iyi gelir sana bilmiyorum ama ben özür diliyorum.

Ben o çocuktan da, o küçük kadından da, o küçük adamdan da özür diliyorum. Ve eminim burada da bunun için özür dileyecek onlarca insan vardır. Şimdi biz daha iyisi için, seninle ve bu yazıyı okuyan herkesle daha iyisi için çalışacağız. Önce hep birlikte kendi ruhumuza ve çocukluğumuza ve sonra da diğerlerine dokunacağız.

Biliyorum hiç anlamadılar ve sen de hiç anlatamadın ve hiçbir anını unutmadığını da biliyorum. Artık içinde tutamadığını da biliyorum bunun son perde ve son oyun olduğunu da biliyorum. Ama biz daha reveransımızı yapmadık ama bunun için önce ayağa kalkmamız gerek güçlü çocuk, ayağa kalkmamız gerek… Ve biz burada elini tutmak için hazırız.

Editör: Zehra Garipli – 13.08.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Usta

Zehra Garipli tarafından yazıldı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Neyin “Arayış”ı? Lou Andreas-Salomé

    Anksiyete Evriminin Altında Yatan Bir Beyin Mekanizması