içinde

MuhteşemMuhteşem ÜzgünÜzgün KızgınKızgın

Türkiye koskoca bir kadın mezarlığına dönüştü

Türkiye’de kadın cinayetlerinin sayısı, 2000’li yıllarda geçmiş yıllara göre büyük artış gösterdi. Bu artışın sebebinin kadın cinayetlerinin duyurulabilmesinin kolaylığı nedeniyle mi, yoksa toplumun yozlaşmasından kaynaklı mı olduğu hala tartışılıyor.  Bu tartışmanın sonucu ne olursa olsun tablo değişmiyor. Kadınlar her gün farklı yöntemler ile katledilmeye devam ediliyor.  Verilere göre ; Türkiye’de 2021 yılında erkekler tarafından 280 kadın öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

Bu sayıları televizyonlarda, dergilerde, sosyal medyada gördünüz. Önce şaşırdınız sonra korktunuz şimdi de normalleştirdiniz değil mi ?

En kötü de  kadın cinayetlerinin faillerinin büyük çoğunluğu aile bireyleri oluyor. Boşanmak isteyen kadınların, eski eşleri tarafından önce psikolojik şiddete maruz bırakıldığını daha sonra da vahşi şekilde katledildiğini görüyoruz.

Yüzlerce kadın aile içi şiddette sebep olan eşlerinden ya da aile üyelerinden  uzaklaşıp kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışırken;  arabada, çalıştığı iş yerinde, otelde, parkta, dükkanda, eğlence mekânında, hastanede, kafede, okulda diğer bir kamusal alanda da herkesin gözü önünde katlediliyorlar.

Türkiye’de kadınların bu kadar rahat öldürülmesinin sebeplerinden biri ise ; faillerin aldıkları cezaların caydırıcı bir etkisi olmaması.

Geçtiğimiz yıllarda  eşini öldüren bir failin ‘İyi hal indirimi’ bahanesi adı altına cezalandırıldığına şahit olduk. Bu iyi hal düzgün bir Türkçe, yeni alınmış bir takım elbise ya da ‘erkek gururunun eşi tarafından hiçe sayılması’ olduğunu öğrendiğiniz de ne hissettiniz ?

Bana sorarsanız öfkeden gözüm döndü ! bir kadının yaşamdan koparılmasının bedelinin bu kadar ucuz olması beni şoke etti. Yalnızca bu sebepler de değil. Bir kadın hayat kadını olabilir, Trans birey  olabilir , cinsel bir birliktelik için bir araya gelmiş olabilirsin. Bu durumların hiç biri KADIN CİNAYETLERİNİ MEŞRU KILAMAZ !

‘İyi hal indirimi’ son dönemlerde özellikle sosyal medyada büyük tepkiler aldı. Bu tepkilerin ardından kamu oyu oluşturulmuş pek çok kadın cinayeti davalarında emsal kararlar verildi.

  • 2004’te İstanbul’da işlenen Güldünya Tören cinayeti, Türkiye’de aile içi şiddet, tecavüz ve töre cinayeti konularında sık sık alıntılanan, tezlere konu olan ve sembol olarak adlandırılan bir olay oldu. Güldünya Tören’i öldüren İrfan Tören müebbet, Ferit Tören ise 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • 3 Mart 2009’da işlenen Münevver Karabulut cinayeti, Türkiye kamuoyunda dikkat çekti ve büyük tepki doğurdu.
  • 2010 yılında Siirt’te gerçekleşen ve intihar değil, cinayet vakası olduğu üç yıl sonra ortaya çıkan Esin Güneş cinayeti, uzun süren gerçeğin ortaya çıkarılması ve adalet arayışıyla ülkenin gündemine geldi. Dava, Güven Güneş’in eşini kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması ile sonlandı. Bu cinayet davası ve karar, diğer şüpheli ölümlerin yargılanma süreci için emsal oluşturdu.
  • Boşanmak istediği eşi tarafından 2011’de İzmir’de öldürülen Ferdane Çöl’ün davası, katil Sedat Çöl’ün ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılması ile sonlandı
  • 11 Şubat 2015’te gerçekleşen Özgecan Aslan cinayeti, ortaya çıktığında Türkiye çapında öfke ve gösterilere yol açtı. Ülke çapında pek çok gösterinin düzenlendiği 16 Şubat günü “Kara Pazartesi” olarak anıldı.
  • 29 Mayıs 2018’de Ankara’da işlenen Şule Çet cinayeti, soruşturma aşamasında üstünün kapatılması kadınların itirazı sayesinde önlendiği için Türkiye’de kadın cinayetlerinin önlenmesinde dayanışmanın sembolü haline geldi.
  • 30 Mart 2019’da İstanbul’da işlenen Fatma Şengül cinayetinde, cinayeti tasarlayıp gerçekleştiren ve savunmasında “yüksek tansiyon” açıklaması sunan Zeynel Akbaş’ın cezasına haksız tahrik indirimi uygulandı. Bu karar, haksız tahrik indiriminin kadın cinayetlerinde failler lehine kullanılmasının bir örneği olarak tepki uyandırdı. Karar istinaf mahkemesinde bozuldu ve sanık müebbet hapis cezası aldı
  • 18 Ağustos 2019’da Kırıkkale’de eski eşi tarafından kızının gözü önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut, son anlarındaki “Ölmek istemiyorum” çığlığının sosyal medyada yayılması sonucu basında geniş yer buldu. Vahşice işlenen Emine Bulut cinayeti, Türkiye’de kadın cinayetlerinin sembollerinden birisidir. (Kadın Cinayetleri Platformu/wikipedia)

 

Lakin tüm bu emsal kararlara rağmen Türkiye’de kadınlar katledilmeye devam ediliyor. Onlarca kadın cinayetine  ‘intihar süsü’ verilerek, olayın üstü kapatılmaya devam ediliyor.  Toplum içinde kadına yüklenen anlamlar yüzünden kadınları öldürmek için haklı sebepler çoğaltılmaya devam ediliyor. Kadınlar muhtemel faillerden kendilerini korumak için bütün imkanları kullanırken yetkililer kadınları korumuyor. Tüm bunlara rağmen kadınlar kendi haklarını almanın peşinde !

Türkiye’de kadınların tek istediği ÖZGÜRCE YAŞAMAK !

KADINLARI OLASI CİNAYETLERDEN YASAL YOLLARLA KORUYAMAYANLAR,  CİNAYETLERİN ASIL SORUMLUSUDUR !

Editör: Fatih Düz – 06.06.2022

Rapor Et

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    OTONOM arabalar çarptığında, sorumlu kim olacak?

    Çevrimiçi portföyünüzü oluşturmak ve işe alınmak için size yardımcı olacak en iyi 5 web sitesi