içinde

HavalıHavalı

Sessiz İstila hakkında

Bugün sabah saatlerinde Siyasal İletişimci ve Spiker olan Hande Karacasu tarafından ”Sessiz İstila” adlı kısa film tarzı bir video Youtube üzerinden yayınlandı. Yayınlandığı andan itibaren yüz binlerde görüntülenme alan film aynı zamanda Twitter’da en çok konuşulan konulardan biri oldu. Şuan ki güncel görüntülenme sayısı 482 bin durumunda sosyal medyada ise konuyla ilgili yaklaşık 103 bin tweet atıldı. Peki Sessiz İstila neden bu kadar popüler oldu ? Film bize ne anlatıyor ?

Film, 29 Nisan 2011 yılında İstanbul’da başlıyor. O zamanlar dünya genelinde Suriye sorunu yeni yeni başlamış ve ilk mülteci grup Türkiye sınırından yurda giriş yapmış durumda. Aile bu durumu fazla umursamıyor ve ileride doktor olmasını hayal ettikleri Göktuğ’un doğumunu bekliyor. Aslında ailenin tutumu, o zaman ki Türk toplumunun durumunu yansıtmakta ve ileride bunun bedelini Göktuğ gibi gençler ödeyecekti.

Sonrasında film, 3 Mayıs 2043 yılına gidiyor. Bakıldığı zaman İstanbul artık Suriye kent merkezi gibi harabe görünümüne gelmiş, insanlar Türkçe yerine Arapça konuşmaya başlamış, devlet yönetimi ise iyice sığınmacılarının eline geçmiş durumundadır. Göktuğ ise artık sokaklarda rahat rahat yürüyemez hale gelip, ailesinin doktor olmasını istediği hastanede ancak temizlik görevlisi olarak çalışmaktadır.

Filmin ilerleyen bölümünde bir sahnede, Göktuğ ve ailesiyle beraber akşam yemeği yer ve içinde bulundukları durum hakkında hesaplaşmaya benzer bir tartışmaya başlarlar. Sahnede geçen diyalogların bir bölümü aşağıdaki gibi ;

Doktorlar patır patır istifa ederken arkalarında durmamışsınız? Sonra ‘Böyle olacağını nereden bilebilirdik?’ Yalan mı baba?

Günümün nasıl geçtiğini sormuştun değil mi? Anlatayım.

Zeynel Bey’in hastanesinde Türkçe konuşmak yasak. Niye? Doktorlar da hastalar da Türkçe bilmiyor çünkü. İki tane Türk arkadaşım var benim gibi, temizlikçi. Onlar da kendi aralarında Arapça konuşuyor.

Zeynel Bey’in hastanesinde adım söylenmiyor, niye? Göktuğ diyemiyorlarmış, dilleri dönmüyormuş. ‘Hey Türk’ diyorlar.

Film, Hande Karacasu’nun göç ve mülteci sorunuyla ilgili verdiği istatistikler ve Ulu Önder Atatürk’ün sözleriyle bitiyor.

Mülteci sorunu artık Türkiye’de vazgeçilmez bir olgu durumuna geldi. Son araştırmalara göre Türkiye’de 8 milyon mülteci bulunmaktadır. Türkiye’de bazı şehir ve ilçeler tamamen mültecilerin eline geçmiş, tabelalar arapça olmuş ve yaşam tarzlarını empoze etmiş durumuna gelmiştir. Haliyle Türkiye sevdalısı insanlar, bu duruma karşı çıkıp bu konuya itiraz ediyorlar. Bazı çevreler tarafından ”Irkçı” olarak nitelendirilseler de bu çalışmalar devam etmelidir. Çünkü artık insanlar huzursuz durumda, sokaklarda tacize uğramak istemiyor ve onlar gibi yaşamak istemiyor.

Siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz ?

Rapor Et

Yazar

Fatih Düz tarafından yazıldı

Ne düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

Elon Musk, Warren Buffett'ın kripto para karşıtı olmasıyla dalga geçti

Bilim insanlarından korkutan teori: Evren çok yakında daralmaya başlayacak