içinde

HavalıHavalı

Çağların İçinden Kopan Roman; Ruh Adam

Türk edebiyat tarihinde ilklerden ve beni en çok etkisi altında bırakmış, hatta okuduğum zaman bazı pisikolojik buhranlar geçirdiğim bir romanı ele almak istiyorum. Yazarının Nihal Atsız olduğu romanımızın adı Ruh Adam.

Kalbin benim olsun diyorum çünkü; mukadder

Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sok ver!

Roman kısa bir Uygur hikayesi ile başlar. Hikayede ise yasak bir aşk geçmektedir. Mete Han’ın ordusunda savaşan Yüzbaşı Burkay’ın güzel bir evdeşi, zengin  bir hayatı vardır. O döneme ait olarak tüm ihtiyaçları sağlanmakta ve hiçbir ihtiyacı yoktur. Ancak tek bir kelime ile ihtiyacı olan şey aşktır. Bir gün ağaç altında doğanın tadını çıkarırken bir kız görür “yüreğine od düşer” kendisinin de anlamayacağı bir şekilde daha sonra da bu kızı görmek ister. Her gün aynı ağacın altında beklemeye başlar, artık kız oraya gelmemez. Ağaçlara, sulara, otlara sorar ancak Burkay kızın öldüğü yanıtını alır. Burkay yemeden içmeden kesilir yataklara düşer. Evdeşi Burkay için kamlar, otacılar bakşılar getirtir hiçbiri Burkay’ın derdine çare bulamaz. Bir gün Burkay uykusunda, Açığma Kün adını sayıklayınca evdeşi işi anlar. Dort bir yana adamlar göndererek bütün Kamlançu ülkesini aratır. Ama kızdan bir eser bulamazlar. Bir gün ihtiyar bir kadın gelir ve “senin derdine Kilimbi çare bulur” der. Burkay Kilimbi’ye gider. Kilimbi ona; ” senin derdine ancak şeytanlar başı Madar çare bulur” der. Burkay Madar’a gitti. Madar ona ancaka karısını öldürürse Açığma Kün’e kavuşabileceğini söyledi. Burkay hiç düşlünmeden evdeşini Ejderler Kıralı Naranta’ya adak verdi. Karısı ona çok büyük bir beddua etti, “Burkay iyliğe kemlik ettin, Tanrı seni bedbaht etsin ruhun kıyamete kadar dünyaya her gelişinde ıstırap içinde çalkansın” dedi. Burkay kızı kaybettiği yerde buldu ancak delirdi. Her defasında kıza seni seviyorum diyor ancak kız ona ben de seni seviyorum diyemiyordu. Burkay yine ölürken beni sevir musun diye sordu ancak kız yine cevap vermedi. Burkay öldükten sonra da kırlarda sesleri yankılanmakta, “beni seviyor musun? Istırap çekiyorum”. 

Bu mistik hikaye ile başlayan roman okuyucular üzerinde derin tesirler bırakıyor. Şöyle ki bazı cümleleri büyük düşünür olarak bilinen yazarların sözlerinden bile kifayetli. Örneğn; “akerlik öldü general, sinsi siyasetçilere sırf üniformalı oldukları için asker diyemem.” 

Atsız’ın sırf ırkçı oluşundan eserlerine karşı bir ön yargı olmasına ramen Ruh Adam romanına herkes hayran olmuştur. Romandan kesitleri hatta şiirleri bu gün herkesçe okunmuş, bestelemiş, dinlenmiştir. Bu gün hemen hemen herkesin dinlediği Geri Gelen Mektup şiiri Atsız’a aittir. Geçelim…

Romanın başından itibaren sonuna kadar okumayan kimse kitap hakkında hiçbir bilgiye sahip olamaz malesef. Kitabın sonuna gelindiğinde ise hikayenin bütünlü ortaya çıkmış oluyor ve bizi mistik bir öykünün en sonuna atıyor. Günün bilinen vıcık vıcık aşkların ötesinde dokunmadan sevmenin anlatıldığı bir hikaye. Özelikkle bazı bölümlere değinmeden edemeyeceğim. 

Öncelikle başta da bahsettiğim gibi romanda asker gibi seven ve dokunmadan aşkın güzelliklerini ve ıstıraplarını anlatan Atsız, okuyuculara aşkın farklı bir tasvirini sunuyor. Özellikle benim çok hoşuma giden Selim Pusat ile arkadaşı olan doktor arasında geçen aşk tarifi hayatım boyunca aklımddan çıkmayacak bir boyutta aklımda kalacak. Alatım ise şöyle; Bazı insanların bazı yiyeceklere karşı alerjisi olur. Onu yedikleri zaman şuralarında buralarında kızartılar çıkar. Görünüşe bakarsan adamın derisinde bir hastalık vardır ama hasta olan derisi değil, sindirim organı veya karaciğeridir. Aşk da doğrudan doğruya bir hastalık değil, hastalığın görüntüsüdür. Dediğim gibi asla hatırımdan çıkamayacak bir aşk tarifi. Bir diğeri ise Ayşe Pusat’ın Güntülüye sorduğu soru; Niçin seversin Güntülü? 

Sevginin niçini olmaz ki efendim. Düşünsem makul bulabilirim fakat bu gerçek sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar.

Bu güzel romanın anlatımına son verirken yine romandan bir alıntı yapmak istiyorum; Tiyatro bitti, beklemeye lüzum görmüyorum…

Editör: Oğuz Yılmaz – 14.05.2022

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum yapabilir, oy kullanabilir ya da tepki seçebilirsiniz. Gönderinizi oluşturun!

Rapor Et

Katılımcı

Adem Enes Gezer tarafından yazıldı

Makale YazarıÜyelik Yılı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

    DeepMind'in Şaşırtıcı Yeni 'Gato' AI'sı, İnsanların Asla AGI'ye Ulaşamayacağından Korkmama Neden Oluyor

    NASA Pazar Gününü İşaret Edip Açıkladı: Dev Asteroit Dünya’ya Doğru Geliyor