içinde

HavalıHavalı

Modern Sanat’ın en önemli temsilcileri

Modern sanat, genellikle 1880’lerin izlenimcilerinden (empresyonistler) 1960-70’lere kadar devam ettiği kabul edilen sanat dönemidir. Zamanın ilerlemesiyle sanatçıların doğayı nesneleri ve kendini sorgulama, yorumlama ve algılama çabaları nesnelere ve sanat üretimine yaklaşımında farklılıklara yol açmış ve ortaya yeni akımlar çıkmıştır. Örnek vermek gerekirse, Post-Empresyonizm, Kübizm. Sürrealizm, Dadaizm akımları denilebilir. Bu yazıda bu akımlara ve önemli temsilcilerine bakacağız ;

Kubizm ve Pablo Picasso

Hızla değişen dünya ve toplumu haliyle sanatı da değiştirdi. Kubizm’de da bu değişim sırasında ortaya çıkan sanat akımıdır. Kubizm, geleneksel ve gerçekçi sanat akımlarına karşı çıkarak yeni bir tarz ortaya koymayı hedeflemiştir. En önemli temsilcisi herkesin bildiği üzere Pablo Picasso’dur.

Picasso’ya göre doğayı olduğu gibi yansıtmak ve geleneksel sanata bağlı kalmak anlamsızdı. Resimlerinde gerçeklik olgusunu kabul etmeyerek dünyayı farklı algılama biçimi üzerinde durdu. Picasso, öznellik anlayışına inanmakta ve kübist bir eser oluştururken hem gözlemlerini hem de anılarını kullanmaktadır. Bir nesneyi tek bir açıdan veya perspektiften değil, görüş ve hareket tarafından seçilen birçok açıdan gördüğümüzü hissettirmektedir.

Post-Empresyonizm ve Vincent Van Gogh

Post – Empresyonizm, 80’lerin sonu ve 90’ların başında etkili olan Fransız kökenli bir sanat akımıdır. Empresyonizm akımına karşı olarak doğmuş bir akımdır. Post – Empresyonizm’ın en önemli temsilcileri Paul Cezarine, Paul Gauguın, Vincent van Gogh isimleridir. 

Post – Empresyonizm akımında canlı renkler, çoğu kez kalın boya uygulaması ve gerçek hayat konularını kullanıldı ama geometrik formları vurgulamaya, dışavurumcu etki için şekli bozmaya ve doğal olmayan veya keyfi renk kullanmaya devam edildi.

Post empresyonistler, konuların önemsizliği ve empresyonist resimlerdeki yapı kaybı gibi hissettikleri şeyden memnun değillerdi, yine de önlerinde uzanan yol konusunda anlaşmaya varamamışlardı. Akım içinde ayrışan sanatçı ve kitleleri vardı.

Vincent Van Gogh genelde resimlerini sulu boya ile yapardı. Eserlerinde ön plana çıkan her zaman renkler olmuştu. Bu renkler genelde koyu tonlarda olurdu. Onu göre renk etkili değildi renk tek başına etkendi. Bu duruma Hughes söyle demiştir ; Van Gogh rengi “psikolojik ve ahlâki bir ağırlığa” sahip olarak görüyordu; “insanlığın korkunç tutkularını ifade etmek” istediği Gece Kahvesinin göz alıcı kırmızıları ve yeşilleri bu düşüncesinin bir örneğidir. Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü. Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı’yı sembolize etmek için kullandı. Van Gogh yaşamı boyunca iki binden fazla resim yaptı ve Post – Empresyonizm akımına sadık kaldı.

Dadaizm ve Marcel Duchamp

Dadaizm, 1. Dünya Savaşının başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Dadaizm aslında 1. Dünya Savaşına karşı gelişen bir akımdı. Avrupadaki sanatçılar, bu savaşı protesto etmek amacıyla var olan her şeye absürt bir şekilde karşı çıkıyor ve komik bir şekilde yaklaşıyordu.

Edebiyat, tiyatro ve resim sanatında etkili olan bu hareket, alışılmış estetik ve dil biçimlerinin dışına çıkarak yeni değerler doğurmuştu. Umutsuzluğa düşmüş insanlığı sarsmak ve şaşırtmak isteyen Dadacılar, isteklerine ulaşmış ve sanat alanında çığır açtılar.

Dadacılar, aklın hiçbir değerinin ve öneminin olmadığını savunur. O yüzden bu sanat akımına dair eserlerde hiçlik, absürtlük ve anlamsızlık dikkat çeker. Ayrıca bu hareketin belirleyici özelliklerinden biri de her şeye kuşkuyla yaklaşılmasıdır. Bu akımı takip eden sanatçılar, çevrelerinde vuku bulan her şeyi sorgular.

Dadacılar, gerçekçiliğe ve akla tamamen karşı çıktılar. Eserlerinde anlamsızlık, absürtlük ön plandadır. En önemli temsilcileri Marcel Duchamp, Tristan Tzara, Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Emmy Hennings ve Marcel Janco söylenebilir.

Geleneksel olana ironi ve yermek Duchamp’ın sanatında ana fikir oldu. 1913’te ortaya koyduğu ilk hazır nesne olan Bisiklet tekerleği ile birlikte Duchamp sanatsal yeteneğin antitezi olan bir yaratıcı sürece girmiştir. Duchamp, nesnelerin sanatını savunuyordu ona göre nesne sanat eseridir çünkü onu ortaya koyan sanatçının kendisidir. Duchamp’ın en önemli nesne çalışması başaşağı duran bir pisuar olan “Çeşme”‘dir. Bu çalışma halkın beğenisinin ve sanatsal tekniklerin sınırlarını zorlamıştır. Duchamp ile ilgili ayrıntı bir yazı yazacağım.

Sürrealizm ve Salvador Dali

Sürrealizm, sanatçıların gerçekle bağını koparak hayal gücüne dayanan sanat çalışmaları sonucu ortaya çıkan sanat akımıdır. Sanatçıların eserlerinde öznellik vardır yani dünyayı kendi duygu, düşünce ve ruh hallerine göre cevaplayıp kendilerince çözüm önerileri arıyorlardı. Amaçları gerçeklik ve hayal arasındaki çelişkileri gidermekti. Böylelikle ortaya fotoğraf hassasiyetle sinir bozucu, mantıksız sahneleri boyalı bilinçsiz kendini ifade için, gündelik nesneler ve gelişmiş boyama teknikleri garip yaratıklar çıktı.

Salvador Dali, Sürrealizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilmektedir. Dali, sıradan nesneleri yan yana getirerek deforme etti ve mantıksız bir metafor ile bizlere sundu. Bir nevi rüya alemini anlatıyordu ve bizlere görünmediğini gösterdi. Gündelik yaşamında dahi hem giyinişi olsun hem de ünlü bıyıkları ile Sürrealizm’i yaşadı. Belleğin Azmi” veya “Eriyen Saatler” olarak da bilinen en ünlü eseri The Persistance of Memory’yi 1931 yılında yaptı. Geniş bir sahil manzarası önünde eriyen cep saatlerinin tasvir edildiği bu eser, genellikle katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak yorumlandı.

İnsan ve hayvan genetiğiyle özellikle ilgilendi ve eserlerinde bunu yansıttı. Bunun yanı sıra fotoğraf ve sinema gibi alanlarında çalışmalar yaptı. İnsan portrelerini farklı bir yolla resmetti ve resimlerdeki imgelerle oynadı.

Sizin favori akımınız ve santçınız hangisi ?

Rapor Et

Yazar

Fatih Düz tarafından yazıldı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    Tarot | Günün Kartı Şeytan

    Bilgilerimizi tazeleyelim!