içinde

HavalıHavalı MuhteşemMuhteşem

Bir Beyefendiden Alıntı

33 yaşındayım ve 26 yıldır her sabah günaydın dediğim bu adam herkesin sevdiği saydığı ince ruhlu naif bir insan olmakla beraber hani derler ya ‘Çiçeği bile incitmeyen insan’ tanımına uygun belki de ömrüm boyunca onun gibi birisini bir daha tanıyamayacağım bir kişilik. Adı üzerinde tam bir beyefendi…

Beyefendi kelimesini tam anlamıyla taşıyan bu adam 1946 yılında Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yoksul bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiş. O günün şartlarında her şey kolay bulunmadığından mahallede top oynamak için eski çaputları elbiseleri iç içe toplayıp birbirine dikerek top yapar futbol oynarlarmış. Acıktıklarında herkes evden ekmeğin üzerine yağ sürüp tuz ekleyip yedikten sonra oyuna devam ederlermiş.

Akşamları ödevlerini gaz lambasının altında 4 kardeş yaparlarmış. Televizyon onlar için hep hayal olduğundan sürekli kitap okurmuş. Kitap okuma alışkanlığı da buradan gelmiş olsa gerek ki şu anda iyi ki de televizyon hiç alamamışız diyor. Kitap okurken hayal gücümüzde canlandırdığımız o mükemmel görüntüler inanınki televizyondan milyon kat daha iyi olduğunu söylüyor.

Okul hayatında lise son sınıfa kadar sürekli okul 1.si olarak tamamlamış. Yalnız son sınıfta okul 2.si olarak bitirmiş nedeni ise son sınıfın ilk aylarında sigaraya başlamış arkadaşlarının da ısrarıyla okuldan kaçmışlar. Hayat bu ya hemen bitişik evlerinde oturan komşusu kaçarken görmüş babasına yetiştirmiş. Şimdi diyorsunuz ki akşama sopayı yedi. Ama tam olarak öyle olmuyor. Babası akşam bütün ailenin içinde;

Senden adam olmaz. Yazıklar olsun! Bundan sonra okul yok kendine iş ara diyerek konuşmasını bitiriyor. Bir hafta 10 gün sonra öğretmenler merak edip sorduğunda kardeşleri durumu anlatıyor. O zamanlar öğretmenleri devlet adamı gibi görüp saydıkları için sözleri her yerde geçermiş. Öğretmenlerden biri eve ziyarete geliyor. Tabi beyefendimizin başı eğik, eller birbirine kavuşmuş, gözler halı desenini en ince ayrıntısına kadar inceliyor ama kulaklar keskin bir şekilde öğretmeninde. Ailesi hürmette kusur etmeden o anda ellerinden ne gelirse hızlı bir şekilde mutfakta bir şeyler hazırlayıp öğretmene ikramda bulunuyorlar. Öğretmen babayla söze başlıyor.

İnsanlar hata yapabilen varlıklar, ama aynı zamanda hatasını en iyi şekilde telafi edebilendir. Bırakın oğlunuz hatasını telafi etsin. Ne kadar pişman olduğu halinden ve yüzünden belli diyerek. Aslında verdiği karardan pişman olan ama kendinden de ödün vermek istemeyen baba isteye isteye ikna olmuştu. bir daha aynı hataya düşmeyen beyefendi abimiz her zamankinden daha fazla derslerine çalışmış.

Yılsonu diploma töreninde ilk 3’ün açıklanmasına 10 dakika kala beyefendinin gözleri kapıdan bir an bile ayrılmıyor acaba babam gelecek mi diye. Birkaç dakika sonra salondan içeri pantolonunda iki, ceketinde bir yama bulunan hafiften rengi solmuş elbiseleriyle baba giriyor ve mahcup bakışlarla arkalarda bir yere oturuyor. Beyefendi için üzerindekilerinin hiçbir önemi yok o gün oraya gelmiş olması bile onun için yeterli.

Heyecan dorukta saat geldi çattı ve 1. olacağından o kadar eminki gözleri babasından başkasına bakmıyor ve o sıra mikrofondan ses geliyor. Bu yıl okul 1.miz Erdoğan SANDIKÇI… Şok içerisinde terler döken beyefendi başaramadığı için üzgün bakışlarıyla babasıyla göz göze hala derken ikinci kez mikrofondan ses geliyor. Okul 2.miz Orhan MERİÇ. İşte tam o sırada arka sıralardan elleri yırtılırcasına alkışlayan gözleri ağlamamak için kıpkırmızı olmuş bir baba ayağa kalkıyor. Yüzündeki o gurur o dik duruş eminim ki her babanın cani gönülden istediği bir şey olsa gerek.

Gerçek hayattan, yaşanmış bir hikayedir.

Umarım okurken keyif almışsınızdır. En kısa zamanda devamını yazacağım. O zamana kadar sevgiyle kalın.

Editör: Fatih Düz – 01.08.2022

Rapor Et

Taraftar

Orkun Meriç tarafından yazıldı

Makale YazarıListe Ustası

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

      Boş Defterleri Değerlendirme Fikirleri

      Nesli tükenmekte olan bir güzellik: Kum zambağı ve mitolojik hikayesi